09 Ağustos 2022 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
ŞAYFA CUMHURİYET 11 HAZİRAN1992PERŞEMBE OLAYLAR VE GORUŞLER IktidarsazlıgıAşmalirsatı Terör"ü önlemekiçindeolsainsanhaklannı askıya alan, yani devlete karşı terörü devlet terprüyle önlemeyi benimseyen yöntemlerin, demokratikleşmeyi güçlendirmektençok, güçleştirdiğini, faşist ve militer uygulamalan bağnnda besleyerek darbe ortamını sürekli koruduğunu, tarihsel deneyirnlerirnizle büiyoruz. MUZAFFERİLHAN ERDOST Silifke Kûltür Şenliği etkinlikleri arasında dü- zenlenen "Jnsan Haklan ve Demokratikleşme" konulu panelde, 1991 yılı içinde 152 kuşkulu ölüm saptandığmı belirterek insan haklan ihlal- lerinin, 12 Eylül dönemine oranla giderek art- makta olduğunu söyledim. Bu, Cumhuriyet'te yayımlanan haberde, "insan haklan ihlallerinin 12 Eylülden sonra arttığına" değındiğım biçi- mindeyeraldı. "12 Eylülden sonra" sözünden, 12 Eylül 1980'in başlangıç ahndığını anlamak da olanak- lı. İnsan haklan ihJalleri konusunda yanüş anla- şılma kaygısı, beni, bu konudaki düşüncelerimi yazarak yinelemeye yöneltti. Birleşmiş Milletler tarafından benimsenen "Yasal-olmayan Keyfi ve Toplu Infazlann Ön- lenmesi"ne ilişkin bildirgede, (a) siyasal öldü- rümler (cinayetler), (b) cezaevinde ya da gözal- tında işkence ya da kötü muamele sonucu ölümler, (c) "kayıp" sonucu ölümler, (d) yasa uygulayicılannın aşın şiddet uygulaması sonucu ölümler, (e) gerekli yargılama yapıimadan infaz- lar ve (f) katliam girişimleri, "haksız infazlar" olarak nitelenmekte. Türkiye tnsan Haklan Raporu 1991'de de "haksjz infazlar" kapsamında ele ahnması gere- ken 152 "kuşkulu (şüpheli) ölüm" özelliklerine göre şöyle sralanmakta. (a) gözaltında ya da cezaevinde 23 ölüm, (b) ev baskınlannda 22 ölüm, (c) göstericilere ya da topluluklara ateş açılması sonucu 32 ölüm, (d), "kontrgerilla eylemi" olarak tanımlanan infaz- lar sonucu 31 ölüm, (e) sağyakalandıktan sonra öldürüldüğü ileri sürülenler 16 ölüm, (f) dur uyansma uymadığı için ya da benzer gerekçeler- le vurularak 28 ölüm. (Türkiye İnsan Haklan Raporu 1991, TİHV, Ankara 1992.) Yöntemi demokratik mi? Dört yıldan fazla süren 12 Eylül yönetimi dö- neminde (50 idamı unutmayarak) saptanabilen "haksız infaz" sayısı 190 dolayında. Parlamen- ter yönetimin tek bir yıhnda, yani 1991'deki "haksız infaz" sayısı ise 12 Eylül'ün dört yıllık dönemindeki haksız infazlann sayısına yaklaşı- yor. Bunun nedenini, parlamenter yönetime geçil- miş olmasına karşın 12 Eylül militer yapılanma- sının, kimi birimlerde ve alanlarda belirleyici olmaya devam etmesinde aramak gerekir. Onun için de insan haklan, demokratikleşmenin gös- tergesi sayılan kimi birimlerde sınırlanmaya devam ediliyor. Yalnızca sınırlanmıyor, insan haklan uygulanabilır kaygısıyla, bu sınırlanma- lar savunuluyor. örneğin özal, Birleşmiş Milletler standartla- nna aykın olarak iç öç bölümü yeniden yapılan Eskişehir özel Tip Cezaevi'nin kapatılmasını, "canilere yürek veren bir davranış" olarak nite- ledi. "şeffaflıkla güçlü olunamayacağını" ve "in- san yaşamma kastedenlere, demokratik haklan istismar etme imkarurun tanınamayacağını" yi- neleyen özal, kimi gözaltı birimlerinde, kimi cezaevlerinde ve kimi yörelerde insan haklanru dışlayan baskıa uygulamalan dolayb da olsa sa- hiplendi ve destekledi. .(Cumhuriyet, 6 aralık 1991 ve lOŞubat 1992; Hürriyet 25 Mart 1992.) özal'ın özellikle cami avlulannda ve cenaze törenlerinde yaptığı bu tür açıklamalar, kimi si- yasi polislerin, attıklan sloganlannda ve yayım- ladıklan bildirilerde, insan haklanru, "katil", "polis düşmanı" ya da "Türk düşmaru" olarak nitelemelerine yol açtı. (Cumhuriyet, 9 Şubat 1992) ANAP Genel Başkam da terör konusunda, "demokratik ve insan haklannı ön plana alan yaklaşımın çare olmadığını" söyledi. (Hürriyet, 22 Mart 1992). Terörün önlenmesi için insan haklannın askjya ahnması gerektiği ileri sürü- lürken, insan haklannı ön plana alanlann, "te- röristlere" cesaret vererek onlann desteklendiği duyumsatıldı. Ne var ki "terör"ü önlemek için de olsa insan haklannı askjya alan, yani devlete karşı terörü devlet terörüyİe önlemeyi benimseyen yöntemle- rin, dernokraükleşmeyi güçlendirmekten çok, güçleştirdiğini, faşist ve militer uygulamalan bağnnda besleyerek darbe ortamını sürekli ko- ruduğunu, tarihsel deneyimlerimizle biliyoruz. "tktidarsızlık" yenilebilecek mi? 12 Eylül'ün baskıa yöntemlerinin uygulan- masından yana olanlara karşı, tüm alanlarda 12 Eylül yapılanmasından annmayı amaçladığıru gündeme getiren bugünkü siyasal iktidar, "in- san haklanna dayah ve hukukun üstünlüğünü temel alan bir anayasa arayışı içinde" olduğunu basına ve kamuoyuna açıkladı. Burada, ANAP dönemi bakanJanndan Kah- ved'nin konuya ilişkin kimi sözlerini aktarmak- ta yarar var. Kahveci, bir dışkı yedirme olayırun günlerce gündemde kaldığım, ama buna karşılık "Şımak ve Cizre'de Nevruz bahanesiyle 80-90 kişinin öldürülmesine kimsenin sesinin çıkmadı- ğjnı" soylüyor. (Cumhuriyet, 16 Mayıs 1992.) Kuşku yok ki ses çıktı, ama oldukça kısık ya da boğuk çıktı. _ Çünkü, oîaylann başladığı Cizre'den aynlan İnsan Haklan Derneği yöneti- cilerini Nusaybin girişinde durduran poüsterin, silahlannı, İHD yöneticilerinin başlanna tuta- rak, "İnsan hakkı bize yok mu?" diye bağırma- lanndan da (Bursa Çağdaş, Nisan 1992) çıkan- lacağı gibi kimi durumlarda insan haklannı savunmak, devlette görev alanlara yönelik siya- sal öldürümleri savunmakJa özdeşleştirildi. Daha acık bir deyişle, insan haklan kurumlan ve savunurlan, insan haklannı savunduklan için bu tür öldürümlerden sorumlu tutulacak ölçüde suçlandi. Idam dahil, her türlü öldürüme karşı savaşım verenlerin, kimi öldürümlerden dolayh da olsa sorumlu tutulması, baskıa ve faşist yöntemlerin ortak özelliğidir. Bununla, haksız infazlann hiç- bir denetim ve yargı tarumadan, tam bir özgür- lük içinde uygulanması amaçlanmışur. İnsan haklannı temel aldığım yineleyerek vur- gulayan siyasal ikudara karşın. "haksız infaz- lar" dahil, insan haklan ihlallerinin kimi birim- lerde ve yörelerde sürmesine bakarak, iktidann bu birimlerde ve yörelerde gerçekte iktidar olup olamadığmı sormak gerekiyor. 7 Haziran'daki kısmi yerel seçimlerde halk, yüzde altmışa varan oranda hükümete (koalisyon iktidanna) güven tazeledi. Bakalım tam bir demokratikleşmeyi gerçekleştirecek iktidan, aldığı bu yeni güçle, gösterebilecek mi; iktidardaki iktidarsızlığıru ye- nebilecek mi? Bekliyoruz, görmek umuduyla. ARADABIR İRFAN O. HATİPOĞLU Güney Bel. Veteriner Hekimi Kurbaıt Kesimi Kurban Bayramı geleneği, hayyan alabilme gücü olan kişilerin hayvan kesmelerini öngörür. Evimizin bahçesin- de ya da uygun bir yerde hayvan kesmenin belli zorlukları vardır. Bunların başında gelen, kestiğimiz hayvanın sağ- lıklı olup olmadığıdır. ikincisi hayvanın tekniğe uygun kesi- lip yüzülmesidir. Kurban edilecek hayvanda belli özellik- ler aransa da sağlık yönünden yeterli değildir. Hayvandan insanlara geçen zoonoz hastalıkların saptanması için ke- sim öncesi ve kesim sonrası olmak üzere iki aşamalı de- netlenir. Kesim öncesi denetimde ette değişiklik yapma- yan tetanoz, uyuz, kuduz, şap, çiçek ve et zehirlenmeleri- ne neden olan enteritis etkenlerini saptayabiliriz. Fakat, ağırlıklı olarak zoonoz hastalıkların saptanması kesim sonrası yapılan denetimde ortaya çıkar. Hayvanlardan in- sanlara geçen 200 dolayında zoonoz hastalık vardır. Zoo- noz hastalıklar paraziter, viral ve bakteriyel kökenlidir. insan sağlığına zarar verir. Başlıcaları kuduz, brusellozis, tüberkülozis, ruam, toksoplazmozis ve kist hydatiktir. Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Yönetmeliği kurbanlık hay- vanların denetimini serbest bırakmıştır. Kesilen hayvanla- nn ve etlerin denetlenmesi güçtür. Fakat, sorunun haftfle- tilmesi açısından belediyeler, denetimleri altonda kurban- Itk hayvan satış pazarfarı oluşturmalı, mahalle aralarında hayvan satışına izin verilmemelidir. Kurban kesecek kişi- fer de veteriner hekimden sağlık belgesi olmayan hayvanı satın almamalıdır. Kurban Bayramı gibi toplu kesimlerde hayvan kesmek başlı başına sorun oluşturur. Amatörce yapılan kesimler- de et zarar gördüğü gibi hayvanın yan ürünleri olarak nite- lediğimiz deri, kan, kemik, bağırsak, tırnak vb. ürünleri de yokolmaktadır. Bu ürünlerin birçoğunun geri kazanılması İçin modern kesimevlerinin olması gerekir. Yalnızca deri- nin kazanılması, kesilen hayvanın tekniğine uygun yüzül- mesiyle sağlanır. Kurban bayramlarında tekniğine uygun yüzme yapılmadığından hayvan derilerinde yüzde 40'lara varan kayıplar oluşmaktadır. Derideki zararın en aza indi- rilmesi için basit ön bilgiler ve dikkat yeterlidir. Arada ve Kurban Bayramı'nda hayvan kesmek zorunda olan bir kişinin bilmesi gereken bazı noktalar vardır; Kesi- lecek hayvan 24 saat önce dinlendirilmeye alınmalıdır. Hayvan dinlendirilmezse kan tam akmayacağı gibi derinin yüzülmesi güçleşecektir. Kesim için yatınlan hayvanın ba- şı kesici tarafından sol eliyle kendine doğru çekilip boyun ve gırtlağın gerilmesi sağlanır. Bıçak mümkün olduğu ka- dar kafaya yakın yerden, bir defada, normal derinlikle yapılmalıdır. Hayvan yerde kesiliyorsa ön ayaklardan biri- si serbest bırakılarak kanın tamamen akması sağlanır. Kesilen hayvanın yüzülmesi şöyledir: Kurban bayram- larında genellikle küçükbaş hayvan kesilir. Kesilen hayva- nın (koyun, keçi) yüzme işleminin başlaması için önce arka ayaklarından birinin bilek tarafından küçük delik açı- lır. Bu delikten hayvanın eti ile derisi arasına hava verilir. Havanın vücudun her yerine yeterli dağılması sağlanır. Yüzme, bıcaklardan ve boyundan kuyruğa doğru, bıçak- larla şaklar açılarak yapılır. Karın, kuyruk ve bacaklar bı- çakla açılır. Obür kısımlan yumruklayarak/çekerek deri etten ayrılır. Küçük hayvanların bir başka yüzme şekli, de- rinin tulum çıkarılmasıdır. Deri ile et arasına hava verme işleminden sonra gövde yerdeyken arka ayaklar. butlara kadar yüzülür. Arka ayaklarından yukarı asılan hayvanın derisi bıçak kullanmadan yumrukla etten ayrılır. Ama işle- mi tamamlandıktan sonra deri boyun kısmından çekilip bütün halinde çıkarılır. Bu tür yüzme kolay olduğu gibi de- riyi bıçak darbelerinden korur. Yüzülen hayvanın karın boşluğu açılarak iç organlardı- şan alınır. İç organlar alınırken çok dikkatli olunmalıdır. Barsaklar, işkembe patlatılırsa et kirlenir. önlemek için acele etmeden uygun gördüğümüz sırayla iç organlar dı- şarı alınmalıdır. Kesilen hayvanın iç organları uzun süre hayvanın içinde kalırsa kokuşma başlar. Kısacası, Kurban Bayramı'nda yapılan kesimler mutla- ka denetim altına alınmalıdır. özellikle kentlerimizde evle- rin bahçelerinde, sokakta hayvan kesimine izin verilme- meli. Hayvan atıkları çevreyi kirlettiği gibi bulaşıcı ve salgın hastalıkların nedenini oluşturur. Çözüm olarak hay- van kesmek isteyen insanlarımız için bayram boyunca belediye mezbahalan açık tutulmalıdır. Bu yolla sağlıklı et üretilmesi yanında hayvanın yan ürünleri de kazanılacak- ör. TARTIŞMA ÎLAN ERDEK SULH HUKUK HÂKİMLİĞl'NDEN DOSYA NO: 1990/186 Davacı Tbran Gün vekili Avukat Hüseyin Cengiz tarafından davalı Muitafa kıa Emine aJeyhinc açılan Izaie-i Şuyu davasımn yapılan du- ruşması sonunda: Erdek ilçesi Halitpaşa mahallesi Pafta: 1, Ada No: 18, Parsel: 16'da tapuya kayıtlı taşmmazın açık antırma suretiyle satılmasına, satış pa- rasının paydaşlar Mustafa kızı Emine ile Turan Gün arasında payları oranında paylaştırıîmasına ve onaklığın bu şekilde giderilmesine ka- rar verilmiştir. DavaJılardas Mustafa loa Emine yaıplama süresince aramaiara ra|- men bulunamamış, ilanen tebliğine gidilmiş, bu kez de karann ke- sinleşmesi için yeniden ilanen tebligine karar verilmiştir. Işbu ilanın ilan tarihinden itibaren 8 gün içerisinde davalının mah- kememize başvurmasl, aksi takdirde hükmün kesinleşecegi teblij ye- rine geçmek üzere ilanen tebliğ olunur. 4.6.1992 Basm: 48050 82 Kafası Hukukçular ve siyasacılar bu düzenlemeyi, bir demokrasi düzenlemesi saymamaktadırlar. Onu, bir 'bunahm düzeninin-bunalım hukuku' saymaktadırlar. İ ktidar. mayıs sonlannda özgürlükJeri - haklan ilgilendıren yeni bir düzenleme >apmış. Olağanüstü durumlarla normal durumlar arasındaki suç ve suçluluklar ko- nusundaki demokrasi dışı aynmlan kaldır- mış.Aynı suçluluk olasılıklanna, her yerde aynı demokratik makul ölçütJerleişlem ya- pılmaşını ve aşınlıklardan kaçınılması illce- sinedönüşyapmış. Fakat Ozal, ertesi günü bir üst düzeyde- ki toplanüda , bu demokratikleşmeden kaygılandığını belirtmiştir. 82'nin darlıkla- nna uygun bir yeni düzenleme yapılmasını istemiş. Buna da hükümetin uymaması üzerine, yasayı Meclis'e geri göndermiş. Yasayı erteleyici bu işleminin "gerekçesi ve amacı şöyle gösterilebilir: 82'de özgürlüklerin, Anayasanın özüne ve ruhuna uygun olarak, yasalarla düzen- lenebileceği hükmü var. Olağanüstü du- rumlan ve terör suçlannı, doğal durumlar- la ve öteki suçlarla ayırarak, mevzuatımız- da yer almış olan hükümleri, aşın ve demokrasiye aykın sayıp kaldırmak doğru değildir. Bunlar, 82nin özüne ve ruhuna uygundur. Böylece kalmalıdırlar. Ya da, büsbütün kaldınlmayıp 82 içinde yeniden düzenlenmelidir. İşte bu gerekçenin altında da,' biz şu ka- fayı, yani şu zihniyeti görüyoruz: I.E)evlet kutsaldır.Bireyin ve onun bütün hak ve özgürlüklerinin önündedir, üstün- dedir. II. Devlet de, 'Ben icradan, ben icrarun kafasından çıkan buyruklardan ibarettir." III. Hukuksal ve eylemsel olarak sorum- lu ve yetkili icra değilsem de, ülkenin bilgc patronu olarak, bireyin-ailenin- mesleğin- sosyal katmanm-devletin altında olarak, devletin altında bir düzeyde, devletin arka- sından gelmesi felsefesini egetnen kılma çalışmalannı sürdürürüm. IV. Zaten, kutsal ve üstün devlet anlayı- şında, bütün insanlar. bütün durumlarda. bütün bölgelerde, her tür suç ve suçluluk- larda, aynı ölçütlere bağlı değildir; aynı eşit haklara sahip değildir; aynı hukuksal (ce- zasal) eylem ve işlemlere muhatap değildir; aynı korumalardan yararlanmaz. İnsanlar, farkh bölgelerdeki, farklı zamanlardaki, farklı durumlara göre ayn değerlendirme- lere, ayn yöntemlerle ayn işlemlere bağla- nabilirler. Bundan dolayı, olağanüstü durumlarda; o bölgenin, o zamanın ve o koşulun insan- lanna, aynı eşitlik ve koruma dışındaki öl- çütlerle işlemde bulunma, buna göre ayn düzenlemeler getirme, kutsal devletin özü- ne ve ruhuna aykın olmaz. İşte bu kafa (zihniyet), eskilleşmiştir. Çağdaşlaşmış Türkiye'nin kafası (zihni- yeti) şuradadır: I. Bireyin, ailenin, mesleğin, sosyal köke- nin, ayn bölgenin insanlanna, ceza verme- de ve yönetimsel işlemler uygulamada her şeyden önce. eşitlik uygulanması; II. Bireyi, aileyi, mesleği, sosyal kökeni, insan haklannın temel ve bilimse! ölçütleri içinde , yani aşınlıklardan kurtanlmış bir demokrasileşme içinde tutma... 82, kutsal devletten yola çıkarak bir dü- zenleme yapmıştır. Hukukçular ve siyasa- cılar bu düzenlemeyi, bir demokrasi düzen- lemesi saymamaktadırlar. Onu, bir 'buna- lım düzeninin bunahm hukuku' saymakta- dırlar. Oluşturduğu bütün siyasal kafası (felsefesi-ilkelen) ve özellikle de olağanüstü durumlar için yaptığı hukuksal düzenle- meleri bir bunahm hukuku saymak gere- kir, Ülke de şimdilerde. işte bu bunahm dü- zeninin bunahm hukukundan kurtulup. aydınlıklar çağına-18. yüzyıl devrimlerinin son iki yüzyıl sosyalleşmelerinin- İkinci Dünya Savaşı sonu demokrasileşmelerinin yönlerinde bir hız alma gereksinmesinde- dir. ZLaten, Tanzimatlardan kalkıp Kuvayı Milliye'ye, 61 Anayasası'na doğru yükse- len bir gelişim grafiği de bunun sosyopoli- tik ve kültürel iklimini yaratmaktadır. 82, bu evrim-devrimin sırtında bir yük- tür. Çünkü, demokrasiyi yasaklama kafa- sındadır (zihniyetindedir). Bu kafanın (zih- niyetin) yansımalan ve Özal'da sürüp gıimelen hukuk tatbikatçılannınen büyük örgütü olan 'Barolar Birliği' ile birlikte her- kesi üzüyor. BAHRİSAVO Ören DARBELER, "DEMİRKIRAT'lar VE 27 MAYIS Sadık Göksu'nun hazırladığı, Ahmet Yıldız, Suphi Karaman, Suphi Gürsoytırak, Muzaffer özdağ, Sa/âhattin özgür, Haydar Tunçkanat, Alpaslan Tûrkeş, Sıtkı Ulay, Talat Turhan, Selçuk Atakan, A.Hamdi Başar, Mehmet Başaran, Sami Karaören, Uğur Mumcu, İlhami Soysal, Afşar Timuçin ve Hasart Kıyafet'in değeıiendirmelerinden oluşan bu "Der'eme- Araştırma" kitabı Anahtar Kitaplar Vayınevi yayınları arasında çıktı. Tel: 516 17 46 - İstanbul ERHAN. BENER AŞK-I MUHABBET SEVDA Öyküler 216 sayfa, 23.000 lira Bilgi Yayınevi Cüzzamla Savaş Derneği Cüzzamla Savaş Vakfı Cüzzamla savaşımızda bize katkıda bulunan tüm kişi ve kuruluşların bayramını candan kutlarız. Prof. Dr. Türkan SAYLAN Genel Başkan ADRES: İstanbul Lepra Hastanesi 34747 - Bakırköy / İSTANBUL BANKA: Vakıflar Bankası Taksim Şubesi Hesap No: 6339 TEL: 572 61 22 GENEL MADEN İSCİLERİ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ŞEMSİ DENİZER'İN KURBAN BAYRAMI MESAJI TTK ve MTA işyerlerinde yeni toplu iş sözleşme dönemine birlik, dayanışma, kararhlık ile girerken insan haklanna dayalı toplum düzeninde; barış, özgürlük, eşitlik, kardeşlik ortamında insanca çalışıp insanca yaşadığımız acısız, güzel günlere, mutlu, sağlıklı, güvenli yarınlara hep birlikte kavuşma özlemiyle maden işçilerinin, Zonguldaklı hemşerilerimizin ve halkımızın Kurban Bayramı'nı kutlar, saygılar sunarız. ŞEMSİ DENİZER GENEL MADEN İŞÇİLERİ SENDİKASI GENEL BAŞKANI EGER BURASI VİDELANIN ARJANTİNİ DEĞİLSE NEDEN? EĞER BURASI FRANCO'NUN İSPANYASI DEĞİLSE NASIL? HUSAMETTIN YAMAN KAYIP Abisı: FEYYAZ YAMAN Tel: 244 52 63 SONER GUL KAYIP TEMSİIİ VE KATELIMa DEMOKRASÎMN KÖKENİ Doç. Dr. Sami Selçuk 10.000 lira (KDV içinde) Çağdaş Yaymlan Türkocağı Cad. 39-41 Cağaloğlu-tstanbul Ödemeli gönderilmez. "Yanrun Dünyaaında Yannın Dünyaaı İçin Eğitim" TM I. Ulu«lar*ra«ı T H EĞİTİM ve OKUL FUARI 19-21 HazJran'da, horgûn »:0(V20:001 HERSEVİYEDESEÇKİN AVRUPA ÛKULLARI ARAS1N0AN SİZE UYGUNUNU SEÇtN PENCERE Bayram Ustü... Karikatürcü kimsenin gözünün yaşına bakmaz. Batı'da öyte karikatür dergileri çıkıyor ki görenin dudağı uçuklar; cumhur- başkanıymış, başbakanmış, bakanmış, ünlüymüş, altı okka iki dirhem bir çekirdekmiş, kime ne!.. Uygar dünyada karf- katürcünün tek yargıcı, gazete ya da dergiyi izleyen okurdur.. Okur karikatürü beğenir. Ya da beğenmez: — Ne biçim karikatür bu? Çizgisi kötü, nüktesi oturmamış, grafiği zayıf.. Aynca yargıca gerek var mı? Zabıt kâtibine, mübaşire, öos- yaya, kaleme, davaya, mahkemeye, duruşmaya, Yargıtay'a uzanan bir trafikte karikatür üzerine ahkâm kesmek; karika- türcüyü yasaların terazisinde tartmak ve ceza kanunuyla de- ğerlendirmek, çağımızda defteri dürülmüş bir yaklaş/mdır. Gırgır Oergisi Yazı işleri Müdürü İsmail Pehlivan bu yüz- den 16 ay hapis cezası yemiş... • "Özgür Gündem" gazetesi Diyarbakır Bürosu muhabiri 27 yaşındaki Hafız Akdemir öldürülmüş... Çinayet!.. Üst ûste gazeteci öldürülüyor, 'iaili meçhul" dosyalar ka- barıyor; dışarıdan bakılınca Türkiye korkulu bir ülke gibi gö- rünüyor; İstanbul'da olayı protesto için yürüyüşe geçenler el- lerinde bir pankart taşıyorlar: "Sıra kimde?" Tekelleşen Babıâlisi'yle, toplatılan dergi ve gazeteleriyle, öldürülen gazetecileriyle, hapse mahkûm edilen çizerleriy- le, mahkemelerde süregelen davalarıyla basın dünyası olum- suz bir görüntü oluşturuyor; lotaryaya karşın sürekli iniş yo- nelimindeki tirajları da eklerseniz durum hoş degil.. Basın dar kapının eşiğinde... • Muhalefet iktidardan önde olsa, soldan sağa, ileriden ge- riye doğru yansıyan eleştiri, hükümeti zorlar, daha iyiye doğru iter. Tersine bir durum var Türkiye'de; muhalefet, 12 Eylül'ün mirasını yüklenmiş, Cumhurbaşkanı'yla birlik olmuş, demok- rasiye giden yolda iktidara çelme takıyor; ANAP Genel Baş- kanı kimliğini üzerinden bir türlü atamayan Cumhurbaşkanı Özal, yargı reformunu engellemeye çalışıyor; bir yandan Kürt- çe televizyon diye ortaya bir laf atıyor, öte yandan Türkiye'de yaşayan yurttaşı işkenceden koruyacak yasal düzenlemele- re karşı çıkıyor. Çağdaş insanın elindeki pusula "insan haklan ve temel özgürlükler" değil midir? Kim bu yolda ilerlemeye karşı çıkı- yorsa, gerici ya da tutucudur. Koalisyon hükümetinin demok- rasiye dönük yürüyûşü, ağır aksak olsa da gerçekleşme yc- lunda görünüyor; sinemadan sansürün kaldırılması da bir adım... Kaldırmasan ne olacak?.. Televizyon yayın yasaklarının tümünü delmiş; sınırları or- tadan kaldırmış, evlerimizin içine girmiş; Gırgır'm karikatü- rü, Türkiye'de bir mizah dergisinin sayfalarında değil de Ana- dolu'ya dönük uydudan televizyonla yayımlansa ne olacaktı? • Yeryüzünde durulmuş toplumlar var. İnsan enerjisini bilime vesanata yönlendirmenin mekaniz- malarını kurmuş toplumlar.. Bizimki gibi hop oturup hop kalkan toplumlar çelişkili so- runlar ortasında kıvranıyorlar; sürekli birbirleriyle uğraşıyor- lar; daha iç kavgâlarımızın dar boğazlarım aşamamışız. Ne zaman aşacağız? Türkiye, demokrasi savaşımının ve çağdaşlık sancılarının ^erilimindedir. Bu yüzden çalkalanıyor, insanlar öldürülüyor, karikatürcüler içeri atılıyor, yargı reformu gündeme geliyor, veto ediliyor, bir fırtına yaşanıyor. iyimser açıdan yorumladı- ğımız zaman, sürecin tam ortasındayız diyebiliriz; halkın ço- ğunluğu demokratikleşmede siyasal iktidan destekliyor ki, bu noktaya uzun süren uğraşlardan sonra ulaşabildik. Halk demokrasi sürecinde devreye girmiştir. DUYURU Ist. Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Dai- re Başkanlığı'na bağb olarak faaliyette bulunan Muammer Karaca Tiyatrosu'na aşağıda belir- tilen şartları taşıyan tiyatrolara 1992-1993 sezo- nu için tahsis yapılacaktır. 1) îstanbul'da tiyatro faaliyetlerine bir yıl ön- ce başlamış olması, 2) Kendi adına veya tiyatro topluluğu üyele- rinden biri adına tiyatro salonunun olmaması. 3) Tahsisler, Kültür İşleri Daire Başkanbğı Muammer Karaca Tiyatrosu Danışma ve Değer- lendirme Kurulu tarafından yapılacak değerlen- dirmeler sonucunda belirlenecek ve tahsis yapılan tiyatrolara yazılı olarak duyurulacaktır. 1992-1993 sezonu tahsisleri için başvurmak is- teyen tiyatrolarm, 19 Haziran 1992 günü mesai bitimine kadar İst. Büyükşehir Belediyesi Kül- tür İşleri Daire Başkanlığı Saraçhane-İST. ad- resine yazılı olarak müracaat etmeleri gerekmektedir. Bu ilan taahhüt niteliği taşımamaktadır. 11. SAYI bayilerde THE MARMARA İSTANBUL OTELİ FUAR MERKEZİ (Eaki T O Y A P ) TAK8İM EYLÜL FUAJU tÇİN BtLGt: PANAJANB rrtMta T.C. TOMARZA KADASTRO HÂKİMLİĞl'NDEN Davacı Fatraa Küçuk ve Sultan Özkan tarafından davaJılar Âli, Hacı, Zeliha, Hacı Mehmet ve Ramazan Türkkan ile Arzu Turkkan (Soyata) aleyhlerine, Tomarza ilçesi Toklar nahiyesi Karaboğaözu mevkiindeki 579 parsel sayılı olup 9542 M ! yüzölçüraündeki tarla hak- kında açılan tespite itiraz davası karara bağlanmış olup temyizi üze- rine Yargıtay'ca eksik inceleme sonucu karar verildiği gerekçesi ile bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sırasında davacı Fatma Küçük mirasçıları Küçük Mehmet ve Falma'dan olma Duran ve Ayşe Ku- çük Sultan Özkan mirasçıları Sultan ve Ahmet'ten olma Azmi, Der- viş, Salih, Emine ve Osman Özkan, davalı Hacı Türkkan mirascılan Mustafa ve Emiş'ten olma Semiha ve Hacı ve Semiha'dan olma De- niz Türkkan, Ali Türkkan mirasçıları Ali ve Döndu'den olma Pem- be, fbrahim, Mustafa ve Süleyrnan Türkkan, davalı Zeliha Türkkan adına tebligat yapılabilmesi için tüm araştırmalara rağmen adresleri tespit edilemediğinden Yargıtay ilamı ve duruşma günü tebliğ edile- memiş, bu nedenle: Duruşma gununun 28.6.1992 gunu saat 09.45'e bırakıldığı yukar- da isünleri yazılı kişilerin duruşma günü gelip yargılamaya katılıp be- yanda bulunmaları, varsa belgelerjni ibraz etmeleri ya da kendilerini bir vekil ile temsil etıirmeleri gerektiği, aksi takdirde Yargıtay ilamı- na karşı diyeceklerinin olmadığı kabul edilip yargılamaya devam olu- nacağı ihtar ve ilanen tebliğ olunur. Basın: 29493
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle