20 Mayıs 2024 Pazartesi Türkçe Subscribe Login

Catalog

Months
Days
Pages
Pazar 6 Aralık 2015 EDİTÖR: MÜNEVVER OSKAY TASARIM: ECE KURTULUŞ haber 13 aramayacaksın’ ondan başlamak gerekli. Fevziye Cengiz’le davanın başından beri avukatlığını yapan Hanife Yıldırım’ın bürosunda buluştuğumuzda çok şeyden konuştuk. Nefesi tıklaşarak o günü tekrar anlattı, “Başıma gelecekleri bilseydim dava açmazdım” dedi. Yılmıştı. O da, eşi Murat Cengiz de ruhen bitkindi. Fakat en son fotoğrafı çekilirken, “Ben artık fotoğraflarda Pınar gülmek istiyorum” dedi birden Cengiz. Öğünç Eşiyle sarılıp gülüşerek poz verdiler. Ofiste bir köşede yağlıboya bir tablo gördü, bir deniz kıyısı... “Her şey denize gittiğimiz bir gün başlamıştı, bu tablo çıktı karşıma” dedi. 2011’den beri herkes Fevziye Cengiz’i, bir buçuk ay morluğu gitmeyecek o tokat iziyle, darptan ve öfkeden düşmüş yüzüyle hatırlıyordu. 17 Temmuz 2011 günüydü. Fevziye Cengiz’in, İzmir Karabağlar’da, eşi, kızları, damatları ve Murat Bey’in kardeşi olarak oturdukları müzikhole denetim için polis geldi. Eşinin kimliğini getirmek için arabalarına koşturmasına rağmen, o esnada kimliksiz olduğu gerekçesiyle Fevziye Cengiz ilk tokadı yedi, karakola götürüldü. Bir odada iki polis tarafından feci şekilde tekmelerle, tokatlarla, üzerine oturularak, saçları çekilerek dövüldüğünün görüntüleri ise beş ay sonra çıktı. Bir de dayağın görünmesini engellemek için perdeyi çeken ve hiçbir şey yapmayan üçüncü polis vardı. Mahkeme “işkence” yerine “basit yaralama” suçundan bu iki polis memurunu 1 yıl 3 ay hapse mahkum etti. Mağdur Cengiz ise dokuz yılla yargılanıyordu. Neden mi? Direndiği, polise hakaret ettiği gerekçesiyle. Nihayetinde kendisini döven polislerden sadece 13 gün eksik ceza aldı. Bu da yetmedi. 1 ay kadar önce İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı temyiz talebinde bulunarak Cengiz’in cezasının 7.5 aydan 5 yıl 3 aya kadar çıkarılmasını, “haksız tahrik” altındaki polis memurlarının cezasının ise 4 9 ay arasında olacak şekilde indirilmesini talep etti. Şu an Yargıtay Başsavcılığı’nın konuya ilişkin görüşünü açıklayacağı tebliğname bekleniyor. “Rüyamda görsem inanmazdım, kâbus gerçek oldu” diyor Cengiz. Kâbus bitmiyor da. Evet, her şey denize gittikleri o temmuz günü başladı. Babasından miras kalan bir miktar toprak satılmış, hissesi o gün eline geçmişti. Cengiz’in baba tarafı Elazığlı, İzmir’e o daha bir yaşındayken gelmişler. Çok düşkün olduğu abisi ve ailesiyle birlikte Seferihisar, Ahmetbeyli’ye gittiler, denize girdiler, eğlendiler. Dönüşte hamile olan kızları, onun eşi ve kayınbiraderiyle Karabağlar’daki müzikhole oturdular. Sonra işte denetim için polisler geldi. Murat Cengiz arabayla eşini takip etti. Ne karakola sokuldu, ne de sonra hastaneye. “Hastanede doktora ‘Abi beni dövdüler’ dedim, ‘Ne diyorsun sen’ diye çıkıştı. Baktım kapı açık, polisler orada. Ben polislerin neler yapabileceğini o an anladım” diyor şimdi Fevziye Cengiz. İlk bilirkişi raporu da feci dayaktan söz etmiyordu zaten. Sonra neler değişti hayatlarında? “Hayat diye bir şey kalmadı” diye başlıyor Murat Cengiz. Üç kızları var, büyük ikisine bıraktıkları marketlerini, tüm ruhsatları bulunmasına rağmen sürekli kaçak mal sattıkları gerekçesiyle taciz edildiği için usanarak kapattılar. Asıl işi şoförlük. Nakliye şirketlerinde, okul servislerinde, turist otobüslerinde şoförlük yapıyor; o da kim olduğu anlaşılana kadar. Sonra işten atıldığı ‘Haklı da olsan, hakkını VEDAT ARIK FEVZİYE CENGİZ’İN BİTMEYEN KâBUSU SİYAH BAŞÖRTÜLÜ EYLEM umartesi Anneleri, GalataC saray Meydanı’ndaki 558. buluşmada, öldürülen faili meçhullerin avukatı Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’yi andı. Siyah başörtüleriyle oturma eylemi yapan kayıp yakınları, “Bunu söylemek kahredici olsa da, biz de senin davanın takipçileri olacağız” dediler. Eylemden sonra üzerinde Tahir Elçi’nin fotoğrafı olan “İstanbul Barosu’nu suskunluğa son vermeye çağırıyoruz” yazılı pankartla İstanbul Barosu’na yürüdüler. Eyleme destek veren CHP’li Sezgin Tanrıkulu da Elçi’nin hukuk mücadelesini anlattıktan sonra bir sırrını paylaştı: “Elçi, Ertak dosyasını incelerken gözaltına alınmıştı. Ertak da gözaltında kaybedilmişti. Onun gözaltında olduğuna dair yüzbaşı imzasıyla bir tutanak vardı. Elçi bunun örneği S Fevziye Cengiz, 2011’de ailece gittikleri müzikholden alınıp karakolda feci şekilde dövülmüştü, polislerle neredeyse aynı cezayı aldı. Son temyiz kararının ardından, hayatının nasıl değiştiğini anlattı. ‘EşİM OLDUğUNA İNANAMADILAR’ Fevziye ve Murat Cengiz ilk kez gülerek poz vermek istediler. ni dava dosyasından almıştı. Bürosu basılmadan bu belgeyi de bürosunun demir kapısının kenarındaki boruya saklamış. Davada AİHM bu belgeyi istemiş ancak devlet vermemişti. Elçi bu belgeyi sunmuştu. Türkiye de yine Ertak dosyasında en ağır mahkumiyetinden bir tanesini aldı. Bu sırrı bana anlatmıştı, artık bende kalmasın istedim...” l İSTANBUL/Cumhuriyet Nurettin Yedigöl’ün kaybedilmesi perşembe günü gündeme gelecek ALİCAN ULUDAĞ OğUZ YILDIZ K ş A IK L IR S A K E R ÇEY mez” diyor Murat Cengiz. Çok sinirlendiğinde, “Sen de beni o gün koruyamadın” diye söyleniyormuş. Hâlâ birlikte direnebilmelerinin tek gerekçesi temelin sağlam olması. Bir yıldırım aşkı var hikâyenin gerisinde. 1974 doğumlu Fevziye Hanım, derici olan abisinin yanında tekstil işini çok küçükken öğrenmiş. 16 yaşında çalıştığı erkek gömlek atölyesinde de başka bir makineci dikkatini çekmiş. Tam bir ay sonra düğün yapacaklar. Askerden dönüşünü bekleyecek. En çok neyi beğenmiştiniz birbirinizde, diye soruyorum. “O çok yakışıklıydı, ben de çok güzelu yaşadıkları Fevziye Cengiz’in B sinirlerini altüst etmiş, hafif gülerek, “Başkası olsa tahammül ededim” diyor Fevziye Hanım gülerek. “Ben temiz kalpliliğini de sevdim” diye ekliyor Murat Bey. Birbirine “Sen ölürsen, aynı gün ben de öleyim” diyen bir çift. “Burukluk var ama sevgimizde bir şey olmadı” diyor Murat Bey, Fevziye Hanım sevgiyle bakıyor uzaktan. şu da var... Sonradan kulaklarına geliyor. “Eşimi o gün yabancı zannetmişler, karım olduğuna inanamamışlar. Kimliğimi verince bile inanmadılar. Bir anda o hareketleri yapmalarının sebebi buymuş” diyor Murat Cengiz. Ne tuhaf, yakıştıramamışlar işte, yalan söylediklerini düşünmüşler. 25 yıllık evliler, yaşadıkları her şeye rağmen birlikteler, bıraksalar çok da mutlu olacaklar oysa. eve yapılan operasyonda gözaltına alındı. İstanbul Emninayasa Mahyet Müdürlüğü’nün kemesi GeGayrettepe’deki ünnel Kurulü işkence merkezi lu, 12 Eylül dönemin1. Şube’ye götürülen de gözaltına alınıp Yedigöl, ağır işkenkaybedilen Nurettin celerden geçirildi. İşYedigöl’ün ailesinin N. Yedigöl kenceye tanık olarak bireysel başvurusunu perşembe günü görüşecek. arkadaşları, Nurettin’in öldüğünü söyledi. Ancak emniyet, Mahkemenin vereceği karar, Yedigöl’ü gözaltında kaybetti. Cumartesi Anneleri için umut ışığı olacak. En azından devle Baba İsmail Yedigöl, çalmadık kapı bırakmadı. Savcılık, olaya tin mahkum edilmesi açısınilişkin zamanaşımı nedeniydan ilk karar olacak. le kovuşturmaya yer olmadığı Yedigöl, 26 yaşında 12 Nisan 1981’de İdealtepe’deki bir kararı verdi. l ANKARA Annelerin gözü AYM’de A umartesi Anneleri, Galatasaray’daki 524. buışluşmasında Yedigöl’ü anm Zey esi tı. Yedigöl’ün ann can Yedigöl’ün (89) gönder “34 : ştu mu un ok p ktu diği me a yıldır her gece başımı yastığ o yuy ko e diy ‘oğlum nerdesin’ rum. Oğlumun mezarını iste uk çoc di sey iste an oğ dim. Erd i. larımızın mezarı bulunabilird ım cağ ku ri Oğlumun kemikle da gömülmek istiyorum.” ‘Kemikleriyle gömün beni’ C Koğuşta açık kapı skandalı Çakıcı Heybetli dalet Bakanlığı müfettişleri Edirne’deki Trakya Üniversitesi Hastanesi mahkum koğuşunda denetleme yaptı ve halen hükümlüler Alaattin Çakıcı ile Hasan Heybetli’nin kaldığı mahkum koğuşundaki 2 güvenlik kapısından birisinin açık bırakıldığını belirleyerek savcılığa suç duyurusunda bulundu. 7 infaz koruma memuru hakkında “Örgüte yardım ve hükümlünün kaçmasını sağlamaya teşebbüsten tutuklama kararı verildi. A ‘Hayatımız kalmadı’ nı söylüyor. Küçük kızları artık 12 yaşında, korkudan evde tek başına su dahi içemiyor. Olayın hemen ertesinde okula giderken bir sivil polisin takip ettiği kuşkusuyla korkup kızı bir yıl okuldan almışlar. Ortanca kızları dediklerine göre evin gergin ortamından kurtulmak için kaçıp evlenmiş. 19 yaşında, son ikizlerle üç çocuk annesi şu an. O gün birlikte denize gittikleri, Fevziye Hanım’ın düşkün olduğu abisi olayın hemen ardından kanser oldu. “Sebebim sensin” demiş bir kez ona, “Kahroluyorum” diyor, anlatırken gözleri doluyor yine. Görüntüler çıkana kadar Murat Bey’in ailesi dahi inanmamış, ancak şimdi iyiymiş araları. Fakat yine görüntülerden önce, mahalleli gitmeleri için imza topladığından yıllardır oturdukları kendi evlerinden, ayrılmak zorunda kalmışlar. Damatları, damatlarının ailesi ve kendi ailesi üzerinden tehdit aldıklarını söylüyor Murat Cengiz. ‘Onlar bizden güçlü’ Bu arada o sırada müşteri olduğu yönünde ifade veren müzikhol çalışanları da ifadelerini değiştirdiler zaman içinde. Fevziye Cengiz, eşinin Afganistan’a şoförlük için gittiği ve parasını alamadığı dönemde garsonluk yapmış; garsonluk kartı var. “Orada garson olarak çalışsam niye saklayayım. Çalışsam yanımda eşimin, ailemin ne işi var? Hem garson olsam da suç değil. Kartım olmadan çalışıyorsam ceza alacak olan, girişimi yapmayan yerdir. Ben niye gitmeyeyim karakola” diyor şimdi. Cengiz, o günden beri garson, hatta konsomatris olmadığına insanla rı ikna etmek zorunda bırakılıyor. “Ben her yere giderim, eşim yanımda, kimseyi ilgilendirmez. Kıyafetime de laf ediyorlar, denizden dönmüşüz, deniz kıyafetlerim onlar” diyor her defasında. “Dava ettiğime pişman oldum aslında,” diye giriyor küskün, “Başta kazanacağımı düşünmüştüm. Cahil kafam haklısın diyordu. Dayağı yiyip oturmam lazımmış bu ülkede, onu anladım. Haklı da olsan, hakkını aramayacaksın. Yenilen dayak ortada, hâlâ suçlusun. Bu nasıl ülke, nasıl dünya? Beni yıldırdılar, bunu başardılar. Onlar bizden güçlü, çok güçlü. Kanunen cezalarını alamıyorlarsa, Allahım versin cezalarını, başka bir şey istemiyorum. Suçlu muyum niye gireyim cezaevine? Öldürürüm kendimi, o zaman bulsun Türkiye adaleti derim.” Karakoldan ölüsünün çıkacağını düşünmüş, iyice içi kararınca “Ölseydim daha iyiydi” de diyor. Masanın altında üzerine çıkılarak yediği dayaktan ötürü hâlâ kapalı yerde daralıyor, asansöre binemiyor. “Daha kameranın göstermediği kapı arkasını bilmiyorsunuz” diye ekliyor gözleri boşluğa dalarak. Eskiden marketi kapatıp eşiyle çay içmeye, balık yemeye, eğlenmeye falan giden, hayatı seven bir çiftken, küçük kızlarıyla birlikte eve kapanmışlar. “Artık denize gitmeyi de canım istemiyor. Ölen abimle birlikte son mutlu denize gidişimizdi o gün” diye iç geçiriyor. Bir deniz kıyısının resmedildiği o tablonun önünde konuşurken, en son ne zaman kendini mutlu hissettiğini sordum. “Kızım sınıf başkanı seçildiğinde herhalde” dedi. Aleyna doktor olmak istiyor. l İZMİR TEMPO’DA BU AY Değişen yüzü ve içeriğiyle okurlarının karşısına çıkan Tempo, yaşam tarzına derinlik katma felsefesiyle yola devam ediyor. Tempo yine biyografilerden stil konularına, tasarımdan düşünce yazılarına uzanan içeriğiyle ufkunu açmak, farklı fikirleri aralamak isteyenlere göre. tempodergisi / TempoMagazine / @tempo dergisi Dergiyi, AppStore ve GooglePlay’de 'Tempo Dergisi’ adıyla bulabilir, tablet ya da telefonunuza indirebilirsiniz. C M Y B
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear