Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
- 2024
- 2023
- 2022
- 2021
- 2020
- 2019
- 2018
- 2017
- 2016
- 2015
- 2014
- 2013
- 2012
- 2011
- 2010
- 2009
- 2008
- 2007
- 2006
- 2005
- 2004
- 2003
- 2002
- 2001
- 2000
- 1999
- 1998
- 1997
- 1996
- 1995
- 1994
- 1993
- 1992
- 1991
- 1990
- 1989
- 1988
- 1987
- 1986
- 1985
- 1984
- 1983
- 1982
- 1981
- 1980
- 1979
- 1978
- 1977
- 1976
- 1975
- 1974
- 1973
- 1972
- 1971
- 1970
- 1969
- 1968
- 1967
- 1966
- 1965
- 1964
- 1963
- 1962
- 1961
- 1960
- 1959
- 1958
- 1957
- 1956
- 1955
- 1954
- 1953
- 1952
- 1951
- 1950
- 1949
- 1948
- 1947
- 1946
- 1945
- 1944
- 1943
- 1942
- 1941
- 1940
- 1939
- 1938
- 1937
- 1936
- 1935
- 1934
- 1933
- 1932
- 1931
- 1930
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
Cumhuriyet
Sahıbı Cumhurıyet Malbaacılık ve Gazetecıhk Turk Anonım Şırketı adına
Nmdir Nıdı 0 Gcnel Yayın Muduru H«s»n C m l , Mucsscsc Muduru
Erane Ujaklıgil, Yazı tşlerı Muduru Ok» GoiKnsın. 0 Haber Merkezı
Muduru \aiçm Ba>cr, Sayfa Duzent Yönetroem AN Acar 0 Temsılcıler
ANKARA Akmd Tu, 1ZM1R HlkllMI Çetiakvı. ADANA Çrtn \ ıjtnojlo
Dıs Habalcr tj*™ Mcı. Ekosomı Ct«C" T»>«.. Ij-Smdıtı Şatna fcmeı. kuiruı Ottl l « n Isunbu!
HabCTİen Kcnal Kaç^. Eğıtım Gmca? Şartaa. Haber Araştırma İHBCt BtrtM. Ytort Habertm \Kdef Dofan Spoı Daıusman
AMlHuuJır YMIIMM DIZÎ Yazıtaı K«fcw ÇskşfcM. Arafcirma §^M Alpay. Oo2d[me AHdhli VlZKI 0 koordınatör Ahad fcorabu
0 Maiı Ijkr Erol Ertai 0 Muhaıebc IfelrM te»er 0 Buîçe Pianlama Sevfi Oımhf|fB|hi 0 Reklam AJ»K IMIM 0 Ek
Tannla- Hato Akjol 0 tdare Hı«|iı Gaıcr 0 Istaıro ( M n Çt*k 0 Büp-lslan Nail laal 0 Ptrcond Scv(i
Uvm kunthı BatLan Nldir Nadı
OMn Aktal. Mga «w». Hım
(<••!. Hikael ( « ı ı k n . Ok»
Ifar Muca. llkaa
Ab Sra». Atart 1 a
Boson *f YavcrL Cjmhunjd Maıbuollk we Glfeteahk T A Ş. T«rk Ocatl Cad. 39/41 Cltftloilu
34331 W. PK 24* IsıanboL Td 512 05 05 120 hul. Tdo 22246. F»ı (1) 526 60 72 0
Buroler Aakarc Zıya GoUp Bi. InkıUp S No 19 4. Td 133 II 41-17 Teln 42344 Fu. (4) 133
05 65 0 Inir H Zıya gl> 1352 5 ! 1. TH 13 12 30 Ttia 52359, F«. (511 » 53 60
inOnO CJKİ 119 S NO 1 Kaı 1. 1W 19 31 52 (1 hal). Td« 62155, FM- 111) 1» 25 71
TAKVlM: 7 EKİM 1990 Irasak: 4.35 Güneş: 5.59 Öğle: 11.57 Ikindi: 15.09 Akjam: 17.44 Yatsı: 19.03
Müzeler
nıüzelikGÜLÇtN tLCİ
Yaklaşık 2.5 milyon tarihi
eserin "koruma aJtında" tutul-
duğu Türkiye müzeleri, "ger-
çek" koruma görevinden yok-
sun. Eserler, seıgüerde ve depo-
larda korunmaya uygun ortam-
lardan uzakta, doğal koşullara
terk ediliyor. Anadolu müzele-
ri ise çağdaş sergilemeye bile
ulaşabilmiş değil. Türkiye'de
bulunan 169 müze biriminin pek
çoğunda, depoları dolduran et-
noğrafık eserler geleneksel yön-
tem olan naftalinle korunmaya
çalışılıyor.
Prehistorik çağlardan bugüne
kadar kültürler harmanı olmuş
Anadolu'da insanlık tarihinin
bütün evreleri yaşamış, yeşer-
miş, boy atrruş. Uygarlık tarihi-
nin ürünleri, yaklaşık 2.5 mil-
yon eser, muzelerde "koruma"
altında. Bu eserlerin yaklaşık
onda biri teşhir salonlanm süs-
lerken, geri kalaru depolann il-
kel ortamlannda, günümüz kül-
türüne hizmet edebilmek için
sergi salonlarına çıkacakları
günleri bekliyor.
169 müze bulunan ülkemizde,
müzesi olmayan il sayısı 14.
Müzeleri olma- - - _ — ^ _
smakarşınpek _,.. . . , , , ,„
Ç
ok Karadeniz Türkiye'de 169
il ve iiçesinde, müzenin büyük bir
b ü
! çoğunluğu bakımsız
durumda. Anadolu
uygarlık tarihine
sıkmtısı yuzun- ilişkin 2.5 milyon
den eser sergi- e
serin ancak onda
biri sergilenebiliyor.
kolayca çalınmasına yol açıyor.
80 bin sikkenin bulunduğu
Adana Müzesi'nde sergilenen
eserlerden bazüanmn kayboldu-
ğu, bazjlanmn da taklitleriyle
değiştirildiğinin fark edilmesi
üzerine yapüan sayımda yakla-
şık 2600 altın, gümüş ve elek-
tron sikkenin yerinde olmadığı
belirlendi. Adana Müzesi'nde
yeniden yapılan sayım bir yıldır
sürüyor ve kaybolan, taklitleriy-
le değiştirilen eserlerin kesin sa-
yısı ortaya çıkanlmaya çalı-
şılıyor.
Geçen yıl personel yokluğu
yüzünden ziyarete kapatüan tz-
mit müzelerinde grup ziyaretle-
ri bir süre kültür ve turizm mü-
dürlüklerince oluştunılan bir
ekip gözetiminde yapıldı. Daha
sonra geçici personel atanarak
Izmit müzeleri yeniden ziyarete
açıldı.
Samsun Arkeoloji ve Etnoğ-
rafya Müzesi'nde bulunan 15
bin eserden 5 bine yakını sergi-
lenebiliyor.
Truva savaşlannı canlandıran
sahnelerin yer aldığı Abissos
Mozayiği ve büyuk boyutlu
bronz atlet heykeli ile unlu Sam-
sun Müzesi, Karadeniz'in göze
^ _ _ ^ görünür tek
sizliği, sergi sa-
lonlannın yok-
luğu ve uzman
teşhir salonu ™^~~^
ve depo sıkıntısı çekmeyen mü-
ze yok gibi. Kültur Bakanbğı'n-
ca son yıllarda üzerine gidilme-
sine karşın, muzelerde yaşanan
personel yetersizliği, sağlıklı en-
vanter tutulamamasına, bu da
çalınan, kaybolan ya da taklit-
leriyle değiştirilen eserlerin za-
marunda ortaya çıkanlamama-
sına yol açıyor.
Ülkemiz müzeleri içinde ts-
tanbul muzelerinin yeri ayn.
Gerçek anlamda koruma göre-
vinin yerine getirüdiği tstanbul
müzelerinde yer alan eserler, ço-
ğunlukla Anadolu'dan toplan-
mış, doğal ortamlanndan kopa-
rıhiuş eserler. Bu muzelerde mo-
dern, açıkJayıcı bilgilerle, lokal
ışıklar altında nişlerüı içinde sa-
bit teşhir yapılıyor.
Yöresel eserlerin toplandığı
Anadolu muzelerinin durumu
ise içler aası.
Türkiye'nin en sorunlu muze-
lerinden biri Adana Müzesi. Bir
yamnda otogar olan müzenin
E-5 karayolu uzerinde bulun-
ması da bir "dezavantaj". Vit-
rindeki eserler sarsıntı ile duşu-
yor, kmlıyor. Müzenin otogar
tarafındaki koruma duvarına
yapılan seri dükkânlar ile bekçi
ve personel yetersizliği, eserlerin
müzesi. Öteki
Karadeniz ille-
rinde müzeler,
tumüyle "ka-
derine" terk
edilmiş. Bina-
ları var ama
teşhir salonla-
n, en önemlisi
de uzman kad-
roları yok. Ya
^~^~^^~"" daaz.
Samsun Arkeoloji Müzesi,
1981 yıhnda açılmış. Kültür Ba-
kanlıgı'nca "müzesi var" deni-
len Giresun'da müze henüz
açılmamış.
40 bine yaklasan eser sayısıyla
Türkiye'nin en zengin müzele-
rinden biri olan Burdur Muze-
si, zengin koleksiyonunu sergi-
leyebilecek günumüz koşullan-
na uygun bir yapıdan yoksun.
Var olan 3 teşhir salonunda salt
3 bin eser sergilenebiliyor.
Kalkolitik Çağ'dan günumu-
ze uzanan bir tarihi içeren Af-
yon Müzesi'nde de eserlerin bü-
yük çoğunluğu yer sıkıntısı ne-
deniyle depolarda beklemek du-
rumunda.
Selçuklu'ya başkentlik etmiş
Konya'da Arkeoloji Müzesi'nde
yersizlik nedeni ile sergileneme-
yen bir müzelik daha eser var.
Türkiye'nin en eski müzelerin-
den biri olan Bursa Müzesi'nde
de 10 bin eserden çok azı sergi-
lenebiliyor.
Onarun çahşmalan 12 yıldır
surduruldüğü için Tekirdağ
Muzesi'nin kapılan ziyarete ka-
palı. 12 bin eserin tamamı ilkel
depolarda.
1953'TE SİNEMAYA BAŞLADI — 1953 yılında,"Öldüren Şehir"k sinemaya başlamıştı. Kenan Pars, şimdi Bakırköy'de bir gazete bayiini işletiyor
Yeşilçam'daf
jön've 'kötü adam' rolleri oynayan Kenan Pars, artık gazete satıyor
O şimdi gazete bayii"Hep büyük
değişiklikler olmuştur
diye döndüm
sinemaya, ama her şey
bıraktığım gibi
duruyor. Bugün hâlâ
bir değişiklik yok"
diyor Kenan Pars.
AHU ANTMEN ~
—Ağabey, gazete versene bir
tane!..
—Baba, Maltepe var mı?
—Huralarda fotoğraf stüdyo-
su varmış amca, nereden gi-
diliyor?
—Bak kız, (yanındakini dür-
terek) kimdi bu?
—Aaa, siz Kenan Pars değil
misiniz?
• Bakırköy'de, özgürlük Mey-
nadı'nın hemen girişinde, küçük
bir gazete bayiinin içinde tanı-
dık bir yuz çarpıyor insanın gö-
züne. "Ben bu yüzu nerede gor-
diim?" diye düşunürken, gaze-
te, sigara vb. satan bu "amca"-
nın Kenan Pars'tan başkası ol-
madığını fark ediyor insan. Bir
dönemin oyuncu, hatta yönet-
men, senarist ve yapımcısı Ke-
nan Pars.
1953 yılırun önemli fiünlerin-
den binyle, Lütfi Ö. Akad'ın yö-
nettiği "Öldüren Şehir'Me sine-
maya başlamış Kenan Pars. Rol
arkadaşlan Turan Seyfioglu, Ay-
han Işık ve Belgin Doruk. tlk
dönem filmlerinden çoğunda
"jön"ü ustlenmiş, sinemada ne
PARS VE ALIŞIK — Kenan Pars, Sadri Alışık'la Avare filminde...
kadar "kötü adam" olarak ta-
nınsa da aslında çevirdiği 35O'ye
yakın filmin neredeyse >-ansın-
da jön.
Kenan Pars, "kötü adam"lığa
itilişini, daha sonra tumden yok
oluşunu star sistemine bağlıyor.
"Star parajı goturuyor, siz onun
aldıgının onda birini bUe aiamaz
oluyorsunuz" diyor. 1961'de
Mask Film'i kuran oyuncu, bel-
ki de Yeşilçam "sistem"ine bir
başkaldırı olarak kendi filmle-
rini kendisi çekmeye başlıyor.
Hem oyuncu hem yönetmen
hem de yapımcı olarak. Her yıl
bir fîlm çekiyor, çoğu dar büt-
çeli yapımlar. Altı fılmden son-
ra, anlattığına göre "kasti
engellemeler" nedeniyle iflas
ediyor: "Anadolu işletmecileri-
ne mal satan film işlelmeleri.
kimseye mal aldınnıyor, dolan-
dınlıvoruz..."
Sırn Gültekin'in önerisiyle si-
nemaya başlamadan önce tica-
retle uğraşmış olan Pars, bu kö-
Sangerme Park tber OteVin müdürü, 35 yıllık turizmci Heinz H. Fugger turizmdeyeni eğilimleri anlatıyor
^Tiıristler önce temiz çevre istiyor'
Pet şişe yasak
Almanya'nın en buyuk
turizm acentelerinden
TUI'nın 'çevre dostu'
seçtiği Sangerme Park
Iber Otel'de pet şişe
tamamen yasak.
KJor yerine ozon
Yüzme havuzunun
temizlenmesinde gelecek
yıl, klor yerine çevreye
daha az zararlı olan
ozonun kullanılması
planlanıyor.
SERPİL GÜNDÜZ
SARIGERME — Avrupalı
tur operatorleri, örnek çevre
dostu seçtikleri otel ve tatil koy-
lerine çevre biüncine sahip turist
gönderiyorlar. Oteller ve tatil
köylerini de çevreye verdikleri
özene göre değerlendiriyorlar.
Almanya'nın en büyük seyahat
acentelerinden birisi olan TUİ-
nin oteller, kulüpler ve tatil köy-
leri için duzenlediği kontrol lis-
tesinde ağır ve hafif ölçütler
maddeler halinde belirlenmiş.
Listenin ağır ölçütler kapsa-
mında otel, kulup ve tatil köyle-
rinin alanı içinde ya da çevresin-
de istenenler şoyle:
Akan ve duran sularda temiz-
lik. Hava kirliliği ve rahatsız edi-
ci koku olmaması. Trafıkten
uzaklık. Doğaya, araziye ve ül-
ke mimari üslubuna uygun ya-
pılaşma. Yeşil bir çevre ve mü-
kemmel çalışan mekanik-biyo-
lojik antma tesisleri.
Hafif ölçütler listesindc ise bi-
yolojik olarak çozulebilen te-
mizlik malzemelerinin kullanı-
mı. Enerji tasarrufu. Tek kulla-
nımlık ambalaj malzemelerinin
azaltılması veya kaldınlması. Si-
gara içmeyenler için ayrı mekân
bulunması yer alıyor.
ÖNCE ÇE> RE — Turkiyeje tatile gelen Avrupalı turisüerin çoğu artık "once çevre" diyor.
TUI'nin "çevre dostu" olarak
seçtiği otellerden olan Sangerme
Park Iber Otel, cevre bilincine
sahip Avrupahlan konuk ediyor.
Sangerme'de çevre temizliği ko-
nusunda en dikkat çekici özel-
lik "pel" şişe kuUanımının ke-
sinlikle yasak olması. Her türlü
sıvı içecek cam şişelerde sunulu-
yor. Otelin mutfağında alumin-
yum araç ve gerecin kullarumı
da yasaklanmış. Temizlik mad-
desi olarak piyasada da satılan,
doğaya ve denize zararlı etkisi
olmayan, su içinde çozülen bir
madde kullanılıyor. Etoksilatlı
bu maddenin yüzde 97'si 6 gun-
de, yuzde 3'ü de 22 günde deniz
suyunda kayboluyor.
Yüzme havuzunun temizliği
için klor kullanan Sangerme
Park İber Otel'de klorun çevre-
yi olumsuz etkilediğinın bılin-
cinde olan otel yetkilileri, gele-
cek yıl havuzda "ozon" kullana-
caklannı söylüyorlar.
"Çevre dostu" otehn belki de
bu özelliklerinin farkında olan
sukaplıımbağaları havuzları
kendilerine mekân seçmişler.
Çevreden aynhnayan ve zaman
zaman çimlerde dolaşan yavru
kartal da otelin konuklarının
dostluğunu ve ilgisini çekiyor.
Sangerme Park'ın bir yıldan
bu yana genel müdürlüğünü yü-
rüten Heinz H. Fngger 35 yıldır
turizmle uğraşıyor. H. Fugger,
turizm ve çevre konusunda yap-
tığımız söyleşide çevre bilincine
sahip Avrupalılann sayısının git-
tikçe arttığını vurguluyor.
Fugger, "İnsanlar o derece
çevre bilincine sahipler ki Oteli-
mizdeki sivrisinek lambalannı
başka bocekleri öldurdüğu için
istemiyorlar. Kaplumbağa oldu-
ğunu duydukları zaman onları
rahatsız etmemek için gelmek
bile istemiyorlar" diyor.
13 yıldan bu yana Iber Otel-
ler zincirinde görev yapan H.
Fugger, İspanya, Ingiltere, Fran-
sa, Bahama Adalan ve Bermu-
da'da çalışmış. 1 yıldır Türkiye-
de yaşıyor. H. Fugger, Avustur-
ya kökenli çokuluslu unlü bur-
juva ailesi olan Fuggerlerin son
kuŞağjndan. Ailesinden çok faz-
la söz etmek istemediğini ve
bunlann çok gerilerde kaldığım
belirterek şimdi Türkiye'de "ya-
bancı işci" olduğunu söylüyor.
Bagastein'de turizm eğitimi
gören H. Fugger'in Türkiye'ye
gelmesine eşi karar vermiş. Ko-
yun eti ve peynirini çok sevdik-
lerini ve her fırsatta Turkıye'den
getırttiklerıni söyleyen H. Fug-
ger, geliş öykülerini esprili şekil-
de şoyle anlatıyor:
"Karıma böyle bir fırsat çık-
nğım anlannca 'Madem ki koyun
etı ve peynınni sevıyoruz hemen
gidelim hiç bir sorun yok' dedi."
Avrupalı turistlerin y.kıma
uğramamış sağlıklı bölgeler ara-
dığına dikkat çeken H. Fugger,
FUGGER — Turizmin
anahtan çevre
Akdeniz'deki öteki tatil yörele-
rinde fiyat gelişiminin Türkiye
1
nin çok uzerinde olduğunu an-
latırken "fîyat-hizmet dengesi
korunabilirse turizm iilkenize
çok büyük gelir getirebilir"
diyor.
Çevre temizliği konusunda,
yerel yöneticilerin de desteğine
gereksinim duyduklannı anlatan
Fugger, çevrede denize giren yer-
li halkın arkalannda bıraktığı
çoplerden ve bira kutulanndan
hayretle söz ediyor. Antalya'ya
değin hiçbir kıyı kontrolune de
rastlamadığını anlatan Fugger,
çevre yetkililerini bu konuda
uyardıklannı belirtiyor. "Gele-
cek kuşağın bugünkü çöplerin
içinde boğulmaması gerek" di-
yen H. Fugger, "Bizim gibi otel-
lerde plastik ve teneke gibi mad-
deleri çopten ayınyoruz, ama bir
bakıyoruz hepsi a>nı çöp dağı-
na gidiyor. Oysa birimlerine gö-
re aynlan çöpun değerlendiril-
mesi gerekir. Çevre yetkililerini
bu konuda uyardık" diyerek bu
konudaki yakınmasını dile ge-
tiriyor.
Sivrisineği çok yoğun olan bir
bolgede yaşadıkları halde sinek-
lerle birlikte çevreyi de mahve-
den koyu kimyevi maddelerden
kaçındıklarını anlatan H. Fug-
ger, bunun yerine yetkilileri bi-
yolojik savaşa ikna etmeye çahş-
tıklarını anlatıyor. Nemli ve ıs-
lak bölgelerde, toprağın neminı
dışanya çektiği için okaliptus
ağacı dikmenin sivrisinekleri ko-
vacağına dikkat çeken H. Fug-
ger, bataklık alanlarda sivrisi-
nekleri yok eden bahklann ure-
tilebileceğini savunuyor.
Sangerme'nin çok yakınında
SEKA'run Dalaman Kâğıt Fab-
rikası var. H. Fugger bu fabri-
kanın çevreye etkisini, "bazen
öyle, bazen böyle" diye anlatı-
yor. Yetkililerin yardımıyla kâ-
ğıt fabrikasının doğa>ı kirletme-
sine karşı savaştıklannı, bu ko-
nuda Muğla Valiliği'nin açtığı
dava nedeniyle de konuşmarun
yararlı olmayacağını söylüyor.
H. Fugger'in bu konuda an-
lattıkları ilginç. Alman Stern
Dergisi'nde temmuzda yayımla-
nan bir haritada Akdeniz'de de-
nize girmenin tehlikeli oiduğu
bölgelerin işaretlendiğini göste-
ren Fugger, gerekli tahliller ya-
pılmadığı için Türkiye'dekı tu-
rizm bölgelerinin işaretsiz bıra-
kıldığım, ancak Dalaman ve İz-
mit'teki SEKA kâğıt fabrikala-
rının gösterildiğine dikkat çeki-
yor. H. Fugger "çevre bilincine
sahip Avrupalılar kâğıt fabrika-
sının çevreyi kirlettiğini bilirler.
Batılılar haritada belirsiz kalan
yerlerden hoşlanmaz. Belki de
bu yaz bizim haberimiz olma-
dan laboratuvar gönderip kirli-
lik derecesi bilinmeyen yerleri
saptamışlardır ve onumuzdeki
sezonda harita oyle çıkar" diyor.
tü deneyiminden sonra ayakka-
bı tokacıhğına başlıyor. 1973'te
bu işte iflas ediyor ve yine film-
ciliğe dönüyor. Sonra yine ayak-
kabı tokaalığı. Sonra yine sine-
ma. Böyle bir "döngü" içinde
gidip geliyor... Bu arada bir şey
fark ediyor: "Hep büyük deği-
şiklikler olmuştur diye döndüm
sinemaya. Yapımda. teknikte...
Ama her şe> bıraktığım gibi du-
ruyor. Bugun hâlâ bir değişiklik
yok."
"Türkiye'de fflmciük nasd
düzelecek" tartışmaları Kenan
Pars'ı guldüruyor. Bugüne ka-
dar filmcilik yapıtmadığını söy-
lüyor; Kenan Pars'a göre Türki-
ye^de 75 yılını dolduran bu sek-
törde "filmciliğin isportacüığı"
yapılmış. "Filmciliği düzeltmek
için" diyor Kenan Pars, "altya-
pıya ineceksin. Bunun temel ta-
şı da sesli çeken makinenin gel-
mesi. Bu gelmedikçe filmin ya-
pımdaki kalitesi açısından bir
değişiklik olmaz. Konu seçimin-
de bir çuvallaına olabilir, distri-
busyonda aksaklık olabilir, ama
bunlar zamanla düzelebilir.
Ama once sesli çekim gelmeii.
Olmadığı zaman, kameranın al-
tında biri oturuyor, papağan gi-
bi kendi istediği vurgularla oku-
yor, sufleyi alan kendi >urgula-
nna göre konuşuyor, sonunda
bir de dublaj yapan arkadaş
kendine göre söylüyor. Filmi
seyrettiğimiz zaman da resim
başka yerde, ses başka yerde
sanki..."
Yeşilçam neden hep aym tip
konulara takılıp kaldı? Kenan
Pars biraz sinirlenerek cevaplan-
dırıyor sorumuzu: "Farklıbk ya-
ratabilecek adam yok da on-
dan... Kasabı geldi filmci oldu,
manifaturacısı geldi, yok polis
emeklisi geldi filmci oldu... Za-
ten siz filmden para kazanıp da
stüdyo yaptıranı duydunuz ma?
Gider ev abr, köşk alır, yat aur...
Bir de kalkıjorlar hukümet bi-
ze yardım etsin diyorlar. Ben hü-
kümetin yerinde olsam bir ku-
raş para vermem bunlara. 'Tak
Fişi Bitir işi', 'Civciv Çıkacak
Kuş Çıkacak' gibi filmler yapa-
rak sinemanın seyircisini kaçır-
dılar. 'Ne yapıyorsun' diyen bir
merci olmadığı surece Türk si-
nemasında hiçbir şey düzelmez."
Her şeyin laf olsun" diye yapıl-
dığına inanıyor Kenen Pars. Laf
olsun diye toplanıldığrna, laf ol-
sun diye konuşulduğuna, çözüm
arandığına, dernekler kuruldu-
ğuna, başkanlar atandığına...
Oyuncu, 1950'lerde "Aramız-
da Yaşayamazsın", "Ecd Köprii-
sü ", "Son Şarkı", "Gün Doğar-
ken", "Kanlanyla Ödediler";
1960'larda "İçimizden Biri",
"Sahte Nikâh", "Oğlum", "GizB
Emir", 1970'lerde "Eski Kurt-
lar", "S Mflyoncuk Borç Verir
misin?" gibi fılmlerde, son yıl-
larda da birçok dizide rol aldı.
"Ne olursa olsun oynanm" di-
yen oyuncuya son zamanlarda
teklif gelmiyor. Sinema kitapla-
rında adı, "Bir zamanlann jö-
nü, daha sonra karakter rolleri-
nin seyilen oyuncuso, daha çok
'kötü adam' oynadı" sozleriyle
amlıyor. Pars, "Ben bir şey yap-
tığıma inanmıyoram ki" diyor.
Ama ekliyor: "Fakat sinemada
bir şey yaptım diyenden 50 mis-
li daha çok şey yaptım... Biz si-
nemayı değiştirdik. A>han'lar,
lurhan'lar, Ahmet Tank Tekçe^
ler, Eşref Kolçak'lar, bendeniz.
sinemanın seyircisini değiştir-
dik.» Kurk mantolu insanlan
getirdik sinemaya. Belki de bir
şeyler yaptık!"
Kenan Pars, Yeşilçam'a öfke-
li. Bu öfkesi "kötü adam" oyna-
dığı fılmlerdeki öfkesine benze-
miyor ama. Kırgınhk da taşıyor
içinde.
Derken yine birisi, "Amca si-
gara yok mu?" diye soruyor.
Frankfurt'ta
imzagtinü
• FRANKFURT
(Cumhuriyet) — Frankfur'
Fuan'nın önceki gün
kapanmasının ardından
Cumhuriyet'in buradaki
etkinlikleri sünıyor. Dün
Cumhuriyet Hafta
tarafından düzenlenen
"Körfez Krizi, Dünya ve
Türkiye" panelini
Cumhuriyet Yazı Işleri
Müdürü Okay Gönensin
yönetti. Konuşmacılar da
gazetemiz yazarlan Uğur
Mumcu, Cüneyt Arcayürek
ve Ali Sinnen'di. Dün
ayrıca Mumcu, Arcayürek
ve Sirmen fuarda ayn bir
salonda kitaplannı
imzaladılar. Mumcu,
Arcayürek ve Sirmen
bugün de aym yerde imza
gününe katüacaklar
Ayılan konuna
• ATİNA (AA) —
Yunanastan'da ayı neslinin
tükenmek üzere olması
karşısında, ülkedeki
"Ayıseverler Derneği"
harekete geçti. "Yunanlı
Ayıseverler Derneği"
Atina'da duzenlediği basın
toplantısmda,
Yunanistan'da sadece 61 ayı
kaldığım, bunlardan da
ll'nin Çingeneler tarafından
sokaklarda oynatıldığım
açıkladı. "Ayılanmızı
koruyalım" sloganı ile ülke
çapında bir kampanya
başlatılacağını belirten
dernek üyeleri, bu çerçeve
bir "Ayı kampı"
kurulacağuu söylediler.
Dernek üyeleri, ayılann
korunması amacıyla
hazırlanan ve 300 milyon
liralık harcamayı gerektiren
bir projenin Tanm
Bakanhğı tarafından
kabulünde istedi.
Çocuklar için
yılbaşıkartı
• ANKARA (UBA) —
Birleşmiş Milletler
Çocuklara Yardım Fonu
(UNICEF) her gün hayatım
kaybeden 40 bin çocuğun
hayatım kurtarma çabasına
destek olmak isteyenleri
bağış yapmaya ve UNICEF
kartı almaya çağırdı.
UNICEF Türkiye Milli
Komitesi Genel Müdürü
Adnan Olah 115 ülkede
çocuk yaşatma ve
gelişterme seferberliği
sürdurdüğünü ve bu
kampanyanın bağışlarla
gerçekleştirildiğini söyledi. -
Yaklasan yılbaşı nedeniyle
tebrik kartı satışlanmn
bütün dünyada hız
kazanacağını hatırlatan
Olah, kart göndermek
isteyenlerden UNICEF
kartlannı tercih etmeleriyle
her gün ölüme gönderilen
çok sayıdaki çocuğun
yaşamına katkıda
bulunulacağını belirtti.
Konserve mi
kurutmamı?
• ANKARA (UBA) —
Hacettepe Üniversitesi
beslenme ve diyetetik
bölümü öğretim üyelerinden
Prof. Dr. Ayşe Baysal,
yiyeceklerin konserve
yapılarak saklanmasma
karşı olduğunu söyledi.
Baysal, "konserve
yapılırken yiyecekler çok
kaynatıldıgı için vitarninleri
kayboluyor. Bunun için
yenildiğinde yaran da zaran
da olmuyor. Aynca
konserve yapmak büyük bir
enerji kaybına da neden
oluyor kurutursamz hiç
olmazsa maliyetten kânnız
olur" dedi. Baysal,
sebzelerin kurutulma
sırasında da beklendiği için
büyük vitamin kaybına
uğradığını, ancak
yenildiğinde lezzetli
olduğunu belirterek, bu tttr
saklama yönteminde fazla
bir harcama yapılmasına
gerek olmadığını söyledi.
Hava kirüliğine
ithalkömür
• İZMÎT (Cumhuriyet) —
Izmit Belediye Başkam Sefa
Sirmen, kent halkına
çağnda bulunarak, hava
kirliliğinin önlenmesi için
mutlaka ithal kömür
kullanılması gerektiğini
söyledi. tzmit Belediye
Başkam Sirmen, Güney
Afrika'dan getirilen
kömürün tüm yabana
maddelerden arındınlmış,
yumruk büyüklüğünde,
kalori değerinin çok yukseV
olduğunu belirterek "İthal
kömürün bir tonu yerli
kömurün 3 tonuna eşit
kaloriye sahiptir. Kendi
sağlınızı, çocuklanmzın
sağhm ve yaşadığımız
çevreyi korumak istiyorsak
bu kömürün kuUanımının
yaygınlaştırılması için
herkesin çaba göstermesi
gerekir" diye konuştu.