18 Ağustos 2022 Perşembe English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA CUMHURİYET 8 HAZİRAN1992 PAZARTESİ DUNYADA GECEN HAFTA... AT yoğun bakımda İNGÎLTERE İD?r "* ÎÎI '>YMEN LONDRA - Bugüne kadar sağlığından o kadarda şikâyetçi olmayan AT, beklenmedik ve neredeyse ölümcül ağır bir kalp krizini atlatmaya çahşıyor. Şimdi yoğun bakımda. Komada değjl ama durumu çok ciddi. Ne zaman, nasıl ayağa kalkacağı belli değü. Başucundaki doktorJarda henüzkesin birşey söyleyemiyor. Bazılan sadece beklemede, bazılan da fenni çareler anyor. tngiliz dok'or, hemen Alman ve Amerikalı dokforla konsültasyona gıttı. Şimdılık herkes beklemede. Geçen haftanın en önemli tek olayı, Maastricht AnJaşması'nı Danımarka'nın reddı üzerine içine düşülen kargaşaydı. Hukukun üstünlüğü açısından bakıldığında, ortaya iki büyük hukuk sorunu çıkmıştı: Danımarka'nın ret karan, 1993-%arasındaki Birleşik Avrupa'yı tanımlayan anlaşmayı, tümünü geçersiz kıhyordu. Çünkü Maastricht Anlaşması, baa hükümleri kabul edilip bazılan reddedilebilecek birbelgedeğiidi. Aynca. AT hukuku açısından da sorunlar vardı. ATnin kuruluş yasası olan Roma Anlaşmasf nın 236. maddesi de kararlann oybirbği ile abnmasını şart koşuyordu. Hukuk açısından iki ayn noktada AT nasıl onanlacağı bilinmeyen yara almıştı. İngiltere, AT içinde yıllarca mızıkçılık yapıp ille kendi istediği doğrultuda gitmekte ısrar etmiş bir üye iken, Thatcher'in aynlıp Major'ın gelmesiyle büyük ölçüde uyumJu ve ılımlı bir üye olmuştu. Nitekim, ortaya çıkan ve çözülmesi aylar sürecek büyük hukuk tartışmasına hükümet sükûnetle yaklaşü. Başka çare de yoktu. tktidar ve muhalefet milletvekilleri, aralannda lOOimza toplamış ve AT konusunda tngjltere'nin takınması gereken rolün yeniden tanımlanması için önerge hazırlamıştı. "Hukuk mu üstündür, pratik mi" sorusu iki farkh >anıt aldı geçen hafta. Hukuk üstünse, o zaman AT konusunda her şeye sil baştan başlamak gerekiyordu. Şimdiye kadar adım adım ortaya çıkanlan Birleşik Avrupa Planı "hukuken" geçersiz oluvermişti. Oysa işin bırde pratik yanı vardı. AT içinde altı ay sonra mal, hizmet, semıaye ve pararun serbest dolaşımı, tanmdan ulaştırmaya, vergi yasalanndan sigortaya, sosyal siyasetten bankacıhğa, her türlü çevreyönetmeliklerinden sanayiye, halk sağlığından göçmenliğe, kültürden haberleşmeye kadar akJa gelebilecek her konuda AT ülkeleri arasında uyum sağlanması amaayla yüzlerce yönerge üzerinde görüşülmüş ve bunlararasında görüş birliği sağlanmıştı. Şimdi bunlar, "hukukun üstünlüğü" kaygılan ile bir kenara mı bırakılacaktı? Herhalde hayır... Pekiyi ne olacaktı? Başbakan Major, soluğu önce Bonn'da, sonra Washington'da aldı. Avrupa'nın patronu ile dünyanın patronuna akıl danışü. Temmuz başında AT dönem başkanlığını yüklenecek oJan İngiltere'nin önünde, çözümü gelecek yılı bulacak karmaşık bir hukuk sorunu duruyor. Alman gençlîğî yeni ütopyalar arıyor DÎLEK ZAPTÇ1OĞLU BERLtN-2Haziran 1992: Berlin'de sessiz sedasız bir yıldönümü kutlanıyor. Genç üniversite öğrencisi Benno Ohnesorg bundan tam 25 yıl önce Berlin'de. İran Şahı'nın ziyaretini protesto ederken bir polis kurşunuyla vurularak öldürülmüştü. Ohnesorg'un 2 Haziran I967'deö)ümü Berlin'den başlayarak bütün Almanya'da dev bir protesto dalgasına yol açmış, "68'liler Harekeü" ya da "Öğrenci Devrimi" olarak adlandınlan akımıdoğurmuştu. Dünün asi gençleri geçen hafta Berlin'de çocuklanna İran Şahı'ndan. yirmi beş yıl önce polis kurşununa kurban giden üniversite öğrencisinden, komün günlerinden ve başkaldın ruhundan söz ettıler. Almanya'da çeyrek yüzyıl önce yaşananlar toplumda büyük dönüşümler yarattıktan sonra bugün çark geriye dönüyor. 1967'deŞah Rıza Pehlevi'nin ziyareti ve Ohnesorg'un ölümüyle patlak veren ve bütün dünyada Berkeley kampusundan Prag Bahan'na kadar uzanan özgürlük için başkaldın havasının yerini bugün "topluma uyum" aldı. Duvann yıkılmasına kadar "Kıaldeniz'de bir ada" olarak nitelenen Batı Berlin. Almanya'daki öğrenci hareketinin en büyük İcalesiydi. Batılı işgal kuvvetlerinin himayesinde kurulan Berlin Hür Üniversitesi'nde öğrenciler "'öz yönetim" modeli çerçevesinde idarede söz sahibi olmuştu. Tüm Almanya'da taklitleri türeyen ilk komün burada kuruldu. "Kommunel "deyaşayan gençlaren başta cinsel tabulan yıkmaya ant içmişlerdi. Komüncüler, "cinsel sorunlanmız bizim için Vietnam ALMANYA savaşındaç daha önemli" diyordu. Bireyciligin vurgulandığı, cinselliğin zincirlerinden kurtanlmaya çalışıldığı. "burjuva ahlakıyla" hesaplaşıldığı bu hareketin büyük önderi Lenin degil Herbert Marcuse'ydi. Yetmişine yaklaşan Alman asıllı Marcuse. Nazileriktidara gelmeden önce Amerika'ya göçmüştü, Frankfurt okulunun kuruculanndandı. Marcuse, "ezilen azınlıklar. eğeryasal imkânlar yeterli değilse yasadışı yollara da başvurarak haklannı savunmalıdır" diyordu. Devrim aynı zamanda hazda vermeliydi. Alman komüncüler, "haz veren devrim" iikesini çok geçmeden benimsedi. Komüncüler, kamu ahlakını bozmaktan mahkemeye verildiğinde hâkim uzun saçlı sanıklara "ayağa kalkın" diyeemrediyor: Gençler "gerçeklerin ortaya çıkmasını şağlayacaksa kalkalım" diyorlardı. Üniversitedecübbeleriyleyürüyenrektör ve profesörlerin önünde duran öğrencilenn pankartında "Bucübbeler bin yıllık toz yuvasıdır" cümlesi okunuyordu. Almanya'daki hareketi diğer ülkelerden ayıran birözeüik, Hitlerfaşizminden kaynaklanıyordu. Alman gençler 1968'lerde anne babalanna "Siz o zaman ne yapünız? Neden Hitler'in peşinden gittiniz" diye soruyor, "Suçlusunuz!" diye haykınyorîardı. Kuşaklararası çatışma giderek politize oldu. •» Geçen hafta tam 25. yıldönümü kutlanan öğrenci hareketi 1980'lerdesöndü. Yerini 1980'lerin başında Batı'yı ve bu arada Almanya'yı saran "yeşil hareket" aldı. Amerikan füzelerine ve nükleer enerjiye karşı patlak veren banş hareketi eski 1968'lilerden "iflah olmayanlan" kucakladı. Artık onlar bir yandan bebek arabasını itiyor, öte yandan "nükleer silahlara hayır" diye bağınyordu. Ama eski politizasyonun yerine bir tür küskün vatandaş ruhu geçmişti. Cümieler "biz" yerine artık "ben* diye başhyor, "istemiyorum" diye bitiyordu. "rtiz" kelimesi demode olmuştu. Banş hareketi ve yeşil hareket Almanya'da çevre bilincini yaygmlaşürmakta büyük rol oynadıktan sonra bugünlerde miyadını doldurmuş görünüyor. Eski talepleri artık tüm siyasi partilerce benimsenen Yeşiller, farkhbklannı ortaya koymakta zorlanıyorlar. İlk öğrenci hareketinin üzerinden 25 yıl geçtikten sonra Bau'da yenı ütopyalara ihtiyaçvargibi. Indiana cezaevinde gerilimli saatler ABD'nin Indiana eyaletinde geçen hafta sonu heyecan ve korku dolu saatler yaşandı. Akli dengesi bozuk iki mahkûm, cuma gecesi Connersvilİe cezaevinde iiç gardiyanı rehin alarak denetimi ele geçirdiler. Kısa bir süre sonra Indiana Eyalet Polisi'ne (SWAT) baglı anti-terörist birimJer binayı çevreleyerek kurtarma operasyonu için elleri terikte bekiemeye başladılar. Ne istedikleri anlaşılamayan mahkûmlar. sonunda tüm kaçış yollarının kapandığını anlamış olacaklar ki cumartesi sabahı rehineleri birer birer salı>erdiler ve ardından da sanki hiçbir şey olmamış gibî polise teslim oldular. (Fotoğraf: AP) Daııimarkaımı vetosu akılcılığı dayaüyor SABETAYVAROL BRÜKSEL - Danimarka'da; ATnin yeni birlik anlaşmasına "hayır"la sonuçlanan referandum, Brüksel'de "topluluk" çevresini ilk anda, yerinden hop oturtup hop kaldırdı. Yoksa, hayırlarla evetleraraandaki kırk küsur bin oyluk fark yüzünden koskoca "yapı" çökecek miydi? Gerçektende, Maastricht Anlaşması yürürlüğe konulmaksızın sürdürülecek. Bir Avrupa topluluğunun bundan sonra fiiliyatta hiçbir anlamı olmayacaktı. Çünkü uluslararası siyaset gemisinin bulanık sularda yol aldığı günümüzün somut koşullannda, yerinde saymak, yani Maastricht öncesi ile yetinrnek tek sözcükle "gerilemek" demekti. Ancak, sonucun açıklanmasından yalnızca birkaç saat sonra, Kopenhag'dan gelen "kara" haberin yarattığı panik yerini soğukkanlıhğa bıraktı. Danimarka dışındaki diğer hükümet yetkililerinin açıklamaJan birbirini izledi. Danimarka kaülmasa da,iş l l'lerolarakyürüyecekti. Kaldı ki, çok sayıda ülke AT'ye üye olmak içincanatıyordu. İsveç, İsviçre, Avusturya, Norveç, Finlandiya ve hattaTürkiye... Kırk bin oyun, dünyanın ve aynı zamanda bütün zamanlann en güçlü ekonomik alanı haline gelmeye aday bir bütünleşme sürecini yerle bir edeceğine inanmak, BELÇÎKA Avrupa'nın akılabğını hesaba katmamaktan başka bir şeydeğildi. Tüm ülkelerdeki Maastricht karşıtlanrun referandum sonrası ortaya attıklan, "Birlik anlaşması Danimarkablann hayın ile kadük oldu" iddialan, Avrupa yanlılannın karşı ataklan altında kısa sürede etkisiz kılındı. Hukuken, AT'nin yeni koşullarda büyük iorluklarla karşı karşıya geleceği anlaşıbyor. Ama bu zorluklan gidermek için eski kıtarun elinin altında, hem deen ustasından, çok sayıda hukukçu mevcut. Minareyi kılıfına uydunırlar. Yeter ki siyasi irade olsun. Tabii, nasılsa bu arada Danimarkalılarda "hayır"lanndan vazgeçiriüp, ikinci bir referandumla en kısa zamanda yuvaya döndürülürler. Referandum sonrası ©zelhkle Alman-Fransız çiftinin gösterdiği tepkilerden çıkanlacak ikinci ders, Avrupa'nın küçük devletlerinin bundan sonra eskisi gibi kendi eğilimlerini topluluğa dikte ettiremeyeceklen olmab. Gerek ekonomideki sorumsuzluğu, gerekse ortak dış politika izlenmesi konusunda şimdiye kadar yürüttüğü engelleyici tutumuyla Atina, kendisini kabul ettiğine, topluluğuçoktan pişman etürmiş bulunuyor. Türkiye konusunda, son zamanlarda bayli hızlı bir bilinçlenme var. Bunu saptamamak için insarun etraftaki gelişmelere kulaklannı tamamen tıkıyorolması laam. Danimarka referandunju bu ilişkileri etkiler mi? Belki bazı çahşmalan geciktirebilir. Ama Türkiye'nin kısa vadede zaten tam üyeliği söz konusu değil. Buna karşılık ilişkilerin yoğunlaştınlması için topluluk çevrelerinde, şimdiye kadar eşine rastlanmayan gerçek bir talep var. Bu anlamda Yunan engeli, Danimarka referandumundan sonra eskisi kadar etkib' olamayacak. Yeter ki, Ankara'dakilerde Avrupablann olduğu kadar akılcı olabilsinler, yani ilişkilerde biçimselbğe boyun eğmesınler... Muhalefetin üç oyu lıüküıııeti kmtarclı MtŞELPERLMAN PARİS - Kaygı, heyecan ve umut kanşımı birhava içinde geçirdi geçen haftayı Fransızlar. Aslında, siyasal yöneticiler demek daha doğru olacakgaliba. Kuşkusuz, Maastricht olayı, siyasal bir deprem oluşturdu. Kaygıya yol açarken de umudu büsbütün uzaklaşurmadı Avrupa Birliği yandaşlanndan. Kaygı ile heyecanın kendilerini duyurduğu ilk yer ise millet meclisi oldu. AT çerçevesinde, Paris'in de kabul ettigi, Ortak Tanm Politikası (PAC) hakkmdaki mecbs görüşmeleri sırasında, birhayli terledi Başbakan Pierre Beregovoy. Aralanndaki komünistlerin de bulunduğu bu pobtikanın sağcı karşıtlan, az kalsın deviriyordu hükümeti. Adeta, iplere sıkışmış boksörû andıran başbakanı, muhalefet saflanndan dökülen küçücük 3 oy kurtardı! Birincisi, De Gaulle'pü RPR partisi milletvekib ve de Cumhurbaşkanı François Mitterrand'ın eski arkadaşlanndan olan Pierre de Benouville idi. İkincisi, bberal eski başbakan Raymond Barre, üçüncüsü de Komünist Parti'ye yakın Ernest Moutoussamy. Sadece 286 oy toplayabilen ve 289'u eksik 3 oy nedeniyle tutturamayan muhalefeün hesabı böylelikle çarşıya uymadı. Siyasal çevreleri 2. kez çalkalayan diğer olay ise tabii ki küçücük Danimarka'nuı büyük birdemokrasi dersi FRANSA vermesi oldu. Az farkla da olsa Vikinglerin torunlarının çoğunluğu "hayır" demişti Maastricht Anlaşması'na, İşte o sab gecesi, telefonlar durmadan çafdı Cumhurbaşkanbğı Sarayı Elysee'de. Ve Mitterrand, Avrupab ortaklannın Avrupa Birliğı'nden vazgeçmeyeceklerini saptayınca, Fransa'run referanduma gideceğini ertesi sabahki bakanlarkurulu toplantısında açıkladı. Cumhurbaşkaru, geçen hafta sonunda Maastricht'ten yana tutumunu, aynntıb biçimde, siyasal bilgilerokulu öğrencilerine anlattı. Düzenlenecek referandumun ardında kesinlikle iç pob'tika hesaplannın yatmadığını söyledi. Şimdi, bütün bunlan seçmenlere de anlatmak gerekiyor. İşte, überal eski dışişleri bakanlanndan Jean François-Poncet'nin "Avrupa Hareketi" adb derneği üstlenecek "izahat kampanyası"ru. Parti farkı gözetilmeksizin oluşturulan ekipler, yanndan itibaren 3 temmuza değin dolaşacak ülkeyi. İlk eİcip, eski Cumhurbaşkanı überal Valery Giscard d'Estaing ile Avrupa İşleri Bakanı, sosyabst Elisabeth Guigou'dan oluşuyor. Fransızlara "gerçek Avrupa'yı" anlatmak ve "umudu pekiştirmek" için... 'Hayır'ın bedelinî evetçiler ödeyecek FERRUHYILMAZ KOPENHAG - Danimarka'da hem sab günü yapılan halkoylaması hem de sonucun belb olmasından sonra konuşulan tek konu tabii ki Avrupa Birliği oldu. Hükümet ortaklanndan Überal Parti'nin Thatcher benzeri lideri ve Dışişleri Bakanı UfTe Elleman-Jensen, yürüttüğü saldırgan kampanya dolayısıyla, "evet"in simgesi haline geldi. Parti binalannı 12 yıldızlı lacivert AT bayrağıyla donatan Jensen, başında "Bav Avrupa" diye nitelendirilmeye başlandı. Ağzından purosunu eksik etmeyen ve halka sürekü Kuveyt \eniden Türk Hava Yolları'nın kenîfer arasında. Değerli yolcularımızın yoğı talebi üzerine... Hem Business, hem Economy Class. 8 H a z i r a n Türk Hava Yolfan Konforla... GüveH a n i t i b a r e modern uçaklarıyla. İ y i y o l c u l u k l a r . YENİDEN MERHABA... laanbut (Cuvevt - ktanbul Kuveyt - - Kuveyt istanbu! - Kuvevt İstanbul Günlcr Çarşamba* Çarşamba* Pazdrte^ı Pazartesi - Perşembe - Perşembe Kalkış 11.45 16.00 14.45 19.00 Varış 15.00 19.45 18.00 22.45 {*) Çarşamba günleri 15 Temmuz - 23 Eyliil tarihleri arasında uygulanır. Ayrıntıh bilgi için T H Y büro ve acentelerini arayınız. TÜRK HAVA YOLLARI yukandan konuşan Dışişleri Bakanı'nın tavırlannın evetçilere oy kaybettireceginin farkında olan bazı evetçi çevreler, "evef'in Jensen'le özdeşleştirilmemesi gerektiğini anlatmaya çabştılar. Danimarka'da çıkan günlük gazetelerin hemen hemen hepsi. halkoylamasırun yapıldığı gün ön sayfalanna kocaman 'Evet' yazarak çıkarken, skandal gazetelerinden tabldot boydaki Ekstra Bladet ön sayfasına Dışişleri Bakanı'nın havuzdaki bir resmini basıp, üstüne, 'Uffe'yi unut, evet de' diye yazdı. Sonucun "hayır" olmasında Uffe'nin kibirli ve küstah tavırlan etkili olurken, diğer pobtikacılar da, halkı cıddiye almamanın faturasını, parlamentoda "Evet" dedikleri Maastricht Aniaşması'nın reddedilmesiyle zor duruma düşerek ödediler. Sonucun hayır olduğunun akşam saat 22.00 sıralannda kesinleşmesi üzerine sokaklara fırlayarak danseden hayıralann zafer sarhoşluğu yavaş yavaş geçiyor. Şimdi hayırcılann önündekı en büyük sorunlardan biri, halkın "hayır" yanıünın parlamentodaki evetçi partilerce hayata geçirilecek olması. Danimarka halkının "birliğe hayır" tavnru, diğer AT ülkeleriyle, evetçi hükümet pazarbk konusu yapacak. Halkoylamasından önce "hayır"ın Danimarka ekonomisi için felaket olacağını söyleyen evetçi partiler ve çevreler şimdi "hayır"dan doğan panik havasını yatışürmaya çabşıyorlar ve iş çevrelerini soğukkanb olmaya çağınyorlar. Başbakan Poul Schluter, oylamadan önce "Hayır, AT'den çıkmamıza neden olur, işsiz sayısı artar" derken, şimdi "ATile ılışkilerimizi en sıkı biçimde koruyacağız. Danimarka ekonomisi güçlüdür, birşey olmaz" diyor.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle