11 Ağustos 2022 Perşembe English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA CUMHURİYET 11 HAZİRAN1992 PERŞEMBE 16 HABERLERIN DEVAMI BURASITURKIYE HALUKŞAHİN Orta Asya Steplerinde "Siz bu satorları okurken ben Semerkant, Buhara, Taş- kent, Aşkabat arasında bir yerlerde olacağım..." Gazeteci- Jiğe heves eden her gencin hayallerinden, günün birinde buna bertzer satırlar yazmak geçer. Gençliği hayli geriler- de bıraktığım bugünlerde, bunları yazarken doğrusu ya yazdığım bu cümleye pek inanamıyorum. . Şundan: Bizim kuşağımızın yolculuk planları arasında Orta Asya steplerinde dolaşmak yoktu. Biz hep.Parisler- de, Londralarda, Berlinlerde, Romalarda, New Yorklarda dolaşmaya hazırlamıştık kendimizi. (1960'iı yıllarda Ay'a gitme dûşleri kuranlarımız bile olmuştu). Batı, göz kamaş- tırıcı, keşfetmekle tükenmez bir hazine dairesi, Doğu ise Hoş bir mezbelelik idi bizim için. Bize öyle öğretilmişti. Da- ha önemlisi, öyle hissettirilmişti. llkokulun dördüncü sınıfında "dogru, çalışkan olan ve yerli mal kullanan" her Türk çocuğu gıbi ben de, o kıpkır- mızı okların Asya'nın karnından fışkırıp dünyanın dört bir köşesine uzandığını gösteren haritaya hayret ve merak dolu bakışlarla bakmıştım. Demek, "hiçyağmuryağmayıp fena bir kuraklık olunca" topluca anayurdumuzu terk et- miştik! Demek, dalga dalga dünyanın her yanına dağılmış- ük! Peki, topa! leylek kabilinden bile olsa, geride hiç kimse kalmamış mıydı? O çorak ovalar, o gün bugün bomboş mu duruyordu? Bu sorulann yanıtlarını bizeveren olmadı. Orta Asya, tarih derslerinin "göçler"le ilgifi sahnesinde birkaç kez daha karşımıza çıktktan sonra karanlıklar içinde kayboldu gitti. Adeta orast artık yoktu; ya da bizimle aynı tarihi paylas- mıyordu... Adeta, Atiantis gibi kayıp bir ülkeydi. Merak etmemiz bile yasaklanmıştı. Tam bir kendi kendi- sini doğrulayan kehanet ıle karşı karşıya bırakılmıştık: Bu konuya ilgi gösteren herkese Turancı damgası basıldığı için Turancılardan başka hiç kimse bu konuya iigi göster- meye cesaret edemiyor ve sonuçta bu konuya yalnızca Turancılar ılgi göstermiş oluyordu. Resmi ideolojinin bu konudaki bağnazlığıyla yarışabile- cek bir tek rakip düşünebiliyorum: Kürtler konusu. • • • 1970'li yılların ikinci yarısına doğru, bu karanlık, bir par- çadelinmeye başiandı. Solcu bazı arkadaşlanmızTaşkent FHm Festivali'nden şaşırtıcı hikâyelerle dönüyorlardı. Bir çeşit Türkçe konuşulan koskoca ve çoğu bayındır kentler vardı oralarda. Kendilerinin, özünde Türk olduklarını söy- leyen sanatçılar vardı. Hem de sistem içinde beğenilen eserler vermiş, ödüllü sanatçilar... Batı gazetelerinde, Orta Asya'nın aslında Sovyet impa- ratorluğunun yumuşak karnı olduğunu ima eden yazılar da bu sıralarda artmaya başiamıştı. Bizim, varlığından bi- le haberdar olmadığımız bu Orta Asyalı insanların sayılan ve çoğalma hızlarıyla ilgili olarak, kıminı sevince, kimini ise tasaya boğan rakamlar okuyorduk. Sayılarınm bizden çok olduğunu da bu sıralarda öğren- dik. Şunu demek istiyorum: Orta Asya yollarına düşerken bu konudaki cehaletim, benzer egitimden geçmiş tüm Türki- ye aydınlarınınki kadar derindir Ama heyecanım da yüksek: Dedim ya, bizim kuşağın yolculuk planları arasında Orta Asya steplerinde dolaşıp kımız içmek yoktu. Ama dünya o kadar hızla degişti ki, bütün planlar altüst oldu; apansız yolculuk çizelgelerine yepyeni varış nokta- larının adları kondu. Bakü, Semerkant, Buhara, Taşkent gibi masal kentlerinin, Aşkabat ve Alma-Ata gibi uzaklık skngeterınin... llkokulun dördüncü sınıfında tanıştığımız o göçler harita- sının Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan ok işaretinin ucu Torosların üzerinde bitiyordu. Meğer, o okun iki yanlı ola- cağı günler de bizim yaşam kavisimiz içindeymiş... Vay canına 1 . Izlenimlerimi aktaracağım. 60 YIL ÖNCE Cumhuriyet Suriye'de cumhuriyet UHAZtRAN1932 Sunye'de fevkalade hadiseler cereyan etmekte devam ediyor. Fransa fevkalade komiseri M. Panso'nun dün Şam'a gelerek bugün niyabet meclisini âcması bekkniyordu. Bu maksatla meclis azasına M. Ponso'nun Şam vekili Solonyak davetiyeler göndermiştir.Şam'da fevkalade askeri tedabir alınmıştır. Suphi Berakat'ın adamlanndan Ömer Daye'yi öldürenler yanlannda bir de kadın olduğu halde kaçarlarken hudutta yakalanmışlar ve kadın cinayeti itirafetmiştir. Cinayetin İbrahim Hanonoğlu'nun oğluna yapılan suikaste mukabil Vatani'ler tarafından yapıldığı anlaşılıyor. Suphi Berekat muhafızlarik birlikte Antakya'dadır. Davete icabet edip etmeyeceği belli değildir. Vatani'ler sık sık içtimalar aktetmektedirler. Beynıt'tan haber verildiğine göre Suriye'de idare şekli cumhuriyet olacaktır. Fevkalade komiser M. Panso meclis açılıp Reisicumhur seçildikten sonra temmuz içinde Paris'egidecektir. Komiser eski Osmanh vilayet idaresi kanununa benzer birlayiha hazırlamakla meşguldür. Suriye ile Lübnan'ın birleşmesi meselesini tetkik edecek ve halkîn temayüllerini öğrenecek olan bir heyet yakında Paris'ten Suriye'ye gjdecekti r. HERKES İÇİN DEMOKRASİ İSTİYORUM Kardeşim Husamettin Yaman ve arkadaşı Soner Gül 3.5.1992'den beri kayıptır. INSANLAR KAYBOLUYORSA DEVLETİN HANGİ GUÇLERİ SORUMLU? HUSAMETTİN YAMAN KAYIP Başbakan Demirel Ritfdaki Çevre Zirvesi'nde açıklayacak Türkiye'nin enerjide tercîhi hidrojenT . m r i v A W 1 « Sülevman Demirel ile Basba- nildi. • ^ • • • • ^ • V T "»^•mmm^^mmm^mm^K -">mm<: «•••*«TUNCAYÖZKAN ANKARA - Türkiye, 21. yüzyılda enerji tercihini hidro- jenden yana kullandı. Başba- kan Sülevman Demirel, Rio'- daki Çevre Zirvesinde, Hidro- jen Enerjisi Araştırma Enstitü- sü kuruJacağını ve Türkiye'nin 21. yüzyılda hidrojen enerjisini yaşama geçirme arzusunda ol- duğunu açıklayacak. Türkiye'nin Hidrojen Araş- tırma Enstitüsü kuracağına iliş- kin açıklaması, Birleşmiş Mii- letlerin UNİDO (Uluslararası Hidrojen Enerjisi Araştırma Merkezi) ile araştırmaya fı- nansman sağlaması istenilen Dünya Bankası'na iletildi. Şu an projeyle ılgılı çalışmalan Amerika'da bulunan Türk bi- lim adamı Prof. Dr. Nejat Vezi- roğlu yürütüyor Nejat Veziroğlu'nun çalış- malarla ilgili olarak Başbakan Süleyman Demirel ile Başba- kan yardunası Erdal fnönü'ye mektuplar yazdığı ve bu mek- tuplar üzerine hızlanan çalış- malann Hidrojen Enerjisi Araşürma Enstitüsü kunılması aşamasına geldiği ögrenildi. Veziroğlu'nun çalışmalan, Amenka'dan yürütecegı bildi- rildi. Çalışmalar nedeniyle Baş- bakanhk Müşavirliğine de geti- rilen Veziroğlu'nun enstitünün kuruluş çalışmalanyla ilgili te- maslanna başladığı, Türk ve yabana bılim adamlanyla gö- rüşmelerde bulunduğu belirtil- di. Enstitünün büyük olasılıkla tstanbul'da kurulacağını bildi- ren yetkililer, uygun bir yer arandığmı kaydettiler. Hidrojen Enerjisi Araştırma Enstitüsü'nün kuruluşuna iliş- kin çalışmalann finansmanı- nın, bundan sonra TÜBÎTAK ya da Atom Enerjisi Kurumu tarafından yapılacağı da öğre- Hidrojen gedir? Hidrojen enerjisinin, çevre kır- liliği açısından en temiz eneır kaynaklanndan birisi olduğu kaydediliyor. Hidrojen enerjisi elde edilmesi şu anda çok pahalı- ya geliyor. Taşınması ve kullanı- mında ekonomik çözümler he- nüz bulunmuş değil. 21. yüz>ı! için alternatif bir enerji kaynağı olarak görülüyor. Çünkü, fosıl yakıtlann tükenme süreci yaşanı- yor. Hidrojen enerjisinin üstün- lüğü, depolanma özelliğinden kaynaklanıyor. Hidrojen enerjisinin kaynağı, doğada bileşik halde bulunan hidrojenin saf olarak eldeedilme- sine dayanıyor. En büyük kay- nak da su oluyor. Fosil yakıüan parçalayarak hidrojen elde et- mek de olası. Su elektrolize edile- rek ya da hidrojen içeren poli- merler parçalanarak hidrojen enerjisi elde edilebiliyor. 6 Deniz âşığı9 Ziya Kalkavan öldü Esenboğa Havaalanı'ndan hareket eden Başbakan Demirel'i uğurlamaj a geienier arasoıda bulu- Ekonomi Servisi - Deniıcilik âşığı" olarak nitelendirilen Ziya nan Mehmet Nabı fnciler (Ind Baba), Demireiie biıükte poz verdi. (Fotoğraf: AA) ve Odalar Birliği camıasının renkli simalanndan Ziya Kal- kavan önceki gece gecirdiği kalp krizi sonucu öldü. Geçen hafta içinde de bir kalp krizi ge- çiren ancak daha sonra tehlike- yi atlatarak laburcu edilen Kalkavan, önceki gece saat 23. OO'te gecirdiği ikinci kalp krizi- ne yenik diiştü. Dostlan tarafından "Deniz Star l'iıı iki dizisi Kaııal 6ya transfer oldu StNAKOLOĞLU Kanal 6. Starl'den transfer- lere devam ediyor. Ahmet Uğurlu "Karşı Şov" ile " Mini Mini Büyüklere Masallar" bundan böyle Kanal 6'da. Mehmet Akköpriilü ekibi olarak bilinen transferlere her- gün yenileri ekleniyor. Son ola- rak da Starl'in sevilen dizilerin- den "Ahmet Uğurlu Karşı Şov" yeni kanala transfer oldu. îlki geçtiğimiz yılbaşı yayınla- nan ve siyasi liderlerin hicvedil- diği "Mini Mini Büyüklere Masallar" da Kanal 6'ya gecti. Her iki dizinın senaryolanru ya- zan Necef Uğurlu geçiş neden- lerini şöyie açıkladı:" Yayına- lık anlayışında aıt olduğum yere gidiyorum. Star'daki mev- rnıştı ". " Yine Starl'in izlenen dizıleri arasında yer alan "Ana" da Kanal 6'ya geçtiğini açık- ladı. Dizinin senaryosunu ya- zan Kandemir Konduk geçtiği- miz günlerde yaptığı açıklama- da dizinin bundan böyle yeni kanalda ekrana geleceğini söy- lemişti. Kanal 6 transferleriru sürdü- rürken Ahmet özal ile Cem Uzan arasındaki hukuk savaşı da devam ediyor. Star 1 'den ya- pılan bir açıklamada 15 Hazi- ran günü tstanbul 5. Asliye Ceza mahkemesinde özal'ın yargıç önüne çıkacağı duyurul- du. Açıklamada Turgay Ak- soylu ile Mehmet Tevfik Me- tin'in de yargılanacağı, dava konusunun 20 milyarlık senet cut yayın yönetimi beni TRT- olayında hizmet sebebiyle em- de görevÜyken her prpjemi niyeti suiistimal ve buna iştirak reddetmişü. Beni işsiz bırak- suçu olduğu belirtildi. Kalkavan 1917 yılında Rize'de doğmuş ve denizciliğe henüz 11 yaşındayken babasının ağaç teknelennde başiamıştı. Orta okul mezunu olduğu halde, ya- kınlannın ifadesiyle kendısıni "Halk Mektebinde" yetiştiren Kalkavan, yönetimini bir süre önce oğlu Sefer Kalkavan ile yeğeni Murat Kalkavan'a bı- raktığı şirketinin filosunu 11 gemilik bir büyüklüğe ulaştır- mışü. 75 yaşında yaşama veda eden Kalkavan, denizcilik çevreleri- nin kendisineyakıştırdığı '"canh bir tarih ve camianın denge un- suru" sıfatlannı, 64 yıl denizci- lik sektörü için acısı ve tatlısıyla verdiği mücadeleyle kazanmış- ü. Kalkavan, Türk Armatörler Birliği Başkanlığı, Deniz Tica- ret Odası Meclis Başkanlığı, TOBB Konsey Başkanlığı ve Rize Kültür ve Yardımlaşma Vakfı Başkanlığı görevlerini yürütüyordu. Ziya Kalkavan için Deniz Ticaret Odası Yöne- tim Kurulu Başkanı Cengiz Kaptanoğlu, "doğduğundan ölümüne kadar armatörlük yapmışü"dedi. Arkasında 57 yıllık eşi Suriye Kalkavan ile, 9çocuk, 14 torun ve 4 de torun çocuğu bırakan Ziya Kalkavan için Başbakan Süleyman Demirel, Devlet Ba- kanlan Cavit Çağlar, Tansu Çiller ve İbrahim Tez Deniz Ti- caret Odası yöneticilerine baş- sağbğı dilediler. Demirel9 in gezâsi olaylı başladı MBaştorafi 1. Sayfoda böyle şeyler olur. Ben her za- man denm, yolcunun halini Allah bilir. Ben çok ciddi bir şey olduğuna inanmadım. Olsa en- dişelenir miydim bilemiyorum" dedi. Demirel ucağın hazırlan- masını beklerken, burada Baş- bakan Yardımcısı Erdal İnönü, Devlet Bakanı Orhan Kilerci- oğlu, Maliye Bakanı Sümer Oral, Milli Savunma Bakanı Nevzat Ayaz ile bir süre sohbet etti. Demirel'in Dünya Çevre Zir- vesi'ne kaülmak üzere Bre- zilya'nın Başkenti Rio de Ja- neiro-'ya haraketinderv önce Uk şanssızlık Ankara'da yaşandı. Başbakanlığa ait Gulf Stream-4 u'pi uçak dün sabah ATA'nın pılotu Kemal Kulah götürdü. Demirel ile beraberindekiler ikinci ucağın haarlanması sıra- sında yaklaşık 2.5 saat bekle- mek zorunda kaldılar. Dışişleri Bakanı Hikmet Çeün eşi ile bir- likte yaklaşık 8 saatlik uçuş için kitap ve dergi alışverişi yaptı. Devlet Bakanı Çağlar ise spor kıyafeti ile havalimanına gelen partililerle sohbet etti. VIP Salonu'nda bekleyen Demirel'i Başbakan Yardımcı- sı İnönü, Milli Savunma Baka- nı Nevzat Ayaz, Sağhk Bakanı Yüdınm Aktuna, Maliye Ba- kanı Sümer Oral ile yolculuk- tan gelen Devlet Bakanı Orhan Kilercioğlu ziyaret ettiler. De- saat 10.00 sıralannda Esenbo- mirel, İnönü ile ayaküstü yapü- ğa Havalimanı'ndakı hanga- ğ> sohbette ucağın anzası hak- - ' ' bilgi Türkiye'nin Azerbaycan politikası • Baştarafi 12. Sayfada Ermenistan'ın ise böyle bir sorunu yoktur çünkü, kendisini destekleyen Batılı lobiler yardı- rruyla, Batı'nın desteğini sağla- ması hiç de zor olmayacaktır. bunu arzu etmektedir. Iran'm arabuluculuk girişim- leri ise inandına değildir. lran, kendi sınırlan içindeki Azerile- rin Bakü'deki başanlı ve halk desteğini artırmış bir hüküme- dialan konusunda Bakü'ye önemli bir destek sağlayabile- cektir. Ankara'nın, bu arada , Kaf- kaslar'da uzun bir dönem süre- cek banşın tohumlannı atması nndan VIP salonu önüne götü- rülürken, çekici aracın pimi koptu. Pimin kopması sonucu kontrol edilemeyen ucağın bur- nu camlannı parçaladığı çekici römorkun içine girdi. Ucağın çarpma sonucu delinen fiber kaph burnunun onanmı için THY'nin Istanbul'da bulunan uzmanlannın gelmesi bekkndi. özel bir uçakla lstanbul'dan yola çıkanlan 6 kişilik ekip saat 11.30 sıralannda Esenboğa Ha- valimanı'na indi. Alanda bulunan Devlet Ba- kanı Şerif Ercan, gazetecilere yaptığı açıklamada ucağın ha- sar gören burnunun kısa sürede kaulaşan özel bir maddeyle uz- manlar tarafından onanlmaya çahşıldığını söyledi. THY ekibi çalışmalannı sürdüriirken, Ge- nelkurmay Başkanlığı'na ait aynı tip G-4 modelindeki uçak harekete hazır bir şekilde bekle- tildi. Bu arada Demirel'in kında bilgi verdi. Bu sırada Demirel'e bir gazetecinin "Hiç endişelenmediniz mi".sorusuna "Bu tür olay ilk kez başıma gel- miyor. Benim başımdan bu tür olaylar çok geçu. Ciddi bir şey olseydı endişelenir miydim bile- miyorum" yanıtını verdi. Ko- nuşmaya Hikmet Çetin de "Korkmak aklımızın ucundan geçmedi. Tek motorla da de- vam edebilirdik. Ama yol uzun olduğu için pilotlar geri dönme- yi önerdi" deyince konuşmayı dinleyen İnönü'nün, "Yine bir iki kişinini endişelenmesinin faydası olmuştur. Bunlar fay- dabdır" demesi, bir anda salon- dakilere kahkahaya boğdu. Demirel de gülerek, "Pilot da can taşıyor. Onun can taşımaa bizim güvencemiz" diye karşı- lık verdi. Daha sonra liderler ve bakanlar secim sonuçlan üzeri- ne sohbet ettiler. Kendilerinin ANAP döneminde olduğu gibi seçimlerde devletin olanakĞn- nı kullanmadıklannı birbirleri- ne anlatular. Demirel de muha- lefeti kastederek "Kimse benim yoğurdum kara demez" dedi. Başbakan Süleyman Demirel Ankara'dan hareketinden önce düzenlediği basın toplantısında eğitim ve sağlıkla birlikte çevre sorunlannın da dünyanın gün- deminde olduğunu vurguladı. Başbakan Süleyman Demi- rel'i uğurlamaya geienier ara- sında "Inci Baba" lakaplı yeral- ü dünyasının ünlü isimlerinden Nabi tnciler'in de bulunması dikkat çekti. Inciler, "Başba- kan'ı uğurlamaya mı geldiniz" sorusuna, "Hayır Bülent Er- soy'u karşılamaya geldim" esp- risiyle karşılık verdikten sonra, sade bir yurttaş gibi Demireri yolcu etmek istediğini söyledi. Inci Baba'run gazetecilerin önünde Demirel'le birlikte gö- rünmek istememesi üzerine, Başbakan'la birlikte görüntü yakaiamak isteyen foto muha- birleri izdiham yarattılar. İzdi- ham nedeniyle sinirlenen De- mirel, "Nabi bu ülkenin vatan- daşı değil mı? Gel bakalım. Çekmek istiyorsaruz çekin fo- toğrafımızı" diyerek Inci Baba'yı yanına alıp foto muha- bırlerine poz verdi. ın Batı'ya verdiği mesajlara karşı kendi mesajlannı üretme- sı için yardımcı olacağı kesin- dir. 1988'de Ermenistan'dan kaçan Azerilerin durumu 16, 18, 21 mayısta Bakü'de büyük gösterilerle kınanmıştı. 1989/ 90'daki olaylan Baü basınının bir kısmı; "Türkler Ermenileri 1915'te katletti. Şimdi de Azeri- ler aynı şeyi tekrar ediyor" biçi- minde karikatürize etmişlerdır. Ankara, bugün uluslararası alanda bulunduğu yeri iyi de-' ğerlendirip Bakü'ye destek ve- recektir. Ankara. Avrupa Güvenhk ve İşbirliği Konfe- ransı'nın (AGİK) sınırlann de- ğisjnezliği karannın uygulan- ması için çaba harcıyor, fakat AGİK'in herhangi bir yaptınm gücü yok. Ermenistan ise Karabağ'- daki Ermeni çoğunluğunu göz önünde bulundurarak önce bu bölgeyi ele gecirmek, sonra da buradaki Ermenilerin güvenli- ğinı sağlamak için, Ankara des- tekli Azerbaycan'ın, Karabağ'ı yeniden almak için yapacağı as- keri operasyona karşı Birleşmiş MilletJer'den yardım isteyecek- tir. Karabağ coğunlukla Erme- nilerin kontrolünde olduğuna göre, Birleşmiş Milletler örgü- tünün sonunda yapabileceği bir şey var: Birreferandumyapürt- mak. Referandumdan çıkacak sonuç ise nüfusun yüzde 80'i Ermeni olduğu için, bölgenin yüzde 80'inin belki de tümü- nün, Ermenilere verilmesi ola- cakür. Ermenistan da zaten nün kontrolünden çıkmasını olumsuz karşılamayacaktır. Tahran'ı en fazla rahatsız ede- cek olan bir dunım da Halk Cephesi'nin yönetime gelmesi- dir. Bilindiği gibi Elçibey, Ka- rabağ'ın Azerbaycan içindeki statüsünün garantiye alınma- sından sonra sıranın İran Azer- baycanı'yla birleşmeye gelece- ğini belirtmiştir. Azerbaycan henüz kendi ba- ğımsız ordusunu kurabilmiş değildir. Aynca iç politikasını bir düzene de koyamamıştır. Eski komünist rejimin kadrola- n henüz işbaşındadır. Cengiz Çandar'ın belırttiği gibi, Eri- van'da seçimle gelmiş bir ikti- dar vardır. Bakü'de ise çok başhlık henüz devam etmekte- dir. Türkiye. bu anlaşmazhğın çözümü için kısa dönemde olası bir çaüşmayı önlemek için hem uluslararası platformda anlaş- mazlığın banşçıl bir yolla çözül- mesi için destek arayacak ve hem de olası çatışmalan caydı- na bir rol oynayacaktır. Ankara'nın cözüm ararkcn Türk dış politikasındaki gele- neksel temkinli davranışını da {uluslararası platformda doğa- bilecek eleştirileri de göz önün- de tutarak) elden bırakmayaca- ğı kesindir. Ankara'nın Mos- kova'yla yakın ilişkisini sürdür- mesiyle, (Moskova, Karabağ'- ın Azerbaycan'a bağb bir bölge olduğunu kabul eden anlaşma- ya taraf bir ülkedir), Ermenis- tan'ın Karabağ üzerindeki id- ni sağlayıcı bir rolü de üstlen- mesı gerekecektir. Bunun için önce Bakü, Karabağ'daki Er- menilerin orada Azerilerle banş içerisinde yaşamalannı sağla- mabdır. Aksı takdirde, kendisi- ni güvencede hissetmeyen Ermeniler tek çareyi Erivan'da ve dolayısıyla ABD ve diğer Baü ülkelerinde yaşayan Erme- ni lobilerinde arayacaklardır. Ancak haklılık temeü üzerine kuruhnuş bir anlaşma. Kafkas- lar'da Türkiye'nin görmek iste- diği ıstikran sağlar. Batı'nın pantürkizm kuşku- lannı gidermek görevi An- kara'ya düşüyor. Ankara, bu nedenle, yeni ekonomik imkân- lann önemini ve lran İslam ra- dikalizmine karşı Türkiye modelinin bölgede oluşturacağı istikrann önemini özeilikle vur- gulamaya devam edecektir. Türk cumhuriyetleri henüz tam siyasi ve iktisadi bağımsızlığa kavuşmuş değ^llerdir. Bu süreç- te Ankara'nın ve Bau'nın deste- ğine ihtiyaçlan vardır. Ankara biliyor ki. Türk cumhuriyetleri- ne yalnızca ekonomik fırsatlar diyan olarak bakmak yanhştır. Ankara, doğal olarak. bu ilişki- lerden yarar sağlayacaktır, fa- kat yalnızca ekonomik yaran düşünmek, ileride kendi ayak- lan üzerinde durmayı başarabi- lecek bu devletlerin uluslararası alanda verebilecekleri siyasi desteği gözardı etmek dcmek- tir BİTl'İ tip "TC-GAP" isimli uçağı ter- cih etmemesi dikkat çekti. TC-ATA uçağırun onanmı bittikten sonra Başbakan, eşi Nazmiye Demirel ile birlikte sa- at 12.30'da VlPŞeref Salonu'- na geldi. Demirel burada dü- zenlediği basın toplanüsında "Yolculuklarda böyle şeyler olur" dedi. Daha sonra Demi- rel ile birlikte zirveye katılacak olan Devlet Bakanı Cavit Çağ- lar'ın hasar gören uçağı incele- yerek havalanmasında sakınca ohnadığını söylediği ifade edil- di. Demirel, Çağlar ve Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin ile eşleri- ni Rio'ya götürecek olan uçak saat 13.10'da havalandı. 3 pilot, 1 uçuş teknisyeni ve 2 hostesten oluşan uçak personeb ile Başbakan Demirel ve bera- berindekileri taşıyan TC-ATA, havalandıktan sonra saat 15. 15'te Selanik üzerinden geri dö- nerek İstanbul Atatürk Havab- manı'na zorunlu iniş yapü. Kemal Kulah yönetimindeki ucağın sağ motorunda meyda- na gelen hidrolik pomparun an- zalanması sonucunda uçak Atatürk Havalimanı'na ağır bir iniş yaparken fazla ısıdan bu arada tekerleği de patladı. Pilot Kulalı, "Ucağın standart kont- rolkri var. Ama calışan bir ci- hazdır. Bu tür anzalar normal- dir. İnişte de fazla ısınmadan tekerlek patlamış. Bunlann hepsi aynı gün oldu ama bir rastlanu" dedi. Başbakan De- mirel'i ve beraberindekileri taşı- yan uçağı Hava Kuvvetleri KomutanhğYndan 2 pilot ile ÇevrecilerABD'yi yalancı ilaıı etti HAVA DURUMU TÜRKİYE'DE DUNYA'DA Devlet Bakanlığı Me- teoroloji Genel Mûdür- lûğü'nden alınan bilgi- ye göre yurdun kuzey- doğu kesimleri parçalı bulutlu, Karadeniz'le Doğu Anadolu'nun ku- zeyl sağanak ve gökgü- rültûlü sağanak yağış- lı, öteki yerler az bulut- M m lu ve açık geçecek. Hava sıcaklığında önemli bir deûisiklik ol- Smsm mayacaK Amstenlam Amman ASna Bajdat Brûksel Cenwfç FranMurt U*tm PMtfsburg Londra Maönd Müano Mostova Mûıuh Osto ftms Prag Rıya) Rocns Vıyvu Zunh B A A A B Y Y A B Y B Y S Y Y B Y A Y Y Y 23° 34° 28° 36° 24° 20» 22° 34° 17° 24° 23° 25° W° 22° 23° 23° 20° 44° 24° 20° 21° ast Aapk BhufaOu G-gune^ı K-kart S-sts* Y^ajnudu Dış Haberler Servisi- Rio- daki BM Dünya Çevre Zirve- si'nde AT ülkeleri, ABD'nin imzalamayı reddetüğı Bıyoçe- şitlik sözleşmesini imzalaya- caklannı açıkladılar. İngiltere'nin de anlaşmayı imzalayacağmı açıklamasıyla, tüm AT ülkeleri bu sözleşmeyi onaylamış oluyor. Japonya'nın sözleşmeyi mceleme aşamasın- da olduğu ögrenildi. Türkiye ise İklim Değişikliği Sözleşme- si'ni imzalamayı reddedıyor, ancak Biyolojik Çeşitülik An- laşması'nı imzalayacak. Ote yandan bugün, 178 ülke- nin devlet ve hükümet başkanı, Rio'daki BM Çevre Konferan- sı çerçevesinde yapılacak lider- ler doruğunda biraraya gele- cek. Toplantıda liderlerden 96"sının konuşma yapmak için başvuruda bulunduğu bildiril- di. Liderlerin dünya çevre ko- rumasma ilişkin beş önemli belgeyi görüşmesi bekleniyor. Bu belgeler şunlar: Rio Deklarasyonu: Temiz bir kalkınma prensibinin ana hatlanndan oluşuyor. İklim Değişikliği: Küresel ısınmaya yol açtığı sanılan kar- bondioksit emisyonlannın azaltılmasını içeriyor. Ajanda 21: Güvenli Çevre Gelişimi konulu 900 sayfalık bir program. Zehirli atıklar. 'te- miz' teknolojilerin transferi. Üçüncü Dünya ülkelerine kal- kınmalan için para aktanmı konulannı kapsıyor. Onnanlann Korunması: Bağlayıa niteükte olmayıp, or- manlann korunmasını öngörü- yor. Biyoçeşitlilik: Yeryüzündeki bitkilerin, hayvanlann ve doğal kaynaklann korunmasını ön- görüyor. Dünya Çevre Zirvesi sırasın- da aldığı olumsuz tutumdan dolayı Avrupa ülkelerinin de dışladığı ABD'ye karşı yapılan protesto gösterileri artıyor. Brezilya çevre örgütlerinden •Dünyanın Koruyuculan'. zir- venin yapıldığı konferans mer- kezınin yakınına bir 'Yalan Panosu' astı. Daha önce de çev- re koruma konusunda verdik- leri sözleri tutmayan ülkeleri vc doğayı kirleten şirketleri ka- muoyuna açıklayan örgüt,' Ya- lan Panosu'nda bu kez ABD'yi protesto ediyor ve 'yüzde yüz' yalancılıkla suçluyor. Öte yandan Irak, Dünya Çevre Zirvesi'nde, BM'nin iki yıl önce başlattığı ambargonun kaldınlmasını istedi. Irak Baş- bakan Yardımcısı Tank Aziz, zirvede yaptığı konuşmada. Irak'ın BM kararlanna uyma- sına karşın, Güvenlik Kon- seyi'nin tutumunda bir değişik- lik olmadığmı öne sürdü. Aziz. Irak'taki çevre sorunlan ile Irak'a uygulanan kuşatma ara- sındaki ılişkinin açık olduğunu belirterek, bunun BM raporla- nnda da kaydedildiğini söyledi. Istisna akitli TRT personeli çalışamadı ANKARA (Cumhuriyet Bû- rosu) - TRT'de istisna akdi ile çalışan ve önceki gün işten çıka- nldıklan bildirilen personel, Genel Müdür Kerim Aydın Er- dem'in, "İşten atılma gibi bir durum yoktur. İstisna akitli olarak çahşmaya devam ede- ceklerdir" sözüne rağmen dün işbaşı yapamadı. TRT Genel Müdürü Kerim Aydın Erdem'in verdiği sözler üzerine dün TRT Genel Mü- dürlüğü binasına gelen istisna akıtliler, kendilerinin TRTde bir görevlerinin kalmadığı ge- rekçesiyle bina içine alınmadı- lar. Burada bir süre bekleyen personel, noter çağırarak, işba- şı yapamadıklannı saptadılar. Genel müdürlükte hiçbir gö- revlinin kendileri ile görüşmek istemediğinı ve tüm aramalan- na rağmen telefonlara çıkma- dıklannı ifade eden istisna ak- diyle çalışanlar, daha sonra DISK'e bağlı Yeni Haber-tş Sendıkasfna gittiler.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle