20 Ekim 2021 Çarşamba English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
29 HAZİRAN 1990 CUMHURİYET/7 EVSANLAR FÜSUN ÖZBİLGEN TARİHİ ESERLERE İKİ DEĞfcİK YAKLAŞIM G Ö R Ü Ş Hollywood Öpücüğünüze on bin dolar, ruhunuza beş sent verdikleri yer Hollywood'dur. Marityn Monroe Baş ile gövdeyi buluşturmak... ON BEŞ yıl önce Afrodisyas antik kentinin herhangi bir ye- rinde yapılan bir kazı sırasın- da başsız menner bir heykel gövdesi bulunur. Gövdenin, temizlik ve resto- rasyonu için müze deposuna kaldınlmadan önce fotoğrafla- n çekilir, ölçümkri yapılır. En- vantere kaydedildikten sonra müzenin elverdiği boyutlarda sergilemeye konulur. Aradan yıllar geçer, yine bir kazı sırasmda bir mermer baş bulunur. Yardımcıları Prof. Kenan Erim'e haber salariar. Unlü arkeolog buluntu yerine gider. Başı görür. Fotoğrafla- rı çekilip, gerekli bilimsel iş- lemler tamamlandıktan sonra o ana kadar bilgisayar yerine 30 yıllık kazısı ile ilgili hafıza- sının kompartımanlarını dev- reye sokan Prof. Erim'in heye- canının önüne hiç kimse geçe- mez. Prof. Erim, bu başın, bil- mem kaç yıl önce Afrodisyas- ta bulunmuş falanca gövdeye ait olduğunu düşünmektedir. Prof. Erim, başı kaptığı gi- bi müze salonlanna, söz konu- su gövdeye doğru koşar. Aca- ba bu baş o gövdeye mi aittir? Prof. Erim kadar yardımcıla- rı ve genç arkeologlar da aynı heyecanla peşine düşerler. Dünyada 30 yıldır aynı yerde kazan tek arkeolog olan Prof. Erim şimdiye kadar bu konu- da pek az yanılmıştır. Baş göv- deye oturur. 1988 yılındaki kazısmda Prof. Erim'in yardımcıları yi- ne bir heykel başı bulurlar. Bu kez yardımcılan Prof. Erim1 in nereye koşacağım merak ederler. Bu kez, ünlü arkeolog alışılmışın dışında koşmak de- DENIZ USTUNDE BASLAYAN EVÜUK Yazguliı ve Fanl nikfth defterini Bogariçi Köprüsü'nün alündan geçerken imzaladüar. (Fotograf: Muharrem Aydın) , Boğaz'da mutlu bir Yazgülü KABATAŞ'tan uzun uzun düdük çalarak kalkan Semiramis yatı gazetecilerin, reklamcıların, halkla ilişkiler uzmanlannın, genç işadamlanndan oluşan sevilen dostların davetli olduğu bir nikâh için Boğaziçi'ne doğru açılıyordu. Günaydın gazetesi köşe yazan Yazgülü Aldogan ile genç işadamlanndan Fazıl Dgaz uzun süren sevgilerini evlilikle noktalıyorlardı. Teknenin terasında kurulan nikâh masasına oturan gelin ile damadın nikâhı Ortaköy'de başladı, Boğaz Köprüsü'nün altmdan geçilip Galatasaray adasına varana kadar arkadaşlarından gelen esprilerle uzadı. Nikâh memuru, evliliğı kabul edip etmediğini sorduğu Yazgülü'nden şu yanıtı aldı: — Hiçbir baskı altında olmadan evlenmek istedigimi bUdiriyorum, ama bir şartım var. Evlilik insanı degiştiriyormuş. Fazıl degişmeyecegine söz versin. Tabii hemen laf atmalar başladı: — Olmaz efendim şartlı akit olmaz. — Fazıl, sen de bir şart ileri sür. — Fazıl dikkat et ayağına basmasın! — Çocuklar iyi dûşündünüz mü? Nikâhtan önce bayan arkadaşları Yazgulu'nün ayakkabısının altına isimlerini yazdırdılar. Böylece ayağını sürüyerek onların da dttnya evine girmesine katkıda bulunmasını istiyorlardı. Ne de çok bekâr bayan varmış, iki ayakkabının tabanı da sıra sıra bayan ismi ile doldu. Nikâh tanıküğını gazeteci Melih Aşık ile reklamcı Ayşegül Dora yaptılar. Fazıl'ın halası, ilk kadın milletvekillerinden Hesena Dgaz da yaşlı ve mutlu gorünümü ile herkesi etkiledi. Nikâhtan sonra serpilen 100 liralık uğur paralarını kapışanlar, bir bölümünü bütçe açığını kapatması için Maliye Bakanı Adnan Kahved'ye armağan ettiler. Kahveci, düğunün tek bakan konuğuydu. 200'ü aşkın davetli Emirgân'dan Tarabya'ya, Yeniköy'den Beykoz'a boğazda dolanan teknede maytaplar yakarak, düğün pastası ile şampanyalar içerek; önce çigan müziği, gecenin ilerleyen saatlerinde de zurna ve dümbelek dinleyerek oynadılar, eğlendiler. Gazetecinin evliliği de böylece denize yazıldı. ğil, aşırı düşüncelidir. Yardımcılanna döner "Ga- liba bu kez bu başın gövdesi burada degil, Doğu Berlin Miızesi'nde" der Prof. Erim. Yine bir tahrnin yapmıştır. Doğrudur, eğridir. Henüz bi- linmiyor. Ankara'da Dışişleri Bakan- Uğı Kültür Daıresi yetkililerine başvurur ve "kendisine diplo- matik açıdan yardımcı olun- masuu, Dogu Berlin Müzesi'y- le temasa geçilerek yıllarca ön- ce Afrodisyas'tan kaçınlmış bu heykel govdesinin boynu- nun alçıdan bir milaj kopyası- nın çıkarılarak kendisine iletilmesiııi" rica eder. Çünkü, alçıdan milaj parça, baş ile gövde arasındaki kınk çıkıklar için uyum sağlayacak en önemli kanıttır. Bakanlığın ya- nıtı "Elbette, isimiz bu" olur ve ilgili daire Prof. Erim'e ve Türkiye'nin killtürel mirasına sahip çıkar. Son beş yıldır Kültür Ba- kanlığı'nın büyükelçiliği hali- ne gelen Dışişleri Bakanlığı Kültür Dairesi ricayı derhal Berlin'deki Türk Büyükelçili- ği'ne iletir. Ancak uzun süre cevap çıkmaz. New York'ta yaşayan Prof. Erim, Doğu Berlin'deki mü- zeyle temasa geçer. Gelen ya- nıtta "Milaj hazır. Boradaki Türk Bttyiikeiçiliği'ne teslim edeiim mi?" denilır. Bunun üzerine Prof. Erim, "Lütfen teslim edin" demeden önce ne- zaketen New York Başkonso- losluğu'na durumu aktanr. Bu konuyla 1986'dan bu yana Ka- run Hazinesi ve Elmalı Defi- nesi'nden dolayı çok hassas olan New York Başkonsolos- luğu da bakanlığın kültür da- iresi gibi gerekli ilgiyi gösterir. Prof. Erim'in ricası, Anka- ra üzerinden Doğu Berlin'de- ki Türk Büyükelçisi'ne Uetildi- ğinde "Heykel- başımn milaj kopyasını biz teslim almak is- temi\oruz. Prof. Erim, her ne- reyi istiyorsa Berlin Müzesi oraya teslim elsin, bizi kanş- ürmayın" gibilerden bir yarut gelir. Berlin'deki Türk Büyükelçi- liği'nin bu tutumu üzerine Prof. Erim iki seçenekten biri üzerinde karar vermeye hazır- lanır. Ya Amerikan, Ingiliz ve Fransızlardan topladığı kazı masraflannın bir bölümunden tasamıf edip Doğu Berlin'e gi- decek ve bir-iki kilo ağırlığın- daki alçı kopyayı bizzat alacak ya da Amerikaü resmi ve gayri resmi dostlannı devreye sok- mak zorunda kalacaktır. Tarihi mirasırruza iki değişik kesimden iki değişik yaklaşım örneği... ABO'DENFAZLA VERECEĞİM Yardıma tepki KARADENİZ Bölgesi'nde meydana gelen sel felaketine uğrayanlara çeşitli kesimlerden yardımlar geliyor. Bu arada büyük dost ve müttefikimiz ABD de, felaketzedelere 10 bin dolar yardım yaptı. Yardım çe- kini veren Arikara Büyükelçi- si Abramowitz bile biraz sıkı- larak, "Bu vardımın çok kü- çük olduğunu biliyoram, ama.." demek zorunda kaldı. tstanbul'da yaşayan Karade- nizli DYP'li işadamlanndan Mustafa Zeki Demir, ABD'nin bu yardunma ilişkin haberi ga- zetelerden okuyunca çok öfke- lenmış. Şöyle diyor: "Bu yardım bizimle alay et- mektir. Bu yardımı iade edeiim ve memleketm serefini kurta- ralım. Bu 10 bin dolan iade et- sinler, ben 25 bin dolar vere- eeğim.." Ilgililere duyurulur.. TAKSIM'DE BUYUK SATIŞ UNIVERSITELERIN HALI Japonya'dan gelen prenses Araştır-Ma TAKSİM Meydanı'nda Sı- raselviler'in girişinde Maksim Gazinosu'nun da dahil oldu- ğu adadaki binalann satışı ge- çen hafta çok heyecanlı bir açıkarttırma ile yapıldı. Erdoğan Demirören'e ait olup bir sure önce borçların- dan dolayı Türkiye Emlak Bankası'na devredilen bu kıy- metli adadaki binalann toplu satışı için Japonya'dan bir ba- yan konuk da geldi. Uluslara- rası emlak işi yapan Japon Ta- kai Kundai nrmasının sahip- lerinin kızı olan Japon bayan, görenlerin anlattığına bakılır- sa, cildinden saçlarına kadar olağanüstü guzel ve bakunlı imiş. Bu nedenle Japonya'da kendisine "prenses" denüiyor- muş. tşte açıkartürma bu guzel ve güçlü bayamn da katılımı ile başlamış. 30 müyar lira ile açı- lan ihalede unlu ve hırslı işa- damlanmız ve temsilcileri 100 bin liralık artışlar yaparken Japon prenses her ağzını açtı- ğında 3-4 mılyar liralık bırden artış yapıyormuş. Sonunda Japon firması ke- senin ağzını açıp 46 milyar li- rayı bastırarak Türk işadam- larını geride bırakmış. Tak- sim'deki büıalan alan prenses hanım uçağa atladığı gibi baş- ka bir ülkedeki alışverişe doğ- ru uçmuş. Bir süre önce New York'ta- ki Rockefelier Center'ı satın alan Japonlar bu kez de Istan- bul'un merkezinde böyle bü- yük bir bina grubu ahverdiler. Dikkat, Japonlar geliyor. önce otel, sonra da bina ala- rak geldiklerine göre anlaşüan uzun süre yerlesmeye niyetli- ler. ISTANBUL'da bir üniversite öğretim üyesinin odasının duvannda asılı olan ve giderek üniversite içinde yaygınlaşan dörtlük, YÖK duzeninin üniversiteyi soktuğu biçimlemeyi çok iyi yansıtıyor. Dörtlük şöyle: "Agır otur ki molla desinler, Sözünü kanşür ki alim bilsinler Eleştirme ki bizden diye sevsinler Araştırma ki zaten buldun sansınlar.." HAYVANLAR İSM4İL GÜLGEÇ Mmiit. 1İM5AHÎİI? ı H'l KİM KİME DUM DUMA BEHİç AK ışfe ÂarrınıiJa. , Tânh>r\ An. &n*iri 11tm. /// on<e bcûrivfi. sonra. tse 'tk fcrnı fajon ve t>{"*>n Jonm/ / j vt <t/ny><h. //A 6kd PÎKNtK PtYALE MADIL4 HIZU GAZETECİ NECDET ŞEN pÖCİ 4HLAPIIC, 5İZİN ÖYLH uZAK PBN\Zl£gE BM YUREâiHİZ YOK.. \ÜÇ PeâİtSE BALKONUNUZOA 6B WA/4TM YOK 6AU6A UOCtoA, ÇAY BMÇEl£f?i 11 £füJL fW0 • OB 5ULTM ABPÜL ÇİZGİLİK KÂML MASARACI AĞAÇ YAŞKEN EĞİLİR KEMAL GÖKHAı\ GVRSES GARFIELD JM DAVIS SENfN^E PAfiaec " 1 r— 2fci, j 1I 1 I t •MM §L IJ1i <&SRRELD «kZUaT; >İLiyOES ^ - 1 TARİHTE BUGÜN MLMTAZ ARIKAN 29 Haziran D.SANTOS ziro 8£UİNI H.SAHTVS OtLAUOO SUMA8 6MKİNCHA Dif» VAM ZAGALO AMAİAL (AMttuör) DUHW KUPASINOA SAMBA FIRTINASI 19S8PE SUSUN, FUTSOL OÜHm KUPASt BREZILYA MILU 7X&M/IV/lV ŞAMPlYONLMŞU İLE SONA C&MİŞ- 77. 16 ÜLKEmn KArrttM/YLA t'SvSÇ'rE YAPILAN FıNALLf*, Elf SAHİBl rMKlMLA BREZİLYA ARASrHMKt MAÇLA BİTMİÇTİ. B&E2JLYA, KARÇI- LAÇ/UAYf 5-2 KA2AA/AKAK KUPAYI AlM/f,SOL- LEHİMİ DE, PELE, OıOİ, 6AIZR1NCHA, VAVA, ZA6A- LO ATMIŞTt. YAŞLI FUT8OL.CULARIM DlKKATİ ÇEKTIĞI 13SB KUPASl, OJLARLA AYKlRILIK YA- KATAM 17 YASlNOAKl PELE'tilN PARLAOISf İLGfHÇ BlZ MÜCADELEYOI. FİUAL MAÇLARlNDA- <l eOL REKOHTMENl IS£,F*AHSIZ SUST FOHTA- IHE'.Dİ- 6U SPORCUNUN 13 GOLLÛK GEKO- /?U O/IMA SONBAKI KUP/ILA&DA BlLE Kl- '• Satf*,f9SB Srwkio *****gorâüger
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle