11 Eylül 2026 Cuma Türkçe Subscribe Login

Catalog

caktır. Mezohora yolundaki insan, AHMET ANTMEN THEMOS KORNAROS’TAN yazarın deyimiyle kendi ruhuna da- hi yetişemez! Sıla hasreti koğuşlar- ÖZYAŞAMDAN KURGUYA la, tecritle ve ölümle gölgelenir. MÜCADELE GÜNLÜKLERİ... Kitapta devrimciler en yalın, en in- Yunanistan’da 30 Kuşağna da- sani kaygılarıyla ele alınıyor. Sözge- Sömürüye karşı: hil sosyalist gerçekçiler arasında yer limi Almanlis, “Dahasını öğrenmeye alan Themos Kornaros’un, Nevzat fırsat bulamadım; hep gerçeği ara- Hatko’nun usta çevirisiyle Yordam dım ama savaş patlak verdi, sonra Edebiyat tarafından yayımlanan ro- kendimi bu hapiste buldum” sözle- ‘Fırtınadan Doğanlar’ manı Fırtınadan Doğanlar’ı, hem öz- riyle okuyamamış olmanın sızısını yaşamından izler taşıyor hem de sınıf açığa vuruyor. mücadelesine ışık tutuyor. Mektep yüzü görmemiş Bataryas’ın şiyle hesaplaşmayan hiç kimse için nihai kur- Girit’ten Atina’ya uzanan bir direniş tutkusu ise coğrafya. Dağları, vadileri avu- tuluş yoktur.” destanı Kornaros’un yaşamı, Haydari Kampı’nda yoldaşları cunun içi gibi bilen bu çobana kalırsa böy- İyiyi ya da kötüyü mutlaklaştırmaktan ka- yerine işkence sırasının kendine gelmesini dileyen inançlı bir lesi bilgileri kitaptan beklemek nafiledir. çınan yazara göre aynı insan, koşullara bağlı devrimcinin portresi. Öğretmenler, halk çocuklarına emperya- olarak şeytana da meleğe de dönüşebilir. Romanın çevirmeni Nevzat Hatko da Türkiye İşçi Parti- listlerin hangi kaynaklara el koyduğunu öğ- si üyesi, yazarla aynı dünya görüşünü paylaşan bir aydın. ACIMASIZ GERÇEKLE BÜYÜYEN retmelidir. Yoksullar, vakti geldiğinde kimi Yunanistan’da sürgün olarak başlayan yaşamında türlü bas- HAYALLER nereden söküp atacaklarını, hangi zengin- kılar görmüş, cezaevlerinde yatmış. Yazar ile çevirmenin dü- Romanda yazgısının ve zenginliklerinin likleri nasıl bölüşeceklerini ancak bu coğra- şünsel akrabalığı dil ustalıklarıyla bütünleniyor. idaresini sömürgecilere kaptırmış bir halk an- fi bilinçle tayin edebilir. Kornaros, sınıf edebiyatının bizzat emekçiler eliyle üre- latılıyor. Fabrikada çıkan yangında patronlar Bir diğer eğitimci Kapsalis’in önderliğin- tilmesi gerektiğini savunuyor. Yapıtlarını uzun süre “İşçi” insandan önce makineleri kurtarma telaşına de köylüler, İngilizlerin bir kâhyaya peşkeş mahlasıyla kaleme alan yazar, dilimize “Ya Aşk Ya Hissizlik” düşüyor zira insan canından daha ucuzu yok! çektiği okul binasını geri almak için kapıya olarak çevrilebilecek ilk kısa romanından başlayarak özgün Yangında prese yapışıp kalan Sotiri, ar- dayanır. Tek bir bireyin dik duruşu kurulu bir biçem yaratıyor ve genellikle bir aforizmayla başlıyor. tık iş göremeyeceği için kapının önüne konu- düzeni sarsmaya yeter ve bu eylem kısacık İlk kitabın kapağında yer alan “Kulak kesil ki iç dünyanın luyor. “Aç insan asla dinlenemez” diyen bu bir an da olsa ezilenlerin şölenine dönüşür. ağıdını duyasın” ifadesi daha o günlerde ruhu bedenden ba- yaşlı adama son sığınağı saydığı köyüne dö- Egemenlerin yanıtı ise gecikmez: ğımsız, soyut bir varlık olarak görmediğini ortaya koyuyor. nüş yolunda kitabın anlatıcısı eşlik ediyor. Koğuşlar hızla dolar, infazlar sıradanlaşır. Onun gözünde insan da toplum da tinsel ve tözsel olarak tıp- Sotiri’nin düşlerinde Mezohora, toprağın Kendisi de işkencelerden geçmiş siyasi bir kı etle tırnak gibidir. bire bin verdiği bir hayal diyarını temsil ediyor, oysa gerçekte tutsak olan Kornaros, öfkesini de umudunu da içeriden bir Kornaros’un yapıtlarında öğretmen karakterlerin ağırlık ta- açlığın hüküm sürdüğü bir toprak parçası. gözle aktarır. şıması ise hem kişisel özlemleriyle hem de eğitimin toplu- Egemenler, halkın sözde kurtarıcılarına şükran borcunu az- mun bütünü üzerindeki etkisiyle açıklanabilir. BENİ SEV, BENİ ÇOK SEV! la yetinerek ödemesi gerektiğini vaaz ediyor. Gerçek katılaş- İdama yürürken bile gülümsemeyi elden bırakmayan, pe- tıkça yolcuların düşlerle mesafesi açılıyor. Sefalet bu coğ- İNSAN: HEM MELEK HEM ŞEYTAN! ri kılığına bürünmüş kadınları anlatır. Ölüme giden direnişçi rafyanın ortak yazgısı; nitekim yazar, betimlemelerini yok- Fırtınadan Doğanlar, iki dünya savaşı arasındaki büyük bir kadın parmağındaki yüzüğü çıkarıp nişanlısının annesine sunluk ekleriyle örüyor: Temelsiz ev, asfaltsız yol, çerçeve- ekonomik buhran döneminde geçiyor. Sahne, İngiliz himaye- uzatır, sevgilisine sağ kalırsa özgür bir Helen kızıyla evlen- siz pencere... si altında sözümona “kurtulmuş” bir Yunanistan’dan insan mesini vasiyet eder. “İkisi de beni ansınlar, sevsinler” der. manzaralarıyla açılıyor. EMPERYALİZMİN SOPASI: SÖMÜRÜ! Bir başka genç ise darağacına gitmeden yoldaşına fısıldar: Egemenlere kalırsa kişinin gülüşü bile bir medeniyet gös- Kornaros, kurgusal zamanı doğrusal olmayan, kesintili bir “Beni sev, beni çok sev!” Hücresinde, “Burada başımdan ge- tergesidir, yoksulların kahkahası ise yüksek kültürden uzak- teknikle kuruyor. Mezohora yolunun yani hayali cennetin ne- çenleri kâğıda dökemem, ilk aramada delil sayarlar” diyen tır, aksine Balkan ve Ortadoğu yüzeyselliğini yansıtır. rede bitip sömürünün nerede başladığını belirsizleştiriyor. karakter belki bizzat Kornaros’tur. Böylesi eğreti bir bilinç, okumuş halk çocukları arasında Hâkim düzen, sabahın köründe emekçilerin önüne yalnızca Yazar, antik çağ ozanları gibi belleğinin gücüne sığınır. dahi hızla yaygınlık kazanıyor. Örneğin, öğretmen Spiromi- iki rota koyar: Maden ocağı ya da pamuk tarlası. Fırtınadan Doğanlar’da okuru akla kazınmış, kulaktan kula- lios dünyayı resmi müfredatın hegemonik kalıplarıyla algılı- “İnsan değil mi bu akılla bezenmiş olan, Tanrı’nın kendine ğa sırlanmış sözcükler bekliyor. Yürekten yüreğe bir sohbet benzer yarattığı” diyen anlatıcıya göre: “Zifiri karanlıklar, yor. Egemen siyasete uzun yıllar hizmet ettikten sonra kendi- bu hem yerleşik hem de konargöçer... n adeta Tanrı’nın insandan aldığı bir öçtür.” ni sorgulayıp direniş hareketine katılıyor. Bir emekçi kadın, bebeğini tek başına ve karanlıkta doğur- Dönüşüm sancısı çeken herkes için geçerli bir eşiğe işaret Fırtınadan Doğanlar / Themos Kornaros / Çeviren: mak zorundadır, doğum gündüze sarkarsa gündeliğinden ola- ediyor Kornaros: “Kendi zaaflarını kabullenmeyen ve geçmi- Nevzat Hatko / Yordam Edebiyat / 256 s. / 2026. ğil örgütlenmelerini leselleşti ve ezilen yığınlar nezdinde meş- rülebilir…” Ahmet Üsküplü. Nazmi Bayrı, de kaybetti. Sendi- ruiyet kazandı. Bu anlamda, çalışma bir Bir Acayip Şehir’de, bir şehrin farklı yüz- karşı tarih çalışması olarak okunabileceği lerini sosyal kültürel yönleriyle, karşıtlık- kalar neoliberal po- larla ve gerilimlerle ortaya koyuyor. Deği- litikalara uyum gös- gibi küresel işçi hareketinin yeniden ya- şen şehirler ve mekânlar, insan ilişkileri, pılanma sürecinde ortaya çıkmış zengin terdikçe bürokra- hüzünle anımsanan geçmiş, gelecekle il- deneyimler olarak da okunabilir. tik, korporatist ya- VİTRİNDEKİLER gili kaygılar ve umutlar arasındaki insanın pılara, meslek örgü- Bir Acayip Şehir / yaşama deneyimleri çerçevesinde varolu- tü ya da çıkar gru- Nazmi Bayrı / Öteki şun anlamına ilişkin sorgulamalarla ülke- bu olarak hareket Ters Dalga - Tarih Yay. / 120 s. deki siyasal gelişmelerin şehirlere yansı- eden ortalıklara dönüştü. Sınıfın sahip ol- ve Eylem / Volkan “Nazmi Bayrı, yalnız- malarını ve yol açtığı sorunları, toplumsal duğu her şeyin içi boşaltıldı, mücadele ve Yaraşır / h2o Kitap / ca kentlerin değil köy- kutuplaşmaları yansıtıyor. direniş yeteneği dışında... Volkan Yaraşır, 368 s. lerin de geçirdiği san- Ters Dalga’da, küresel düzeyde yaşama Gilda Bize Bakıyordu cılı bir değişim sürecin- “Komünizm geçirilen neoliberal karşıdevrim sürecin- / Rahmi Emeç / den izlere ve kesitle- hayaleti”nin Ekim Dev- de, sarsıcı örgütlenme ve deneyimlerle iz Klaros Yay. / 83 s. ri dile getirirken aynı za- rimi ile beden bulması- bırakmış; direniş ve karşı duruş hareke- “Gilda Bize Bakıyor- manda kaybolan insa- nın ardından derin va- tine dönüşmüş ve halihazırda bir kısmı iç du, geçmişin hafıza du- ni değerleri anımsatır. Bu çerçevede geç- roluş korkusuna kapı- evrim geçirerek devam eden işçi hareket- raklarına bırakılmış ya- mişin acılarını, politik gerilimler ekseninde lan kapitalistler için re- lerini inceliyor. Hindistan, G. Kore, Arjan- zıları, o yazıların için- geçen günleri anımsatan Bayrı, bu bağ- fah devleti, bir zorunluluk, uluslarara- tin, Filipinler, G. Afrika, Brezilya’daki “ta- lamda okuru da bir yüzleşmeye ve de- de nefes alan kimlik- sı sınıfsal devrimden kaçınma umudu ol- rihsel birikimlerinin yanında farklı anlarda ğerlendirmeye çağırır. (...) İnsani incelikle- leri, mekânları, olgula- muştu. İşçi sınıfına karşı, “neoliberal po- ve eksenlerde ortaya çıkan; aşağıdan ör- re dokunan ve insan yaşamındaki fırtına- rı, bugünlerin okurları- litikalar” söylemiyle yumuşatılan öç al- gütlenme yöntemleriyle sermayenin ya- lı günlerin izlerinde dolaşan Bayrı, yalnız- na taşımakla yeniden var ediyor. Sinema ma harekâtı dünya çapında sürdürülür- nında bürokrat, korporatist, neokorpora- ca bir şehrin değil ülkenin de acayip hal- makinisti İlyas Cankılıç, Porsuk çayında ken işçilerin uluslararası birliğinin / en- tist sendikal yapıların sınıf üzerindeki he- lerine dikkat çeker; çözemediği sorunla- sandal kiralayan Nuri Sututar; takvimler, ternasyonalizmin unutturulması amacıy- gemonyasını kıran; sınıfın farklı katmanla- rın gerilimlerin sarmalında sürüklenip gi- mevsimler, evler, sokaklar, kahvehane- la “küreselleşme” kavramı allanıp pullan- rında örgütlenen ve sınıfın yeniden yapı- den bir topluma yönelik eleştiriler de sos- ler ve tabii bizi bir yerlere ulaştıran yolcu- dı. İşçi sınıfı, sadece yavaş yavaş buda- lanmasında üstün başarı gösteren bu işçi yal bir uyanışın ve aydınlanmanın canlan- luklar... Deneme, anlatı, söyleşi ve incele- nıp örselenen tarihsel kazanımlarını de- hareketleri ya da örgütlenmeleri hızla kit- ması için estetik bir başkaldırı olarak gö- meye yaslanan yazılar...” 6 3 Eylül 2026
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear