Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
Ve Her Şey Aya
hunun en mahrem dehlizlerinde saklan-
Büründü - Öyküler / dığını gösteriyor. Imogene, 1945’ten be-
Georgi Gospodinov ri bir sinema salonunun tozlu koltukların-
/ Çev. Hasine Şen da gün sayan genç ve güzel bir ölü. Fran-
Karadeniz / Metis cis bir zamanlar insandı, şimdiyse hüzün-
Yay. 144 s. lü şarkısıyla dünyayı sarsan dev bir böcek.
John, yarım düzine çocuğun kanıyla leke-
“Ufaklık’ın bir babaya
lenmiş bir bodrumda tutsak. Hattı çoktan
VİTRİNDEKİLER
öyle ihtiyacı vardı ki...
kesilmiş antika bir telefonla, geceleri ölü-
Evlat edinilmek için ile-
lerden gelen aramaları bekliyor. Nolan ise
ri sayılacak yaştaydı,
den kaçan Tommy, kendini sevecek bir fedakârlığın insan ruhundaki amansız ça-
kardeşinin inşa ettiği devasa karton kale-
adeta moruktu (bunu
Türk eş arayan Lilian, kansız devrim ha- tışmasını anlatan lirik bir destandır. Küçük
nin ardında pusuya yatmış tekinsiz dün-
Tsetsa söylemişti), hem bu zor yıllarda kim
yalleri kuran Alexis... Yaşamını kaybetme köle Liù’nun yürek yakan masumiyetin-
yaları keşfediyor. Hill, her sayfada gerçek-
kendine bir yetim alırdı ki. Ve bir gün öyle-
pahasına hippilere öykünen Perran, ken- den, “Nessun dorma“nın yenilmez umu-
liğin zeminini ayağınızın altından kaydırır-
ce, odanın penceresinden boş boş bakar-
dini müziğe adayan Erol, değişime karşı duna her satır, Puccini’nin notalara döktü-
ken sizi kurbanla celladın birbirine karıştığı
ken onu gördü. Avlunun dibindeki büyük
muhafazakâr gazeteci Ogan... Ait olduğu ğü ölümsüz hüznü ve coşkuyu barındırır.
o dar koridorlara hapsediyor. Gözkapakla-
kestane ağacını. Aynı gün öğleden sonra
farklı dünyaları hiçbirine ihanet etmeden
rına dikilen gülen yüz düğmeleri, geri dö-
Yol Ayrımında Laiklik
derslerin ardından gizlice dışarıya çıktı ve
birleştirmeye çalışan Leyla... Liz Behmo-
nüşü olmayan o karanlık ormanlar ve ses-
- Disiplinlerarası
ağacın yanına gitti. Etrafında dolandı, ka-
aras, Lale Pudding Shop’ta bir dönemin
sizliğin içinden gelen fısıltılar, okuru kaçışı
Laiklik İncelemeleri /
buğunu eliyle yokladı, her tarafını inceledi,
kalp atışlarını ve insanların birbirine değip
olmayan bir dehşetin içine çekiyor.
Cangül Örnek, Tolga
tarttı biçti. Baba olmak için uygundu, her
sonra uzaklaşan yazgılarını şiirsel bir ince-
Şirin, Barış Zeren /
şeyi yerindeydi, iriydi, kocaman dalları var- Zamanın Duyguları /
likle örüyor; herkesin kendi yoluna düştü-
Tekin Yay. / 392 s.
dı. Sakat Mihal’den çok daha büyüktü. Ve Kolektif / Der. Aksu
ğü ama bir süreliğine aynı masada soluk-
onu asla dövmeyecekti. Seni baba edine- Bora, Gökçe Zeybek
landığı zamanların hikâyesini anlatıyor. Akademisyenler Can-
ceğim, dedi. Bu ifadeyi kendi uydurmuştu. Kabakcı / İletişim
gül Örnek, Tolga Şi-
Oidipus: İstenmeyen
Çocukları evlat ediniyorlarsa, demek ba- Yay. / 272 s.
rin ve Barış Zeren, Yol
Çocuk - Bilge Kral
balar da baba edinilebilir. Kestane sessiz-
Ayrımında Laiklik: Di-
İçinde yaşadığı-
Sürgün / Suat Dülger
ce kabul etti.” Daha çok romanlarıyla bili-
siplinlerarası Laiklik
mız “canavarlar
/ Say Yay. / 280 s.
nen ve sevilen Bulgar yazar Georgi Gos-
İncelemeleri’nde, laikli-
zamanı”nın bir korku
podinov, okurlarla bu kez öyküleriyle bulu-
“Sırların en büyüğü in- ği ekonomi, kadın hakları, sendikal mü-
çağı olduğunda nere-
şuyor. Kimileri muzip ve oyunbaz kimileri
sanın kendisidir.” Kitap- cadele ve eğitim gibi yaşamın tüm un-
deyse herkes hemfi-
hüzünlü ve melankolik on dokuz öyküden
tan... İnsanlık tarihi, ay- surlarıyla mercek altına alıyor. Yargı kıs-
kir görünüyor. Belirsiz-
oluşuyor Ve Her Şey Aya Büründü.
nı zamanda kendi ger- kacına alınan laiklik savunucularının mü-
liğin, güvensizliğin yarattığı korku. Ona
çeğini mitleştiren, sakla- cadelesi, sadece bir güncel olay olarak
Dünyanın En Kötü
yapışan öfke. Korkuyu korku değil de öf-
yan ve her çağda yeni- değil; Türkiye’nin demokratikleşme san-
Suçu - Peder Brown
ke olarak ifade etmeyi kolaylaştıran on-
den keşfeden bir “ifşa” cılarının ve laikliğin sınıfsal temellerinin
Öyküleri / G. K.
ca “bilgi”: İşsiz kaldık çünkü Suriyeliler
sürecidir. Bu sürecin en sarsıcı durakların- bir göstergesi olarak analiz ediliyor. Ki-
Chesterton / Çev.
geldi, güvende değiliz çünkü LGBTi’ler
dan biri hiç şüphesiz Oidipus’tur. Babasını tap, “Laiklik Bildirisi” üzerinden yürütü-
Burcu Çelik Gökçen /
dünyanın çivisini çıkardı... Ve bu ikisi-
öldürüp annesiyle evlenen o “lanetli” kra- len yargılamaların, aslında Türkiye’nin
Ketebe Yay. / 448 s.
nin ayrılmaz üçüncüsü, nefret. Eşlikçileri
lın hikâyesi, yalnızca Freudyen bir karma- nasıl bir “yol ayrımında” olduğunun so-
de az değil: Hınç, tiksinti, haset, kayıtsız-
G. K. Chesterton,
şa değil; iktidarın doğasına, yasanın sınır- mut bir kanıtı olduğunu vurguluyor.
lık... Ama haklarında daha az konuşulsa
1911’de yarattığı Peder
larına ve insan iradesinin kader karşısın-
da varlığından haberdar olduğumuz baş-
Dünyadan Son
Brown karakteriyle poli-
daki çaresizliğine ilişkin de devasa bir la-
ka duygular da var: Cesaret gibi, heves
Gidişimiz / Gülhan
siye türü içinde sadece
boratuvardır. Suat Dülger, “Oidipus’tan
gibi, merak gibi. “Zamanın duygusu mu-
Tuba Çelik / İletişim
bir dedektif değil, bam-
içeride bir Oidipus daha vardı” diyerek
dur” diye düşünülen duygular -sebat gi-
Yay. / 88 s.
başka bir görme biçimi yarattı. Dönemin
çıktığı bu yolda; Kadmos’un Fenike’den
bi, insaf gibi, şefkat gibi- bu “canavarlar
teknolojik yöntemlere dayanan soruşturma
getirdiği alfabe ve diğer becerilerle kurul- “Şimdi şöyle biber sal-
çağı”nda başka yolların, başka olanakla-
anlayışına yeni bir soluk getiren Chester-
muş Thebai’den Sophokles’in sahnelerin- çalı, zeytinyağlı bir kı-
rın da olduğuna işaret ediyor. Aksu Bo-
ton, suçlunun zihnine odaklanarak modern
deki siyasi gerilimlere, Antigone’nin ada- sır. Tabağa bile koyma-
ra ve Gökçe Zeybek Kabakcı’nın hazır-
polisiyenin sınırlarını genişletti. Sınırlı bir
let çığlığından modern dünyanın “uçurum dan, karıştırdığım kapta
ladığı derlemede Emin Alper, Akça Ataç,
alanda, tüm ipuçlarının okurla paylaşıldı-
insanlarına” geniş bir perspektif sunu- yer bitiririm. Gerçi tadı
Kübra Bozkurt, Kurtuluş Cengiz, Bircan
ğı bu “dürüst oyun” estetiği, Peder Brown
yor. Sfenks’in bilmecesi neden hâlâ gün- da kalmadı hiçbir şeyin.
Değirmenci, Hande Gür, Zerrin Kurtoğlu,
öykülerini birer şölene dönüştürür. Serinin
cel? Hukuk devleti ile tiranlık arasında- Pestisit üstüne pestisit.
Vivet Kanetti, Nilay Örnek, Burak Bilge-
devam eden maceraları Peder Brown’ın
ki ince çizgi nerede başlar? Oidipus, bir Twitter’da, Instagram’da her gün bir mey-
han Özpek, Haktan Ural, Sezen Ünlüö-
Şüpheciliği ve Peder Brown’ın Sırrı isim-
günahkâr mı yoksa toplumu arındıran bir ve sebze zehirli. Bir şeylerin iyilerinden ye-
nen, Sibel Yardımcı, Bediz Yılmaz ve Se-
li iki kitabı bir araya getiren Dünyanın En
kurban mıydı? Bu kitap, Sophokles’in tra- mek mümkün değil ne zamandır. Ölü ol-
zai Ozan Zeybek’in yazıları yer alıyor.
Kötü Suçu, Chesterton’ın keskin zekâsını,
jik kahramanını antik çağın tozlu sayfala- sak her türlü daha iyi. İnsan gibi yaşar ol-
özgün mizah anlayışını ve toplumsal eleş-
Kanlı Kanatlar / Ayşe
rından çıkarıp günümüzün siyasal ve sos- maktan çıkarıldık.” Kitaptan... Gülhan Tu-
tirilerini bir asır sonra bile ilk günkü çarpı-
Erbulak / Eksik Parça
yal krizlerine bir ayna olarak tutuyor. ba Çelik, Dünyadan Son Gidişimiz’de, bir
cılığıyla ortaya koyan modern bir klasik. Yay. / 152 s.
ayağı çağımızın her yerde üstümüze boca
Turandot - Opera
edilen o parıltılı vitrinlerinin önünde, diğer
Lale Pudding Shop “Ayşe Erbulak polisiye
Klasikleri 36 /
ayağı arka sokakların tam göbeğinde du-
/ Liz Behmoaras / edebiyatının en üret-
Giacomo Puccini /
ran öyküler anlatıyor. Kalabalık ve steril si-
Doğan Kitap / 304
Çev. Selin Atasever ken yazarlarından bi-
telerle evlerin birbirinin üstüne devrildiği o
s.
/ Fihrist Kitap / 116 s. ri olarak okurlarına bir
tıklım tıklım mahallelerin arasındaki birkaç
kez daha kadın kale-
Değişim rüzgârlarının
Giacomo Puccini’nin adımın, basit ve fiziksel bir eylemin ötesin-
minin gücünü gösteri-
estiği 1960’lı yıllar-
son yapıtı Turandot, de taşıdığı anlamı deşiyor. Bazen sıradan
yor.” Ahmet Ümit. Mü-
da, dünyanın dört bir
opera tarihinin en gör- bir nesnenin varlığının ya da yokluğunun,
zik bitti. Alkış koptu.
yanından gençler,
kemli, en karanlık ve bazen bir anda kendimizi içinde bulduğu-
Kepler havaya uçarken nereden geldiği
Katmandu’ya doğru
en tutkulu başyapıtla- muz, önemsizmiş gibi görünen o duygu-
“şimdilik” bilinmeyen bir patlama oldu.
uzun ve zorlu bir yol-
rından biridir. Efsane- nun nasıl başlı başına yaşamın ta kendisi
Ülkenin gelmiş geçmiş en büyük felaketi
culuğa koyuldular. Ki-
vi Çin İmparatorluğu’nun kanla yıkanmış olduğunu fark ettiriyor.
o haziran ayında yaşandı... Kanlı Kanat-
mi için arayıştı bu yolculuk, kimisi için ka-
surları ardında, kusursuz ama kalbi buz
20. Yüzyıl
lar, Ayşe Erbulak’ın “Katil kim” sorusu-
çış. Ama düşleri aynıydı: Daha özgür, da-
tutmuş Prenses Turandot, taliplerini ölüm-
Hayaletleri / Joe Hill
nun ve ters köşe finallerin peşinden git-
ha adil, daha güzel bir dünya kurmak. Ta-
cül bir sınava tabi tutmaktadır: Onun so-
/ Çev. Esat Ören /
meyi geride bıraktığını, artık ilgisini ka-
rihe “hippiler” ya da “çiçek çocuklar” ola-
racağı üç bilmeceyi çözen yaşamını ve
İthaki Yay. / 344 s.
tilin nasıl yakalanacağı ve bu süreçte
rak geçen bu kuşak için İstanbul, bu bü-
tahtı kazanacak, mağlup olan ise başını
okurun onunla kurduğu bağın çektiğini
yük serüvenin en unutulmaz duraklarından celladın baltasına teslim edecektir. Ancak Joe Hill, türün sınırları-
ifade ettiği ve ete kemiğe büründürdüğü
biri olurken Sultanahmet’teki mütevazı bir sürgündeki Meçhul Prens Calaf’ın gözle- nı zorladığı öykü derle-
bir roman. Okurun bazen katile hak ver-
muhallebici de dönemin simge mekânına rini kamaştıran bu ilahi güzellik, ölümü bi- mesinde, korkunun sa-
mesi, bazen ondan nefret etmesi ve bel-
dönüştü: Lale Pudding Shop. Hippile- le hiçe sayacak sarsılmaz bir tutkuya dö- dece karanlık köşeler-
ki de katilin sandığından çok daha yakı-
rin yolu Türkiye’de, eşitsizliğe ve geri kal- nüşür. Gonga vurulan o üç meşum dar- de değil; bir bodrum
nında olabileceğini düşünmesi amacıyla
mışlığa karşı her türlü bedeli ödemeye ha- beyle birlikte, Pekin’de kimsenin uyuya- katının yalıtılmış sessiz-
zır genç bir kuşağın arayışıyla kesişti: Ai- mayacağı o uzun ve korkunç gece baş- liğinde, bir sinema sa- yazdığını ifade ettiği, okuru çelişkili duy-
lesinin açtığı yaraları sarmak için ülkesin- lar. Turandot; iktidar hırsının, kibrin ve saf lonunun tozlu koltuklarında ve insan ru- gularla da baş başa bırakan bir polisiye.
7 Mayıs 2026 15

