18 Ekim 2021 Pazartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
MURİYET/6 DİZİ-RÖPORTAJ AZIM KARABEKIR ANLATIYOR 29 HAZtRAN 1990 UTt M V M C U MustafaKemal veKâzım Karabekir: Ulusal kurtuluşun değişikyöntemler savunan ikiyurtsever komutanı DevrimciAtatürk,evrimci Karabekir—26— Aaz kardeşim Mafemut Esat Beyefendi: 5.4.934 lztnir Mebusn 31J.1934 laribli mektııbannzu büyiik bir saygı ile aldım ve oku- dnm. Ennnım'dao itibaren tntru- gum hatıra defterinden sualinize temas eden lusmı asagıya ayneo yazmakla emrinizi ifa eüniş olu- yorum, zannındayım. Habra defterimin o mevzua ait olarak kaydetügi satıriar şnnlar- dır 20 Temmuz 1335 (1919) Bugün M. Kemal Paşa ile öğle yemeğinden sonra bazı meseleler hakkında müzakerelerde bulun- duk. Kongrenin, temmuzun 23. günü açılmasını muhakkak sayı- yoruz. MUzakerenin sona enne- sinden sonra yine kafamdaki her vakitki sabit fıkir harekete geç- miş olmalı ki yine bir fırsatıru ge- tirerek: — Paşam, muvaffak olacağinı- za inanıyorum. Bu kanaatım ka- tidir. Bunun için emriniz altında bulunuyorum. Refakatinizde so- nuna kadar çalışmaya ve gereğin- de ölmeye azim ve yemin etmiş bulunuyorum. Arkadaşlanm da bu inan ve imanı muhafaza edi- yorlar. Aramızda her şeyi görüştük. Görüşmeye de devam ediyoruz. Fakat, muvaffakiyet takdirinde, ki bundan şüphem yok, hükümet şekli ne olacak? Diye bir kere daha sordum. Ve ilave ettim: — Muhakkak ki, mevcut şekli hükümet bu memleketin refah, sa- adet ve terakkisine kâfi gelmeye- cektir. Başka bir hükümet şekli arayıp bulmamız lazım geldiği ka- naatındayım. Paşa, devamlı bir şekilde benim bu nokta üzerinde dolaşmamdan usanmış olacak ki gttlerek ve fa- kat kati ifadesini vererek: — Açıkça soyleyeyim: Şekli hü- kümet zamanı gelince cumhuriyet olacaktır. Dedi. Çok sevinçliyim. Nihayet, bütün katiyeti ve ciddiyeti ile Pa- şa'ya bunu söyletmiş bulunuyor- dum. Bu satırlanmı yazarken göz- lerimden âdeta sevinç yaşlan bo- şanıyor. Mustafa Kemal'e inanıyorum; muvaffak olacağına inanıyorum, dediğini yapacağına inanıyorum, ve ..ben simdiden cumhuriyet re- jiminin başladığinı kabul ediyo- nun. Üst tarafı resmi ve fiili tat- bikat ve nihayet zaman meselesi: Allah o günü bana göstersin." Mnhterem Mahmot Esat Beye- fendi; Hatiratım arasından sualinize temas eden ooktayı işte böyiece si- ze nakletmiş bulunuyorum. Derslerinizde aziı gençligf ve büyiik milletime çok buyiık biz- meüerde bulunduğunuza eminim. Muvaffakiyet ve himmetinizin de- vamınj kalpten diler, hatıraumdan nakil ve arzettigim vechile hükü- m«tin cumhuriyet olacagını 20 Temmuz 1335 günü Erznnun'da ögrenmiş bulundugumu bildirerek gözlerinizden öperim Mazhar Müfit. Eski Adalet Bakanlanndan Mahmut Esat Bey (Bozkurt) bir gün Atatürk'e başvurur: — Paşam, üniversitede inkıtap derslerinde okutmak üzere tarafı- nızdan (Cumhuriyet) sözlerin Uk önce nerede, ne şekilde ve kimler arasında telaffuz buyurdugunuzu öğrenmek istiyorum. Atatürk, Mahmut Esat Beye şu yanıtı verir: — Buna Mazhar Müfit Bey'den öfcreniniz. O, günü gününe bötnn hadiselcri not etmiştir. Mahmut Esat Bey de bu yanıt üzerine Mazhar Müfit Bey"e (Kan- su) mektup yazarak Atatürk'ün Cumhuriyet sozcüğünü ilk kez ne- rede ve nasıl kullandığını sorar. Mazhar Müfit Bey de o tuttu- ğu günlüğe bakar ve yanıünı ve- rir: 20 Temmuz 1919 günü Erzu- rum'da! (69) Mazhar Müfit Bey, Bitlis Vali- si iken Damat Ferit Hükümeti'nce görevinden alınıp hakkında tutuk- larna kararı çıkanılmış; Mazhar Müfit Bey de Erzurum'a geçip M. Kemal ve arkadaşlanna katılmış- tı. O günden sonra hep Atatürk 1 ün yanında olmuş, gördüklerini, duyduklannı günü gününe sapta- yan günlük tutmuştu. Mazhar Müfit Bey, M. Kemal Paşa'nın Erzurum Kougresi'ni açarken yaptığı konuşmarun so- nunda şu so'ziere yer verdiğini ya- zar: "En son olarak niyazım sudur ki, cenabı vacibul amal hazreUe- ri, Habibi ekrem hürmetine, bu mübarek vatanın sahip ve müda- fii ve diyabeti ceiilei afamediyenin ilayevnilkiyeme harisi astakı olan milleti necibemizi ve makamı sai- tanat ve hilafed kübrayı masıım ve mukaddesalımtzı düşunmekle mükellef olan heyetimizi muvafık buyursoB." Mazhar Müfit, M. Kemal Pa- şa'nın bu konuşmasını yadırgadı- ğını ve Paşa'ya niçüı böyle bir ko- nuşma yaptıgını sorar. ".JCongre akşamı Paşa'ya: — Pasam, nutkunuzun sonunu möftü efendinin duası gibi bitir- diniz. Dedim. Bu tarz konuşmamı ho? gördüğü için sadece güldıi ve: — Maksadını anlıyorum, anlı- yornm, amma şimdi vazifemiz halkı, vatanı ve esir padişahı kur- tarmaya inandırmaktan ibarettir. Cevabıru verdi ve ilave etti: Zamanında biçbir şeyi kaçır- mamak ve zamansız hiçbir şeye uzaktan yalundan tevessül etme- mek başlıca dikkatimizi teşkil el- melidir.. (70) Bu sözler, Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'nda izlediği taktikleri anla- tıyor. Mustafa Kemal, bilge ozan Ceyhun Atnf Kansu'nun o ünlü deyışiyle 'Kurtuluş Savaşı ustası- dır. Lider uluslararası dengeleri, iç ve dış koşullan, çelişkileri, askeri ve siyasal koşullan zamanında ve yerinde saptayan ve amaana adım adım ulaşan önder insan demek- tir. M. Kemal, Kurtuluş Savaşı'nın başında ilan etmeyi düşündüğü Cumhuriyeti bir "ulusal giz gibi halde bnlunan İttihatçıiann tek nmudu Bolşevizmin ülkeye yayıl- masıdır. Türkler, Bolşevizmin ik- tisadi, sosyal ve siyasi dokrininden ve pratiginden bir şey anlamazlar. Fakat Bolşevizmin doktriner ya- nını bir tarafa bırakarak onu yml- nızca bir yagma katliam biçüni olarak kabul edersek bu işierdc yüzyılların tecrübesine sahip Türklerin Bolşe\izmi kolaylıkia benimseyeceklerini söyleyebiliriz." ABD, Van ve "Dabzon illerini de içine alan bir Ermenistan kurdur- maya çabşıyordu. ABD ve Ingil- tere arasında Trabzon ve çevresin- de bir Ermeni devleti kunüması, dört ilde de Kürt devieti kunüması için anlaşma da yapümıştı. tngi- lizler, Karadeniz Bölgesi'nde ayrı- ca bir Lazistan devleti kurup, bu devleti de Ermeni mandasına bağ- lamak istiyorlardı. (73). mut Bey'in cenaze namazını "Bolşeviktir" diye kıldırmıyorlar; ayru günlerde Bolu Mutasarrıfı Osman Kadri de M. Kemal ve ar- kadaşlarını "devlet diışmanımız olan Moskoflardan çıkmış, şeriata karşı ve luunnna aykın göriişe ka- pılan BolşevikJer" olarak suçlu- yordu. (77) Bu darboğaz, ancak M. Kemal gibi bir lider ile aşüabilirdi. Liderleri koşullar yaratır. O koşullarda ulusal kurtuluş yolu ancak birleşürici bir komu- tan ve siyasal lider tarafından çi- zilebilirdi. Bu lider de M. Kemal'di. Hilafet ordulan, tngiliz gizü servisinin Kürt aşiretleri ile giriş- tikleri komplolar, iç ayaklanma- lar, emperyalist devletlerin Türki- ye üzerindeki oyunları, ulusal kurtuluşun ancak M. Kemal ça- pında bir lider tarafından yönetil- Bu son sözlerimi özetlemek ge- rekirse diyebilirim ki, ben ulusun vicdannıda ve geleceğinde sezdi- ğim büyük gelijme yeteneğini, bir ulusal giz gibi vicdanımda u-.'ya- rak yavaş yavaş bütün toplumu muza uygulatmak zorundaydım" Samyorum ki, Atatürk'ün bu sözleri M. Kemal-Karabekir çatıs- masını yeterince açıkhyor. Karabekir, yaşamının her döne- minde irticaya, dipsel gericiliğe hep karşı çıkmış; 31 Mart gerici ayaklanmasının bastınlmasında etkin rol üstlenmiştir. Karabekir 1933 yüında toplatılıp yakılan "Is- tiklal Harbimizin Esaslan" adh kitabında irticayı "ulusal tarihimi- zi lekeleyen ve milli bünyemize aa veren olaylar" olarak tarumlamış, panislamizm ve pantürkizme hep karşı çıkmıştır.. (79) Kazım Karabekir, ilk TBMM'nin açıhşında yapılan din- demokrat görünürler. Devrimciler ve evrimcflerin yoUan bir yerde ça- tışır bir yerde birleşir. Evrimciler, bu toplumsal çatış- malarda zaman zaman karşı dev- rimcilerin kurduklan tuzaklara da düşebilirler. Her devrim karşı devrimcisüıi de yaratır. Atatürk döneminde de karşı devrimciler, Karabekir'in Te- rakkiperver Cumhuriyet Fu-kası'm destekledikleri gibi Atatürk'ün en yakm arkadaşlarından Fethi Bey 1 in kurduğu Serbest Cumhuriyet Fırkası'm da desteklemişler, dev- rimlere karjı, bu siyasal partDerin çevresinde toplanmayı uygun gör- müşlerdi. (8) Devrimci-evrimci catışması ih- tilaün o kızgın ortamında ve dev- rimin ilk coşkulu yıllarındadır; birleşme de devrimlerin yerleşme- sinden sonraki aşamalarda olur. Zora, şiddete, tepeden inme da, elbette zora dayanarak yapıl- mıştır. O gün için başkaca çözum yolu da görünmüyordu. Karabekir'in anılan, ulusal kur- tuluşçu yurtsever bir komutanın kaygı ve düşünceierini yansıttığı kadar Atatürk'ün liderlik yetene- ğini, o koşullarda ne gibi dar bo- ğazlardan geçildiğini, bu dar bo- ğazlarda nicin Mustafa Kemal ça- pında bir lidere gerek duyulduğu- nu, M. Kemal'in bu taktikiere ni- çin başvurduğunu da anlatıyor. Bir kez daha anlaşılıyor ki, Ata- türk'ün tuttuğu yol o günler için gerçekçi, haklı ve sağlıklıydı. Bu- gun, çağdaş uygarlık adına elde ne varsa, bunlar, Atatürk'ün o gün için gecerli olan bugün ise yadır- ganan yöntemleriyle benimsetil- miştir. M. Kemal - Karabekir catışma- sının kökeninde bu köktenci yön- temler yatar. M. KemaJ "devrim Gaıp Cephesi Konntam Kâzım Karabekir i'aşa. Kâzım Karabekir, yaşamının her döneminde irticaya, dinsel gericiliğe hep karşı çıkmış bir insandı. Cumhuriyetçiydi. İhtilal, evlatlarını yer! Bu değişmez bir kuraldır. Mustafa Kemal-Karabekir çatışmasını, bunun nedenlerini bu ihtilâl yasasında aramak doğru olur. Karabekir, Mustafa Kemal gibi köktenci değil evrimcidir. Devrim-evrim buluşması, Karabekirli, İnönü^nün cumhurbaşkanlığı günlerinde, TBMM Başkanlığı'na getirmiştir. Mustafa Kemal ve Kâzım Karabekir, tarih içinde birbirlerini tamamlamış komutanlardır. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa Mustafa Kemal, bilge ozan Ceyhun Atuf Kansu'nun o ünlü deyişiyle 'Kurtuluş Savaşı ustası'dır. Atatürk'ü yakın silah ve düşünce arkadaşlanndan ayıran özellik, üstün liderlik yeteneği ve uyguladığı taktiklerdir. O koşullarda ulusal kurtuluş yolu, ancak birleştirici bir komutan ve siyasal lider tarafından çizilebilirdi. Bu lider de Mustafa Kemal'di. Atatürk'ün tuttuğu yol, gerçekçi, haklı ve sağhklıydı. Bugün, çağdaş uygarlık adına elde ne varsa bunlar, Atatürk'ün o gün için geçerli olan, bugün ise yadırganan yöntemleriyle benimsetilmiştir. vicdamnda" saklamış ve düşünce- ierini aşama aşama gerçekleştir- miştir. Bugün çelişküi gibi görünen ko- nuşmalan ve zaman zaman uygu- lamadığı siyaseti böyle yorumla- yabiliriz. Atatürk yakın silah ve düşünce arkadaşlarından ayıran özellik, üstün liderlik yeteneği ve uyguladığı bu taktiklerdir. M.Kemal o günlerde iki suçla- ma ile karşı karşıyaydı: Bolşeviklik ve dinsizlik. lşgalci emperyalist ordulan ve İstanbul hükümeti, M. Kemal'e ve arkadaşlanna karşı bu iki silahı kullanıyorlardı. Damat Ferit, Kuvayı Milliyeci- lere "is>nncılar" adım takıyor: "Isvancılann Bolşevikler'den yar- dım aldıkiannı" ileri süniyor. Sul- tan Vahdettin de M. Kemal ve ar- kadaşlarının "Bolşevik'ten başka birşey olmadıklannı" söylüyordu. (71) Batı basını da M. Keraal ve ar- kadaşlarının "Bolşevik" olduklan karusındaydı. The New York Ti- mes'ın 11 Mart 1919 günlü yoru- mu şöyleydi: "Tıırk milliyelçiliginin tama- men ortadan kalkmakta oldnğu günlerde şunıaa burada dagınık Ingüiz gizli belgderinde "tstaa- bul'daki Kürt Kulübü Başkanı Sa- id Abdülkadir ile Paris'teki Kürt delegesi Şerif Paşa'nın "etnirlerin- de olduklan" yazılmaktaydı. (74) Bu Bolşeviklik ve dinsizlik suç- lamalanna Açıksöz, Alemdar ve Peyam-ı Sabah gazetesi de katılı- yordu. Peyam-ı Sabah gazetesin- de Kürt Teali Cemiyeti'nin şu bil- dirisi yayımlanmaktaydı: "Millici örgüte aldırmayın. Bunlar, Bolşevikler'in kafasını ta- şıyan yurtsuz serserilerdir!' (75) Mustafa Kemal'in karşısında tngiliz gizli istihbarat örgütü, Amerikan hükümeti, Ermeni ve Kürt örgütleriyle padişah, hilafet, dinsel bağnazlık, iç ayaklanmalar ve siyasal çekişmeler gibi engeller, sorunlar vardı. M.Kemal'i kaygılandıran bir başka gelişme de Enver Paşa'nın Sovyetlerle olan yakın iüskisiydi. M. Kemal, Sakarya savaşında ye- nilse, Lenin, Enver Paşa'yı Müs- lümanlardan oiuşan bir "Kınlordn" ile Anadolu'ya gön- derecektir. (76) Halife ordusu Kuvayı Milliyeci- lerin dinsiz olduklannı yayıyor; Duzce ve Hendek'te ayaklanan ge- riciler, şehit ettikleri Yarbay Mah- mesıni gerektirmekteydi. Bu savaşın yürütülmesinde de elbette siyasal taktikler uygula- nacaktı. M. Kemal ve arkadaşlan İstan- bul hükümetince "dinsiziik" ve "Bolşeviklik" ile suçlanıyorlardı. M. Kemal, bu propagandalara karşı önlemlerini almak zo- rundaydı. Şu sözler M. Kemal Paşa'mn karşıtlarından Rauf Orbay'ındır: "M. Kemal Paşa mücadeleye atdmasaydı bu memleket kurtula- mazdı. Anadokı'nuı tehlikeye dö- şcn yerlerinde, baDda, doğuda ve güneydofuda başlayan ve bir yurt- sever duşüncenin mahsulu olan zayıffiiUmukavemet bareketlerin- den ber biri ayn ayn kolayca bas- bnlabiUrdi." (78) Atatürk, Söylev'de yakın çalış- ma arkadaşlanyla sonradan yol- larının niçin aynldığını şöyle anlatır: "Ulusal savaşa birlikte başlayan yolculardan kimileri, ulusal yaşa- mın bugünkü cumhuriyete ve cumhuriyet yasalarına değin uza- nan gelişmelerinde kendi düşün- ce ve ruh yapıiannın kavrama sı- nırı bittikçe bana direnmeye ve karşı çıkmaya başlamışlardır. (..) sel törenleri de şöyle elestirir: "Tarihimizde bu kadar koyu bir taasupla dini merasimle hiçbir Meclis açümamıştır. Fetvalan ta- kip eden bu muazzam ibtifallerin acaba yer yer başlayan ayaklan- malara karşı bir sigorta mı olaca- | ı düşünüldü? Ne olursa okun, inançla taasubu Milli Meclis'in başlangıç gününde ayırmak daha ihtiyatlı olurdu. Yani ne cuma gü- nünü seçmeye ve ne de bu kadar velveleye lüzura yoktu. Güzel bir dua iyi tesir yapabilirdi. Gösteri- len bu taasubun devamı mümkun olmayacağından aksi tesiri daha tehlikeli olabilir:' (80) Bu inançtaki bir insan "seriat- çı, padişabçı, dinci" olabilir mi? thtilal evlatlanm yer! Bu değişmez kuraJdır. Mustafa Kemal-Karabekir çatışmasırun ne- denlerini bu ihtilal yasasında ara- mak doğru olur. Ulusal kurtuhıştan sonra iki ko- mutanın yolları ayrılır. M. Kemal köktenci yöntemlere başvuran devrimci; Karabekir ise devrimleri demokratik yollarla be- nimsetmek isteyen bir evrimcidir! Devrimciler köktenci olurlar, devrimcilerin sarsıa toplumsal et- kilerinden çekinen evrimciler de yöntemlere dayanan devrim, bir süreç içinde zamanla iik yılların- daki gücünü, hızını ve coşkusunu yitirerek zamanla evrime dönüşür. Insanlık, bugünkü ışıklı kilo- metre taşlarını ihtilallere borçludur. Bugün 1789 devrimi olmasaydı; insanhk çağdaş demokrasiye ula- şamazdı. 1917 devrimi yaşanma- saydı, insanbk bugün sosyalizme ve sosyal demokrasiye de ge- çemezdi. IhtüaUer, uygarbğm kaçınılmaz depremleridir. Bu dipten gelen dalgalara karşı durulamaz. Bu dalgalar, tahtlan, taçları yıkar geçer. Bugün 21. yüzyılın eşiğinde in- sanlık ve uygarlık ne 1789 devri- minin yinelenmesini ister, ne Sov- yet devriminin. Çünkü bu her iki devrim de zamanla birer evrime dönüşerek insanlığa mal ol- raustur. Atatürk devrimleri de bir evrim aşaması içinde demokratik dev- rimlere, evrime dönuşmuştür. Bu yüzden Atatürk döneminde uygu- İanan tek parti yöntemlerinin bu- gün de uygulanması düşunülemez. Toplumda devrim, o koşullar- yasalarını bütün yasalarm üstünde" görür, Karabekir ise ts- tiklal Mahkemeleri ile esenlik ol- mayacağını savunur. Karabekir, cumhuriyetçidir; hi- lafetin de Musui sorunu çözül- dükten sonra kaldınlmasından ya- nadır. Doğu Cephesi komutanının bütün kaygısı lngibz emperyaüz- minin Türkiye üzerindeki olası oyunlarıdır. Ulusal kurtuluş savaslannda bu savaşın komutanlan arasında böy- le görüş aynhklartnın olması do- ğaldır. Her devrim, taşkın sular gibi bir süre sonra durulur ve doğal yatak- ları içinde tarihsel akışını sürdü- rür. Ihtilallerin ve devrimlerin o kızgın günlerinde ihtilalciler bir- birlerini darağaçlanna da gönde- rirler. Fransız ihtilali ve Sovyet devrimi kanlı örneklerle doludur. Türk devrimine bu açıdan ba- karsamz -tzmir suikastı dışında- ihtilalciler arasında bir kanlı ça- tışma olmadığı görülür. Devrim, sarsıcı değişimlerden sonra evrim içinde yürür. Mustafa Kemal, Kurtuluş Sava- şı'ndan sonra yurtdışına surdürdü- ğü •"150'likleri" bile bagışlamış- tır.(82) Bu da devrimin 20. yüzyılın öte- ki devrimlerine ve iktidar değişik- liklerine kıyasla çok daha yumu- şak olduğunu gösteriyor. M. Kemal - Karabekir çaaşması çok daha dramatik bicimde so- nuçlanabilirdi. Devrimci ve evrimci düşünceler ayru denize akan nehirler gibidir. Bu devrim-evrim buluşması, Karabekir'i de devrim döneminin başbakanının cumhurbaşkanlığı günlerinde, laik cumhuriyetin TBMM başkanlığına da getirmiş, böylece geçmişin kırgınlıklan unutturulmak istenmiştir. Kazım Karabekir'in Atatürk'ün ölümünden sonra başlayan siyasal yaşanunda dinsel gericiliğe destek olucu ya da laikliğe aykın bir tavn hiç olmamıştır. M. Kemal - Kara- bekir catışması, ideolojik olmak- tan çok kişisel ve duygusal neden- lere dayanmıştır. (83) Dinsel gericUik, Atatürk'ün son başbakanı Celal Bayar'ın cumhur- başkanlığı günlerinde siyasal ikti- darca desteklenmiş ve 12 Eylül- den sonra MGK döneminde etki- leri bugünlere kadar uzanan dev- let desteğı sağlamıştır! Gericilik ve bu gericiliğe tanı- nan devlet destekleri, irticayı karşı genç yaşlanndan başlayarak ör- gütlünen 31 Mart gerici ayaklan- masını bastıran ve emperyalist or- dulara, hilafet ordusuna ve halife fermanlanna karşı savaşan Kurtu- luş Savaşı paşalannda değil cum- huriyet tarihimizin çok daha son- raki yıllarındaki oluşumlarda aranmalıdır. M. Kemal - Karabekir çelişkisi Ulusal Kurtuluş kavgası ve devrim süresi içindeki kaçınılmaz çatış- maJardır. Daha sonraki yıllarda başlayıp, 1990larda doruk nokta- lara ulaşan gericilik ve bu gerici- liğe verilen ödünler de karşı- devrim sürecinin azgın dalga- landır. Ulusal Kurtuluş savasımızın ve devrimlerin önderi Gazd Mustafa Kemal ile Kurtuluş Savasımızın Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir'i bugün yeniden saygıy- la anıyoruz. M. Kemal ve Kazım Karabekir, ulusal kurtuluşun değişik yöntem- lerini savunan ve bu yöntemlerin kişisel ve duygusal nedenlerle karşı karşıya getirdiği iki yurtsever ko- mutanıdır. Başta Atatürk olmak üzere Kurtuluş Savasımızın bütün ko- mutanlan "lam bagımsız" bir devlet ve laik cumhuriyet" kurul- ması aşamalannda birbirleriyle zaman zaman çatışsalar da tarih içinde birbirlerini tamamlamış ön- derlerdir. Bu komutanlar ve önderler, devrim ve evrim süreçlerinin ka- çımhnaz buluşma noktalannda bugün yine beraberdirler. Evet, biz gazeteci olarak göre- vimizi yapmaya çalıştık; şimdi söz artık tarihçılerindir! BtTTt (69)-Kansu, Mazhar Müfıt. Erzurum: dao ölümüne kadar Atatttrk ile bera- ber TTK Yay. 1986 Cüt 1, s: 72-73 (70)-Komşu s. 85 (71)-Ja«che, Kurtulıış Savaşı ile Ilgili lngiüz Belgeleri s. 272-273 (72)-Ulagay Osman. Amerikan basa- nmda TUrk Kurtulu? Savaşı, 1974, s: 44 (73)-Ulubekn Erol, lngiliz bdgelerinde Turkiye, Çağdaş Yay., s: 196 ve s: 217 5 Nisan 1920. Mr. Lindsa/den Lord Cnrzon'a: "Amerika Senatosu Ermenistan'ın manûası işjni gOrüştü. Beş yılda 757 milyon dolar veıecekler. İlk baslangtçta 50.000 kisilik bir ordu yollanacak da- ha sonra 200.000 kişıye çıkacak". s: 259) (74)-Ulubelen s: 257. 20 Mart 1920, belge no 33. sayfa no: 49 Amiral Sir Pden Robeck'ten Lord Curzon'a: "Kürdistan Türkiye'clen aynlıp özerk olmalıdır. Enneniler'le Kürtler'in çı- karlannı bagdaştırabüiriz. tstanbul'da- ki Kürt Kulübü Başkanı Sait Abdül- kadir ve Paris'teki Kürt delegesi Şerif Paşa emrimizdedirr (75)-Avcıoğlu Doğan, MiUi Kurtuluş Tarihi, Tekin Yay. 2-kiup s: 656. (76)-Cebesoy Ali Fuat, Miüi Mücade- le Hatıralan, s: 450 "1. Cihan Harbi'nin siyasetini ida- re etmiş olan ve o sıraiarda hariçte bu- lunan Ittibat ve Terakkı Fırkası erka- nının Anadolu'daki millicilere haber venneden Bolşevüder'le birlikte emper- yaJizme karşı hazırlamaya çalıştıklan mukavemet yuvalan da garbın Türk is- tiklaline olan duşmanlığını şiddetlen- dirmişti" Bkz 3, s 601 vd; Mumcu Uğur, 40*larm Cadı Kazanı, Tfekin Yay. 1990, s: 25-36. (77)-Avcıoglu, S: 661-662; Iğdemir Ulug. Sıvas Kongresi tutanaklan, s: 85-87; lldemir Uluğ, Heyet-i Temsi- liye Tutanaklan, s: 13, Rauf Bey: "Aksi takdirde aJeyhımtzde Istan- bul'da padişah ve hilafet aleyhtaruğı ve cumhuriyet ve Bolşeviklik propc gandaJan >-apıIacaktır!' (78)-Selek. Sabahattin. Anadolu İhti- lali, Burçak Yay. s: 143 (79)-Karabekir Kâzım, Istiklal Harbi- mizin esaslan, Sinan Matbaası ve Ne$- riyatevi 1933-1951, s: 24-25 ve 154. (80)-Karabekir, Kâzım, tstiklal Harbi- miz, Merk Yay. 1988, s: 627. (8IK'Esasen Fethi Bey, bu inkılapiann taraftan ileri fikirli, irtica teşebbüsle- rinde hiçbir istida yok ve geçici men- faatler için vasıta olarak kullanılma- ya da istida yok" tnönü lsmet, Hatı- ralar, Bilgi Yay. s: 230; Yetkio Çetin, Serbest Cumhuriyet Fırkası Olayı, Ka- racan lây. s: 231 'SCJ'aın kapatıima- sının gerçek ve tek nedeni budur, yani irtica tehlikesi"; Okyar, Fethi, Üç De- virde Bir Adam, s: 499 vd. (82)-Sosyal llhami. 150'ükler, Oür Yay. s: 142 vd. (83)- Kandemır feridun, Siyasi Daıgın- lıklar, Ekıdgil fey. I. s: 29, cilt 3 s7 31 vd.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle