20 Ağustos 2022 Cumartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA CUMHURİYET 9 TEMMUZ 1994 CUMARTESİ DİZİYAZI POLTTIKA VE OTESI Dr. Andreas Politakis Türk-Yunan dostluğunu sağlayacak senaryoyu Cumhuriyet için yazdı Atatürk ve Venizelos olsalardı...1983 Şubatı'ndalstanbul'dayapılan "tpekçiödül- leri" töreninde Sn. Özgen Acar, Eleftherios Venize- los arşivinde, zamanla unutulup gitmiş ya da belirli nedenlerle biliıuneyen bölümleri karanlıga gömül- müş paha biçilmez ve son kerte önemli bir belgeyi su yüzüne çıkartmasmdan ötürii "Ipekçi ödülü'Me onurlandınldı. Bu belge. 1934 yıJında bizzat Venize- los'un Norveç'teki Nobel Banş Odülü Komitesi'ne yazdığı ve daha önceleri kendi görüşlerine ters dü- şen Mustafa Kemal Paşa'ya ödülün veriimesini öne- renbirmektuptu. Yunan önderi Türklerin büyük ön- deri için şöyle yazıyordu: "_ Mustafa Kemal Paşa'mn karşıtianna karşı ka- zandığı utku sonucunda 1922 yılında Tfirkiye Cunv huriyeti'nin temelleri aolmış, baskı ve istikrarstdıga son verilmiş, gekcek yıllanla banşın sarsrimasına yol açabüecek yeni ve tiddi bir tehUke ortadan kakurıl- mışür. Bir ulusun yaşamında böylesine kısa sürede köktenci bir değişikliğe kolay kotay rastianamaz. -Türkiye komşulanyla oian toprak sonınlanmn tümünii çözüme ulasbnp, ulusalvesiyasal snırlann- dan hoşmıt olarak bölgede banşu gfiçtü bir savunu- cusu olmuştur..» tşte bu yüzdeodir ki, Yakuıdoğu ba- nşında yeni bir çığır açan Türk-Yunan Antiaşma- sı'nın imzalandtğ) 1930 ydında Yunan bükümetinin başı olarak ben. Nobei Banş Ödûlü'ne bu 'saygm ko- numu' gerçekten hak eden Mustafa Kemal'in aday- hğı konusuna saygıdeğer komite üyelerinin özenîe eğilmeierini rica ediyonım"_ ELEFTHERIOS K.VENİZELOS •Venizelos olsa. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyeliğinin hızlandınlması konusunda. Kıbns sorununa da adil ve kalıcı bir çözüm getirilmesi koşuluyla. gerekli tüm önlemleri alır ve girişimlerde bulunurdu. Venizelos'un bu konuda ilk girisimi de 1988-89'dan beri askıda olan ve Yunan hükümetinin Türkiye'nin Ortak Pazar'a girmesi icin imzalaması gereken 'protokol'u imzalamak olurdu. Okurlann da değerlendirebileceği gibi, bu belge son derece önemli. Venizelos'un, özellikle Türkiye ile Yunanistan arasında ve tüm bölgede banşın ko- runması yolundaki görüşleri, Türk ulusunun Ata- türk'ten devraldığı ve 4 sözcükle özetlediği "banş öğretisiyle" özdeş: "Yurtta sulh, cihanda sulh." Ancak bu öğreti dışında Atatürk'ün elyazısı ile ya- zılmış ve Acar'ın Atina'da bulduğu bir başka çarpı- cı ve paha biçilmez belge daha var. (Araştırmacı olan yalnızca dostum Özgen Bey değil). Bu belge, Kasım 1934'te (daha önce sözü edilen, Venizelos'un öneri belgesinden birkaç ay sonra) Ata- türk'ün dönemin Dışişleri Bakanı Sn. George Pez- mazoglou'na diplomatik görüşmeler için Ankara'da bulunduğu sırada yazdığı bir mektup. Büyük Ata- türk'ün Türk-Yunan dostluğu ve işbirliği konusun- da görüşü şöyle: "Giderek gelisen Türk-Yunan kardeşnginin vakm bir gelecekte dünyaıun gözlcrini kamaşünp kör ede- cek paıiak bir ufuk oluşturacağı gfln hiç kuşkusuz gdecektir-" Türk-Yunan ilişkileri konusunda, ne daha önce ne de sonra, böylesi sözcükler söylenmemiştir. Günümüzde ilk akla gelen soru ise gerek halk ge- rekse hükümetler olsun, Türkiye ile Yunanistan'm bu büyük devrimcilerin öğütlerine ne denli kulak astıklandır. Bu yazının geri kalan bölümü bu soru- nu şu bakış açısından ele almaktadır: "Eğer Atatürk ve Venizelos bugün yaşasalardı ne yapar, neleri yapmaktan kaçınırlardı?" Bundan bu iki büyük kjşiliğın 1930 yılından bu yana yaşıyor olsalardı ne yaparlardı anlamını çıkart- mak, böyle bir durumun doğal olarak olanaksız ol- ması nedeniyle, yanlış olur. Zaten yaşıyor olsalardı bu iki ülke arasındaki sorunlar da çoktan çözümlen- miş olurdu. Ne Kıbns konusu, ne kıta sahanhğı ko- nusu ne de Ege Denizi'nin doğal kaynaJdanndan ya- rarlanma konusu gündemde olurdu. IVenizelos ne yapart, nelep yanmaktan kaçnr*? 1. Kıbns'taki Türk ordusunun varhğının Yuna- nistan'dan kaynaklandığını kabuletmek: Hiç durak- samadan, açık seçik bir biçimde Kıbns'ta bir Türk ordusunun varhğının, Kıbns toplumu ve onun yasal hükümetine karşı Atina rejiminin (Haziran 1974) kanlı ve sağlıksız saldınlarla ortaya koyduğu başat- lık mücadelesinden kaynaklandığını, Kıbns Türkle- rinin bu saldmlar karşısında ciddı bir tehlike içinde olduklannı kabul ederdi. 2. Ban Trakya'daki azıntağın kendi mesJek ve gete- eeği ile OgUi karar alma hakkının tamnması: Yuna- nlstan'ın imzaladıgı "Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK)" anlaşmasına göre Batı Trak- ya'daki azınhğın, kendilerine, '30'lu yıllarda olduğu gibi, Türk kökenli ya da yalnızca Türk denmelerini kabul ederdi. 3. Baü Trakya'da vaşayanlann kendi müftülerini seçme hakkı: Gümülcine, Dedeağaç ve hatta Ro- dos'taki azıniığa, demokratik bir süreç içinde, seçi- lenin bu konuma uygun olması koşuluyla, müftüsü- nü seçme hakkını tanırdı. Buna karşı çıkanlara Ve- nizelos, lstanbul'da başpiskoposlann, Türk hükü- metinin hiçbir müdahalesi ounaksızın, Patrikhane Meclisi'nce seçildiğini anımsatırdı. 4.Yunan Parİamentosu'nda Türkazınhğından bir temsikinin bulunmayışını büyük bir eksikük sayar- dı: Derhal gerekli öniemlen alarak azınlığın seçme- yi arzu ettiği adaylar arasından bir temsilcinın par- lamento üyesi olmasını sağlardı. Sorumlulardan, ilkokulu bitıren tüm azınlık ço- cuklannın da Hıristiyan çocuklar gibi engelsiz, ko- şulsuz orta öğrenimlerini sürdürme konusunda ge- rekenin yapılması için uyanda bulunurdu. 5.Tündye'den Yunanistan'agelecekler için "vize" uygulamasını derhal yürürlükten kakünnn. 10 yıl önce Turgut özal, Yunanistan'dan Türkiye'ye gıden tüm ziyaretçiler için vize uygulamasuu yürürlükten Portre Ipekçi Banş Ödülü'nün ıııiıııan Dr. Andreas Poiitakıs, Girit Adası'ndaki Rethimno şehrinin Panorrno Köyü'nde doğdu. Asker kökenli bir aileden gelmektedir. Babası Yorgo Politakis ruggeneral, kardeşlerinden büyüğü Panayotis 1979 yılında Harp Okulu Komu- tanlıgı yapan bir Tümgeneral, kü- çük kardeşi Stavros ise Sahil Ko- ruma Kuvvetleri'nde tuğamirakü. Cunta zamanında öğrencilerin ayakJanmasımu kania bastınima- suta 17 Kasım 1973'te sahne ola- cak Atiııa Teknik Üniversitesi (Po- li^oıio) Mühendislik Fakülte- si'ndaı mezun olduktan sonra ög- reniminı Paris'te sürdürdü. Bugû- ne kadar sürdürdüğü mühendislik mesleğineparalel olarakyazarlığa da büyük ilgi gösterdi. Öyküleri. Katimerini gaze- tesinin 1976 ve 1980yıllanndadüzenlediği yanş- malannda bırincilikle ödüllendirildi. İlk kitabını 1984 yılında yayımladı. "Zulmü Reddedi>t>ruınr ' adlı bu kitapta çeşitli gazete ve dergilerde yayun- iannuş yazılan yer aldı. Yunanistan'a yaptığı yapıcı zıyaretinden 20 gün sonra Milliyet Gazetesi Gene! Yayın Yönetmeni, gazeteci Abdi Ipekçi'nin, öldürülmesindcn yalnız 3 gün sonra 4 Şubat 1979'da kitle haberleşmc araç- larına bir açıkiama yapn. Ipek- çi'nin anısınabir "Banş veDorthık Odülür kumlmasını önerdi. O günden bu yana zamanmın ve ça- hsmalaruun büyük bir bölümünü Türk ve Yunan halklannın yakın- lasmasına ayırdı. 1988 nisanında önsözünü Nikis Theodorakis'in yazdığı "Oaceik- IKonurTürkHaDaBeYakmfe»- BM" adlı kitabı yayımlandı. (Papa- zısıs Yayuüan). Soz konusu kitap 1988 sonlannda bu kez Aziz Ne- sin'in de önsözü eklenerek "Al Be- yaz-Mjrvi Beyaz" adıyla Türkçe ^ olarak yayımlandı. (Milliyet Ya- * yınlan) 31 Ekim 1990'da Anka- ra'da 1930 yılında imyplanan tarih- / sel Atatürk-Venizelos anlaşmala- nnın 60. yıidönûmüyle aynı tarihte Izmir'deki Ege Ünivershesi'nce "tpekçi 0 1 0 0 ^ 0 1 Türk ve Yu- nan halklannın yakinjaşmasına. iki halkın birbir- lenm anlamalanna ve bölgedeki banşa katkılann- dan ötürü fahri öğretim üyesi ilan edilen Polita- kis'e unvan belgesini dönemin TC Cumhurbaşka- nı Turgut özal bizzat verdi. Dr. Andreas Polita- kis'in gerek Türkiye, gerekse Yunanistan'daki seç- kin çalışma arkadaşlannın iki ülkenin dostlugu ile ilgıli çaba ve gırişımleri sürekli artmaktadu*. Andreas Politakis Politakis'e göre Atatürk kendi halkına aşda- maya çalışrığı 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesi- ne dayanarak Yunan halkının belleğinden Türk tehdidi korkusunu silmek için her önlemi alırdı. Politakis'e göre Venizelos olsa, Kıbns'ta bir Türk ordusunun varuğının, Kıbns toplumu ve onun yasal hükümetine karşı Atina rejiminin 1974'teki saldınlanndan kaynaklandığuu, kabul ederdi. kaldırmıştı. 6. Türkiye'nin Avrupa Birliğine (AB) kabulü yo- lunda gerekli tüm girişim- lerini hızianduırdı: Veni- zelos derhal eyleme geçe- rek Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğinin hızlandınl- ması konusunda, Kıbns sorununa da adil ve kalıcı bir çözüm getirilmesi ko- şuluyla, gerekli tüm ön- lemleri alır ve (özellikle, •Her iki ülkede de burada sunduğum görüşleri 'ütopik' ya da 'romantik' olarak nitelendirecekler çıkabilir. Çağdaş iki ulusal devletin varhğını borçlu olduğu bu iki siyasa adamının 'günümüze geri ABdönem dönüsü'ne de 'tumturaklı sözler' başkanlığında) ginşımler-ğ de bulunurdu. Ancak Venizelos'un gözüyle bakılabilir. Buna ayınmcı güçlerin eylem- lerini desteklemenin be- deli çok ağır ödenir. tşte bu nedenledir ki, Anka- ra'da yapılan son toplan- tıya katılan birkaç parla- mento üyesinin PKK'nin kanlı eylemlerini destek- lemelerine şiddetle karşı çıkıyorum. Venizelos da bu parlamenterlerin dav- ranışını şiddetle eleştirir- di. Kürt sorununa siyasal bir çözüm getirilmelidir. E. Venizelos 30'lu yıl- larda Ankara'da, bugün bile bir örnek sayılabile- ruıca* vcuiicıu» uıı . •• •• ı ı_ ı i j ^ i oııe oır omcK sayııaoue- Türkiye'nin (AB) ve tam KUITnaCa gOZUVİe b a K m a k dOgal cekünlüEkimkararlannıüyeliği konusunda ilk giri- simi, 1988-89'dan beri as- kıda olan ve Yunan hükü- metinin (Türkiye'nin Or- tak Pazar'a girmesi için) imzalamak zorunda oldu- ğu "protokoT olurdu. 7. Yunan hava «ahaam ihlal eden Türk uçakla- n:Uygulanan engellerin ortadan kaldınlması için uyanda bulunur ve derhal, Atatürk'ün de onayıyla, "Ulusiararası Labey Mab- kemesi" ya da "Ulusiararası Uzbşma ve Yanp Ko- mitesi''ne başvurarak soruna kesin bir çözüm iste- minde bulunurdu. 8. Kışkıraa bir nitefik taşıyan "Ege Bakanlığı "nm aduu kaknnnh. Yerine "Ege'deki Yunan Adalan Ba- kanlığı" adını kullanırdı. Zıra, geçmişte Venize- los'un, 11 Ocak 1980'de de Konstantin Karaman- lis'in belirttiği gibi "Ege" bir "Yunan denizi'* değil- dir. Ege'nin Yunanistan'a ait sulan olduğu gibi Türk ve ulusiararası sulan da vardır. 9. Dışişleri Bakanuu, Balkanlann özeOikle kritik bir döneminde, Ankara'yı gezi prognunuun dışında btralap (Csküp'ün yanı sıra), bu yöre başkenderine göndennekgibi bir vanılgıya düşmezdL Çünkü böy- le davranmakla Türkiye gözünde Balkanlar'da Üs- küp Cumhuriyeti'nin savunucusu olarak belirecek- ti. 10. Kıbns'ı Yunan savunma alanı içinde eie alma karannı asla kamu önündeaçıklamak gafletinde bu- lunmazdı. Bu tür şeyler (K. Karamanlıs'in belkı de söyleyeceği gibi...) '^antnr" sonra "açıklanu-".Yok- sa, biz Yunanlılar, uğrunda çaba harcadığımız Kıb- ns'ın ve Kıbns Cumhuriyeti'nin bütünlüğünü ve ba- ğımsızlığını sorguluyor izlenimini yaratmış oluruz. Venizelos, aynca, Türk ordusunun adanın işgal edil- memiş topraklanna karşı giriştiği eylemi "bir savaş gerekçesj" olarak değerlendirmek gafletinde de bu- lunmazdı. 11. Sflahh Kürtçeteten Son olarak da (Türkiye'nin üyelikten çıkanlmasını amaçlayan) silahlı Kürt çe- teleri konusunda, derhal ve kararh bir biçimde öte- ki (AB) ülkelerinin, özellikle de Fransa ve Alman- ya'nın uyguladığı politikayı benimserdi. Dünyanın neresinde olursa olsun (özellikle de Yunanistan'da) olabilir. ama ortaya atılan görüsler ne öyle sanıldığı gibi 'ütopik' ne de 'romantik'tir. Çünkü anlaşma açısından. şimdiki koşullar 1930 yılına kıyasla 'çocuk oyuncağı...' imzaladığmdan kimi Yu- nanlılarca "vatan haüü" ya da en azından "kendi- sine saygıdan yoksun" bı- ri ilan edilmişti. Daha sonra Ankara'ya yaptığı ziyaret ve bu ka- rarlan imzalaması çevre- de hayranlık uyandırdı. Ancak, kendisi ansızın ortaya çıkıp, bu yazıda belirtilen girişimlerde bu- lunmaya kalkışsaydı, aynı kafadaki insaniarca günü- müzde de aynı suçlamalarla yüz yüze gelirdi... I Atatürk netor yapar, ne I yapmazdı? 1. Kıbns konusu: Derhal gerekli önlemleri alır ve -her zamankı gibi- gerçekçi önerilerle gelip, 20 yıl- dır süregelen huzursuzluğa kişisel çıkarlan bir yana atıp engelleri aşarak bir çözüm getirmeye çalışırdı. Adil ve kalıcı bir çözümde uzlaşıp, tüm yabancı as- kerleri adadan uzaklaştınr ve BM aracılığıyla Kıb- ns'ta yaşayan her iki toplumun da haklannın eşit bir biçimde gözetilmesi konusunda güvence sağlardı. 2. Yunan hava sahasının ihlaB: Türk uçaklarma, ge- nişletilmiş Yunan hava sahasını ihlal etmemeleri yo- lunda derhal uyanda bulunur ve Venizelos ile ortak- laşa "Ulusiararası Labey MahkemesT ya da "Ulus- lararası UzJaşma ve Yanp Kometisi''ne başvunır ve bunlann kararlanna kayıtsız şartsız uyardı. 3. Atina FIR hatn: Atina FIR hattı konusunda so- rumlu ulusiararası örgüte başvurarak bu tartışmaya bir son verilmesine çalışırdı. 4. Patrikhane: Atatürk (kendisine özgü, maddenin özüne inme yeteneğiyle) Istanbul, Fener'deki Patrik- hane'nin, bu kentte yaşayan 3-4 bin Rum kaldığuı- dan, öncelikle Türkiye'ye yarar sağlayacagını bilir- di. Atatürk, Patrikhanenin tinsel özerkliğine parmak basarak, banş ve huzur içinde etkinliğini sürdürme- si yolunda elinden geleni ardına koymazdı. 5. Heybeliada Ruhban Okulu: Benzer nedenlerle Atatürk, Patrikhane görevlilerinin eğitildiği Heybe- liada'daki ruhban okulunun yeniden açilması için derhal girişimde bulunurdu. Çünkü bu okul yeniden işlevselliğine kavuşmadıkça Istanbul'daki Patrikha- nenin varhğını sürdürmesi olanaksız olur. Buna ge- rekçe olarak da ruhban okulunun öteki yabancı okul larla aynı kefeye konamayacağını ileri sürerdi. 6. Ayasofya Müzesi: Dünya çapında yankı uyan- dıracak bir başka konu da Ayasofya Müzesi'nin der- hal korumaya ahnmasıdır. Bu projenin masraflan tabii ki Türk hükümetinin bilim adamlanndan oluş- turacağı ulusiararası bir heyetin denetimi altında AB'ce karşılanacaktır. 7. tstanbul'daid Rumlann dönüşü: Ve hiç kuşku- suz, yalnızca eskiden Türkiye'de ikamet edenlere ta- şınmazlanna yeniden sahip olma hakkını değil de (bu hak 1988'de Davos'ta T. özal tarafından yürür- lüğe sokuldu), tüm Yunan kökenlilere bu ülkeye ve özellikle Istanbul, lmroz ve Tenedos'a yerleşme ve meslek edinme hakkının en kısa sürede tamnması için girişimde bulunurdu. 8. Ege "ordusu": Atatürk derhal, kışkırtıcı bir ni- telik taşıyan "Ege Ordusu" teriminin kullanımına son verir ve bu orduya da ötekilerinde olduğu gibi bir numara verirdi: "4. ordu". 9. Kıta sahanhguun suunannın nesnd bir bkJm- de beürlenmesi: Türk-Yunan kıta sahanlığının sınır- lannın nesnel ve yansız bir biçimde belirlenmesi için Venizelos ile ortaklaşa ulusiararası Lahey Mah- kemesi ya da ulusiararası uzlaşma ve Yargı Komite- si'ne başvururdu. Bu sınırlar bugüne dek henüz be- lirlenemedi. •Atatürk olsa. Kıbns konusunda derhal gerekli önlemleri alır ve -her zamanki gibi- gercekci önerilerle gelip. 20 yıldır süregelen huzursuzluğa. kişisel çıkarlan bir yana atıp engelleri asarak bir çözüm getirmeye çalışırdı. Adil vg kalıcı bir çözümde uzlaşıp. tüm yabancı askerleri adadan uzaklaştınr ve BM aracılığıyla Kıbns'ta yasavan her iki toplumun da haklannın eşit bir biçimde gözetilmesi konusunda güvence sağlardı. 10. Yunanlann beüegindenTürk tehdidi korkusu- nu sümek: Atatürk kendi halkına aşılamaya çahştı- ğı "Yurtta sulh, cihanda sulh" ılkesine dayanarak Yu- nan halkının belleğinden herhangi bir Türk tehdidi korkusunu silmek için her türlü önlemi alırdı. IAtatvkveVeıızalosortaUaşa neyapanaî Aşağıdaki liste bir ömektir: 1-Kültürveeğitiın ahşverişi: Tiyatro, konser, dans gösterileri, korolar, yazarlar, kitap çevirileri, sinema, ortak bilimsel konferanslar mutlaka gerçekleştirihr. Her eğitim düzeyindeki öğrenci alışverişine yaz aylannda yoğunluk kazandmlabilir. 2- Sürekli bir basın ve kitle iletisim ahşverişi yapüabUır. Türk basınında Yunan gazete muhabir- lerine sürekli yer verilebileceği gibi, aynı şey Yunan basınında gerçekleştirihr. 3- Türkve Yunan ünrversitelerinde secûnh' olarak Yunanca ve Türkçe dersleri verilebüir. özellikle çocuk ve gençlere yönelik yaz dil kurslan düzen- lenebilir. 4- Turizm ve eğitim amaçh geziler için devlet finansmanı: 20'li yıllardan beri birbirlenne yaban- cılaşan bu iki ülke insanlannı bir araya getirmek açısından yararlı olur. 5- Özellikle turizm alanmda: Türk-Yunan yatınm ortaklıklannı özendirmek için yasal ve genel işlem- ler kolaylaştınlır. 6- Yunanistan ve Türkiye'de okutulan ders kitap- ton: özel heyetlerce yenilenirdi. 7- Her iki ülkede Türk-Yunan işbirügi: Buna kar- şı çıkacak ya da burun kıvıracak politikacı, bakan. diplomat vb. kişilere karşı kesin tavır alınırdı. 8- 1930'dan II. Dünya Savaşı'na ve daha sonra, 1946'dan 50'h' yülann sonlaruıa dek yürüriükte olan:Uluslararası bir toplantı ya da konferansta iki ülkeden birinin bulunmadığı durumda toplantıda hazır bulunan ülkenin ötekini temsil etmesini ve o ülkenin çıkarlannı savunmasını öngören anlaşrnaya yeniden geçerlilik kazandınlırdı. 9- Ve en son olarak: 1930 ekiminde Ankara'da oluşturduklan "Ulusiararası L'ztaşma ve Yargı Komhesi"ni daha sağlam temellere oturturlar, konuyu bilen ve nesnel yaklaşımda bulunacak kişilere komiteye üye olmaları yolunda çağnda bulunurlardı. SONUÇ: Yukanda değinilen konular, daha önce de belirtil- diği gibi birer öneri olarak sunulmuştur. Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkiler konusunda daha nice konu ve soruna parmak basılabilir. Her iki ülkede de bu görüşleri "ütopik" ya da tt romantik" olarak nitelendirecekler olabilir. Çağdaş iki ulusal devletin,varhğını borçlu olduğu bu iki siyasa adamının "günümüze geri dönüs,ü"ne de "tumturakn sözier" gözüyle bakılabilir. Bu eşi bulunmaz iki önderin "geridönüşü"ne kur- maca gözüyle bakmak doğal olabilir, ama ortaya atılan görüsler ne öyle sanıldığı gibi "ütopik" ne de "romantik'tır Bugünkü koşullar 1930 yılına kıyasla anlaşma açısından çok daha uygun ve o zamana kıyasla "bebek oyuncağı~" NOT: Bu makalenin telifhakkını Istanbul Bekdiye Başkanlığı 'nın da kathlartyla Yunanistan'dabir din- leti verecek olan Türk Komsu Vakfi 'na bağıslamak is- tiyorum. Koro, Bizans dönemi Istanbulu 'ndan Yunan- ca ilahiler söyleyecek. Umanm bu dinletinin gerçek- leşebilmesi için başkalan da kathlannı esirgemez. 1 Şubat 1994 günü, Abdi Ipekçi'nin hunharca öl- dürülüşünün ve adını taşıyan Yunan-Türk Banş ve Dostluk Vakfı'nın kuruluşunun üzerinden tam 15 yıl geçmiş olacak. Dilerim ki, bu yazı ve Atina'daki Türk korosu onun anısını sonsuza dek canlı tutar. Yarın: Şimon Peres MEHMED KEMAL Ymcuhıkia Ne Var. Ortıan Vell bir şiirinde, "Ne var ki yolculukta her sefer ağlatır beni" der. Faruk Nafiz, Orhan Veli'den daha eski- dir; o da bir şiirinde (Handuvarlan) Istanbul-Kayseri yol- culuğunu şöyle anlatır: Yağız atlar kişnedi meşin kırbaç şakladı Bir dakika araba yerinde durakladı Neden sonra sarsıldı altımda demir raylar Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar Faruk Nafiz bir istanbul çocuğudur, bir Anadolu yolcu- luğunu, içinde gurbeti yudum yudum içerek anlatır. Aca- ba, neden halkımız yolculuk deyince gurbeti anımsar? Eskiden silahı sırtlayıp Yemen çöllerine düşerdi, şimdi bir gecekondu düşleyip yorganı sırtlayarak kentleşme- nin peşinde koşmaktadır. Fakat bunlardan ikisine de tam ulaşamamıştır. Son yolcufuğumda iyice gördüm ki bu topraklar, bu topraklann üstünde yaşayanlara yetmi- yor, bu gidişle yetmeyecektir de... Aslında Faruk Nafiz'in "Handuvarlan", Orhan Veli'nin yolculukşiiri, benim "Dünya GüzelOlmalı"dakiyolculuk şiirim, biraz da olsa kederi, hüznü, sılayı anlatıyor. Terör belasının iyice azıttığı, herkesin sokağa çıkma- ya korktuğu bir dönemde "Bu yolculuk da nereden çık- tı?" diye sormayın, bazı işler bir rastlantıya bağlıdır. Hanım söylenip duruyor: "Kaç yıl var bir geziye çıkmadık; senin de, benim de iyice bir dinlenmeye ihtiyacımız var. Hani bir tatil yap- sak, ne dersin?" En az üç yıl oluyor Kıbrıs'a bir haftalık geziye çıkmış- tık, o kadar. Gezi de Kıbrıs'ın kavurucu sıcağına denk düşmüştü. Peki bu gezi nereye olacaktı? Edremit Kör- fezi'ne. Aka"tlar'dan Gümüşsuyu'na gideceğiz. Eşya az olsa iyi, çoksa derdiniz büyük olacak. Allah selamet versin bizim hanım böyle yolculuklarda çok hamarattır, şunu da, bunu da almadan edemez. iki kocaman valiz, hele birini kaldırabilirsen aşk olsun! Yüklendik gidiyoruz, ben valizleri düşünüyorum, hanım soruyor: "Ne düşünüyorsun?" "Hiç!" Otobüs terminaline geldik. Ortalıkta kimse karşılamı- yor. Bakınıyoruz, boşuna. Kimselerin valizlere baktığı yok. Yalnız bir minibüse bir şeyler yükleniyor. Gişedeki bayana soruyorum: "Valizleri ne yapacağız?" "Kendiniz taşıyacaksınız." kestirmeden bir yanıt, bu kadar açık olur. Başımızın çaresine bakacağız. Bereket bizi getiren şoför hem insaflı çıktı, hem de bizim Karan- filköylü. Otogara gideceğiz ama, ne gidiş. Fatih'te miting var- mış, dolandık da dolandık mı. Bir saatte otogara geldik. Oradan da bir saatte (biraz abartma) bu yakaya geçtik. Derim ki, Istanbul'un yarısını dolandık. Bu otobüsler her yerden müşteri alıyorlar. Ya da müşterileri dağınık böl- gelerde.. Yeni otogarı merak ediyordum, kendini henüz belli et- miyor, yapım halinde.. Betonlar, duvarlar, karanlık deh- lizler... Güvenlik önlemleri de bu yüzden güç oluyor besbelli. Gözün gözü görmediği bir dehlizden geçtik ki, aman Allah.. Tam PKK'lik bir korku salıyor. O kadar dolaştık ki en son geldiğimiz yer Harem oldu. Oradan da seçkin yolcularımızı aldık.. Güzergâhımız şöyle çiziliyor: Bursa-Balıkesir üzerinden Küçükkuyu... Radyo türküler çalarken ilk acı haberi aldık. Atina Büyü- kelçiliğimiz Müsteşarı Slpahioğlu'nu öldürmüşler. On- dan sonra gelecek haberlerin de tadı kalmadı. Hepimizi kaynağı belli olmayan bir hüzün kapladı. Yolculuk tatsız başlamıştı, altimızdan demir raylar kayar gibi oldu. BULMACA SOLDAN SAĞA: 1 2 1/ Kanaatkâr. 2/ İki üç yaşındaki erkek koyun... Yerden belirli bir yüksek- likte yürümek için kulla- nılan tahta ayaklık. 3/ Sergen... İşçi. 4/ Nazar değmesine karşı tütsü olarak kullanılan bir bit- ki. 5/ Eskiden Filistin topraklanna verilen ad... Kaüşıksız. 6/ Koyun ve keçi sürülerinin geceledi- 8 ği çit ya da duvarla çevrili g yer. 7/ Huzur... İtalya Radyo-Televizyon Kurumu'nun simgesi. 8/ Norveçli kâşif Thor He- yerdahl'ın. eski Mısırhlann Ame- rika'ya gittiğini kanıtlamak için papirüsten yaptığı ve ikinci sefe- rinde başanya ulaştığı teknenin adı... Ahlakbilim. 9/ Kabuğundan kinin çıkanlan ağaç. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Anadolu ve Rumeli'de göçebe bir yaşam sürdüren Türk toplu- luklanna verilen genel ad. 2/ Etek ucuna doğru genişleyen giysi... Üzerine yaa yazılan tabaklan- mışceylan derisi. 3/ Burdur'un bir ilçesi. 4/ Dahil... Radyumun simgesi... "Olumsuz bir hileperdazın esir-i mekri kim/Sufra-i ef- lâkten — i nücûmu çaldınr" (Nabi). 5/ Bir şeyin ön tarafı, cep- he. 6/ Büyük deniz taşıtı... İlave. 7/ Dışanya doğru ve birbirinin tersine iki akıntısı olan dam ya da duvar üstü. 8/ Hizmet hay- vanlanrun ayağına çakılan demir... Mutlu Obnak Sanatı, Söyle- şüer gibi yapıtlan dilimize de çevrilmiş ünlü Fransızfilozofu.9/ Derebeyİık toplum düzeninde toprakla birlikte ahnıp saülan köle... Yapma. etme. Y A Y I N H A K K I C u m h U r İ y e t ' E A İ T T İ R . İ Z İ N S İ Z Y A Y I N L A N A M A Z İLAN T.C. KANDIRA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 1994 31 Davaa Milli Savunma Bakanlığı vekilleri tarafından davalılar Melek Ucak, dahili davalılar Şahızar Akarsu ve Hediye Akarsu aley- hine acılan tescil davasında. Kandıra Akdurak mahallesinde ikamet eden dahili davalılar Şahi- zar Akarsu ve Hediye Akarsu adlanna çıkanlan davetiyenin tebliğ edilemediği, yapılan tahkikatta da adı geçenlerin açık adreslerinin tespit edilemediğinden dava dilekçesi ve duruşma gününün ilanen tebliğine karar venlmiş olup adı geçenlerin duruşma günü olan 18.7. 1994 günü saat 09.00'da rnahkememizde hazır bulunmalan. haar bulunmadıklan ve kendüerini bir vekille temsil ettirmedikleri takdir- de duruşmalara yokluklannda devam olunup biürilecegi davetiye yerine kaim olmak üzere ilanen tebliğ olunur. 6.6.1994 Basın: 49347 İLAN AĞRIKADASTRO MAHKEMESİ EsasNo: 1988/308 Davaa Ağn Maliye Hazınesı Vekili tarafından Davalı Mehmet Sait Kaya aleyhine açmış olduğu tespite itiraz davasının yapılan açık yargtlaması sırasında venlen karar gereğince, Ağn merkez Aşkale Köyü nüfusuna kayıtlı olup halen Ankara Barosu avukatlanndan Av. Mehmet Sait Kaya'nın yapılan tüm araş- ürmalara rağmen Yargıtay ilamının kendisine tebliğ edilemediği, bu nedenle HUMK'un 213 ve 317 sayılı maddeleri gereğince Yargıtay ilamının kendisine tebliğ edılmış sayılacağı hususu tebligat kanunu gereğince ilanen tebliğ olunur. Basın: 49360
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle