27 Haziran 2022 Pazartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
22 OCAK 1990 DIŞ HABERLER CUMHURİYET/3 Aouıru protesto • BEYRUT (AA) — Lübnan'da Hıristiyan General Michel Aoun'un, Elias Hrawi'den Devlet Başkanı olarak söz edilmemesi için koyduğu yasağı protesto amacıyla Lübnan'daki tiim gazeteler, çarşamba günü yayın yapmayacaklannı bildirdiler. Gazeteciler ve Yayımcılar Birlikleri adına dün yapılan ortak açıklamada, bazı Arap ve uluslararası kuruluşlara "Lübnan'da özgürlük için verdikleri mücadeleyi" açıklayan telgraflar çekileceği kaydedildi. tki Yemen de birleşiyor '_ • SANA (AA) — Kuzey ve Güney Yemen kabınelerinın önceki gün iki üikenin birleşmesi konusunda atılacak pratik adımlan görüşmek üzere ilk kez ortak bir toplantı yapiıkları bildirildi. Sana Radyosu'nun haberine göre Kuzey Yemen Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih, "İki ülke kabinesinin, birleşme çalışmalannı doğru bir yönde yürütme sorumluluğunu üstlenen bir ortak çalışma grubu ve ortak kabine gibi çatışacağım" söyledi. Salih, iki ülke liderliğinin kabınelerin alacağı birleşme doğrultusundaki kararları destekleyeceğini kaydetti. Hindistarfda çaüşma: 20 ölü •ÜRİNAÜAR U A ) — Hindistan'ın Keşmır eyaletinde Müslümanlarla ordu birlikleri arasında meydana gelen çatışmalarda en az 20 kişi öldu, çok sayıda kişi de yaralandı. Polis yetkilileri, Hindistan birliklerine Keşmir eyaletinde ilan edilen sokağa çıkma yasağına uymayanların uzerine ateş açma talimatmın verildiğini açıkladılar. Keşmir'in başkenti Srinagar'da da binlerce kişinin bağımsızlık yanlısı sloganlar atarak ve Kuran sureleri okuyarak gösteri yaptıklan bildirildi. Görgü tanıklan, göstericilere zırhlı askerler tarafından ateş atıldığını ve göz yaşartıcı bombalar atıldığını anlattılar. Moğolistan'da gösteri • ULAN—BATOR (AA) — Asya ülkelerinden Moğolistan'ın başkenti Ulan-Bator'da, hükümetin demokratik reformların hızlandırılması ve Stalin ilkelerinden vazgeçilmesi istemiyle gösteri yapıldı. AFP muhabiri, yetkililerin yasaklamasına rağmen başkemin meydanında duzenlenen ve 7 bin kişinin katıldığı gösteri sırasında Moğolistan Demokratik Birlik (MDB) grubunun hükumete bir ültimatom verdiğini belinti. MDB üyelerinden D. Tsolmon, AFP'ye yaptığı açıklamada, "Diğer sosyalist ülkelerin gerisinde kalmak istemiyoruz" dedi. Moğolistan'ın başkentinde geçen arahk ortalarında başlayan demokrasi yanlısı gösteriler yetkililerin izni iie gerçekleşmişti. Papazların AID8 toplantısı • VATİKAN (UBA) — Vatikan da AIDS konusunu ciddi bir gündem maddesi olarak ele aldı ve Vatikan Papalık Konseyi dördüncüsu yapılan "papazların sağlığıyla ilgili uluslararası konferansta" AIDS'ı tartıştı. Konferans salonunda yayımlanan mesajda AIDS'ın insan hayatından ancak insanlığın birlikte yapacağı çalışmalarla atılabileceği belirtildi. Vatikan'ın açıklamasında Uluslararası Kanser Enstitüsü, Dünya Sağlık örgutü ve Pasteur Enstitusü'nun bu konudaki çahşmalarının desteklendiği de kaydedildi. Fransa Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü'nün raporu: Türkiye ateş hattıııdaBRÜKSEL (AA) — Ortadoğu'yu yakın gelecekteki savaşlarda kimyasal ve hatıa nükleer silah kullanılması lehlikesinin bek- lediği, bu arada bölgenin en hızlı silahla- nan iki ulkesi olarak bilinen Irak ve Suri- ye'nin sadece Arap ülkeleri arasındaki den- geleri değil, Türkiye'nin savunma strateji- sini de etkileyebilecekleri öne süruldü. Merkezi Paris'te bulunan Fransa Ulus- lararası Araştırmalar Enstitüsü (IFRI) ta- rafından yayımlanan dünya stratejik den- geleriyle ilgili "Hermes 90" adlı raporda. "Ortadoğu'da geiecekie vukuu bulacak bü- yiik çaplı çatışmalarda kimyasal. hatta nükleer silah kullanılması kuvvetle muhtemeldir" göruşüne yer verıldıkıen sonra bölge ülkelerinin büyük kısmının ba- listik güce (füzelere) sahip olduklarına dik- kat çekildi ve bu ülkelerin şimdi ellerinde- ki füze sıstemlerini gelıştirme çabası için- de bulunduklan kaydedildi. İsrail tarafından gerçekleştirilen araştır- malann sonuçlarına da yer verilen rapor- da, bölgedeki güç dengesinin Arap ülke- leri lehine bozulmakta olduğuna da işaret ediliyor. Ozellikle Suriye ve lrak'm askeri gücü- nün İsrail'i endişelendirdiği vurgulanan ra- pora göre Suriye kısa süre önce aldığı M1G-29 uçakları ve SA-5 füzeleriyle hava üstünlüğünü pekiştirirkea, 1.000 kadar T-72 tipi Sovyet tankıyla kara kuvvetlerini takviye etti. Suriye'nin uzun menzilli Sukhoi-24 tipi Irak'ın elinde aynca 4.500 muharebe tan- kı bulunduğu da raporda belirtildi. Ortadoğu ülkelerinin balistik kapasite- lerine de yer veren raporda, kimyasal silah- ların giderek daha buyuk bir tehlike oluş- turduğu konusuna da işaret edildi ve " 1960'lı yıllann başında kiınyasal silaha sa- hip ulke sayısı beşi geçmezken gunümıiz- l\apora göre Irak ve Suriye hızla silahlanıyor. Kimyasal ve nükleer silahlara sahip olma savaşı veren bu iki üikenin, Türkiye'nin savunma stratejisini de etkileyebileceği öne sürülüyor. İsrail de dengenin Arap ülkelerinden yana olmasından endişeli. Sovyet uçaklanndan satın aldığı volunda- ki söylentiler de son günlerde ısrarlı şekil- de dolaşıyor. lrak'm Hava Kuvvetleri'ni modernize et- tiği de belirtilen raporda, Bağdat'ın tsra- il'e denk bir hava gücüne sahip olduğu, ge- Uştirdiği fuzelerle bölge ülkeleri için bir teh- dit oluşturduğu vurgulanıyor. de bu sayı 20'nin uzerıne çıktı" denildi. Kimyasal güç haline gelen ülkeler ara- sında da Irak ve Suriye yine bası çekerken bu ülkeleri; Iran, Mısır \e tsrail izliyor. "Hermes 90" raporuna gore lrak'm elin- de halen kimyasal silah üretebilecek kapa- sitede 3 tesis var. Bu fabrikalardan bıri Bağdat'ın kuzeyindeki Samara'da inşa edil- di ve ayda 60 ton hardal gazı ve 4 ton da tabun veya sann adlı zehirli maddelerden üretebilecek kapasiteye sahip. lrak'm El Fallujab ve Salmatak'ta da kimyasal silah fabrikalarının bulunduğu bildirildi. Irak'tan sonra Ortadoğu'nun ikinci bü- yük kimyasal gucü olarak nitelenen Suri- ye'nin ise biri Şam'ın kuzeyindeki çolluk bölgede, diğeri Irak sının yakmında olmak uzere iki buyük kimya lesisı bulunuyor. "Hermes 90" raporuna göre ellerinde kimyasal başlık bulunan ve nükleer başlık için hazırlık yapan Ortadoğu ülkeleri, ba- listik güçlerini de buna paralel olarak ge- liştiriyorlar. 7 bölge ülkesinin menzilleri 300 ila 2.000 km. arasında değişen farklı tipte füzelere sahip olduklanna dikkat çeken rapor, fu- zelerle 500 kiloluk başhklann fırlatılabi- leceğini açıklıyor. Kitle tahrip silahları olarak adlandırılan kimyasal ve nükleer başlıklar, askeri hedef- lerden çok, kentlere ve sivil halka karşı kul- lanılıyor ve savaşın mukadderatını doğru- dan doğruya etkiliyor. Kıbns sorunu ABD'de sürekli gündemde \ALMANYA Özal, Cuellar'la göraştiyor Çumhurbaşkanı Özal'ın, Cuellar'dan "işiaceleye getirmemesini" işteyeceği belirtiliyor. Özal, Washington'daki Kıbrıs açıklamasıyla BM'de puan kazandı. Âncak Dışişleri Bakanlığı ile görüş ayrıhkları olduğu yolundaki haberler nedeniyle görüşmede Özal'ın tavrı merakla bekleniyor. ŞEBNEM ATİYAS NEW YORK — Birleşmiş Mit- letler Genel Sekreteri Perez de Cu- ellar ve Çumhurbaşkanı Turgut Özal, bugün UNICEFin Semra Özal'a vereceği ödul toreni ile ye- mek arasında 15 dakikalık kısa bir görüşme yapacaklar. BM'nin ön- ceki hafta sonunda Kıbrısh lide- re yaptığı davet üzerine önem ka- zanan Özal-Cuellar görüşmesinde, Cumhurbaşkanı'nm Genel Sekre- ter'den "işi acek>e getirmenKsini" istemesi bekleniyor. NVashington'da ABD Devle» Başkanı Bush ile yaptığı goruşme- den sonraki açıklamasında, "Kıb- ÖZAL — Tavn merak konusn CUELLAR — Oldu-bitti >apn ns sonınunun uzun donernli ve sa- bırla çözulecek bir sonın olduğu- nu" kaydeden Özal, baş başa gö- rüşmesinde de Cuellar'a aynı şeyi tekrarlayacağını ima etmiş oldu. Türkiye'nin Washington*daki açıklaması BM'de "olumlu" algı- landı. Ancak basında Dışişleri Ba- kanlığı ile goruş aynhkları konu- sunda yer alan haberler nedeniy- le BM'de Özal'ın izleyeeeği tutum merakla bekleniyor. Genel sekreterlik yetkilileri, Gı» ellar'ın önerdiği iki haftalık yoğun görüşme programının "Camp David" formülünde olmadığinı ve yanlış yorumlandığını belirtiyor- lar. Camp David formülünde gö- rüşme masasından sonuç alının- caya değın kalkılmaması ilkesinin geçerli olduğunu belirten sekretar- ya yetkilileri, Cuellar'ın önerisinin farklı olduğunu iddia ediyorlar. Cuellar'ın 12 şubatta New York- ta başlamasını istediği gorüşme programj son derece detaylı. Go; Yüşme kbnuları ve hangi sürede görüşüleceklerini kapsıyor, hedef- ler saptıyor. Öneriye gore, Denk- taş bu sure içinde istediği an gö- rüşmelerden kalkabilir. Tabii o du- rumda göruşmeleri kesen adam olarak pek çok tarafı karşısma al- mış olur. Bu nedenle Denktaş bir iyi niyet bildirisi hazırlamak uze- re ve yeniden göruşmelere başla- mak amacıyla birkaç günlüğüne BM'ye gelebileceğini, şubat so- nundan itibaren verilecek herhan- gi bir tarihte bunu yapabileceğini bildiriyor. Genel sekreterlik ise şu anda Denktaş'ın "göriişmeler sür- dükçe New York'ta kalmajı" ka- bul etmesi için çaba harcıyor. Denktaş, BM Genel Sekreteri Perez de Cuellar'ın, 12 şubat ta- rihinde bir belgeyi taraflara kabul etıirmek ıstediğini, bu nedenle de göruşmelere katılmayı reddettıği ni belirtirken, "belge faktoru" or- tadan kalkarsa, göruşmelere katı- labileceğini soylüyor. Cuellar, Semra özal'a UNI- CEF'in vereceği ödül töreninde de hazır bulunacak. Bu arada bir "iyi niyet" açılış konuşması ya- pacak. UNICEF'in ödul torenine "bir başka toplantı için New York'a geldigini" soyleyen YÖK Başkanı Prof. İhsan Dogramacı da katılacak- Özallar, önceki akşam "Broad- way"de oyun izlediler. Pazar gu- nunu de dinlenerek geçirdiler. Şçnira Özal. Gen.ç^HırisÛKan Ka>, dınlar BırHği'nin kendi için ver- dıği yemeğe katıldı. Özai, bu ak- şam Plaza Oteli'nde bir resepsi- yon verecek. Krenz Komünist Partt'den atıldı DOGU BERLtN (AA) — De- mokratik Almanya'da, KP kade- melerınde temizlik surüyor. Erich Honecker'in yönetimden uzaklaştırılmasının ardından 18 ekimden sonra alü hafta devlet başkanlığı ve KP liderliği görev- lerini yapan Egon Krenz, halkın baskısı üzerine Komünist Parti- si'nden ihraç edildi. Demokratik Almanya haber ajansı ADN, dun gece geç saatle- re kadar toplantısı devam eden bir parti komisyonunun, Krenz'in ya- m sıra Honecker yönetimi sırasın- da politbüroda görev yapan 13 ki- şinin de partiden ihraç edilmele- rini kararlaştırdığım duyurdu. KP'den ihraç edilen diğer 13 ki- şi arasında, Merkez Komitesi es- ki Başkanı Guenther Schabows- ki ve eski Savunma Bakanı Heinz Kessler de yer alıyor. Bu arada Maliye Bakan Utz Nickel hakkın- da adlı kovuşturma açıldı. Bu arada KP, halkın partinın lağvedilmesi çağnsına karşı diren- meyi surdurüyor. KP'nin dün geç saatlere kadar dcvanıoden toplantısında, KP'nm varlığınm ülkedeki siyasi istıkrar ' için onemli olduğunu bildirdi. YUNANİSTÂN Çöpler, siyasi harmaşa yaratıyor ATtNA (AA) — Yunanistan'da onuncu gününü dolduran beledi- ye temizlik işçilerinin gre\i, başta Atina olmak üzere tüm ulkede bü- yük sorun yaratırken, Sağlık Ba- kanlığı'ndan yapılan bir açıklama- da, "grevin derhal ertetenmesi" is- tendi. Ancak Temizlik Işçileri Sendi- kası'nın tçişleri Bakanlığı yetkili- leri ile yaptıklan son görüşmede de bir sonuç alınamaması uzeri- ne Yunanistan'da çöplerin kim ta- rafından toplanacağı tartışması gündeme geldi. Ordunun halkın bir parçası ol- duğunu belirten ulkenin en büyuk pirtisi konurnundaki Yeni De- mokrasi'nin lideri Konstantin Mi- çotaitis, askeri birliklerin bir an önce seferber edilerek sağlık açı- sından büyük tehlikeler yaratan çöplerin toplanmasıru onerdi. YDP liderinin önerisine ilk tep- ki ise sol ittifak lideri Harilaos Florakis'ten gddi. Florakis, "sen- dikal özgiırliilüefc ters duştiiğü" gerekçesiyle ordunun belediye te- mizlik işçilerinin grevinin kırılma- sında kullanılmasını doğru bul- madığını söyledi. POLJTIKADA SORUTNLAR ERGUNBALa Azerbaycan ve Ötesi Sovyet lideri Mıhail Gorbaçov'un önceki akşam yaptığı konuş- ma CNN televızyonu tarafından canlı olarak yayımlandı. Gor- baçov, Azerbaycan'daki kanlı olaylardan ötürü üzgün olduğu- nu söyledi. Gerçekten üzgün gömnüyordu. Demokratik Alman- ya'da önlediği olay. Kafkasya'da kendi başına gelmişti. Barışçı ve esnek ımajı ağır darbe yemış, Azerbaycan halkında Mosko- va'ya karşı kolay unutulmayacak nefret tohumları ekılmtşti. Tra- jedinin bu aşamasında Ermeniler ise kazançlı görünüyorlardı. Azeri-Ermeni sürtüşmesini, Azerı-Moskova çatışmasına dönöş- türmeyi basarmışlardı. Dağlık Karabağ bunalımını yoğun kışkırt- malarla başlatan Ermenilerdı. Bunalımda Sovyet askerlerı ta- rafından öldürülenler ise Azeriler oldu. Batı basınının yaptığı yanlı yayın ve yorumlar da Ermenilerin yanma kâr kaldı. Mihail Gorbaçov, üzgün otduğunu soylerken belki samimi idi, ama Azerbaycan'daki olayları, fanatik radıkal İslamcı gruptarın kışkırtması olarak tanımlarken gerçeği tam olarak yansıtmıyor- du. Gorbaçov'un devraldığı miras, yalnızca ekonomik bakımdan değil, mılliyetler sorunu açısından da bir karmaşa ıdi. Bolşe- viklerin mılliyetler politıkası, ancak 1930'lara kadar devrimin il- kelerıne uygun biçimde eşitlık ve sosyal adalet kavramlan doğ- rultusunda uygulanabılmıştir. 1930'larda Stalin, milliyetlerin eşit- liği ilkesınden Rusya'mn üstünlüğüne kaymaya başlamış, 2. Dünya Savaşı'rdan sonra ise acımasız biçimde zorunlu Rus- laştırma politikası uygulanmaya başlanmıştır. Büyük birader Rusya politikasının izlerıni.Stalin'den sonra gelen tüm Sovyet liderlerinde, Gorbaçov'da bi(e görmek mümkündür. Lenin'in par- tisinde liderlik kadrosunun %60'ı Rus olmayanlardan meyda- na geliyordu. Gorbaçov'un 12 kişılik pohtbürosunda ise yanıl- mıyorsak tek Rus olmayan yetkili, Gürcü Dışişleri Bakanı Edu- ard Şevardnadze'dir. Sovyetler Bırliğı'nde milliyetler politikasındaki dengesizlikler- den en fazla zarar görenler ise Müsluman cumhuriyetleri olmuş- tur. Bu bakımdan Azerbaycan, Ozbekıstan, Türkmenistan gibi Müsluman - Türk cumhuriyetlerinde çıkan huzursuzlukları, bu cumhuriyetlerdeki "gerici, fanatik, islamcılara" bağlamak ko- lay, fakat eksik bir değerlendirme olur. Sözgelişi bir zamanlar dünyanın 6. büyük iç denizi olan AraJ Denizi, Moskova'daki planlamacılar yüzünden buqün kuruma- ya yüz tutmuş, suyunun üçte ikisini kaybetmıştır. 1960'larda Moskova, Orta Asya'da pamuk üretimıni arttırmaya karar vere- rek Aral Denizi'ni besleyen Amu Derya ve Sirı Derya nehirleri- nin yataklannı değiştirmiştır. Nehiherin sulan ile yeni pamuk tar- laları sulanmış. ama bu arada Aral Denizi kurumaya başlamıs- tır. Günümuzde ise Özbekistan'da tam bir ekolojik felaket ya- şanmaktadır. Denizin kuruması ile iklim değişmiş, yağmuriar azalmıştır. Aynca ortaya çıkan tuz tabakası, rüzgârlann etkisiy- le heryana savrulmakta ve tarıma ağır darbe ındirmektedir. So- nuç, Özbekistan'da pamuk üretimı düştüğü gibi diğer tarımsal üretimler de darbe yemiş, bahkçılık ölmüş, çok sayıda insan iş- siz kalmıştır. Diğer Orta Asya cumhunyetleri de ekonomik açı- dan geri kalmış olup hammadde ya da tarımsal ürün deposu durumundadırtar. Tarımsal ürünlerini ucuz fıyata verdiklerınden kalkınamamışlardır. İşsız sayısı hemen hepsınde yuksektir. Sovyetler Birliğı'nde, Bolşevıklerin ilk yılları harıç, Müsluman cumhuriyetler, Avrupa cumhunyetlerıne oranla ikinci planda ka- larak ıhmal edılmişlerdır. Sovyetler'in en batıdaki Müsluman cumhuhyeti olan Azerbaycan da bu kuralın dışında kalmamış- tır. İranlı gazeteci-yazar Amir Taheri, Kızıl Gökte Hilal (Crescent ın a Red Sky) adlı kıtabında, Gorbaçov dönemınde Doğu'nun ihmal edılmesinin daha da genış boyutlara ulaştığını bildiriyor. Tar^ri, Türkmenistan, Kazakistan ve Özbekistan'a su getire- cek olan büyük "Ob-İrtiş" projesinin, Gorbaçov dönemınde terk edıldiğıni belırtıyor. Prpıeye göre Ob Nehri'nin sularının bir bö- lumunun Irtış Nehn'ne, oradan dâ Kazakistan ve Özbekistan'a akrtılması öngörülüyordu. Taheri, Gorbaçov'un Ermeni ekono- mı danışmanı Abel Aganbegyan'ın projeye şıddetle karşı çık- tığını veprojenın 1988deresmen ıptaledildığinibeiirtiyor. Agan- begyan, projeye salt ekonomik nedenlerle karşı çıkmış otabilir. Ama sonuç, Orta Asya cumhuriyetlerinde huzursuzluğun art- mast olmuştur. Yine Taherı'ye göre 1986-1989 yılları arasında Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan'la ilgili 170 kalkınma projesı Moskova tarafından iptal edilmiştir. Bu arada, Müsluman cumhuriyetlerinde, eğıtim tarım ve sanayi dalların- da yatınmların yetersizlığı Gorbaçov dönemınde de sürmüş, dik- katter Batıya yoğunlaştırılmıştır. Gorbaçov, bunlari belki de kasıtlı olarak yapmamıştır. Eko- nomik bunalım kendisine olanak vermemiştir. Ama sonuç Müs- luman cumhuriyetlerinde yıllardır süren huzursuzluğun artma- sı, bu ortamda islamla milliyetçiliğin ön plana çıkması olmuş- tur Azerbaycan'daki trajedi, bu çerçeveye oturtulduğunda, so- runun Azeri-Ermeni çatışmasının ötesinde, daha derin ve ciddi bunalımın bir parçası olduğu görülebılir. Sovyetler Birlıği'ndeki Müsluman ve Türk cumhuriyetleri ekonomik ve sosyal bakım- dan huzursuzdur. Bu huzursuzluğun dışa vurumu ise İslam ve milliyetçilik şeklinde olmaktadır. Perestroyka'nın amacı ekonomiyi düzeltmekti. Gorbaçov'un hesabına göre ekonominin düzelmesi, milliyetlerdeki huzursuz- luğun azalmasına, milliyetçiliğin hafıflemesine yol açacaktı. Ama ekonomi düzelmedi ve milliyetçilik patladı. Bu olguya, Müslu- man - Türk cumhuriyetlerinde yıllardır Avrupa cumhuriyetleri- ne oranla ikinci sınıf bölgeler muamelesi görmenin verdiğı eziklrk duygusu ve tepki de eklenınce halkın ötkesi, kolayca Mosko- va'ya yönelebilecek nitelığe büründü. Azerbaycan'daki olayların gerçek nedeninı "fanatik İslamcı çevrelerin kışkırtmasından" çok bu olguda aramak herhajde da- ha doğru olacaktır. Ancak burada hemen belırtmek gerekiyor ki Azerbaycan Halk Cephesi'nın de halkın öfkesini daha serin- kanlı biçimde yönlendırmek yerine Moskova ile tüm köprüleri - atma eğilimine girmesi bunalımda yardımcı olmamıştır. Gorbaçov yönetimının en büyük hatası, Ermenistan'ın baş- lattığı kışkırtmayı zamanında kararlı biçimde durduramamış ol- masıdır. Diğer Müsluman cumhuriyetler, Azeri-Ermeni sürtüşmesini bir Hıristiyan - Müsluman kavgası şeklinde gördüklen takdirde -ki ortam buna uygundur-, huzursuzluk Orta Asya'ya sıçrayabilir. O zaman Gorbaçov, hesapta olmayan, son derece ciddi, ye- ni bir sorunla karşı karşıya kalabilir. DANİMARKA Komünistler kozlaruıı paylaşıyor Danimarka Komünist Parti&i, olağanüstü kongreye gitti. Kongrede, yenilikçilerle tutucular arasındaki kozlar paylaşılacak. Genel Başkan Ole Sohn, yine başkanlığa aday. FERRUH YILMAZ KOPENHAG — Doğu Avru- pa'daki gelişmelerden sonra bü- yuk bir çalkantı içine giren Dani- marka Komünist Partisi, bu haf- ta sonunda olağanüstü kongresi- ni topladı. Kongrede yenüikçüer- le tutucular arasındaki kozlar pay- laşılacak. Danimarka Komünist Partisi'n- deki yenilikçi hareket de diğer Do- ğu Avrupa ülkelerinin birçoğun- da olduğu gibi tabandan defil, te- peden başladı. DKP içindeki ye- nilikçi hareketin başını genç Ge- nel Başkan Ole Sohn çekiyor. Bu- na karşthk Ole Sohn, DKP Mer- kez Komitesi içinde azınlıkta. Merkez komitesinin üçte birini, basında "Belon Stalinistleri" adı verilen tutucu kesim oluşturuyor. Siyasi bir hesaplaşmayla sonuç- lanacak olan olağanüstü kongre- nin asvl nedeni partinin "felaket" kelimesiyle nitelenen ekonomik dururau. Partinin içinde bulundu- ğu ekonomik zorluklar ve kaos sonucu İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana ikamet ettiği genel mer- kez binası geçen günlerde satıldı. Partinin günluk yayın organı Land og Folk Gazetesi de şubat ayından itibaren kapanma tehlike- siyle karşı karşıya. DKP, siyasi ne- denlerden olmazsa ekonomik ne- denlerle dağılmanın eşiğinde. Ekonomik krize acil çözum bulması gereken rnerkez komitesi ise kendi içindeki çelişkilerden do- layı tam anlamıyla felç olmuş du- rumda. Taraflar ekonomik sorun- lardan dolayı bırbirlerini suçlu- yorlar. Genel Başkan Ole Sohn, merkez komitesinin son 10 yıldır aldığı kararlarda ekonomik duru- mu hiç göz önüne almadığını, ekonomik temeli bulunmayan fa- aliyetlere girişildiğini soylüyor. Ote Sohn, bu nedenle olağanüstü kongreye gidilmesini isteyenlerin başını çekiyor. Ne var ki merkez komitesi ve yürütme kurulu olağanüstü kong- reye karşı çıkarak, kongrede ısrar eden Ole Sohn'un kongre tarafın- ' dan verilen genel başkanlık dışın- daki butun yetkilerini elinden al- dı. Yürütme kurulu buna gerekçe olarak da parti başkanının parti içindeki sonınlar konusunda ken- . dilerine danışmadan televizyona demeç vernıesini gösterdiler. Merkez komitesi yürütme kuru- \ lu parti tabanında oluşan tepkiler üzerine bir süre sonra Genel Baş- kan Ole Sohn'un tüm yetkilerini geri vermek zorunda kaldı. Mer- kez komitesi içinde olağanüstü kongre için gerekli desteği sağla- yamayan Sohn, parti örgütlerı içindeki bir imza kampanyasıyla olağanüstü kongre isteğıni gerçek- leştirdi.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle