25 Haziran 2022 Cumartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
Ü.AYFA CUMHURİYET 12 EKİM 1996 CUMARTESİ HABERLER 3HP, ANAP ile DYP'nin uzlaşması durumunda yeni kurulacak hükümete dışandan destek verecek DSP, ANAYOCu bekKyorIVKARA (Cumhuriyet Bürosu) - NAP'ın başlartığı \e Başbakan ecmettîn Erbakan hakkmda verifen prrsoru önergelerinin ardından hız k_zanan hükümet ara>ışlannda, câincü isim başkanlığında ANAYOL- ?DL hükümeti olasılığı ağırlık k^anmaya başladı. ANAPGenel Eışkanı Mesut Vılmaz. üçüncii bir kşinin başkanlığında kurulacak hûkümette yeralabileeekleri mesajıni vrirken, DYP'de gözler Genel Başkan TmsuÇiIler'e çevrildi. DSP'nin. A^AP ile DYP'nin uzlaşması drumunda. hükümete girmeye hazır oduğu bıldinldi. Muhalefette kalma e;iliminde olan CHP ise gensoru ösergesinin TBMM'de gündeme alınması için çaba harcayarak. yeni hükümet oluşumlarına destek vermeye hazırlanıyor. ANAP'ın 5. Oiağan Kongresi'nden sonra "sert ve dinamik muhalefet yapma* karan aJan Mesut Yılmaz,dış politikadaki gehşmeler üzerine REFAHYOL hükümetini yıkmak için harekete geçti. Yılmaz. bu amaçla önce DSP Genel Başkanı Bülcnt EceMt ile görüşfü. Üçüncü bir isim başkanlığında ANAP-DYP ve DSP hükümeti formülünü gündeme getiren Yılmaz, daha sonra da MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş ile göriiştü. DYP"den kopan milletvekillerinden CavitÇağlar, Mehmet Köstepen gibi millenekillen ve yeni partı oluşumcuların önde gelen isimlerinden Hüsamettin Cindoruk ile de temaslarını sürdüren Yılmaz, "Her türiü fedakârüğa hazır olduğunu ve üçüncü bir kişinin başkanlığında hükümet kurulabileceğini" açık bir dille ıfade ettı. Temaslar sürüyor ANAP Grup Başkanvekili Murat BaşesgioğJu, dün düzenlediği basın toplantısında. ikınci ANAYÖL hükümetinin kurulabilmesi için temaslann sürdüğünü bildirdi. Yeni ANAYOL kurulabilmesi için soruşturma dosyalannin rafa kaldınlması yönünde kesinlikle pazarlığa girilmeyeceğini belirten Başesgioğlu, "Bu hükümetin bizatihi kendisi kriz olduğu için, gittiği zaman krizçıkmayacak"dedi. Murat Başesgioğfu, milletvekillerine. partilerinin katı disiplinini bırakarak, gensoruya sahip çıkmalan çagnsında da bulundu. ANAP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Dedelek de. alternatif hükümete gireceği yolunda açıklama yapan DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit'in, Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu çok iyi değerlendirerek ortaya koyduğu son ta\ır ile ülkeyi rahatlattığını söyledi. Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin üzerinde oyunlar oynandıği bir dönemde ortaya konan bu tavrın çok anlamlı olduğunu kaydeden Dedelek, DYP içinde de gelişmelerden rahatsız olan 25-30 dolaymda milletvekili bulunduğunu söyledi. DYP lıderi Tansu Çiller"in kendisini kurtarmak. hükümetin devamını sağlamak için bu DYP'li milletvekillerine baskı yaptığinı anlatan Yaşar Dedelek, "Gelecek çarşamba günii DYP içindeki. sağduyulu tiim arkadaşlann sınav vermesini bekliyoruz" dedi. Yaşar Dedelek, Başbakan Erbakan hakkındaki bu gensorunun kabul edilmemesinin de çok önemli olmadığını belirterek. "Bu gensorulann artık arkası kesilmez. DYP içindeki bugün 5 olur yann 10, daha sonra daha da fazla. Bu hükümet daha fazla davanamaz" dedi. Erbakan Demirel, ihlal edilen kurallann sonucundan korkulması gerektiğini söyledi denetimden kaçü AsKARA (Cumhuriyet Bırosu) - Başbakan Nıcmettin Erbakan. di)lomatik skandala dcnüşen Afrika gezisini sa'iınmak amacıyla önceki gin TRT'den yaptığı ~İ:raatın İçinden " prcgramındaki koiuşmasını TRT deıetiminden kaçırdı. TRT yöietimi sorumluiuk alnamak için programın deıetiminden geçmediğini tutmaklara geçirdi. TRT geeneğinde bugüne kadar hüıümet icraatına ilişkin prcgramlar. ancak TRT Yavın Denetleme Kurulu'nun denetiminden geaikten sonra yaumlanıyordu. Deıetleme Kunılu. Başbakan'ın iç gü\enlik ve dışpolitika konusundaki koiiiışmalannı ıse siyasi çılur sağlamaması için Geielkurmay Başkanlığı ile Jışişleri Bal.anlığı'ndan bir gözlemciyle izlenmesine özen gösteriyordu. Başbakan Necmettin Erbakan'ın TRT denetimini devredışı bırakması. Libya gezisine tepüsini gizleyemeyen Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı ve Dışişleri Bakanlığı'na çalım olarak yorumiandı. Radyo \e Televizyon Üst Kurulu (RTÜK). "Jcraatın İçinden'" programını incelemeye aldı. RTÜK uzmanlan. yayın bandını "yanıt hakkı doğurup doğurmadığı* 1 yönünde irdeleyecek. Yayına ilişkin hazırlanan rapor, RTÜK üyelennin yapacağı ilk toplantıda değerlendirilecek. ANAP da. bu konuda incelemelerini sürdürüyor. 30 dakika olması gereken programın 37 dakika olarak yayımlandığını belirten ÂNAP TBMM Grup Başkanvekili Murat Başesgioğlu. "İncelemeler sonunda RTÜK'e başMirarak yayın ilkeleri dışına çıktığı için TRT'ye yaptırım uygaİanmasuu isteyebiliriz"dedi Imamm anti-medya hutbesi ANKAJRA(AAKA)- Başbakan Necmettin Erbakan'ın basınla ilgili yeni yasaklamalar içeren düzenlemeler yapılacağı açıklamasına cuma namazı kıldığı. RP Genel Merkezi'nin bitişiğindeki caminin imamı Muhittin Yüdınmdan destek geldi. İrnam Yıldırım. basını. "Ülkenin güvenliğini ilgilendiren konulan duyıırmamakla \e ülkesinin yararına yayın yapmamakJa" suçladığı hutbesinde, "Boş söz yazan muvkuteleri almayın" dedi. Erbakan. dün cuma namazı için MKYK toplantısına ara vererek Genel Merkez'in bahçesindeki camiye gitti. RP'li bakanlar, milletvekilleri ve çok sayıda partiliyle birlikte namaz kılan Erbakan, ağırlıklı olarak basınla ilgili değerlendirmelere yer veren imam Muhittin Yıldınm"ın hutbesini dinledi. İmam Yıldınm hutbesinde, basını yalan haber yazmakla suçlarken, Hazreti Muhammed'den ve Kuran 'dan da alıntılara başvurdu. Cumhurbaşkam'ndan iıııalı uyarı TURHAN NARLER ÇANAKKALE- CumhurbaşkanıSüley- man Demirel. hıçbir şeyin kcyfi \e zorla olamayacağını belirterek."Türkiye"de ku- rallar var, ancak kurallar de\amlı ihlal edi- liyorsa bunun sonucundan korkmak gere- kir. O zaman birileri gelir ve iki kişinin bi- rarayagelmesinebileizin\mnez'"dedi. De- mirel, Türkiye ile meselesi olanların. bunu banşçıl yoldan çözmeye çalışmalannı da is- teyerek. "Bugüne kadar olduğu gibi, bun- dan sonra da kim Türkiye üzerine yanlış he- sap yaparsa pişnıan olacağmı" söyledi. 18 Mart Universitesi'nın 1996-97 eği- tim-öğretim yılının açılış törenine katılan Cumhurbasjkanı Süleyman Demirel. bura- da yaptığı konuşmada. Çanakkale'nin. ül- ke tarihinde sahip olunan bir büyük desta- nın ismini taşıdığını da kaydetti. Demirel, "Çanakkak? geçilseydi, bugün Türkiye ol- mazdı. Geçilemezdi, netice itibarıy la geçile- memiştir. Her yıl öğreneiler gelip bu desta- nın yazıldığı >eri görmelidir. Görmelidir ki, fe\ kalade sorunlu coğrafyada nasıl bann- dığımızı herkes anlamalıdır" dedi. Vatan için canını \ermeye hazır olma- yanlann\atansızkalacaklannı anlatan De- mirel. şöyle devam etti: "Hangi zamanda ne cereyanederseetsin, Türkiye'nin bölünmez bütünlüğüne yönel- ıniştir. Bunun hiçbir mazereti olnıaz. Mil- leMopyekûn karşısınaçıkmakta birarada- dır. Çanakkale'nin kahramanları gibi ül- kenin her yaştaki insanı, bölünmez biitün- lük ve ebedivete kadar \ariık için canlannı vermeye hazırdır. Onun için Türkiye bölün- nıevecek. parçalanmayacak, ebedivete ka- dar var olacaktır." Demirel, Türkiye'nin önüne yeni fırsat- lar ve şartlann çıktığını, banşa olan hizme- tin daha da arttığını belirttiği konuşmasın- da. soğuk savaş döneminde kale görevi ya- pan Türkiye'nin bugün bir köprü görevi üstlendiğini ifade etti. Türkiye'nin. bulunduğu bölgede banşa yardımcı olmak. kendisini geliştirmek ba- kımından doğru bir hedefi önüne koyduğu- nu anlatan Cumhurbaşkanı. güçlü birde- mokrası. güçlübirekonomı vegüçlübirsa- vunmayı bir "altın üçgen" olarak tanımla- dı. 'Pişman oluriar' Etrafındaki ateş ve büyük sıkıntılann ara- sinda Türkive'nin demokrat kalmaya de- \am eden bir ülke olduğunu \e haklarını ANAPGenel Başkanı Mesut Yılmaz, ANAP'lı belediye başkanlan ve belediye meclis üyelerinin düzenlediği toplantıya katıldı. (Fotoğraf: HATlCE TUNCER) ANAP lideri Yılmaz, yeni hükümet oluşumuna açık olduklarını söyledi 4 DYP fle görüşmeye hazırmıtstanbul Haber Senisi- ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz. DYP'nin bugünkü koalisyon içerisinde sorumluiuk taşımaktan rahatsızlık duyması ve veni bir hükümet oluşumuna hazır olması halinde, bu konuyu görüşmeye hazır olduklannı söyledi. Yılmaz. Libya'dan RP'ye gönderildigi iddia edilen 500 bin dolarlık çekle ilgili."Bu konu açtklamaya ihriyaç göstermeyecek kadar açık bir konudur" dedi. Yılmaz. dün İstanbuldaki ANAP'lı belediye başkanlan ve belediye meclis üyelerinin düzenlediği toplantıya katıldı. Belediye başkanlan ve meclis üyelerinin dinleyen Mesut Yılmaz. şikâyetleri üç başlık altında topladı. Yılmaz. şikâyetlerfe ilgili japtığı değerlendirmede. "ahyapı hizmetlerindeki yatırunlarda çok ciddi gecikmelerin" olduğunu. . "Büyükşehir beledivesinin ilçe belediyeleri arasuıda ay rım yaptığını". -ANAP'lıilçe belediyelerine, Büyükşehirin sorumlu olduğu hizmetlerin verilmediğini, gerek Büyükşehir Belediyesi'nde gerekse ANAP'lı olmayan ilçe belediyelerinde, eskiden açıktan rüş\ct şeklinde alınan yasadışı birtakım gelirlerin şimdi vakıflara zorunlu yardım biçiminde, bir anlamda örtülü riişvet olarak alındığını" belirtti. Yılmaz, üç şikâyetin doğru olduğuna ilişkin kendilerine başka kanallardan da bilgi geldiğini ifade etti. Mesut Yılmaz. yaptığı özeleştiride ise şunları sö\iedi: "Büyükşehir Belediye Meclisi'nde 58 tane arkadaşımız \ar. Diğer muhalefet partileriyle birleşfiğimiz zaman, Büyükşehir Belediye Mecfisi'ndeki bütün yanlış uygulamaları engelleme imkânımız var.Bunlan önlemek yine sizin elinizde." Yılmaz, özetle şöyle konuştu: "Asıl bizim açımızdan şu anda önem taşıy an 3030 sayılı yasada yapılmak istenen değişikiiktir. Biz tabii buna bütün gücümüzle karşı çıkacağız. Ama eğer bir yanlışlık olur da bu yasa bu haliyle çıkarsa o zaman ANAP olarak yeniden ikridar olduğumuzda, yeniden iktidar ortağı olduğumuzda ilk yapacağımız işlerden birisi bu vasavi tersvüz etmek olmalıdır." koruyacak bir savunma gücüne sahip bu- lunduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı De- mirel, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dostadüşmana, "Gelin Türkiye'nin du- rumunu. konumunu. şartlannı iyi anlayın' diyoruz. Sorunlann banşçı yoliardan çözü- mü gereklidir. Türkiye üzerinde yanlış he- sap yapanlar hep pişman oldu, bundan son- ra da ülke üzerinde kim > anlış hesap yapar- sa pişman olacaktır. Türkiye, bundan böy- le de yoluna bu şekilde devam edecektir." Ülkenin ilerlemesinin. paradan çok ka- rarlılık, şevk ve heyecan gerektirdiğini an- latan Demirel. "Eğer bunlan muhafaza ed- er, demokratik. laik Cumhuriyet meselesi- ni taşımaya olan a/mimizi kay betmezsek, ülkemiz yıldı/ ülkelerden biri olur" diye ko- nuştu. Daha sonra. Cumhurbaşkanı Demirel'e, 18 Mart Üniversitesi Sena- tosu'nunaldığıkararuyarın- ca. "L'luslararası İlişkiler Alanında Fahri Doktora Pa- yesi" verıldi. 18 Mart Üniversitesi Rek- törü Prof. Dr. Abdurrahman Güzel de yaptığı konuşma- da. "Büyük Atatürk'ün de- mokratik. laik, sosyal hukuk de> leti olarak ortaya koydu- ğu hedefler, üniversiteîerin sahipliğindedir'" dedi. 'Korkmak gerekir' Çanakkale Koleji'nin açı- lışını da yapan Cumhurbaş- kanı Süleyman Demirel. cu- ma namazını Şehitler Ca- mii'nde kıldıktan sonra, Ça- nakkale'de vergi rekortmen- lerinin ödül törenine katıldı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel burada yaptığı ko- nuşmada, Türkiye'nin yeni biryapılaşmadönemi içinde bulunduğunu, çağı yakala- mak için buna mecbur oldu- ğunu söyledi. Devletin artık kabuk değiştirdiğini, ülkede hiç bir şeyin keyfi ve zorla olamayacağını belirten Sü- leyman Demirel şöyle ko- nuştu: "Türkiye'de kurallar var- dır. Anayasa vardır. Bu ku- ralfara uyuldu nıu bir şey yok demektir. Ancak kuraİ- İar de\amlı ihlai ediliyorsa bunun sonucundan kork- mak gerekir. O zaman biri- leri gelir \e iki kişinin birara- ya gelmesine bile izin ver- mez." Türkiye'de yapılan seçim- lere kimsenin itirazı olma- dığını ancak seçimlerden çok parçalı bir yapı çıktığı- nı belirten Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, bu yapı- yı halkın belirlediğini ifade ederek."Halk çıkanhğından memnun değilse.yine sandık başına «ider \c karannı ve- rir. Halk kendi yaptığını yine kendi düzeltir. Ancak biraz sabırlı olmak gerekir" dedi. IRMIKIAYDIN ENGİN e-mail: [email protected] Yanılmıyorsam yann ya da öbürgün IMF heyeti Ankara'ya geliyor. Daha geç gelecek den- diydi ama, iyi bilemeyeceğimiz nedenlerle IMF'cilerin gelişi öne alındı. 1970'lerden bu yana bu filmi pek çok kez izlediğimiz için ay- rıntıya gerek yok. IMF gelecek ve Türkiye'nin ekonomisinde (dolayısıyla siyasetinde) alın- ması gereken önlemleri sırala- yacak. Gazetelerde ''acı reçe- te"diyebaşlıklarçıkacak. Çok az kişi ne anlama geldiğini bil- mesine rağmen, stand-by te- rimi pek çok kişinin diline sa- kız olacak. "Stand-by anlaş- ması imzalandı, imzalanmadı, imzalanacak ama..." gibisin- den ince ahkâm kesmeler bir- birini izleyecek, falan filan... IMF'nin ne diyeceğinı artık hepimiz biliyoruz: Ucretleri dondunın, iç tüketimi kısın, ih- racatı azaltın, fiyatlan arttıra- bildiğinizce arttınn, devletin destekleme alımlanna derhal son verin... Bu denilenleri yaptığı takdir- Kaçm, Gene IMF Geliyor! de Necmettin Emmimin "Refah Partisi ile refaha" balo- nu patlayıverir. Tansu Çiller'li DYP'nin ise zaten kuşkulu olan, bir seçimde barajı aşıp aşamama sorunu yanıtını bulu- verir. Yani Türkiye Çiller'siz günlere yönelir. Benim, senin. bizim bildiği- mizi Erbakan da biliyor elbet. Tam da Erbakan'a yaraşır bir hayalcilikle apar topar Pakis- tan, Endonezya. Malezya, Mı- sır, Libya, Nijerya gezılerine çı- kıvermesinde bu IMF korkusu- nun payı az değil. Acaba İsla- mı, siyasal iktidarları için bir kaldıraç ve dayanak olarak kul- lanan bu ülkelerden üç beş ku- ruş bulup, IMF ile pazarlık ma- sasma biraz daha sağlam otu- rabilir miyim hesabıydı bu. Hesap yanlıştı ve dönmesi gereken yerden ve noktadan dönecek. Türkiye gibi gırtlağına kadar borçlu ve borcunu, hatta bor- cunun faizini bile yeni borçlar bularak ödemeye mahkûm edilmiş ülkelere IMF hep gele- cek. Korkunun ecele faydası yok. Borcu borçla, borcun fa- izini de borçla ödemeyi yeğle- diğiniz sürece bundan kurtu- luş yok. IMF bir devlet değil. Topu tü- feği, ordusu, generali yok. IMF'nin varfık nedeni çok yalın. Borç alan ülkelerin borçları dü- zenli ödeyebilmeleri için atıla- cak adımları saptıyor. Ancak bu adımlaratıldığı zaman, "Ta- mam, bu durumda bu ülkeye yeni borç verebilirsiniz" fetva- sını veriyor ve borcu borçla ödeme çarkı dönmeye ancak bu koşulla devam edebiliyor. Anlaşılacağı üzere IMF ön- celikle 7G kısaltmasıyla anılan zenginler kulübü için önemli. Zaten özünde onların oluştur- duğu bir örgütlenme. Adamlar verdikleri borcu geri almayı ga- rantilemek istiyorlar. Adamlar eski borçlarını alabilmek için yeni borç vermelerinin kendile- ri için uygun koşullarını yarat- mak istiyorlar. Bu koşullar pa- ketinin adına da stand-by an- laşması deniyor. Necmettin Emmim'in can havliyle kendini bir Doğu'ya. birGüney'e, bir Asya'ya, bir Af- rika'ya atmasının nedeni de bu. Çıkarlarınm temsilciliğini IMF'ye havale etmiş ülkelerin dışındaki ülkelerden üç beş ku- ruş bulup borç ödeyebilse so- luklanacak. Yıllardır "Batı tak- litçiliği" ile kmadığı öteki siya- si partilerden farklı olduğunu en azından kendi tabanına an- latabilecek. Ama ne çare ki ka- pısını çaldığı ülkelerin "Kendi- leri muhtaç himmete, nerde kaldt Erbakan 'a himmet ede." Necmettin Emmim'in önce- ki gün televizyonda "lcraatın lçinden"de gözümüzün içine baka baka. tane tane aktardı- ğı dış kaynak paketi de, hükü- metin ilk günlerinde müjdeledi- ği, iç kaynak paketi de patlak. Yama tutmamacasına patlak. Yani Necmettin Emmim önümüzdeki günlerde IMF'ci- lerin önüne kuzu kuzu otura- cak. Dikte edilenleri bir bir not edecek ve çaresiz uygulaya- cak. Ben muhalefetin ve onun değirmenine su taşıyan med- yanın "Hayuııır, aslaaaa, IMF'nin karşısına biz oturaca- ğız. Bir süre sonra halka veri- lecek acı reçetenin sorumlu- luğunu biz taşıyacağız" diye kolları sıvamalarını, biraz daha beklemeye yanaşmamalarını ar>lamakta zorlanıyorum. Yoksa bunlar "IMF'nin önünde diz çökerse Erba- kan'ın tabanı da, seçmeni de fena sarsılır" endişesiyle çak- tırmadan Necmettin Emmim'e koltuk çıkmak için mi böyle ça- balıyorlar. Anlamak zor... YAZILARI ATAOL BEHRAMOGLU Ulusal.Onup ve Ulusal Tarih Üzerine. llhan Selçuk'un nefis tanımlamalarıyla "Kadda- fi, hazırlığına günlerce önceden başladı, buluşma- da neler giyeceğini saptadı, çizmelerini çekti, sır- tına harmaniyesini attı, kendisine çekidüzen verdi, günü saati gelince de pudralandı, hmellerini çekip ortaya çıktı..." Ve Erbakan'la konuşmasındaki bi- linen sözlerinden sonra Türkiye'de ortalık karıştı... Günlerdir yazılı sözlü ve görüntülü medyada ulusal onurumuzun ayaklar altına alındığı yazılıp çiziliyor, konuşuluyor... Erbakan'ın davranışı (Türkiye'nin Başbakanı olarak kendini bu sözlere muhatap ka- bul etmemesi gerekirken Kaddafi'yi sessizce din- leyip sonra da onun sadece PKK konusundaki söz- lerine yanıt vermekle yetinmesi) politik bir gaf mı ya da iddia edilmekte olduğu gibi Refah'ın Libya yö- netimine bir "gönü/toorcı/"nun sonucu mudur? fşin bu yönlerinin tartışılmasına ve kurcalanmasına sa- nıyorum önümüzdeki günlerde de devam edile- cek... Ben konuya "ulusal onur" ve "ulusal tarih" açılarından ve biraz daha yakından bakmak istiyo- rum... • • • Kaddafi, basında izleyebildiğim kadarıyla, Türk- lerin tarihte bir varlık olabilmelerini, "asaletini", Sel- çuklu ve Osmanlı dönemleriyle özetle islamiyetin kabulünden sonraki süreçlerle ilgili görüyor... Tür- kiye, ona göre "1. Dünya Savaşı'ndan sonra irade- sini kaybetmiş" bir ülkedir... Sorulması gereken ilk soru, Refah-DYP koalisyonunun üçüncü ayının bi- timinde, ilk "icraatın içinden" konuşmasını Ata- türk'ün bir portresi önünde yapan Refah Partisi ve hükümet başkanının ve başkanı olduğu partinın bu konuda ne düşündüğüdür... Yapılması gereken ise sadece Libya Devlet Başkanfnın görüşleri olsa idi belki de üzerlerinde durulmaya değmeyecek bu id- diaların günlük politika hesapları ve didişmeleri öte- sinde soğukkanlılıkla tartışılmasıdır... • • • Türkiye'nin Cumhuriyet dönemi tarihini redde- den, lanetleyen ve olanak bulduğunda bu tarihın bütün kazanımlannı ortadan kaldırmaya azmetmiş bir görüşün bugün artık görüş düzeyinın çok öte- sınde örgütlenmiş olduğu, bu örgütlenmenin her za- mankinden (Yabancı işgal ordularma ve iç isyanla- ra karşı savaşıldığı dönemlerdekinden) bile daha güçlü olduğu açıkta ortadadır... Kaddafi'nin sözle- ri, şimdi bu görüşün yabancı bir devlet başkanının ağzında dile gelmesinden başka bir şey değildir... Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin Başbakanı ise söz konusu görüşmede, bu konuda susmakla ye- tinmiştir... Üzerinde durulması gereken asıl noktada sanıyorum ki budur... • • • Çökmüş ve neredeyse bütün toprakları yabancı güçlerce işgal edilmiş bir devletin yıkıntılannda ye- ni ve modern bir devlet kurmayı başarmış Türkir ye'nin ne kimseden "ulusal onur" dersi almaya ge- reksinimi ne de birtakım iddialar karşısında onuru- nun incinmesine gerek vardır... Asıl sorun, şimdi d,ş ilk kez bir yabancı devlet başkanının (bir "fslam ül- kesi" liderinin) ağzında dıle gelen bu görüşlere (ve daha da önemlisi, örgütlenmeye) karşı neler yapıl- dığı, neler yapılması gerektiğidir... Bunun da her- hangi bir protokol gafını kınamanın, eleştirmenin, birtakım günlük politika hesaplarının ötesinde cid- di bir sorun olduğu yeterince açıktır... • • • Ikinci bir sorun, Cumhuriyet yandaşlarının "ulu- sal tarih" konusunda ne düşündükleridir... Türki- ye'nin, Türklerin tarihi, sadece Cumhuriyet döne- mimizle mi sınırlıdır? Türkiye 70-80 yıllık bir devlet mi yoksa kökleri Selçuklulara, Osmanlı Imparator- luğu süreçlerine uzanan bir ülke midir?.. Bu soru- nun da herhangi bir çekinti duymaksızın soğukkan- lılıkla, bilimsel verilerle tartışılması gerektiğine ina- nıyorum... Bin yıllık birtarihin yorumunu "geric/"lere, bu ta- rihin bütün olgularını sadece fütühat ve Islam açı- sından görenlere ya da her türden şoven çevrelere mi bırakmalı, yoksa bu bin yıllık tarihin bilimsel yo- rumlannı mı yapmaya çalışmalıyız? Ikinci yanıtı be- nimseyecek olursak, bunun gereklerini yerine ge- tirdiğimizi, daha da öte, bunu başarabilecek bilgi ve bilinç donanımına sahip olduğumuzu söyleyebilir miyiz?.. • • • Modern Türkiye'nin birçok hukuksal, siyasal ku- rumunun köklerinin XIX. ve daha da önceki yüzyıl- larda bulunduğunun bilinmesi için tarih ya da siya- set bilimcisi olmaya gerek yok... Sanat ve kültür alanlannda bunu daha da rahatlıkla söyleyebilecek durumdayız... Bin yıllık bir tarihin (artıları ve eksile- riyle) bilimsel yorumunu yapabılmenin, sadece ıçer- deki ve dışardaki gericilere karşı Cumhuriyetimizin değerlerinin ve "ulusal onurumuz"un savunulması için değil, bu değerleri ve kavramları yeni kuşakla- ra doğru olarak öğretebilmek bakımından da gerek- li olduğunu düşünüyorum.... RP'nin 5. Olağan Kongresi Erbakan'ın kaygısı Asiltürk ekibiANKARA (Cumhuriyet Bürosu)-Refah Partisi'nin (RP) 5. olağan kongresin- de, DYP ile koalisyona kar- şı çıkan genel sekreter Oğuzhan .Asiltürk ekibiyle partide "genç kuşağı" tem- sil eden "Akıncılar"ın liste mücadelesı \ermesi bekle- niyor. Oğuzhan Asiltürk. kongreden sonra genel sek- reterlik göre\inden aynla- cağını bildirdi. Erbakan tek aday RP'nin. yann Atatürk S- por Salonu'nda yapılacak olan 5. olağan kongresin- de. RP Genel Başkanı \e Başbakan Necmettin Erba- kan tek aday olarak dele- gelerin karşısına çıkacak. Erbakan'ın başkanlığında yapılan dünkü Merkez Ka- rar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında. kongredeki tüzük değişık- lik tasarılan ele alındı. Er- bakan'ın onayı üzerine 40 kişilikMKYK'dekiüyesa-' yısı 50'ye çıkarıldı. MKYK'deki üye sayısının arrtırılmasıyla. Ankara il kongresinde kendilerini gösteren muhaliflerin. liste delme olasılığının ortadan kaldırılması da hedefleni- yor. Erbakan'ın. Ankara il kongresinde seçildikten sonra görevden almaya ça- lışması üzerine kendisine meydan okuyan Mehmet Telİioğlunu. MKYK liste- sine aldığı öğrenildi. MKYK'nin dünkü top- lantısında. sakatlığı nede- niyle tedavi gören îstanbul Milletvekili Aydın Mende- res ile ANAP'tan transfer olan Diyarbakır Milletve- kili Abdülkadir Aksu'nun da MKYK "ye alınması ka- rarlaştınldı.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle