01 Temmuz 2022 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA CUMHURİYET 20 EKİM 1996 PAZAR 8 PAZAR KONUKLARI İhracı istenen DYP Manisa Milletvekili Ayseli Göksoy 'Kancık sözcüğü kişiye göre kullanılır' REFAHYOL hükümetinin güvenoylaması sırasında 'ret' oyıı kullanıncapartisindekilerin şimşeklerini üstüne çeken DYP Manisa Milletvekili Ayseli Göksoy, geçen lıafta içinde RP-DYP koalisvonıı hakkında verilen gensorunun giîndeme ahnmasına destek verince, ihracın eşiğine geldi. Kadınlar için yasak olmasına karşın 'pantolon 'la geldiği Meclis 'tekı odasında Göksoy, gerek güvenoylaması gerekse vensorııdaki tutunnı nedenivle başına gelenleh, neden Rr ile koalisyona karşı çîktığını sorulanmız üzerine anlattı: SÖYLEŞİIŞIK KANSU - Siyaset yapmak için neden DYP'yi seçtiniz? - 1964 yılında Türk Kadınlar Birlığfne girdim. Son I5yılıda. burada genel başkan olarak geçirdim. Bu süre içinde kacınların demokratik haklannı kullanabilmesı için uğraij \erdim. Hıç milletvekilı olmayı düşünmemıştim: Tarısu Hanım'ın davetıne icabet ettim. Tansu Hanım'ı. 'kurtlar sofrası' denir ya. bu kadar erkeğin içinde. hele hele başbakan olan bır kadın olarak takdir edıyordum. sevgiyle bakıyordum. Çağrısını onur saydım. - Milletvekili adaylığını kabul ederken, Tansu Çiller'e baa koşullannızı iteri sürdünik mü? - Partı erin yoluııu bile bilnıezdim. Hakikaten. para yatırmak için Meşrutiyet Caddesi'ne gittim, meğer DYP Selanik Çaddesi'ndeymış. Atatürk ılkelendir benim partım. Bunu kendisine söyledım. Tansu Hanım. "Sizden beklediğimiz, istediğimiz bu. Siri bunun için çağınyorum" dedi. Beni rahatlattı bu sözler. Manisa'dan aday oldum \e seçildim. - Yani bazı güvenceler almıştınız Sayın Çiller'den... - Atatûrk ilkelerıne bağlı laik bir kadınım ve büyük bır kadın grubunun başındayım. Tansu Hanım. bu ilkelerinıle çağırdı. Tansu Hanım'ı çok kabahatli bulmuyorum. ANAYOL hiikümeti kuruldu. çeşitli dedıkodular oldu. Ben onları bilemem. Derken. Refah ıle koalısyon geldı dayandı. Mecburdu. eli mahkûm olmuştu kurmaya. Çünkü. hükümetsız kaimıştı iilke. "BizkurmasakANAPkuracak*'deniyordu. - REFAHYOL hükiimetine gü\eno\ u vermediniz anıa... - Yıllarca özgür. çağda> kadın olması için mücadele eden ben. kadını bır yana koy up çarşafa giren bir kadının temsil ettiği bır partiyi kabul edenıezdim. Ama. RP'yi takdir ediyorum. Çünkü. kendı prensiplerıni. ıdeolojisini sonuna kadar yüriıtüyor. Ama benim ideolojıme ters. Onun için kalkıp 'e\et" diyemezdim. Bu olayı DYP'nin aleyhine görüvordum. nitekım de son gelişmelerbenı haklı çıkardı. - O zaman size baskı yapıldı mı? - Tehdıtleraldım. Bir Şırnaklı millet\ekıli. benı 'toz etmek'le tehdit etti. Meclis " ~~ lojmanlarındaki kapıma yazılar yazıldı. - Hem de milieftekili lojmanlarındaki e\ ini/e ö> k- ıni? - E\ct. evet. -Neyazmışlardı? - Çok çırkın bir şey. Geçen gün de bir mılktvekıli beş aşağı beş y ukan onu söy ledi. 'Ret' vereceğımi söyledim. Bunun üzerine bana Meclıs'e gelmememi söylediler. Gelmemek. benim karakterime uygun değil. - Kim ""061016" dedi? - Onu artık söylemeyeyiın. Telkin ettiler. Son ana kadar sustum ben. Hissettim kı. 'ret' \ereeeğimi söylesem. evden bıle çıkanıayaeağım. Son gün kızımın e\ ine gittim \e partiye telefon edip "Ben geliyorum \e güvenoylamasında ret vereceğim" dedinı Meclis'teki odamda. "Sizinle özel konuşacağız. Tansu Çiller sizinle göriişecek'" dıye sıkıştırdılar. Meğer Tansu Hanım genel kuruldaymış. Tansu Hanım' ın bürosunu aradım. Orada televizyon açıktı herhalde. oylamada Istanbul'un sonuna gelindiğini duydum. Manisa'ya az kaîmıştı. Manisa il başkanı \e Şırnak millervekilleri bana soda getirmek için dışan çıkmışlardı. Fırsat bilip odadan fırladım. Bu kez. Meclis'in döner kapısında. "Bir dakika bir şey söyle\eceğiz~ gibisinden.. ama. ben kendimi salona koşarak attım. Az daha aeç kalsam ismim okunacak ve ben salonda olmayacaktım. Daha sonra girsenı. kendimi anlatmam zor olacaktı. "Ret" der demez. arkadan laf artılar. Cevabını verdım tabii. lafın altinda kalmam. Biraz ıriyarı olduğum için fazla yaklaşamıyorlardı. - O dönemde kendinizi Jeanne D'arc'a benzetmiştiniz. - Jeanne D'arc kendini feda etmişti. tnandığım doğrultuda sonuna kadar giderim. Arkada bıraktığım kariyerim \ar. Bır anneanne olarak torunlanma. bir anne olarak kızlarıma kötü örnek olmak istemem. - Son günlerde çok tartışılıyor. Sizce ilkeli olmak. erkek olmay ı gerektiriyor mu? - Hayır. hayır. Toplumda "Kancık" diyorlar. Kancık. kadınla eşdeğer bir kelime gibi. "Merfdeyinceerkekle eşdeğerbir sözcük oluyor. Bunlar birer sıfat. Kişilere göre kullanılır. Bir kişı merttir. bir kişi kancıktır. Ama. bu ister erkek. ister kadın olsun. - Pantolon giymişsiniz. Sayın Doğan Güre^'in gündeme getirdiği eteklik giyme tartışmasına karşı bir tııium mu bu? - İşin şakasındayız. Meclis'te pantolon yasak. Gelirken baktım dolaba ne giyeyim diye. Pantolon gıydim. Biraz evvel. DYP Konya Milletvekili Necati Çetinkaya ile karşılaştım. "Çok şıksınız"dedi. Ben de. "Şık değilim. sadeee pantolonluyunı" dedim. - Gelelim, son gensoru önergesinin gündeme alınıp ahnmaması oylamasında 'evet' demenize. - Oylamanın yapılacağı gün. Günaydın gazetesinde bır haber gördüm. Tenzih ederim kendini. haberde "Tansu Çiller. baa milletvekillerini dosyalarla durduruyor" diyor. Doğan Güreş'ın oğlu ile ilgili. Gencay Giiriin Hanım'ın tiyatrolarla ilgilı. benim de Türk Kadınlar Birlıği ile ilgili dosyam varmış. İnanın. bu beni resnıen çıldırttı. Gazeteyi kaptığım gibi Meclis'e girdim. O haberi yazan kızı dava edeceğim. Bır milletvekili bey söylemişona. Eğerodosyayı çıkaramazsa ben başka bir dosyayı yutturacağım kendisine. Mutlaka. Böy le bir AYSELİ GÖKSOY 1935, İstanbul doğıımlıı. Ankaru Zübevde Hanım Kı: Teknik Okıılıı nu bitirdi. Türk Kadınlar Biıiiği nin uzun süre genel başkanlığını sürdürdü. 1995 seçimlerinde Manisa'danDYP Milletvekili seçildi. Ressam. evli, iki çocıık annesi. ha\adis çıktıktan ^onra. hiç kimse benden bir şey beklememelıydi. Susarsam. dosyadan çekindiğimi söyleyeceklerdi. Duydum ki. Gencay Hanım istifa etmiş. tstifayı ricat gibi görürüm. Sonuna kadar fikırlerimle mücadele ederek kalırım. Ama, istemiyorlarsa beni. Sayın C'uınhurba^kanı'nın bır sözü var. "Demek ki neymiş?" Bu partıde Atatürkçü kadınlara yer yok demekmı^. - Dosya deyinee aklınııza Tansu Çiller ile ilgili dosyalar geldi. Bunlar sizi hiç rahatsı/ etmedi mi? - Ben ekonomıst değılım. Bu partide çok yeniyim. Birkımse hakkındj görüş belırtnıem \anlı^ olur. Ama. benim olayımda da. kimse o gerzek adam. "dosyalar" derken olmayan şe>lerden söz etmis. Olmayan >e\leri de konu^an insanlar var. Bız dedikoducu bir toplum olduk. Geçenlerde Hollanda'dan 15 hanım geldi. Tansu Hanıırfa götürdüm onlan. Herkes sandı ki. bu son oylama içkı çağırdı. Halbuki. Tansu Hanım beni çağırmadı. Bu hanımlar görü^mek istedi. ben randevu istedim. - Yani oylamadan iince Tansu Çiller sizi çağırmadı. - Çağırmadı. Herhalde tahnıın etmıştır. "Deüdiryapar" demıstir. Hollanda"dan gelen hanımlar dediler ki: "Hollanda'da baştaki bü> ükler siyaset \apar. öbürleri de onlan dinler. oylannı \erirler." Halbuki biz. millet olarak siyaseti hep beraber yapıvoruz. Onun ıçın bir sürü lat üretmeler. dedıkodular olııvor. Milletvekıllen demilletin vekili olnıuyorlar da. dedikodu vekilı gıbı oluvorlar. Meclis'ı çok tarklı bııldum. Kişisel he>aplar fılan, enteresan yani. - Çıkarlar mı öne çıkıyor? - Bılemiyorum. Kendi partımde. dığer partilerde bu böyle. Herkes bır ^eyler konu^uyor. açıkladığı fikirlerden "Buadam budur" dıyorsuıuız. Sonra o ınsanın birdenbıre tam aksinı konu^tuğunu görüyorsunuz. Bu. bana uvmuyor Bir insan ya >iyah ya da beyaz derıhdır. Sı\ah denlı bir insantn. "Beyazım" demesı kadar anlamsız bir >es yoktur. - DYP'den ihracınız gündeme geldi. - Ben. bu işleri yaparken ıhracı göze aldım. Çünkü. ihraçtan korkarak hareket etsem. kendimi düşünüyor olurum. Hamama giren terler. Açık bir ınsanım \nnemin bir latı \ardı. "Kızım. boğaz dokuz boğumludur. 1 aflannı bu boğumlardan geçir" derdi. Bende bu boğumlar teşekkül etmenıİ!). İçimdekı hısler hep dışımdadır - İhraç edilirseniz. ne vapacaksınız? - İhraç edilirsem. havatın sonu gelmez. Bırçok arkadaş bağımsız oturuyor. Ama. sonuna kadar bağımsız kalmam. Çünkü. boşlukta dolaşmavı sevmem. - Kendini/i nereye yakın hissediyorsunuz? - Eski ÇHP döneminin çocuğuyujiı ben. Aılem. Demokrat Parti zamanında koyu demokrattı. Çılgınca Menderesçiydik. Menderes asıldığında. kara yaslar bağlamıştım. Onun için ben oradan »eliyorum. - Bundan ANAP'a gideceğiniz sonucu çıkar mı? - Yeni oluşumlar oluyor. O olabilir. ANAP olabilir. Bilemıyorum. - .AJdıgınız tepkiler nasıl? - Kadınlardan olumlu tepkı alıvorum. Erkekler teletbnda ağlıyor. Yallahi ve bıllahı. size yeminle söylüyorum. ağlıyor adam. Arayan bir genç adam. Atatürkçü olduğunu söyleyip kutladı beni. Ama Atatürkçü derken. tenzih ederim. DYP Atarürk'e. laikliğe inanan bir parti. Ondan şüphe etmek ne benim haddim ne de başkasının. - Son günlerde Sayın Erbakan da "Atatürkçü olduğunu' söylüyor. - Hah. o komik. Kongreye. Atatürk'ün bir yamuk resmini koymuşlar. Resmin altında oturan örtülü kızlar ile Atatürk birbırıne baglanabilır mi? Bunlar çelişkı. aldatmaea. RP'nin ideallerı var. ama bızimki çok avrı. "Laikliğin teminatıyız" divoruz. ama laiklik elden gıdivor. Erbakan. "Türkiyesaneılı bir değişim geçiriyor" dedi. Bu değıyrn değil. Türkive doğum yapıyor. Ama. çocuk ters gelivor. anne de va ölecek ya da sakat kalacak. - Hangisi kurtanlmalı sizce? - Ben. "Çocuğu sezaryenle çıkaralım" diyorum. Anne ölmesin. Kadınlann altmcı duvgusu çok daha kuvvethdir. Hissediyorum varını. Onun için rahatsızlığımı dile getirdim. - Size. son oy lamada küfür edenler de oldu. - D^•p"li arkada^ım işgüzarlık vaptı (DYP Çankın Milletvekili Ahmet l'yanık'ı kastediyor). Üvanık değil. uyuyor garip. ne dediğıni unutuyor. Ben. sonradan pişman olacağım bir şey yapmam. Uyanık gibi söylediğimi daha sonra kıvırtmam. - Duydunuz nıu o sözleri? - Tabii. tabıı. O latlar üzerine kendisine "Terbiyesiz" dedim. Onu niye söylemivor? Onu söylesin. O beyi hiç tanımam. Maske gibi suratlı; uvur mu. uyanık mı bellı olmayan bir adamcağız. Ben. kâğıda "evet"ı yazarken başımda dikiliyordu. "Siz onu bırakın. öbür kâğıda hayır yazın" dedi. "Evet" yazdım. götürdüm attım Arkamdan homurdanıp duruyordu. Saffet Arıkan Bedük beni korumaya geldi. Halbuki benim korunmaya ıhtiyacım yok. Sendelemişim filan. Yok öyle bir ^ey. Bana bıri şöyle vurduğu zaman. ben ona üç tane atmazsam. rahat edemenı. - Atar mıy dınız gerçekten? - Aa. tabıı atarıın. Hiç >akam yoktur. Ben. böyle şeye pabuç bırakmam Ben de Gencay Hanım gibi istifamı verip bir yerlerde otururdum. Hayır. ben mücadeleyi gözlerınin içine bakarak yaparım insanın. kaçarak değil. Ben. asker kızıyım. Eşim de eskiden askermiiî. Ben e\ lendiğimde asker değildi. ama bunlar benim kitabıında vazmaz. DYP'den istifa eden îzmir Milletvekili Gencay Gürün 'Aynı düşüneceksek üniforma giyelim' DYP'den istifa ederek muhalefetle birlikte "kabul oyıı " kullanan Gencay Gürün, Türkiye 'nin tahhi boyunca uğradığı en büyük hakaret karşısında konıısmayı kabul etmeyen parlamentonun haline üzüldüğiinü anlattı. Kendisini deneyimli bir politikacı olarak görmeven Gürün, bövle bir dunnnda tüm parlamentonun giinlük poıitik pragmatizmi bir tarafa bırakıp avağa kalkmasını ve bunun biitün ülkede yankılanmış olmasını istediğini vurgııluyor. Bazı komdarda, 'daha az politik' görünmenin politik açıdan uzıın vadede çok daha etkili olduğunu düşünen Gürün sorıılarımızı vanıtladı: SÖYLEŞİ SERPİL GÜNDÜZ - Sizce siyasi krizden çıkışın formülii ne? -Ben kendimi tecrübeli bir politikacı saymıyorum. Belki onun için arkadaşlarımın çoğundan farklı dü$ünüyorum. Belki politik açıdan onlar benden daha doğru düşünüyorlardır. Ben. Türkıye'nin içinde bulunduğu bu durumda. büyük politik hesapları ve politik oportüniteleri bir tarafa bırakıp sadece Türkıye'nin geleceğini düşünürsek daha doğru hareket etmı^ oluruz sanıyorum. Bugünkü matematikte ANAP'la DYP. artı CHP ya da DSP olması gerekiyor. Bu dört parti de cumhurıyetin ilkelerıne bağlı partiler. Refah Partisi deği^imci bır parti. Dolay ısıy la bu dört partiden farklı bir felsefesi ve söylenıi var. Onun için dört partinin bir araya gelmesi çok daha doğal. Bana sorarsanız dördü de bir araya gelip yeni seçim kanununu ve şu anda çok gerekli bazı reformlan yapıp yeni bir seçime gidebilirler. Bir "ulusal uyuşma' kabınesı kurup çok gerekli bazı kanunları çıkanp reformlan yapmaları gerekir. Bunu söylemesi. y apmasından kolay. - DSP'ye geçeceğiniz söyleniyor. Hangi partiyi kendinize yakın görüyorsunuz? -Hepsi söyleniyor: söylenebilır. Bu dört parti de cumhuriyetın partileri. Fakat ben bu kararımı verirken hiçbir şey düşünmedim. İlkelerim doğrultusunda böyle bir karar vermeyi dü^ündüm sadece. Onun ıçın henüz hıçbır yönde bir adım atmış değilim. Bir süre beklemek ıstiyorum. Hepsi benim arkadaş.larıni. - Siyaset dünyasına atıldıktan sonra sizi çok şaşırtan bir olay oldu mu? -DYP'nın Refah Partisi ıle koalisyon yapması benı çok şaş.ırttı. Çünkü bütün seçim kampanyasını. "Refah'ı durduracak parti biziz" teması üstüne kurmıı^tuk. Bundan daha >asırtıcı bir s,ey olamaz herhalde. - REFAHYOL'dan aynldığınız noktalar neler? -Birles,tiğım nokta ne'.'.. Şınıdı bu. genel bir >ey değil. Günlük politikalarla görülen bır sey bu. Ben. hem laikliği zedelevecek olavları görüyorum hem de asil önemlisi. DYP'den istifa etmemin nedeni olan dıs. politikadaki olaylan. Bunlan vahım görüyorum. Beni dıs, politika çok etkiliyor. İçeride birtakım >eylerı kendi kendimıze düzeltebiliriz. değiştirebilıriz. Dışandaki ilişkilerimizı ve Türkiye'nin yerini sarsarsak: politikamızın rotasını değiştirirsek bazı şeyleri geri almamız mümkün değil. Biz. bundan 20 yıl kadar önce Avrupa'ya girme şansını o zaman MSP'de olan Erbakan'ın direnmesı ile kaçırmıştık. Yunanisian bas.v urduğu vakit. bız de beraber başvurmalıydık. 0 zaman ya ikimızı de alırlardı. ya ikimizi de almazlardı. Ama zaman içinde bizi alma ihtimali kuvvetliydı. Bu fırsatı kaçırmasaydtk bugün Türkiye çok başka bır konumda olurdu; hem sosyal. hem ekonomik olarak. Bir küçük hata Türkiye'ye ne kadar zaman kaybettirdi. Belki de bir daha yakalayamayacağı bir fırsatı kaçırdı. Onun için dış. politikada yapılan hatalarbir ülkenin geleceğini etkileyecek nitelikte oluyor. Ben ^u sırada dış politikada inanılmaz hatalar görüyorum. Değil Türkiye gibi bir dev let. aşiretlerden kurulan Afrıka devletlerı bile böyle hatalar yapmaz. - Dışişleri ile Dışişleri Bakam'nın görüşü Başbakan'la paralel mi? -Kesinlikle Başbakan'ın görüşüyle paralel değil. Çünkü Dısjîjleri Bakanı büyük bir tepki gösterdi Kaddafi'nin davranışına. Oradaki büy ükelçimizi geri çektik. Bu da enteresan. Başbakan. Dışişleri'nı hiç dinlemiyor. Gelen telgraflan. uyanlan kaale almıyor. Dışişleri Bakanı ile oturup konuşmuyor. Kendi kendine "^3 yıllık dış politikamızı alabora etmeye çalışıyor. Bu da bana son derece tehlikeli geliyor. Beni üzen şu oldu: bu parlamento. Türkiye'nin tarilıi boyunca uğradığı en biiyiik hakaret karşısında. bu hakaret üstüne konuşmay ı kabul etmedi. Gensorunun gündeme alınıp alınmamasıydı oylanan. Böyle bir hakaret karşısında konuşmay ı. tartışmayı bile istemedi bızim parlamentomuz. - Doğan Güreş'in "Oyumun rengini beğenmezseniz bana etek giydirebilirsiniz™ gibi bir sözü var. Sizce Güreş. kadınlan gü\enilmez mi görüyor? -Hayır. Bu etek meselesi çok büyütüldü. Bazı tabirler yerleşmiştir. Düsünülmeden söylenir. Biz birine 'acemi' denz mesela. Bu 'Acem* olan İranlılara hakaret etmek için söylenmemiştir. Bazı tabırlerimiz vardır. 'erkek gibi', 'erkek sözü ver' şeklinde. Simdi femınizmın yükselme dönemi ölduğu için bu kadınlan çok etkiliyor. - Siz bu arkadaşlannızın karannı nasıl karşılıyorsunuz? -Ben başkalan için çok fazla hüküm vermek istemem. Sanıyorum onlar daha tecrübeli politikacı olduklan için şöyle bir felsefeleri var: "Politika netice alma sanatıdır." Sonuç alamayacağınız birgırışımde bulunmayın gibi bir düşünceleri var. Bir 2ü kişi birbirlerinden emin olarak oylamaya girselerdi başka türlü olurdu. - D\ P'li küskünk'r, \eni (5luşumcular sizi aradılar mı? -Onlar benim çok iyi dostlanm. Hüsamettin benim genç kızlığımdan. öğrenciliğimden tanıdığım sevdiğim. saydığım GENCAY GÜRÜN Ortaöğrenimini İstanbul'da Dam de Sion da tamamladı. Hııkıtk Fakültesi 'ni bitirdikten sonra London School of Economics 'den lisansüstü diploma aldı. 1984 yılında İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni oldu. Son seçimlerde DYP İzmir Milletvekili oldu. bir insan. İsmet Bey.dünyanın en iyi ve dürüst bir insanı. Gönensay ve Köstepen de öy le. Hepsini çok seviyorum, ama ayrı bir şey. Şu anda bir kararım yok. - Erkek çoğunluklu bir Meclis'te kadın olarak bir sıkıntınız oldu mu? -Ben Meclis'te saygıdan başka hiçbir şey görmedim doğrusu. Saygılı. sevecen ilişkilerimiz oldu. Erkekler birbirleriyle çok daha kolay kaynaşırlar. Kadınların az olduğu yerde kadınlar yalnız kalabilir. - Ayseli Hanım'a hoş olmayan şeyler vapıldı... -Benim eleştırdığım şey şu: bız ayrı fikirlerde olup birbirine saygı duymayı ve dost olmayı kolay başaramayan bir • toplumuz. Meclis'te insanlar fikirlerını rahat söyleyebilmeli ve başka türlü düşünebilmelı. Ama bu dostluklarını ve birbirlerine saygılannı incitmemeli. Meclis'in anlamı bu. Ingilizlerin birtabiri vardır... "Anlaşmamakkonusunda anlaştık" derler. Bu çok güzel bir şeydır: bu bir sürtüşme yaratmaz. Bizde de böyle olması lazım. Adeta parti başkanının düşündüğünden ya da o anda öyle söylemesi gerektıği için söy lediği ^eyden başka türlü düşünüyorsanız birdenbire sürüden ayrılmış olursunuz. O zaman hepimizin ay nı şey i düşünmesı gerekiy orsa üniforma giyeriz. ' "Ellerinizi kaldırın" deyınce kaldırırız. Ben daha tartışmalı, daha sanıimi. daha çatışnıalı bir Meclis ve grup isterdim. Ben diğer gruplarda söyiedıklenni beğendiğim arkadaşlarımı alkışlıyordunı. Biraz garıpsendiğimi hissettim. - Refah Partisi'nin kadınlara bakışı sizi etkiledi mi? -Etkılemedı. Çünkü Refah'ın feKefesi bu. RP'yi tutan kadınlara hayret ediyorum. Kadını ikincı sınıf bir vatandaş olarak gören bir felsefeye hizmet eden kadınlara hayret ediyorum. - Türkiye'ye şeriat gelir mi? -Biz bu kadar uyursak, bu kadar bilinçsiz olursak gelmemesi için bir neden yok - "Yedi büyükelçi. Avrupa trenini kaçırıyoruz uyansında bulundular" Ne diyorsunuz? -Türkiye ılk defa ciddi bır dev let ımajından uzaklamaya başladı. En > etkili kişiler gerçekdışı bey anda bulundular. Bir süre sonra bu beyanların gerçekdışı olduğu gazetelerde yayımlanıyor. Bu iç politikaya dönük olsa başka türlü; "Kolkırılır, yen içinde kalır" deriz. Bu. dünyaya dönük olduğu ıçın farklı. Son "Almama'ya davet edildim" ifadesinin Almanlar tarafından yalanlanması gibi, Türkiye'nin saygınlığını sarsan ciddi bir ülke olarak kabul edilmesini zorlaştıran beyanlar var. Çumhuriyet tarihinde böyle bir şey olmamıştır. Dev let adamlan bu kadar fütursuzca hareket etmemişlerdir. Türkiye'nin dış. polıtikası çok ciddi çalışmalar sonucu tespit edilmiş 73 yıllık sağlam bir politikadır. Dış politikanın anahatları korunmuştur. Ilk kez Türkiye'nin çıkarları hiçe sayılarak dış politika alabora edimektedir. Müslüman ülkelerle bizim gerçekten iyi olan ilişkilerimiz bozulmakta, buna mukabıl bızım ülkemizdeki terorizmi destekleyen ülkelere kucak açılmakta. - Ne olmalıy dı? -Ben bu durumda tüm parlamentonun günlük politik pragmatizmi bir tarafa bırakıp ayağa kalkmasmı ve bunun bütün ülkede yankılanmış olmasını isterdim. Bunun yapılmamış olması beni gerçekten büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. Türkler Araplardan çok farklıdır. Bizim masallanmız lOOl Gece Masalları değildir. Bizim öykülerimiz onur. gurur ve kahramanhk üstüne kurulmuştur. Biz, Pembe İncili Kaftan öyküsüyle büyüdük. Türk parlamentosunun böyle bir hakareti içine sindirmesi beni son derece mutsuz etti. Ben bazı konularda daha az politik gibi görünen biçimde hareket etmenin aslında uzun vadede çok daha etkili bır politika olduğuna ınanmaya başladım. -Sizin davranışım/ın politik oportüniteye aykin bir davranış olduğunu mu söy lüyorusunuz? -Benim davranışım öyle görünüyor. Acemi bır politikacının hissi birdavranışı gıbı görünüyor. Bazen öyle net olaylar v ardır kı. onlar karşısında politik tav izler v ermek uzun vadede ülkeye çok daha fazla zarar verir diye düşünüyorum. - Hükümetin böy le devam edeceğine inanı\«r musunuz? -Ben inanmıyorum. Türkiye'nin çıkarlan açısından gitmemesi gerekir. Bu yaralan daha büyük yaralar izleyecektir. Kısacık zamanda yapılan hatalara bakın. Aynı ciddiyetsizlik iç politikada da var. - Bir çıkış yolu var mı? -Her şeyin kökeninde eğitim yatıyor. Türkiye'nin henüz tam olarak idrak etmediği konu bu. Çok hızlı ilerleyen Uzakdoğu ülkeleri aynı şeyi yapıyor. Bireye ve eğitime yatınm yapıyorlar. Kadınların yüzde 30"u okumayazma bilmiyorsa onlann yetiştirdikleri evlatların düzeyi de. duyguları da nasıl gelişır. Bızim verdiğimiz eğitim ne ölçüde onlann düzeyini yükseltır. Türkıye'nin. eğitimi her şeyin önüne geçiren bir politika benimsemesi lazım bence. Türkiye'nin en büyük sorunu eğitim, külrür ve sanat konulandır. Bunlar hâlâ bır teferruat »ibi aörünür. Her konunun altında bu vatar.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle