15 Mayıs 2026 Cuma Türkçe Subscribe Login

Catalog

Ve Her Şey Aya hunun en mahrem dehlizlerinde saklan- Büründü - Öyküler / dığını gösteriyor. Imogene, 1945’ten be- Georgi Gospodinov ri bir sinema salonunun tozlu koltukların- / Çev. Hasine Şen da gün sayan genç ve güzel bir ölü. Fran- Karadeniz / Metis cis bir zamanlar insandı, şimdiyse hüzün- Yay. 144 s. lü şarkısıyla dünyayı sarsan dev bir böcek. John, yarım düzine çocuğun kanıyla leke- “Ufaklık’ın bir babaya lenmiş bir bodrumda tutsak. Hattı çoktan VİTRİNDEKİLER öyle ihtiyacı vardı ki... kesilmiş antika bir telefonla, geceleri ölü- Evlat edinilmek için ile- lerden gelen aramaları bekliyor. Nolan ise ri sayılacak yaştaydı, den kaçan Tommy, kendini sevecek bir fedakârlığın insan ruhundaki amansız ça- kardeşinin inşa ettiği devasa karton kale- adeta moruktu (bunu Türk eş arayan Lilian, kansız devrim ha- tışmasını anlatan lirik bir destandır. Küçük nin ardında pusuya yatmış tekinsiz dün- Tsetsa söylemişti), hem bu zor yıllarda kim yalleri kuran Alexis... Yaşamını kaybetme köle Liù’nun yürek yakan masumiyetin- yaları keşfediyor. Hill, her sayfada gerçek- kendine bir yetim alırdı ki. Ve bir gün öyle- pahasına hippilere öykünen Perran, ken- den, “Nessun dorma“nın yenilmez umu- liğin zeminini ayağınızın altından kaydırır- ce, odanın penceresinden boş boş bakar- dini müziğe adayan Erol, değişime karşı duna her satır, Puccini’nin notalara döktü- ken sizi kurbanla celladın birbirine karıştığı ken onu gördü. Avlunun dibindeki büyük muhafazakâr gazeteci Ogan... Ait olduğu ğü ölümsüz hüznü ve coşkuyu barındırır. o dar koridorlara hapsediyor. Gözkapakla- kestane ağacını. Aynı gün öğleden sonra farklı dünyaları hiçbirine ihanet etmeden rına dikilen gülen yüz düğmeleri, geri dö- Yol Ayrımında Laiklik derslerin ardından gizlice dışarıya çıktı ve birleştirmeye çalışan Leyla... Liz Behmo- nüşü olmayan o karanlık ormanlar ve ses- - Disiplinlerarası ağacın yanına gitti. Etrafında dolandı, ka- aras, Lale Pudding Shop’ta bir dönemin sizliğin içinden gelen fısıltılar, okuru kaçışı Laiklik İncelemeleri / buğunu eliyle yokladı, her tarafını inceledi, kalp atışlarını ve insanların birbirine değip olmayan bir dehşetin içine çekiyor. Cangül Örnek, Tolga tarttı biçti. Baba olmak için uygundu, her sonra uzaklaşan yazgılarını şiirsel bir ince- Şirin, Barış Zeren / şeyi yerindeydi, iriydi, kocaman dalları var- Zamanın Duyguları / likle örüyor; herkesin kendi yoluna düştü- Tekin Yay. / 392 s. dı. Sakat Mihal’den çok daha büyüktü. Ve Kolektif / Der. Aksu ğü ama bir süreliğine aynı masada soluk- onu asla dövmeyecekti. Seni baba edine- Bora, Gökçe Zeybek landığı zamanların hikâyesini anlatıyor. Akademisyenler Can- ceğim, dedi. Bu ifadeyi kendi uydurmuştu. Kabakcı / İletişim gül Örnek, Tolga Şi- Oidipus: İstenmeyen Çocukları evlat ediniyorlarsa, demek ba- Yay. / 272 s. rin ve Barış Zeren, Yol Çocuk - Bilge Kral balar da baba edinilebilir. Kestane sessiz- Ayrımında Laiklik: Di- İçinde yaşadığı- Sürgün / Suat Dülger ce kabul etti.” Daha çok romanlarıyla bili- siplinlerarası Laiklik mız “canavarlar / Say Yay. / 280 s. nen ve sevilen Bulgar yazar Georgi Gos- İncelemeleri’nde, laikli- zamanı”nın bir korku podinov, okurlarla bu kez öyküleriyle bulu- “Sırların en büyüğü in- ği ekonomi, kadın hakları, sendikal mü- çağı olduğunda nere- şuyor. Kimileri muzip ve oyunbaz kimileri sanın kendisidir.” Kitap- cadele ve eğitim gibi yaşamın tüm un- deyse herkes hemfi- hüzünlü ve melankolik on dokuz öyküden tan... İnsanlık tarihi, ay- surlarıyla mercek altına alıyor. Yargı kıs- kir görünüyor. Belirsiz- oluşuyor Ve Her Şey Aya Büründü. nı zamanda kendi ger- kacına alınan laiklik savunucularının mü- liğin, güvensizliğin yarattığı korku. Ona çeğini mitleştiren, sakla- cadelesi, sadece bir güncel olay olarak Dünyanın En Kötü yapışan öfke. Korkuyu korku değil de öf- yan ve her çağda yeni- değil; Türkiye’nin demokratikleşme san- Suçu - Peder Brown ke olarak ifade etmeyi kolaylaştıran on- den keşfeden bir “ifşa” cılarının ve laikliğin sınıfsal temellerinin Öyküleri / G. K. ca “bilgi”: İşsiz kaldık çünkü Suriyeliler sürecidir. Bu sürecin en sarsıcı durakların- bir göstergesi olarak analiz ediliyor. Ki- Chesterton / Çev. geldi, güvende değiliz çünkü LGBTi’ler dan biri hiç şüphesiz Oidipus’tur. Babasını tap, “Laiklik Bildirisi” üzerinden yürütü- Burcu Çelik Gökçen / dünyanın çivisini çıkardı... Ve bu ikisi- öldürüp annesiyle evlenen o “lanetli” kra- len yargılamaların, aslında Türkiye’nin Ketebe Yay. / 448 s. nin ayrılmaz üçüncüsü, nefret. Eşlikçileri lın hikâyesi, yalnızca Freudyen bir karma- nasıl bir “yol ayrımında” olduğunun so- de az değil: Hınç, tiksinti, haset, kayıtsız- G. K. Chesterton, şa değil; iktidarın doğasına, yasanın sınır- mut bir kanıtı olduğunu vurguluyor. lık... Ama haklarında daha az konuşulsa 1911’de yarattığı Peder larına ve insan iradesinin kader karşısın- da varlığından haberdar olduğumuz baş- Dünyadan Son Brown karakteriyle poli- daki çaresizliğine ilişkin de devasa bir la- ka duygular da var: Cesaret gibi, heves Gidişimiz / Gülhan siye türü içinde sadece boratuvardır. Suat Dülger, “Oidipus’tan gibi, merak gibi. “Zamanın duygusu mu- Tuba Çelik / İletişim bir dedektif değil, bam- içeride bir Oidipus daha vardı” diyerek dur” diye düşünülen duygular -sebat gi- Yay. / 88 s. başka bir görme biçimi yarattı. Dönemin çıktığı bu yolda; Kadmos’un Fenike’den bi, insaf gibi, şefkat gibi- bu “canavarlar teknolojik yöntemlere dayanan soruşturma getirdiği alfabe ve diğer becerilerle kurul- “Şimdi şöyle biber sal- çağı”nda başka yolların, başka olanakla- anlayışına yeni bir soluk getiren Chester- muş Thebai’den Sophokles’in sahnelerin- çalı, zeytinyağlı bir kı- rın da olduğuna işaret ediyor. Aksu Bo- ton, suçlunun zihnine odaklanarak modern deki siyasi gerilimlere, Antigone’nin ada- sır. Tabağa bile koyma- ra ve Gökçe Zeybek Kabakcı’nın hazır- polisiyenin sınırlarını genişletti. Sınırlı bir let çığlığından modern dünyanın “uçurum dan, karıştırdığım kapta ladığı derlemede Emin Alper, Akça Ataç, alanda, tüm ipuçlarının okurla paylaşıldı- insanlarına” geniş bir perspektif sunu- yer bitiririm. Gerçi tadı Kübra Bozkurt, Kurtuluş Cengiz, Bircan ğı bu “dürüst oyun” estetiği, Peder Brown yor. Sfenks’in bilmecesi neden hâlâ gün- da kalmadı hiçbir şeyin. Değirmenci, Hande Gür, Zerrin Kurtoğlu, öykülerini birer şölene dönüştürür. Serinin cel? Hukuk devleti ile tiranlık arasında- Pestisit üstüne pestisit. Vivet Kanetti, Nilay Örnek, Burak Bilge- devam eden maceraları Peder Brown’ın ki ince çizgi nerede başlar? Oidipus, bir Twitter’da, Instagram’da her gün bir mey- han Özpek, Haktan Ural, Sezen Ünlüö- Şüpheciliği ve Peder Brown’ın Sırrı isim- günahkâr mı yoksa toplumu arındıran bir ve sebze zehirli. Bir şeylerin iyilerinden ye- nen, Sibel Yardımcı, Bediz Yılmaz ve Se- li iki kitabı bir araya getiren Dünyanın En kurban mıydı? Bu kitap, Sophokles’in tra- mek mümkün değil ne zamandır. Ölü ol- zai Ozan Zeybek’in yazıları yer alıyor. Kötü Suçu, Chesterton’ın keskin zekâsını, jik kahramanını antik çağın tozlu sayfala- sak her türlü daha iyi. İnsan gibi yaşar ol- özgün mizah anlayışını ve toplumsal eleş- Kanlı Kanatlar / Ayşe rından çıkarıp günümüzün siyasal ve sos- maktan çıkarıldık.” Kitaptan... Gülhan Tu- tirilerini bir asır sonra bile ilk günkü çarpı- Erbulak / Eksik Parça yal krizlerine bir ayna olarak tutuyor. ba Çelik, Dünyadan Son Gidişimiz’de, bir cılığıyla ortaya koyan modern bir klasik. Yay. / 152 s. ayağı çağımızın her yerde üstümüze boca Turandot - Opera edilen o parıltılı vitrinlerinin önünde, diğer Lale Pudding Shop “Ayşe Erbulak polisiye Klasikleri 36 / ayağı arka sokakların tam göbeğinde du- / Liz Behmoaras / edebiyatının en üret- Giacomo Puccini / ran öyküler anlatıyor. Kalabalık ve steril si- Doğan Kitap / 304 Çev. Selin Atasever ken yazarlarından bi- telerle evlerin birbirinin üstüne devrildiği o s. / Fihrist Kitap / 116 s. ri olarak okurlarına bir tıklım tıklım mahallelerin arasındaki birkaç kez daha kadın kale- Değişim rüzgârlarının Giacomo Puccini’nin adımın, basit ve fiziksel bir eylemin ötesin- minin gücünü gösteri- estiği 1960’lı yıllar- son yapıtı Turandot, de taşıdığı anlamı deşiyor. Bazen sıradan yor.” Ahmet Ümit. Mü- da, dünyanın dört bir opera tarihinin en gör- bir nesnenin varlığının ya da yokluğunun, zik bitti. Alkış koptu. yanından gençler, kemli, en karanlık ve bazen bir anda kendimizi içinde bulduğu- Kepler havaya uçarken nereden geldiği Katmandu’ya doğru en tutkulu başyapıtla- muz, önemsizmiş gibi görünen o duygu- “şimdilik” bilinmeyen bir patlama oldu. uzun ve zorlu bir yol- rından biridir. Efsane- nun nasıl başlı başına yaşamın ta kendisi Ülkenin gelmiş geçmiş en büyük felaketi culuğa koyuldular. Ki- vi Çin İmparatorluğu’nun kanla yıkanmış olduğunu fark ettiriyor. o haziran ayında yaşandı... Kanlı Kanat- mi için arayıştı bu yolculuk, kimisi için ka- surları ardında, kusursuz ama kalbi buz 20. Yüzyıl lar, Ayşe Erbulak’ın “Katil kim” sorusu- çış. Ama düşleri aynıydı: Daha özgür, da- tutmuş Prenses Turandot, taliplerini ölüm- Hayaletleri / Joe Hill nun ve ters köşe finallerin peşinden git- ha adil, daha güzel bir dünya kurmak. Ta- cül bir sınava tabi tutmaktadır: Onun so- / Çev. Esat Ören / meyi geride bıraktığını, artık ilgisini ka- rihe “hippiler” ya da “çiçek çocuklar” ola- racağı üç bilmeceyi çözen yaşamını ve İthaki Yay. / 344 s. tilin nasıl yakalanacağı ve bu süreçte rak geçen bu kuşak için İstanbul, bu bü- tahtı kazanacak, mağlup olan ise başını okurun onunla kurduğu bağın çektiğini yük serüvenin en unutulmaz duraklarından celladın baltasına teslim edecektir. Ancak Joe Hill, türün sınırları- ifade ettiği ve ete kemiğe büründürdüğü biri olurken Sultanahmet’teki mütevazı bir sürgündeki Meçhul Prens Calaf’ın gözle- nı zorladığı öykü derle- bir roman. Okurun bazen katile hak ver- muhallebici de dönemin simge mekânına rini kamaştıran bu ilahi güzellik, ölümü bi- mesinde, korkunun sa- mesi, bazen ondan nefret etmesi ve bel- dönüştü: Lale Pudding Shop. Hippile- le hiçe sayacak sarsılmaz bir tutkuya dö- dece karanlık köşeler- ki de katilin sandığından çok daha yakı- rin yolu Türkiye’de, eşitsizliğe ve geri kal- nüşür. Gonga vurulan o üç meşum dar- de değil; bir bodrum nında olabileceğini düşünmesi amacıyla mışlığa karşı her türlü bedeli ödemeye ha- beyle birlikte, Pekin’de kimsenin uyuya- katının yalıtılmış sessiz- zır genç bir kuşağın arayışıyla kesişti: Ai- mayacağı o uzun ve korkunç gece baş- liğinde, bir sinema sa- yazdığını ifade ettiği, okuru çelişkili duy- lesinin açtığı yaraları sarmak için ülkesin- lar. Turandot; iktidar hırsının, kibrin ve saf lonunun tozlu koltuklarında ve insan ru- gularla da baş başa bırakan bir polisiye. 7 Mayıs 2026 15
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear