05 Temmuz 2022 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
=KİM 1996 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA EKONOMI ûuslararası Para Fonu, Türkiye'ye karşı güvensizliğin hükümetten kaynaklandığını ortaya koyuyor JVlPden stand-by'a soğuk tavır u ı v •IMF'nin 30 ağustos tarihli yönetim raporunda, 1994 ve 1995 yılında uygulamaya konulan istikrar programlannın başarısız olduğu tirtildi. Raporda, ."Mali tablodaki sıntıların artarak sürmesiyle durum kötüden cöte berbat bir noktaya ulaşmıştır. Fkümetin en mütevazi iyileştirmeler için bile nnevra yapacak alanı kalmamıştır" dendi. ENER - Uluslararası Para Fc'nunılMF) yönetim ra-unda. Türkiye'ye "F-dini/i biz değil, hiikümet sajvacak" denerek. yenı bir an m a vapılmayacağının işiitî \enldi. Raporda. en syonun "3 haneli" ralnlara ulaşacağı uyansında bunulurken. Türkiye'nin ulıararası piyasalarda krtbiliteiinin kalmadığı da vuulandı. CHP Kocaeli Mi-r\ekılı Onur Kubaracıbaşı. IMF'nin TÜINe ile yeni bir stand-by anlması yapmayacağını belirkcn. "Hükümetegüven dınıadıkları için anlaşmaya gitmeyecekler. Bu durumda Türkiye'nin dış kredi bulma şansı kalmadj" dedi. IMF'nin 30 agustos tanhlı vönetim raporunda. 1994 ve 1995 > tlında uygulamaya konulan istikrar programlannın başansız oldugu belirtildi. Raporda, tüm katılanlann ortak görüşü olarak. "Mali tablodaki sıkıntıiarın artarak sürmesiyle durum kötüden de öte berbat bir noktaya ulaşmıştır. Hükümetin en mütevazi iyileştirmeler için bile manevra yapacak alanı kalmamıştır" dendi. Raporda. Türkiye'nin uluslararası piyasalarda kalmayan güvenini. lMF'nin değil. ancak hükümeiın yeniden oluşturabileceği belinilirken. Söylemez: Bütçe yetişirse IMF görür Ufiık Sövlemez İZ.MİR (Cumhuriyet Ege Bü- rosu)- Devlet Bakanı Ufuk Söy- lemez. 14 ekimde Türkiye'ye ge- lecek IMF Heyeti'ne, hükümet üyeleri üzerinde bir anlaşma sağ- layabilirse, 1997 bütçe rakamlan- nı da gösterebileceklerini söyledi. Söylemez, Türkiye'nin kararlı bir istikrar programına ihtiyacı oldu- ğunu da belirterek 12-18 ay için- de bunun başanya ulaşacağını sa- vundu. IMF Heyeti'nin hükümet olarak hazırlanan çerçeve programın in- celeneceğini de bildiren Söyle- mez. buna destek isteyeceklerini söyledi. Hükümet için önemli olan konunun Türkiye'nin enflasyon ve bütçe açıklannı aşağıya çeken politikalann uygulanması oldu- ğunu da dile getiren Söylemez. Başbakan Erbakan'ın açıkladığı denk bütçe konusunda, henüz ko- alisyonu oluşruran iki parti ara- sında görüşmelerin sürdügünü de belirtti. Söylemez, "Bütçe rak- kamlanyaklaşık 1 aydıryapılıyor. Eğer bu IMF heyeti geldiğinde ha- nr ohırsa kendUerine gösterebili- riz. Bütçe büyüklükleri konusun- da henüz hükümette bir anlaşma yok"'diye konuştu. ekonomide sıkı bir para politikası \e \ergi reformu gerektiği belirtildi. Raporda. Türkiye'nin dö\ iz rezervinin de ancak 3-4 aylık ithalatı karşılayabılccek durumda olduğu belirtilerek. yeni bir bunalımın işareti verildi. IMF raporunda aynca. enflasyonun 3 haneli rakatnlara koştuğu \ urgulanırken. şu saptamalarda bulunuldu: -1994 yılı 5 Nisan karariarı iyi uygulanamamış. bu yü/den sonuçsu/ kalmıştır. - Dış ticaret açığı tehlıkeli oranda büyümektedir. - Enflasyonda düşürücü önlemler alınmamaktadır. - Mali ve yapısal reformlann yapılması olasılığı çok zayıftır. - Iç \e dış borç stoğu artan oranda sürerken, Türkiye'nin uluslarası kredibilitesi düşmüştür. Kumbaracıbaşı, raporun lMF'nin hükümete güven duymadığtnın ve yeni bir anlaşma yapmak istemediğinin bir göstergesi olduğunu söyledi. IMF'nin Türkiye'nin kredibilitesini ancak hükümetin sağlayabileceğini de belirterek. stand-by anlaşması yapılmayacağını anlatmak istediğini kaydeden Kumbaracıbaşı. "IMF, Türkiye'yi 6 ay izleyecektir. Çünkü hükümete gü\en duvmamaktadır" dedı. 6 ayın çok uzun bir zaman olduğunu \e ekonominin bu dönemde büyük birdarboğaza girebileceğini vurgulayan Kumbaracıbaşı. "Türkiye, hiç dış kredi alamıyor. Ancak borçlarını ödeyebilmesi için krediye bü> ük gereksinimi \ar" dedi. Başbakan Yardımcısı Çiller ıle De\ let Bakanı Söylemezin geçen ay ABD'ye yaptıklan ziyarette, İMF'ye sosyal gü\enlik reformunun yapılacağı, özelleştırmenin hızlandınlacağı. bütçe açığının kapatılacağı yönünde bir paket götürdüklerinı belirten Kumbaracıbaşı. "Ancak IMF bu pakete itibar etmedi. Anlaşma yapmayı kabul etmemiştir" dedi. A3 Komisyonu Temsilcisi Michael Lake "Türkiye'ye para akacak" dedi Mali yardım arahkta geliyor Ekonomi Semsi-Türkiye. Avru- pa Bırliği' nden a\ lardır bekledığı ma- li yardıma nıhayet ka\uşuyor. A\ru- pa Komisyonu Türkıye Temsilcisi Bü- y ükelçi >İichael Lake. Aralık ayından ıtibaren AB'den Türkıve'ye yapıla- cak mali yardımın başlayacağını be- lirterek. "Aralık ayından itibaren A\- rupa'dan Türkiye've bir boru hattı açılacak ve buradan para akacak" dı- ye konuştu. Istanbul Ticaret Odası Vönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yüdınm'ıziyaret eden Büyükelçi La- ke. MEDA programı kapsamında Tür- kıye için öngörülen tüm krediler için ıse. "Sahrederek, beklemeye de\am edin" dedı. Lake. Filistin'in bir dolar için bir ytl bekledığini hatırlatarak. Türkiye'nin acele etmeme»ı gerektiğinısöyledi. AB'nin Türkiye için bir rapor ha- zırladığına dıkkat çeken Lake. bu ra- porda Türkiye ekonomİM. demokra- sı. iç polıtika \ e insan hakları gibi ko- nulardakı son gelişınelerin yeralaca- ğını belirtti. Türkiye ıle AB arasındaki dış ti- caret hacminin bu yılın ılk 8 ayı iti- barıy le 36 mily ar dolara ulaştığını be- lirterek. sözkonusu rakamın geçen > ı- lın avnı dönemine oranla 3 mislı art- tığını belirtti. lhracattakı artışın yüz- de 11. ithalattaki arn$ın ise yüzde 65 olduöunu uıruulavan Lake. ithalat- taki artişin ıse üretıme yönelik itha- lattan kaynaklandığını, bunun ise ıler- leyen yıllarda ihracata yansıyacağını kaydettı. Türkiye'nin AB'nin ticaret vaptığı ülkelerarasında 7'inci sıraya yükseldiğını belirten Lake, Türkive ekonomısinın yeniden yapılanmasının çok önemli olduğunu ayrıca insan hakları \e düşünce özgiirlüğü konu- lannda da gerekli düzenlemelerın ya- pılması gerektiğinı söyledi. İTO Yönetim Kurulu Başkanı Meh- met Yıldırım ise gümrük birliğı ko- nusunda A\ rupa'dan kaynaklanan sı- kıntılar olduğunu belirterek. bunlann çözümlenmesı konusunda beklenti- lerinın devam ettigini söyledi. Gümrük birliği ithalatı beklenenden hızlı artırdı ANK.ARA (Cumhuriyet Bürosu) - Dış Ticaret Misteşar Vekili Göven Erdal, Avrupa Birliği kay- n'kh istatistiklerin, Türkiye'nin 1996ocak-mayıs dcneminde geçen yıla oranla 1.4 milyar dolar da- hi fazla ihracat yapmasına karşın, aynı dönemde 3.+ milyar dolar daha fazla ithalat yapttğını gös- tedigini belirterek. "Bu durum, AB-Türkiye tfca- reinde gümrük birliğinin > ürürlükte bulunduğu ilk 5 A içindeak>\ himi/e olan ticaret açığının yüzde 129 oruunda artıgım göstermektedir" dedi. Türk Sa- nayici ve Işadamlan Vakfı. Kondrad Adenauer Vak- fı, Türk Demokrasi Vakfı. Türkiye-AB Derneği ve Hürriyetçi Türk Alman Dostluk Derneği tarafın- dan dün Ankara'da "Türkijie-AvTupa İşbirfiğinin Du- rumu" konulu konferans düzenlendi. A\ rupa Par- lamentosu üyesi bazı parlamenterierin de katıldı- ğı konferansın açılış konuşmasını yapan Türk-Av- rupa Parlamentolan Karma Komisyon Başkanı Hasan Denizkurdu, AB'nin Türkiye'ye karşı ger- çek bir politikası olmadığını belirterek. böyle bir isteğin de bulunmadıgım ifade ettı. Bunun nede- ninin AB'oin bedel ödemek istememesinden kay- naklandığını kaydeden Denizkurdu, Avrupa Parla- mentosunun gümrük birliği anlaşmasında yer al- mayan bazı hükümlerle Türkiye'nin karşısınaçık- tığını savundu. Konferansa katılan Dış Ticaret Müsteşar Vekili Güven Erdal, tahminlerin gümrük bırlığinin Türk ekonomisine ohımsuz sonuçlan- nın daha kisa vadede hissedilecegini gösterdiğini belirtti. Yıınanistan'la ekonomik barış Ekonomi Senisi- Lefkoşa'da yaşanan *ba>- rak krizi">le tırmanan Türkiye-Yunanıstan arasındaki siy asi gergınlik. işadamlannın ıki- li temaslarıyla aşılmaya çalışılıyor. Geçtiği- mız hafta, Atina'ya giden Türk işadamlan, \w- nan ışadamlarıyla yaptıklan görüşmelerde "polin'kacılan bir kenara bırakarak ekono- mklevakınlaşma" karan aldılar. \unanistan Odalar Birliği Başkanı .\ndre- as Kyriazis'in. Atına gezisı öncesinde TOBB Başkanı FuatMiras'agönderdiği "banşmek- uıbu"na verdiği yanıtı götüren Türk işadam- lan. iki ülke arasındaki siy asi gergınliğin çö- zümü için ticari ilişkileri arttırmanın şart ol- duğu konusunda görüş birliğine vardı. Avrupa Odalar Birlikleri'ni Genel Kuru- lu'na katılmak üzere 6-10 Ekim tarihlerinde Atina'ya giden TOBB heyetinin Yunan işa- damlanylagerçekleştirdikleri temaslarla ilgi- li olarak bu hafta içinde bir deklerasyon ya- yınlaması bekleniyor. İSO Başkanı Hüsamet- tin Kavi başkanlıgındaki heyette yeralan İK\' Başkanı MeralGezgin Eriş, ASO Başkan Yar- dımcısı Niyazi Akdaş, EBSO Yönetim Kuru- lu üyesi Ender Yorgancılar ve İKV Brüksel Temsilcisi Haluk Nuray; sözkonusu dekle- rasyonun ana hatlarını belirlemek üzere salı günü İstanbul'da birtoplantı yapacaklar. Dünya Bankası'nm 15-17 ekim tarihlerinde düzenlemeyi planladığı toplantıya uluslararası dev firmalar da katılacak Ortadoğu-Kuzey Afrika ekonomi zirvesi Istanbul'da •Dinya Ekonomik Forumu'nun Kahire'de düzenlemeyi planladığı zirve ertelenince alternatif olarak gündeme getirilen Istanbul zirvesine yerli ve yabancı 15 bakan ile Rolls Royce, Coca Cola, Nestle, Volksvvagen, Loc<heed Martın gibi ünlü firrr.aların temsilcileri katılacak. ANhLAR-AAVASHINGTON (A.A)- Istanbul. büyük birorganizasyona daha e\ sahipliği yapmaya hazırlanıvor. Dün- ya Ekonomik Forumu'nun Kahire'de düzenleyi planladığı "Ortadoğu-Kuzey Afrika Ekonomi Zirvesi" ertelenince. alternatifolarak. Dünya Bankası'nm îs- tanbul'dadüzenleyeceği zir\e gündeme geldı. Dünya Bankası. 15-17 Ekim gün- lerinde tstanbul'da. "Ortadoğu ve Ku- zey .\frika'da .Aityapı \e Özel sektör" konulu uluslararası bir seminer düzen- leyi kararlaştırdı. Dünya Bankası yetkililerinden edi- nilen bilgiye göre, Dünya Ekonomik Forumu tarafından. 12-14 Kasım'da Ka- hire'de düzenlenmesiplanlananzırvenin, Ortadoğu"daki siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle ertelenmesi üzerıne İstan- bul'da uluslararası bir seminer düzen- lenmesi karanna vanldı. Seminere Türkiye'den iki bakanının katılması beklenirken. bu bakanlardan bınninBa\ındırlık\e!skan Bakanı Ce- vat Ayhan. diğerinin ise henüz kesinleş- memekle birlikte. Devlet Bakanı Ufuk Söylemez olabileceği belirtiliyor. Semineri Dünya Bankası'nın. Kuzey Afrika ve Ortadoğu'dan sorumlu. Türk asıllı Başkan Yardımcısı KemalDerviş yönetecek. Kemal Der\ iş. seminerle il- gili olarak 14 Ekim pazartesi akşamı, yer- li \e yabancı gazetecilere yönelik bir basın toplantısı yapacak. Seminere, Türkıye'yegelecek IMFyetkililerinin de katılması bekleniyor. Ürdün. Tunus ve Cezayir başta olmak üzere Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülke- lerinden 15 Ekonomi ve Maliye Baka- nı, 200 üst düzey temsilci ıle dünyanın önde gelen çokuluslu firmalarının baş- kanlannın da seminere katılacağı belir- tiliyor. Konferansa katılacak uluslara- rası firmalar arasında. Coca Cola, Ama- co. Eni. Lockhed Martin. Bank Hapo- alim. ABB. Aerospapiale. Parisbas. Da- imler-Benz. gibi tanınmış şirketler bu- lunuyor. İTO: AB'deki Türk girişimciler KOBİ'lere kapı açar Gıırbetçi ihracata köprü •İTO araştırmasında sadece Almanya'daki Türk firmalannın ciro toplamının 34 milyar markı aştığı belirtildi. Ekonomi Sen isi - Istan- bul T:caret Odası (ÎTO) Baş- kanı Mehmet Yıldırını. A\ - rupa Birliği'ndeki (AB) 52 bin Türk işadamının küçük \e orta ölçekli işletmeler (K.OBI) için sıçrama tahtası olabileceğini belirtti. Yıldırım vaptığı yazılı açıklamada. İTO olarak AB'ye üye ülkelerde faali- yetgosterenTürkişadamla- n ile ilgili araştırma dizisi- nın ilkinde Almanya'daki Türk gırişimcilerini ele aldık- larını kaydetti. MehmetYü- dınm. açıklamasında. "Araş- hrmamız göstermiştir kû AB ülkelerinde. etkin birer eko- nomik güç haline gelen Türk müte^ebbisleri, Türkiy e'deki KOBI'lerin Avrupa'ya açü- masında birer sıçrama tah- tası olabilir" ifadesine yer \erdi. İTO Başkanı Yıldırım. AB ülkelerinde yerleşik 52 bin Türk işadamının. gerektec- rube birikımi ve gerekse iş- lem hacmı itibariyle önem- li boyutlarda olduğunu kay- dederek. AB'ye yönelik ih- racatın geliştiriimesinde bu potansiyelin değerlendiril- mesi gereğıni sa\undu. Yıl- dırım açıklamaünda. şunla- rı kaydetti:"Avrupa"daki Türk işadamlan. Türkiye ekononıisinin dışa açılmasın- da önemli bir fırsattır. Oda- mızca bir araştırma di/isi şeklinde tasarlanan bu konu çerçevesinde ilk olarak yak- laşık 40 bin işadamının fa- aliyet gösterdiği Alm anya ele ahnmıştır. Aunanya'da kıı- rulan fırma sa\ ısı İ 973 \ dın- da 7 bin iken, 1995 yılında 40 bini, ciroları da 34 milyar markı aşh. Bu ülkede yerle- şik Türk varlığının Türkiye ekononıisi açısından artık sağladıkları dö\ iz transferle- rinden çok, bulunduklan pi- yasalarda edindikleri tecrü- bt'M'imkanlar bakımtndan değerlendirilmeleri önem ka- zanmıştır." \'ıldırım, Almanya'da Türk işadamlannınetkinlik kazanmasının. doğrudan iliş- kili görünmediği hallerde bile Türkiye ekonomisi için birpotansiyel kazanç\efır- sat olduöunu ifade etti. Zamma karşı çimento boykotu GAZİANTEP (A.A) - Inşaat Mühcndısleri Oda- sı (İMO) Gaziantep Şube Başkanı Mesut Girişken. çimento fiyatının y ılbaşın- dan bu yana y üzde 96 ora- nmda artış gösterdiğini. in- şaat sektörünün çimentoya her hafta yapılan zamlar nedeniy le tıkandıâını söy- ledi. Girişken. Adıyaman ve Gaziantep çimento fabrika- larınca çimentoya yılba- şından beri yüzde 96 ora- ııında zam yapıldığını be- lirterek. <öylededi: "Dar- boğazdan çıkamayan inşa- at sektörü, çimento fiyarla- rınııı haftalık yükselmesi karşısında daha da kötü duruma düşüyor. Çimento fiy atlannın belirienmesine ölçü getirilmezse, inşaat sektörü krize 0rer. Bundan da ülke zararlı çıkar. Çi- mento fabrikalan,fiyat ar- tırma yarışını bir kenara bırakıp. fiyat isrikran sağ- lamazlarsa, çimento boy- kotuna gideceğiz." TİMSE düzenlediği toplantıda ekonomideki kötü gidişe dikkat çekti. Müteahhitlerden hükümete, "Oyalamayın" uyansı 'Faizler ıııilli gelîri yutar' Ekonomi Ser\isi- Bugünkü borçlan- ma anlayışı de\am ettiği takdırde Türki- ye'nin Gayri Safi Milli Hasılası'nın(GSMHl tamamını ıç \e dış borç faizlerine ödemek zorunda kalacağı vurgulandı. Türkiye İn- şaat Müteahhitleri Sendıkası (TİM-SE) ta- rafından düzenlenen ve REFAHYOL koalis- yonu'nun bon üç buçuk aylık dönemiyle îcaynak paketlerinin değerlendirildiği top- iantıya katılan Toprakbank > önetim Ku- rulu Başkanı Ertuğrul Kumcuoğlu. Türki- ye'nin halen GSMH'nin yüzde 20'si düze- y inde her yıl borçlanmak zorunda olduğu- nu behrtcrek. " lOyılakalmazGSMHborç faizlerini bile karşılayamayacak. Bu açıkla- namaz >e dünyada eşi olmayan bir durum- dur" diye konuştu. De\letin 1997 yılında toplayacağı \ergı gelirlerinin borç faizleri- ni bile karşılayamayacağına dikkat çeken Kumcuoğlu. "Artık gerçek yapısal önlem- leri gerçekleştirmek için siyasi istikrar şart- tır. Bunun için siyasi yapı değiştirilmelidir. 550 kontenjan milletv ekiliy le Lstikrar sağlan- maz" dedi. Bıryapısal önlem olan özelleş- tırmenin önemli bir kurtuluş yoluymuş gi- bi gösterilmesinin yanıltıcı olduğunu da kaydeden Kumcuoğlu. devletın zaten son 10 yıldır KİT'lere aktardığı ödeneğin GSMH'nin yüzde 2'sini geçmediğine dik- kat çekti. IŞÇMN EVRENİNDEN ŞÜKRAN SONER Linç Televizyon kameralanndan en ufak bir rahatsızlık duymayan, orta yaşın üzerindeki türbanlı kadın, yumruğu havada bağırıyor: "Bize teslim etsinler" diyor. Yanındaki, yine orta yaşın üzerindeki türbanlı diğer kadına ise televizyon muhabiri mikrofonu tutarak, aradıkları öğretmen ellerine teslim edilirse ne yapacağını soruyor. Aynı rahathk içinde, ikinci kadın, "Elime birgeçirsem parçalanm" diye bağınyor. Polis, alışılmadıkölçüdeyumuşakvehoşgörülü. Taşkınlık artınca, ister istemez yol kesiyor. Türbanlı yaşlı kadın elindeki şeriat bayrağı ile polisin kafasına kafasına vuruyor... Başında namaz bezi, elinde tespihi, duasını okuyan, herkese sevgi, hoşgörü saçan, yüzünden gülümseme eksilmeyen, iyimserlik akan, anneler- imizden, bir kadın öğretmeni linç etmek isteyen bu canavar ruhu yaratmayı nasıl başardılar? • • • Ankara'daki şeriat gösterisinden hafta geçmeden, Akit gazetesinin tahriki üzerine İstanbul'da yaşanan ikinci şeriat gösterisi, linç isteği ile toplanmış, bilincini yitirmiş, öfkeli bir kalabalığı sergilerken, ayrıca bir ürkütüp insanın içini ürpertiyor. Öfkesi bilincini, insan olma halini yok etmiş, linç isteği ile toplanmış kalabalıklara ülkemizde pek alışık değildik. Son yıllarda birdenbire ve ne yazık ki çok sık olarak görmeye başladık. Üsküdar'daki şeriatçı tahrikten birkaç gün önce, öldürülen birtaksi şoförünün meslektaşları olarak karşımıza çıktılar. Bu yıl boyunca birkaç kez, tecavüz suçlularının yakalanması sırasında toplanan kalabalıklarda görüldüler. En insanlıkdışı, kin kusan güruh, Sıvas'ta Madımak Oteli'nde yangın çıkartmakla yetinmediler, saatlerce insanların canlı canlı yanmasını seyrede- bildiler. Son yıllarda birdenbire artan namus cinayetleri, aile meclisi karan ile kızlarımızın pazar yerinde kollarından tutularak kesilmesi. taşlanarak öldürülmesi olayları da birer toplumsal cinnet, linç olaylan değil mi? Daha geniş bir yorumla, yargısız infazları, birdenbire şiddete dönüşen toplumsal gösterileri, resmi, sivil elbiseli, gücü gücüneyetenin uyguladığı her tür şiddeti. aynı kefeye koyabiliriz. Topiumumuzda tehlikeli bir boyutta şiddet eğilıminin gelişmesinden ve her bahane ile ortaya çıkmasından, bireylerin ve kalabalıklann denetlenemeyen, giderek insani değer ve boyutlardan uzaklaşan öfke ve kin duygulanndan söz edebiliriz. • • • Linç eylemini, uzun yıllar sadece filmlerden, Amerikan toplumunda yaşanan bir vahşet, çok önemli bir sosyal yara, hastalık örneği olarak tanımıştık. Beyaz ırkçılığın çok sık olarak zenci düşmanlığını yansıtan, denetlenemeyen kin ve öfkesi, genellikle suçsuz zencilerin linç edilmesi eylemi olarak ortaya çıkardı. Dünyanın her yerinden göç etmiş, değerlerini yitirmiş insanlarının, acımasız çıkarcı bir düzen içinde, bastırılmış duygularının, saplantılarının patlaması olarak yansırdı. Bize, kültürümüze uzak ve yabancı bir hastalık gibi geliyordu. Müslümanlık tarihi, kanlı çıkar hesaplaşmalan olarak yazılı olsa da bizde, Allah adına ya da ırkçılık adına kanlı hesap sormaya kalkışma, linç eylemi, en azından cumhuriyet döneminde, demokrasi, laiklik, hukuk düzeninin işlemesi ile unutulmuş gibiydi. Hele de Müslümanlığı çok özgür yorumlamış, çocuklannı bilezoriamamış, kanşmamış, evimizin en sevecen, saygıdeğer varlığı analar, bir linç eyleminin yönlendiricileri olarak karşımıza çıktıklannda donup kalmamız, çok korkmamız ve üzerinde kara kara düşünmemiz gerekli bir yeni durum. "Kandmlmış, tahrik edilmiş, eline anlamını bilmediği bir şeriat bayrağı tutuşturulmuş.." değerlendirmelerinde doğruluk payı olsa da kolaycı ve gidişi asla açıklamayacak bir açıklama olur. Linç eylemine kalkışan kalabalıklann hiçbirinde akıla, bilince, insani değerlere yer yoktur. Hepsinde hastalıkh tepkiler, tahrik ve derin sosyal yaralar söz konusudur. Ama bir toplumda kalabalıklann tepkisi, linç eylemini düşünme, isteme boyutuna gelmişse bundan çok korkulur. Hele de linç eyleminin gündemi ırkçı ya da dinci ayrımcılık, düşmanlıklar üzerine oturtulmuşsa. insan haklarından, demokrasiden, devlet ve hukuk düzeninden uzaklaşma. en ilkel, en kaba, vahşi bir düzeni, baskıcı. aynı ölçüde ilkel ve vahşi bir ideoloji adına yerleştirmeye çalışma anlamına gelir. ABD'de bu, ilkel bir ırk aynmcılığının, en acımasız kuralları ile geçerli kılınmasının yansıması idi. Türkiye'de bir boyutu ile hukuk ve iktidar. devlet düzenindeki boşluğun, güvensizliğin yansıması. Diğer boyutu ile şeriatın saldırganlığını gösterecek kadar örgütlenmiş ve güçlenmiş olduğunun göstergesi. Şeriat güçleri hile yolu ile demokrasinin bütün araçlarını kullanarak kaydettiği gelişmeyi kendine yeterli görmüyor. Gücüne, siyasi partilerden, iktidardan aldığı desteğe güvenerek daha sabırsız ve saldırgan olarak, insan hakları tanımayan, ilkel, vahşi, saldırgan yüzünü daha rahat ortaya çıkanyor. İDİE araştırması • • 'Ureten kesim kan kaybediyor' .4NKARA(AA)-1994 yılında hem de\ let hem de özel sektörde istihdam \e reel katma değer. yatınm ve ücretlerde önemli düşüşler gözlendiği bildirildi. DİE. panel yeri yaratma yöntemi ile. 1992 yılında katma değerin en az yüzde 80'ini yaratan işyerlerinde. 1992. 1993 \e 1994 yıllannda meydana gelen değişiklikleri inceleyerek çeşitli sonuçlara ulaştı Buna göre. çalışanlann yıllık ortalama sayısında '1993 yılında devlet sektöründe yüzde 4.5 düşüş. özel sektörde yüzde 2.2 artış sağlandı. 1994 yılında ise devlet sektöründe çalışanlarda yüzde 7.1. özel sektörde ise yüzde 3.5 düşüş yaşandığı ortaya çıktı. Toplam ücret ödemelerinde, 1993 yılında devlet sektöründe reel yüzde 2.7 düşüş. özel sektörde yüzde 5 artış görüldü. 1994 yılında ise reel \ ücretler dev let sektöründe yüzde 15.4, özel sektörde ise yüzde 24.8 geriledi. 1993 yılında yaratılan katma değerde reel olarak devlet sektöründe yüzde 1. özel sektörde yüzde 17.1 artış olurken. 1994 yılında dev let sektöründe yüzde 10.7, özel sektörde yüzde 6.2 düşüş olduğu kaydedildi. 1993 yılında de\ let sektöründe. yıl içinde yapılan gayri safi ilavelerle. sabit sermây ede reel olarak yüzde 58.4 artış görülürken. 1994 yılında yüzde 18.6 düşüş yaşandı.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle