Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
C S ağımsızlığını kazanmasıyla ‘yeni Kuveyt’ olma iddiası içine giren Türkmenistan, ilerleyen dönemde bu iddiasını gerçekleştiremedi. Ülkedeki uygulamalarıyla dış basının gündemine gelen Türkmenbaşı, ülkesinin enerji kaynaklarından da istediği oranda yararlanamıyor. Marı2 Üssü’nün stratejik önemi; İran, Hazar, Afganistan ve Özbekistan’a yakınlığı ile ortaya çıkıyor. TRATEJİ sini sürekli gündemde tutan bir ülke için gözden uzak tutulacak bir durum değildi. Üstelik Türkmenbaşı’nın Ruhname ile birlikte yönetimde dinsel motiflere ağırlık vermesi de bölgesel gelişim açısından olumsuzluk hanesine kaydediliyordu, İran’ın dışında Afganistan’daki mevcut durum da gözönünde bulundurularak. Özbekistan’la yaşanan sorun ürkmenistan’ın, bulunduğu bölgede –İran dışında pek sağlıklı bir ilişki oluşturduğu kesinlikle söylenemez. Hazar’ın statüsü ve buradaki kaynakların paylaşamı konusunda başta Rusya olmak üzere Azerbaycan ile ciddi sorun yaratan, zaman zaman diplomatik ilişkilerin gözden geçirilmesine neden olan bir durum söz konusu. Doğu’da Özbekistan ile bir dönem neredeyse askeri çatışmanın eşiğine gelindi, Saparmurad Niyazov’a yönelik suikast girişimi ve sonrasındaki gelişmeler nedeniyle. Aşkabad’daki Özbekistan Büyükelçiliği diplomatik teamüller de örneğine rastlanmayan bir şekilde basılarak operasyon yapıldı, iki ülke sınırlarındaki askeri kuvvetler karşılıklı olarak artırıldı, sıcak çatışma beklentisi bölgeyi uzun süre meşgul etti. Türkmenistan, bu ülkeyi suikast girişimine yardım etmek ve yönlendirmekle suçladı. Sorun, geçtiğimiz yıl Türkmenbaşı’nın Buhara ziyareti ve Karimov ile görüşmesinin ardından imzalanan anlaşmalar ile bir oranda çözümlenmiş oldu. Ama bunların ötesinde Türkmen dış politikası açısından, büyük oranda da ekonomik gelişimi bakımından, Afganistan ile ilişkileri, Taleban ve 2001 operasyonu sonrasında halen tesis edilemeyen istikrar başlı başına bir sorun olarak varlığını hissettirmektedir. Uzun yıllardır AfganPakistan üzerinden yaşama geçirilmeye çalışılan ve Türkmenistan’ın doğuya doğru enerji kaynaklarını ulaştırabilecek bir nakil hattının yapılabilirliği Afganistan’la fazlasıyla ilintili bir durum. 21 gerçeklik kazanamadı. Türkiye ile ilişkilerin seyri anlamında, Rusya ile gerçekleştirilen Mavi Akım projesi, Türkmenbaşı tarafından şiddetle eleştirilen ve soğuk rüzgarlar yaşanmasına neden olan bir gelişme olarak son yıllara damgasını vurdu. Türkmenbaşı bu rahatsızlığını, resmi ziyaret sırasında Enerji Bakanı’na bütün açıklığı ile dile getirmişti. Türkmenistan aynı zamanda insan hakları ihlalleri, basına yönelik sansür, muhalefete karşı sürdürülen baskı, sosyal yaşam üzerinde aldığı sert önlemler, cezalandırmalar nedeniyle sivil toplum kuruluşları, saygın uluslararası ve bölgesel örgütlenmeler tarafından eleştirilen, tepki duyulan bir ülke aynı zamanda. Yönetimin kişiselliği oranında ülke içerisindeki keyfi uygulamalar, sosyal yaşamın izolasyonuna yönelik çabalar, olumsuzluklara ilave edilen yönleriydi. Buradan hareketle ABD’nin yakın bir gelecekte Türkmenistan ile sıkı ilişki kurabilmesinin kolay olmayacağını söyleyebiliriz. Bununla birlikte Özbekistan’daki askeri varlığın henüz nasıl tahliye edileceği, Washington’a mı yoksa bölgedeki herhangi bir noktaya mı aktarılacağının kesinlik kazanmaması, Bush yönetiminden bu gelişmelere karşı net sinyallerin gelmemiş olması, Türkmenistan’ı zorunlu olarak seçenekler arasına sokmaktadır. Belki Amerika tarafından haklı gerekçeler oluşturulabilir, Irak’a yönelik operasyon için yaratılanlar benzeri. Ama Türkmenbaşı’nın tutumu çok daha önemli olacaktır. Çünkü BDT’den ayrılış kararı zaten belirli bir politik değişikliğin göstergesi, her ne kadar bir çoğuna katılmamış da olsa, genel olarak kuruluşundan bu yana sadece eski dostları bir araya getirme seremonilerine dönüşen, somut hiçbir bağ oluşturulamayan bir kuruluş niteliği de taşısa, Türkmenistan’ın ayrılma sürecinde öncü rolü üstlenmesi bu ülke adına kaydedilmesi gereken bir nokta. Türkmenistan’ın ısrarla reddettiği, ABD Aşkabad Büyükelçiliği’nin de teyit ettiği "üs" polemiğinin, nasıl bir yönelim sergileyeceği ve gerçeklik kazanıp kanamayacağı önümüzdeki günlerde daha net olarak ortaya çıkacaktır. Rusya merkezli bölgesel enformasyon akışının bu devletlerin kendi politikaları doğrultusunda bazı olası gelişmelere karşı kamuoyu oluşturulması ve belki de baskı oluşturularak engellenmesi boyutu da bulunabilir. Ancak ortak bir söylemin yakalanmış olması bize en azından iki ülkenin kapalı kapılar ardında da olsa yüksek düzeyli ve gelecek perspektifi olan değerlendirmeler yaptığını düşündürmektedir. (*) Ahmed Raşid, Daily Telegraf ve Far Eastern Ekonomic Review’un Pakistan, Orta Asya ve Afganistan Muhabiri, BBC, CNN Programcısı. Orta Asya’nın Dirilişi (İslam mı Milliyetçilik mi?) adlı yayını (Varlık) 1996 yılında, TALİBAN (İslamiyet, Petrol ve Orta Asya’da Yeni Büyük Oyun) ise (EverestMozaik Yayınları) 2001 yılında Türkçeye çevrilmiştir. B sında 2002 yılında imzalanan ABD savaş uçaklarının Türkmenistan hava sahasını kullanımına ilişkin anlaşmayı da belirtmek gerekiyor, Afganistan operasyonu sırasında uluslararası koalisyonu ülkelerine ait uçakların bakımı ve bu ülkeye yapılan insani yardımların ulaştırılmasını kapsayan. Bu anlaşma çerçevesinde yıllık 812 milyon dolarlık yardım ABD tarafından karşılanmaktadır. Doğal olarak o tarihten günümüze çeşitli amaçlar doğrultusunda Türkmenistan hava sahasının ve çeşitli alanların kullanıldığı da bir başka gelişme. Türkmenistan’ın askeri kapasite bakımından öne çıkan üç hava üssü bulunmaktadır. Bunlar taarruz nitelikli hafif savaş uçaklarının yararlanabileceği ve İran sınırına fazla uzak olmayan NebitDag, Aşkabat yakınlarındaki AkDepe ve Özbekistan’dan tahliye edilecek Amerikan askeri varlığının konuşlandırılması için en büyük aday yer olarak gösterilen Marı2. NebitDag başta olmak üzere söz konusu üsler ve havaalanlarında Türkmen hükümetinin modernize çalışmaları yürüttüğü, bu kapsamda çeşitli ülkelerle işbirliği yaptığı bilgisini de ilave edebiliriz. Şu ana kadar gelinen nokta itibariyle sağlıklı bir bilgi bulunmamaktadır, üs tartışmasına Türkmenistan’ın da dahil edileceği yönünde. Ancak somut gelişmeler bulunmasa da iki ülke arasında üst düzeyli irtibatın, karşılıklı çıkar muhasebesinin yapıldığını söylemek kehanet olmasa gerek. Hele hele ABD’nin Irak, Katrina ve son olarak Türmenistan’da askeri bir tören. ÇinRusya bloğunun girişimlerini (Astana zirvesinin ardından, bu iki ülke ortak askeri tatbikat yaparken, başkent Taşkent’in dağlık bölgelerinde önümüzdeki hafta RusyaÖzbekistan ortak askeri tatbikatı düzenleniyor) gözönünde bulundurduğumuzda Marı2’nin bugün itibariyle kesinlikle gözden uzak tutulamayacağı da bir gerçek. Yoksa ilişkilerin çok yoğun olmadığı dönemde Abizaid gibi üst düzey ve önemli bir kişiliğin Aşkabad’ı ziyaret etmesi basit gerekçelerle açıklanamaz. Konum itibariyle de anlaşılacağı gibi iki ülke arasında askeri boyutu bulunan bir işbirliğinin ortaya çıkması başta, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde radikal bir değişimi tercih eden İran’ı (Batı), ardından Hazar’ın statüsü başta olmak üzere bu ülkeyle pek çok sorunlu alanı bulunan Rusya’yı (Kuzey), son olarak da Marı2’nin özellikle Özbekistan’a yakın olması, ÖzbekABD ilişkilerinin geldiği noktada Karimov yönetimine tehdit oluşturacağı beklentisiyle Özbekistan’ı fazlasıyla rahatsız edecek, önlem almaya yönlendirecek bir diplomasi ögesidir. Zaten konunun bu ülkelerde gündeme taşınması, dikkatle izlenmesi ve basında böylesine geniş perspektifte değerlendirilmesi bunu kanıtlamaktadır. Türkmenistan Dışişleri Bakanı Raşid Meredov ile Rus meslektaşı Sergei Lavrov görüşmesi de bu çerçevede değerlendirilmektedir. Gerçi Türkmen tarafından talep edilen telefon görüşmesinde temel konu basının şikayeti olsa da sanıyoruz Lavrov daha fazla detay gayretini göstermiştir. (Dipnot olarak belirtilmesinde yarar bulunmaktadır; BDT üyesi ülkeler arasında yaşanan sorunlarda veya üyelerden birinin yer aldığı herhangi bir gelişmede genel olarak Rus basını Putin’e şikayet edilmektedir) Başlangıçta da belirtildiği gibi enerji kaynaklarının zenginliği bakımından ABD’nin Türkmenistan’a ilgisi her zaman yakın olmuştur. Onun da ötesinde özellikle de ulaşım sorunları yaşayan ve kaynaklarını dünya piyasasına ulaştıramayan bu küçük ülkenin İran ile sınırdaş olmasının da getirdiği bir zorunlulukla kurduğu özel ilişki, komşuyla çeşitli anlaşmalar imzalaması, bu metinlerin doğrultusunda önemli sayılabilecek kapasitede petrol ve doğalgaz sevkiyatında bulunulması, İran’a karşı baskı düşünce B Enerji kaynakları ağımsızlık sonrası dönemde Türkmen petrol ve doğalgazının ihracına yönelik uluslararası düzeyde çok boyutlu çalışmalar yapıldı, projeler hazırlandı. Sektörün dev kuruluşları var olan zenginlikten pay elde edebilmek adına büyük bir yarışın içerisine girdi. Türkiye’nin de aktif şekilde dahil olduğu bu süreç, özellikle Türkmenistan’ın –doğal olarak Türkmenbaşı’nın uzlaşmaz ve tutarlı olmayan davranışları nedeniyle zaman içerisinde birer tasarı olmanın ötesine geçemedi. Taleban yönetimine karşın, AfganistanPakistan ihraç hattının oluşturulmasına yönelik devletlerarası ve kuruluşların yer aldığı mücadele Raşid’in yukarıda belirtilen çalışmasında detaylı şekilde aktarılmaktadır. Söz konusu girişimler içerisinde Taleban yönetimi ile belirli noktalarda uzlaşma sağlanmışsa da Türkmenbaşı’nın son anda ortaya sürdüğü talepler doğrultusunda hiçbir girişim B

