25 Mayıs 2022 Çarşamba English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
r -.-• SAYFA CUMHURİYET 16 MART 1995 PERŞEMBE OLAYLAR VE GORUŞLER KITlerin yeni görevi Değerli arazilerini satarak borçlannı kapattıktan sonra KlT'lerin tûrüne ve yatınmın şekline göre geri kalmış bölgelere taşınma programı hazırlanmalıdır. Örneğin, TekeFin likör fabrikasının îstanbul'un tam ortasında olmasına gerek yoktur. Hammaddesi meyvelerin üretildiği bölgelere taşınabilir. Bu fabrikanın arsası o kadar değerlidir ki taşınma giderleri ve fabrikayı büyütme için gerekli sermaye zaten işin içinde yatmaktadır. Paşabahçe'deki rakı fabrikası da turistik bir alanı işgal etmektedir. Bu fabrika da Gaziantep'e kolayhkla taşınabilir ve gerekli üzüm ile anason bölgeden sağlanabilir. Dr. NEZİH H. NEYZİ / Ulaştırma Bakanhğı E. Danışmanı B irkaç yıl önce devlet mallarını satalım diye bir konu düşünülmez- ken şimdi rahat rahat konuşulur oldu. Za- manla düşünceler deği- şiyor ve dunnadan yinelenen düşünce- ler yavaş yavaş kabul görûyor. Özelleştirme o kadar çok konuşul- du ki herkes artık başka çare yokmuş gibi bunu kabullendi. Et ve Balık Ku- rumu'nun başına gelenler, bu işin ne denli yanlış ele alındiğını ortaya koy- du. Hem hükümet hem sendika bu işten yara aldı. Sendika yöneticısi Haydar- paşa'daki arsalan satarak bir yüksek tirajlı gazete ve bir de televizyon stüd- yosu satın alacağmı açıkladı! Bu söz- ler inanılır gibi değildi. Gazetelenn mal gibi alınıp satılırol- ması da şaşırtıcı bir düşünce. Gazete, yazarlann da içinde yer aldığı bir ku- ruluşrur. Matbaası, binası, sayfalan ve kâğı- dı alınır satılır mallardır da, yazarlar nasıl el değiştirir? Televizyon stüdyo- su para ile alınır ve satılır. amma ora- da çalışan fikir üreten insanlar nasıl el değiştirir? Ne yönden bakarsanız bu işler şirazesinden çıktı. KlT'lerin özelleştirme süreci içinde görüldü ki, bu kuruluşlann el değiştir- mesi basit bir iş değil. Uzun yıllar ül- keye hizmet etmiş bir bürokrat kadro- su ile yönetilen bu müesseselere sırf bina ve makine olarak bakmanın yan- lış olduğu ortaya çıktı. Aynı zamanda bir gerçek daha anla- şıldı. KlT'lerin elindeki arazi, spekü- lasyona yol açacak nitelikte. Yıllardır gidip gelen partiler ve hükümetler, bu kuruluşlara, gereksiz memur ve yöne- ticiler aldırdılar. En sonunda bu mües- seseleri soymak \e yakınlanna çıkar sağlamak için genel müdür ve yönetım kurulu üyelen tayin ettiler. Son on yıl içinde bankalann başına gelenleri bir gözden geçırmek yeterlidir. Denizcilik Bankası. verilen kredıleri tahsil ede- medi ve Emlak Kredi Bankası içinde eritildi. Bu kuruluşlan denetleyecek olan makamlar da yetersiz kaldılar. Çi- mento fabrikalan Fransızlara satıldı ve sonuç olarak yabancı bir tekel yaratıl- dı. Et ve Balık Kurumu olayı, bir ger- çeği ortaya çıkardı: Bu kuruluşlar. el- lerindeki taşınmaz mallann bazılannı satıp borçlannı ödeyerek yüksek faiz yükünden derhal kurtulabilirler. Özel- leştirme konusu ortadan kaldınlırsa. düzeltme ya da iyileştirme kavramı gûndeme getirilebilir. 1970'li yıllarda hükümetler, hep bu kuruluşlan düzeltmeye çalıştılar ve ve- rimli düzenlemeler yapmak için uğ- raştılar. Harta Dünya Bankası 'Karma Ekonomide Devlet Kuruluşlan' adı al- tında bir araştırma yayımlamıştı. Bu çahşmada devlet sanayılerinin Türki- ye'nin kalkınmasınâ nasıl yardımcı ol- duğu incelenmektedir. (*) KlT'lere yeni bir görev düşmekte- dir: Günümüzde ele alınması gereken konu, sanayılerin yer değiştirmesı ve gen kalmış bölgelere taşınmasıdır. De- ğerlı arazilerini satarak borçlannı ka- pattıktan sonra KlT'lerin, türüne ve yatınmın şekline göre geri kalmış böl- gelere taşınma programı hazırlanma- hdır. Örneğin, Tekel'in likör fabrikasının Îstanbul'un tam ortasında olmasına gerek yoktur. Hammaddesi meyvele- rin üretildiği bölgelere taşınabilir. Bu fabrikanın arsası o kadar değerlidir ki taşınma giderleri ve fabrikayı büyütme için gerekli sermaye zaten işin içinde yatmaktadır. Paşabahçe'deki rakı fabrikası da tu- ristik bir alanı işgal etmektedir. Bu fab- rika da Gaziantep'e kolaylıkla taşma- bilir ve gerekli üzüm ile anason bölge- den sağlanabilir. Bu kuruluşun doğu il- lerimize taşınması aynı yörede yeni bir şişe fabrikası yapımı gerektirir. Böy- lece sanayinin doğu bölgelerine taşın- ma süreci başlar ve nüfus göçü önlen- mesinde olumlu bir adım atılmış olur. Istanbul'daki Sümerbank tekstil fab- rikalan da örneğin Adıyaman'a taşına- bilir. Pamuk üretimine yakın bir böl- gede bu fabrikalann kurulması. nakli- ye ışını de doğuya yöneltebilir. GAP çevresi de ileride büyük bir pamuk üre- tim merkezı olacaktır. lyi bir planlama ile her yıl dön ila beş KlT'in doğuya taşınması, sanayi- yı bu bölgelere yayacaktır. Bu yöre- lerde kurulacak KİT fabrikalannın çev resinde derhal yan sanayılergelişe- cek: bakım. yedek parça ve taşımacı- lık işlen başlayacaktır. Kurulacak olan bu yeni merkezlere büyük kentlerden bazı teknik personel ve yöneticiler dı- şında giden pek olmayacak, gerekli in- san gücü yerel olarak sağlanabılecek- tir. Böylece usta ve işçi eğitimi. bu böl- gelerde önem kazanır. boş duran işgü- cü değerlendirilir, dış göç, bir ölçüde engellenir. Feshane, sanat galerisi; Lengerha- ne. Sanayi Müzesi oldu; Tophane, hâ- lâ askeri müze olmak için bekliyor, Aya lrini askeri müze iken, konser sa- lonu oldu. Demek ki zaman içinde si- yasal ve ekonomik koşullann değiş- mesi ile yapılar da kuruluş amaçlan dışında başka işlerde kullanılabiliyor- lar. KlT'lere de yeni bir gözle bakmak gereklidir. Tarihsel \ e ekonomik işle- vini tamamlamışsa başka bir şekilde değerlendirilmeleri kaçınılamaz. An- cak bunlan, siyasal hatalar yüzünden verimsiz duruma geldiklerinı bile bile özelleştirme bahanesi ile şuna buna satmak kimsenin hakkı değildir. Bu kuruluşlar halktan toplanan vergilerle yapılmıştır. Bu unutuldu. Şimdi Karabük işçiye verilecek diye bir uydurma çözüm yo- lu bulundu. Bir zaman sonra. işçi ça- lıştıramadı, iflas etti denecek ve haraç mezat iflas masasında satılacak. Bu oyunu görmemek büyük hata olur. De- mir madeni ve kömürden çelik yapan başka bir kuruluşumuz yoktur. Kamu- oyundan bu bilgıler saklanıyor. (*) Berttrl H'alsredt State Mamıfacturing Enterpıse in a Mi- xed Economy The Turkısh Case. The Hbrld Bank H'ashmgion, 1983. Hiçbir şey çağdaş değil JALESİNAN Ressam-Yazar H ey insanlar nerdesı- niz? Nereye kayboldu- nuz? Yoksa sizler var- sınız da ben mi göre- miyorum. Diyojen'ın elindeki engin ve sol- gun ışığı da mı unuttunuz? Başım çatlıyor, midemağnyor... Yı- ğınla genç doluşuyor otobüsün içine. Okul çıkışı. Türk gençliği... Başlan eşarplı kızlar. Ta bellerine kadar uza- nıyor uçları... Pardösüleri ve paltolan akıl almaz derecede yeri kucaklıyor. Yaşamın dayanılmaz ağırlığını taşıyor- lar. Ahnlantamameneşarplakaplı. Ta gözlerinin üzerine dek. Son on yılın tslami modası bu! Sı- yasal gösterileri bu çağa yakışmıyor. I Ve gözlerim bir an erkek öğrencilere takılıyor. Ne kadar rahatlar. Şakalaşa- rak konuşuyorlar. tam bir samata ha- lindeler. Onların saçları orta yerde. Takkeleri nerde? Başı örtülüler?!.. Gerçek günah bas- kıya katlanmaktır. Onurlannız ayaklar altında ve sizler sabırlısınız. Sabır ne- dir? Dondurulmuş ve yaşanmamış bir zaman parçası. Sözlüğümde ona yer yok. "Erkek aslan, aslan da. dişi aslan değil mı? Ve sizler yannın güzel genç- leri yüreğiniz çarpmıyor, heyecanlan- nız nerede? Nereye gidiyorsunuz? Siz- lerin belirleyeceği yön aydınlık olma- h. Ve yolunuzda büyük bir kararlılıkla ilerlemelisiniz. Dinmiş? Imam- hatip okullanymış? Uyanın insanlar!.. Gençlerimiztek- kelerde konaklıyor. Adım başı tekke oldu Istanbul. Kadiri, Cerrahi. Rüfaı, Bektaşı. Halveti... Yığınla isim dolup taşıyor. Yeşil sarıklılar, beyaz cüppeli- ler kol geziyor... Dersaadet dergâhla- nymış! Müslümanlık mı? Türkiye'de bana kaç tane gerçek Müslüman sayabilir siniz? Dinin gerçekten doğru olarak \eri- lerini yerine getirebılen?.. tnsanın. in- sana olan vazifelerini yapmadığı bir toplumda dinden ve Tann inancından nasıl söz edilebilir? Demokrasiymiş? Böyle mi demok- rasi? Henüz eve girmemiş demokrasi- yi toplumda aramak niye? Ya baştakiler? Hırs, özel çıkarlar. kı- şilık kargaşası... Koltuk kavgası. Eko- nomi? Kitapta durduğu gibi değil. Okumak başka, uygulamak başka... Başta olmak başka. başa kakmak baş- ka. Koyun gibi duruma getınlmış bir halk... Boyun eğmiş bekliyor... Neyi? Ufak tefek gruplar, üç beş entel İco- nuşmaya gelince \ar, atıp tutmaya ge- lince var. laf sahatası. polemik gırla. Eyleme gelince fos... Bazt özeller hiç- bir zaman kaideyi bozamadı bunu bi- lıyoruz... Toplu halde ses duyurmak büyük bir görkemlilık içinde sessizlikle boğulu- yor. Neredesıniz siz insanlar? Amerika "C1A" denilen örgüt Tür- kiye'nin içine etti. Süreklı oyunlarda- sınız. Bu dansın adı başka. Iplen tutan başka. Oynayanlar başka... Oynatanla- ra ölüm sessizliği başka. Okullardaki eğitim tam bir fiyasko! Eğitim modelimizi asla beğenmiyo- rum. Tümevanm öğretiliyormuş. Oy- sa önce tümdengelım öğretilmeliy- miş!.. Ben şöyle bir araştırdım. Oracık- ta bıraktım. llköğretim (temel taşı) ayakta uyuyor. Hiçbir şey çağdaş de- Hangi gençlik?.. Bakıp da göreme- yen... Görüp de konuşamayan mı? Yoksa konuşup da yok edilen mı? Kül- tür Bakanhğı yennde sayıyor. Kültür Bakanhğı. 'kültürsüzlük bakanlığı'. Ve bir küllürsüzlük örneği. tnsana ko- nuşma sus. yaşama öl deniliyor. Insanhk bu güne kadar araştırmış sa\aşın ve kavganın hâlâ nıye yapıldı- ğını öğrenememiş.?!. Ve önleyeme- miş... Ne ilgınç değil mı? Insanlığın kurtulması için yığınla ceset mi gerekli? Silaha harcanan pa- ra, eğitime harcanan paranın 188 ka- tıymış? Içim acıyor ve gittıkçe tükeniyorum. PENCERE Bir Başka Çözüm Yok! 1960'b yıllarda Güneydoğu Anadolu'dan başlayacak bir toprak reformunu sol aydınlar savundular, siyasal partiler top- rak ağalarına ve aşiret reislerine dayanarak sandıktan çıkma- yı yeğlediler. Sonuç ortada!.. 12 Eylül, solun üstünden buldozer gibi geçti, gericiliğin yol- larını döşedi. Bugün durum ne?.. Ne parti, ne de sendika; siyaset, tarikat örgütleriyle yapılı- yor. Oy avcılığmda seçim namazı ve sandık iftarıyla açılan çok partili rejim, aradan kırk yıl geçtikten sonra bugün demokra- siden uzaktır. • Ülkeyi yönettiğini sananların ne tarihsel bilinçleri var, nede demokrasi kaygılan... Çilter, üç beş ay önce DEP millervekillerini Meclis'ten ya- ka paça attı, polise teslim etti, cezaevinin yollarını açtı; bu- gün 'Gümrûk Birtiği'ne girmek için geriye çark ediyor; çün- kü dışardan ışınlandı; mapusanede yatan fikir suçlularını çı- karmaya hazırlanıyor... Ne yazık ki dış baskı artmadan demokratikleşme yolunda bir adım atamadık... Şimdi atabılecek miyiz?.. Güneydoğu kan-ı revan.. Istanbul'da sokağa çıkma yasağı!.. Çatışma, saldın, ölüler, yarahlar!.. Inananlar-inanmayanlar çelişkisi üzerine oturtulan Alevi-Sünni çatışmasıyla etnik çelışkı üzerine oturtulan Türk- Kürt çatışması, çok partili rejimin rengini belirliyor; emek-ser- maye çelişkisinı geriye itmek için yapılan yatınmlar kanlı mey- velerini verdi. Çözüm ne?.. Türkiye'de laiklik devriminin gereğini yerine getirerek Ale- vilerin hak ve güvencelerini yaratmak, demokrasinın önce- liklerini devreye sokarak Kürtlerin özgüriüklerini sağfamak, tek çözüm yoludur. Ülkemızde işçi hakları askıda, memurlann sendikalaşma- sı sakıncalı görülüyor, fikir özgürlükleri yok, 12 Eylül hukuku 15 yıl sonra bile geçerii, Avrupalıya karşı boynumuz eğik; ama, biz ne yapıyoruz?.. Hiç!.. Sokaktaki adam, demokratikleşmeyi Gümrük Biriiği için bağnna basmaya razı: - Abi!.. Otomobiller ucuzlayacakmış, kaliteli mallar ortalığı saracakmış, fiyatlar düşecekmiş, ekonomi düzelecekmiş, enflasyon bitecekmiş, Avrupalı olacakmışız... Demokratikleşmenin tam sırası!.. f • Çozum ne?.. SünnilerAlevilerin, Türkler Kürtlerin demokratik haklannı ta- nıyacaklar!.. Sermayeciler, işçilerin ve memurlann demokratik haklannı tanıyacaklar!.. Bir başka çözüm yok!.. 12 Eylül hukuku değiştirilecek, 82 Anayasası'nın yasaklı maddelerı tarihin çöp tenekesıne atılacak, özgüriük yasaları çıkarılacak... Bir başka çözüm yok!.. Emekçi halkın yönetime demokratik katılımı sağlanacak ki tekelleşme engellensin... Bir başka çozum yok!.. Fikir özgürlükleri sonuna dek gerçekleşecek, hukuk güven- celerine bağlanacak... Bır başka çözüm yok!.. • Ne kalm kafalı kişileriz. neden gerçekleri göremiyoruz, ne-. den çağımızı anlayamıyoruz: Bir başka çözüm yok!.. ,' 't • IYI BİR URUN DEGIŞTIRILMEZ... GELIŞTIRILIR. DOĞAN SLX VE KARTAL SLX( TE HİDROLİK DİREKSİYON Dogan SLX Peşin Peralcende Satış Ryatı (KDV Dahil) 410.314.470 TL. " Bir beklenti gerçekleşti. Türkiye'nin kendi türünde en sevilen, en çok tutulan lüks otomobilleri: Dogan SI_X ve Kartal SLX , şimdi, yüksekliği ayarlanabilir hidrolik direksiyonla donatıldı. Hidrolik direksiyonun sağladığı üstün manevra kabiliyeti, büyük sürüş keyfi, bu iki modele kazandırıldı. Güle güle kullanın, hidrolik direksiyonlu, Doğan SLX ve Kartal Sl_X'inizi... Bütün Tofaş otomobilleri, kilometre sınırı olmaksızın I yıl servis, paslanmaya karşı 3 yıl boya garantisine, Tofaş'ır» tiim Türkiye'ye yayılmış uzman servis ağı ve Opar'ın bol, hesaplı, orijinal yedek parça güvencesine sahiptir. Kartal SLX Peşin Perakende Satış Fiyatı (KDV Dahil) 449.749.500TL. TOfAŞ Ayrıntılı bilgi için, ücretsiz Tofaş 24 hattını arayabilirsiniz. Türkiye'nin her yerinden 0 800 211 42 42 F IİA T
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle