20 Mayıs 2026 Çarşamba Türkçe Subscribe Login

Catalog

20 A Üs tercihinde sıra Türkmenistan’da mı? BD’nin Asya’da yeni arayışları sürüyor... SEYHUN ŞAHİN C S TRATEJİ akistanlı ünlü gazeteciyazar Ahmed Raşid (*) Talebanİslamiyet, Petrol ve Orta Asya’da Yeni Büyük Oyun adlı eserinde, 1991 yılında bağımsızlıklarını kazanan bütün Orta Asya cumhuriyetlerinin "dış dünyayla iletişim kurmak" kavramını temel öncelik olarak benimsediğini, ancak Türkmenbaşı’nın ülkesini 1991’de "yeni Kuveyt" yapma iddiasıyla yola çıktığı yaklaşık 6 milyon nüfuslu ülkenin, taşkınlık, hırs ve gerçekleşmeyen hayallerle giderek kişisel kült için kaynakların kullanıldığı çöl serabına dönüştüğünü ileri sürer. Ve Aşkabad’da Batılı havayollarının bu petrol ve doğalgaz zengini ülkeye akın akın sefer düzenleyeceği beklentilerini karşılamak için inşa edilen havaalanının zaman içerisinde yarısının kapatılmasını, İran sınırındaki Serahs Demiryolu İstasyonu’nun çöl kumlarına teslim olmasını ilave eder. Petrol ve doğalgaz zengini bu ülkenin stratejiden uzak politikasına olan kızgınlığını da detaylandırmaktadır. Orta Asya Bölgesi’nin batı ucunda yer alan ve Hazar’a kıyısı bulunan Türkmenistan’ın tahmini olarak 32 milyar varil petrol ve 159 trilyon metre/küp doğalgaz rezervine sahip olduğu ifade edilmektedir. Ancak Raşid’in de savladığı şekliyle bu zenginlik ne yazık ki ileriye yönelik gelişimde beklendiği gibi kullanılmamış veya kullandırılmamıştır, iç ve dış siyasi gelişmelerin etkisiyle. Üstelik avantaja dönüştürülebilecek kaynaklara sahipken dış dünya ile, ekonomik sistem ile eklemlenme bir yana içe kapalı bir yönelimin hakimiyetinden söz edebiliriz. Bölgesel ve uluslararası örgütlenmelere sıcak bakmayan, "tarafsızlık" politikası adı altında bütünsel bir izolasyonu gerçekleştiren bir devlet yapılanması. Saparmurad Niyazov Türkmenbaşı (62), Yasama organı "Halk Maslahatı" tarafından ömür boyu devlet başkanı seçilerek, diğer eski Sovyet cumhuriyetlerindeki meslektaşları gibi iktidarın geleceği ve muhalif yapılanma sorunlarından da kurtulmuştu aynı zamanda. Ardından "Ruhname" olarak adlandırılan ve yönetime "uhrevi" bir etki kazandıran yasal düzenlemelerle iktidarın geleceği daha da perçinlenmiş oldu. Bu gelişmelerin ardından Türkmenistan sadece devlet başkanının medya için ilginç gelen uygulamalarıyla gündeme gelebildi ancak, küçük puntolarla. Opera ve bale, sakal, her türlü müzik etkinliğinde playback yapılma P sı, vs pek çok sosyal yaşama dair davranış kalıplarının yasaklanması ve tabi bir de yoğun insan hakları ihlalleriyle uluslararası kamuoyu tarafından sık sık eleştirilmesi dışarıya yansıyanlardı. Türkmenistan’a yansıyan bölgesel gelişmeler ırgızistan’da yönetim değişikliğini (Mart) getiren olaylar, Andican’da Özbek yönetiminin sert müdahalesiyle bastırılan ayaklanma (Mayıs), Özbek liderinin Pekin (Mayıs) ve Moskova (Haziran) ziyaretleri ve hemen akabinde, bölgedeki Amerikan güçlerinin konuşlandığı üsleri boşaltması için yapılan çağrı (Astana / Haziran Ortası) içinde bulunduğumuz yılı bölge ve uluslararası gelişmeler bağlamında hareketlendiren, belki de diplomasi kırılmalarını da beraberinde getiren hızlı gelişmelerdi. 11 Eylül sonrası Afganistan merkezli gelişmelerin yerini artık bölgesel aktörlerin güç gösterileri almıştı. Ve garip olan bunlar yaşanırken Batı’da ciddi anlamda değerlendirmeler yapılmamış olmasıydı. ABD dahi bugüne kadar bir iki ziyaret ve demecin dışında herhangi bir tepki vermemişti. Ancak gelişmelere önderlik edenler K den biri olan Özbek yönetiminin ülkesindeki üslerin boşaltılmasını kesinleştirmesinin ardından Ağustos sonunda ABD Merkez Komutanı General John Abizaid’in Aşkabad ziyareti (23 Ağustos) ve Türkmenbaşı ile görüşmesi yıl içerisindeki sürecin son halkasına Türkmenistan’ı da eklerken, aslında bir anlamda "neler olacak? Sorusuna karşılık olarak değerlendirilmeye başlandı. Pek tabi ki Rus basını bunu fırsat bilerek, "Türkmenbaşı, George Bush’un Müttefiki", "Amerikan Askerlerini Türkmenbaşı Konuşlandıracak", "Washington Türkmenbaşına Kur Yapıyor... ABD Diplomasisinin Orta Asya’daki Yeni Manevraları", "Yanki, Türkmenbaşı’nın Avlusunda. Uçaklar Özbek Hanabad’ından Marı’ya Geçiyorlar" başlıkları altında topladığı haber ve yorumları, bölgedeki güçlerini korumayı hedefleyen Amerika’nın Özbekistan’daki askeri kapasitesini Türkmenistan’a, yerleşim alanlarının oldukça uzağında yer alan Marı2 Üssü’ne taşımayı planladığını ileri sürmeye başladı. Amerikalı askeri uzmanların SSCB döneminde bölgedeki en büyük Sovyet Hava Üssü olan tesise gittiği, incelemelerde bulunduğu ve uygunluğunu tespit ettikleri, Askeri ve stratejik bakımdan buranın Özbekistan’a nazaran Pentagon’un daha fazla ilgisini çektiği, Afganistan ve Özbekistan’da boşaltılmak istenen ABD üssü. İran ile komşu olmanın yanı sıra Rusya’nın devre dışı bırakılarak Güney Avrupa’dan Orta Asya’ya uzanacak ulaştırma koridorunun Hazar’a çıkış noktasında yer aldığı temelinde bir yönelim oluşturdular. Aynı zamanda da ifade edilen görüşleri, Türkmenistan’ın, ABD ile böylesi bir ilişkiye girmesinin kendi ulusal çıkarları ve dış politikasında çok fazla akılcı olmayacağı savlarıyla, devlet politikaları paralelinde yönlendirdiler. Aslında bu yorumları güçlendiren bir gelişme de aynı günlerde, Kazan’ın kuruluş yıldönümüne denk getirilen BDT zirvesinde kaydedildi, Türkmenistan üyelikten ayrıldığını, artık örgüt toplantılarına iştirak etmeyeceğini ve bu nedenle gözlemci statüsünün tanınması talebini bildiriyordu, tarihi kentin bininci kuruluş yıldönümünde. Gerçi Kremlin, örgütün gidişatına yönelik dışarıya yansıyacak biçimde yüksek tonda fikirler üretmeye başlamıştı, gelişme beklenmeyen bir durum değildi. Ancak Abizaid ziyareti üzerinde yoğun değerlendirmelerin yapıldığı bir zamana denk gelmesi olaya farklı bir boyut kazandırmıştı. Abizaid’in Aşkabat temasları ve Türkmenbaşı ile görüşmesinde ele alınan konulara ilişkin taraflar çok fazla açıklama yapmadı. İkili askeriteknik ilişkilerin gözden geçirilmesi, bölgesel gelişmeler ve Afganistan operasyonu kapsamında yürütülen ortak çalışmalar ifadesinin dışında. Fakat konunun medyada yukarıda başlıkları verilen görüşler doğrultusunda "politik tavır değişikliği" merkezli olarak algılanmaya –veya yönlendirilmeye başlanması üzerine Türkmenistan Dışişleri Bakanlığı açıklama yapmak zorunda kaldı ve ABD askerlerinin Mari’deki üsse yerleştirileceği bilgileri "gerçek dışı ve uydurma haber" olarak nitelendirildi. Açıklamada ayrıca, ülkenin BM’nin "tarafsızlık statüsü"ne daima uyulduğu ve uluslararası yükümlülüklerin bu doğrultuda yerine getirildiğinin altı çizildi. Türkmenistan’daki üs seçenekleri enzer bir açıklama da ABD’nin Aşkabad Büyükelçiliği’nden yapıldı birkaç kez. Bu açıklamalar içerisinde yer alan bir bilgi de dönem itibariyle gözden kaçmadı, Türkmenistan İçişleri Bakanlığı’na sağlanan yüzbin dolarlık teczihat yardımı (Eylül’ün ilk haftası). Bu arada üslerin kullanımı konusunu irdelerken iki ülke ara B zbekistan’ın ABD’den Hanabad Üssü’nü boşaltmasını istemesinin ardından Washington, yeni arayışlara girÖ di. ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Abizaid’in Aşkabad ziyaretine bu gözle bakıldı. Rus basını, iki ülke arasında Marı2 Üssü’nün kullanımına ilişkin görüşme yapıldığını yoğun olarak yazdı. ?
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear