Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
Necati, Aziz Necati
bil kuşu gibi dolaş ülkemin semalarında
/ Hayrettin Filiz / ve kendi sözünü söylemenin taşlı yolların-
Yeni Kuşak Köy dan geçerek ulaş kendine’. Belki bir da-
Enstitülüler Derneği ha görüymeyecek olmanın hüznü içinde,
(YKKED) Yay. / 268 son bir söz bekler gibi baktığımı hissetti ve
s. / 2026. gülümsedi: ‘Abbas’a da selam söyle... Şi-
ir bizi götürecek!’” Meriç Renkver. Karan-
“Bolca belge koy-
lıkta Furuğ Olmak’ta, sadece çıplak ayakla
VİTRİNDEKİLER
duk kitabımıza. Harf
dolaşmayı, çıplak ayakla dans etmeyi ar-
Devrimi’ne ve Millet
zuladığı için töhmet altında kalıp yaralanan
Mekteplerine başka
tuklu kaldığı hapis günlerini kaleme aldı- lerini fark ederler. Karşılarında, sıradan ka-
vicdanlı bir insanın sesinin ve dünyasının
pencerelerden bakma-
ğı Bizim Burada Ne İşimiz Var’da, Silivri çakçılar değil, iyi organize olmuş, acıma-
21’inci yüzyılda bir kez daha duyulmasına
yı denedik. Küçücük bir ayrıntının peşin-
Cezaevi’nin 5. ve 9. koğuşlarındaki zorun- sız ve her yere sızabilen bir yapı vardır. Ve
aracı olmak isteyen Meriç Renkver’in İran
den gidip okuyanı sıkmayan, boğmayan
bu yapı, gerçeğin ortaya çıkmasını engel-
lu misafirlik günlerini, cezaevindeki yaşa- şiirinin usta ismi Furuğ Ferruhzad’ın dün-
öyküler anlatmayı istedik. Kitabımız, Neca-
ma ilişkin çarpıcı gözlemleriyle aktarıyor. lemek için her şeyi göze almıştır. Sandi- yaya bugünden bakıp yeniden seslenme-
ti araştırmacılarına ya da onu anlamak is-
İlk kitabı Gurban: Kızıl Ordu’dan Silivri’ye ma Tableti, hem iş dünyasından hem de iş sini temsil eden şiirleri yer alıyor.
teyen devrimci ruhlara bir parçacık da olsa
ile dikkat çeken Furkan Karabay, önsözü ve yönetim alanındaki kitaplarıyla tanınan
Sahilden Ötesi / Ali
kuvvet ve esin sağlarsa ne mutlu bize! Bin
Cem Kozlu’dan eski bir gazetecinin pe-
Ahmet Ümit, sonsözü Ilgaz Gökırmaklı ta-
Sefünç / Çınar Yay.
senedir doğmayı unutan devrim güneşi-
şinde arkeolojik keşifler, gizemler ile küre-
rafından kaleme alınan yeni kitabında bu
/ 328 s.
ne ne yapması gerektiğini hatırlatan Mus-
kez doğrudan kendi yaşadıklarını anlatı- sel entrikaların iç içe geçtiği ve Batı uygar-
tafa Necati’ye saygımızı duyurmaya çalış-
Ege’nin maviliği, bü-
yor; Türkiye’nin ifade özgürlüğü karnesine lığının başlangıcına ilişkin bazı kabulleri de
tığımız kitabımızın yeni Necati’ler doğma-
yük şehirden kaçanlar
sorguladığı soluk soluğa bir polisiye.
ayna tutuyor. Karabay, Silivri Cezaevi’nin
sına neden olmasını diliyoruz.” Hayrettin
için hep bir kurtuluş
koğuşlarında geçen günlerini, özgürlüğün-
Filiz. Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derne- Ahmet Özer
vaadidir. Giray, aklına
den mahrum bırakılanların hikâyelerini,
ği (YKKED) Yayınları tarafından 1923 Kül- Armağanı - Emekle
sızan bu vaadi kabul
baskı düzenini, dayanışmayı ve insan onu-
tür, Eğitim ve Yardımlaşma Vakfı işbirliğiy- Yoğrulan Bir
edip yaşamının yarı-
runu 43 kısa hikâyede anlatıyor. Bizim Bu-
le yayımlanan, Köy Enstitülerinin 86’ncı, Yaşam / Kolektif
sını Almanya’da bıra-
rada Ne İşimiz Var yalnızca bir cezaevi an-
derneğin ise 25’inci kuruluş yılına armağan / Haz. Nermin
karak Ege’nin sevimli
latısı değil, Türkiye’de gazeteciliğin hangi
ettiği Necati, Aziz Necati adlı incelemesin- Küçükceylan /
ve sakin bir sahil kasabasına yerleşir. Ar-
koşullarda ve nasıl bedel ödenerek yapıl-
de, Cumhuriyetin öncü isimlerinden Mus- Payda Yay. / 614 s.
zularına karşı dürüst, tutkularına sadık bir
dığını da gösteren sarsıcı bir tanıklık met-
tafa Necati’nin bilinmeyen yönlerini belge-
“Ahmet Özer, Mus- insandır. Kasaba, şehrin kaosundan ka-
ni, susturulmak istenen gazeteciliğin asla
lerle gün yüzüne çıkarıyor Hayrettin Filiz.
tafa Kemal Atatürk çışın bir yolu olduğu gibi, hoyrat ve neşe-
boyun eğmeyeceğini edebi anlatıyla orta-
Kitap adını, İsmet İnönü’nün, 1929’da ya-
hayranı, Cumhuriyet li bir yaşama açılan yeni, gizemli bir kapı-
ya koyan bir direniş.
şama veda eden Mustafa Necati’nin ce-
âşığı; şairlikte en te- dır aynı zamanda. Ne var ki insan, şehir-
naze töreninde yaptığı konuşmada ge-
İmge Güneşi /
peye koyduğu Nâzım den kaçsa da içindeki karmaşayı berabe-
çen “Necati, Aziz Necati” ifadesinden alı-
Haydar Aksoy /
Hikmet yolundan giderken ezilenin, kadı- rinde taşır. Giray, bu gerçeği sahilin öte-
yor. Yazar incelemesinde Necati’nin kısa
Kırk Yay. / 112 s.
nın, çocuğun yanında sözü nakışlayandır. sine taşıdığı geçmişiyle yüzleşerek öğre-
ancak etkili yaşamına ve eğitim alanında-
Emeğin, çalışanın, çalışkanın yanında ya- nir. Ali Sefünç, Sahilden Ötesi’nde aşk ve
“Ömrüm,/ ey gittikçe
ki devrimci adımlarına odaklanıyor. Musta-
şamın bir soluğunu bile boşa harcama- varoluşu mizahla harmanlıyor ve Giray’ın
yalnızlaşan ömrüm,/
fa Necati’nin Mübadele ve İskân Bakanlı-
dan dolu dolu koşturarak yaşayan, üret- yaşamı aracılığıyla cesur bir soru yönel-
ferah tut yüreğini:/ el-
ğı, Adalet Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlı-
meden bir gününü geçirmeyendir. Sözü- tiyor: İnsan gerçekten nereye kaçabilir
bet geçer bu hüzün
ğı dönemlerinde gerçekleştirdiği reformları
nün eri, ikirciklenmeden ilkeli yaşamış sa- kendisinden ve geçmişinden başka?
baykuşu mevsim./ El-
daha önce yayımlanmamış belge ve bilgi-
natçıları; ülkesini yüceltebilmek için yaşa-
bet bir an gelir;/ yağ-
lerle ele alıyor. Harf Devrimi ve Millet Mek- İstanbul Limonatası
mını hiçe saymış alanında önder değerleri-
murlu, eflatun bir güne
tepleri gibi Cumhuriyetin temel dönüşüm- / Yasemin Özek /
mizi gün yüzüne çıkarmayı kendine görev
uyanır hayat,/ canlanır
lere de geniş yer veren Filiz, yalnızca eği- Epsilon Yay. / 336 s.
edinip bunun yükümlülüğüyle kalemini iş-
yeryüzü,/ çiçek açar ansızın/ masmavi bir
tim politikaları değil; Türk sporunun geli-
letendir. Zonguldak’ta, Soma’da maden- “Malzemeler dünya-
gökyüzü...” Kitaptan... Türk şiirinin en ka-
şiminde rol oynayan Altay ve Balıkesir İd-
ci; Madımak`ta yanan yakılandır. Gazete- nın her yerindekiy-
dim damarı, çoğu zaman karanlığın için-
man Yurdu gibi kulüplerin kuruluş süreç-
ci-yazar Neriman Hikmet’i, Suat Derviş’i le aynıydı ama adı-
den doğan bir ışık hüzmesiyle akar. Hay-
leri, tiyatro alanındaki gelişmeler ve dö-
yazılarında gündemde tutan, değerlerimi- nı İstanbul koyduğum
dar Aksoy’un İmge Güneşi kitabı, tam da
nemin toplumsal yapısını da merceğe alı-
zin yok olup gitmesine gönlü elvermeyen; bu limonatayı diğerle-
bu ışığın izini süren bir şiir toplamı. Aksoy
yor. 15 bölümden oluşan ve yaklaşık 150
Ressam Agop Arad gibi sanatçıları görü- rinden ayıran en bü-
şiirlerinde yalnızlığın derin kuyularından,
kaynak kullanılan kitapta, dönemin gaze-
nür kılmayı görev bellemiş; duygulu, in- yük ve tek özelliği her
savaşın karanlık sokaklarından, aşka ve
te ve dergilerinden haber ve fotoğraflar-
celikli, değerbilir bir araştırmacı yazar- defasında çocuklu-
şefkate açılan ince yolların kıyısından ses-
la da zengin bir içerik sunuluyor. Necati,
dır. Dergicilik onda bir sevdadır. Her şey- ğumdan, gençliğimden bir İstanbul anı-
leniyor. Anneye adanmış bir şefkat, sev-
Aziz Necati, bir biyografi olmanın ötesin-
den önce, “// gittin/ öksüz bir çocuk sığın- sı anlatmamdı. Şişli’nin, Büyükada’nın,
de; Cumhuriyetin ilk yıllarındaki toplumsal giliye yönelen bir çağrı, savaşa karşı yük-
dı göğsüme/ susuz kaldı penceremi çevre- Beyoğlu’nun bir köşesinden çıkıvermiş
dönüşümü ve eğitim devrimini farklı yönle- selen bir isyan ve insanın kendine dönüş
leyen menekşe/ karanlık döküldü şiirime//” bir hatırayı anlatıyordum. Çocuklarım için
riyle ele alan kapsamlı bir kaynak. yolculuğu, bu kitapta aynı şiirsel evrende
diyen bir güzel şairdir. Kemençenin tını- bir oyun, benim içinse kırk yıllık anıları te-
buluşuyor. İmge Güneşi, karanlığın en yo-
Bizim Burada Ne sı kıpırtısında bir anını bile yele vermezken mize çekmek, günlüğe iki satır yazmak
ğun anında bile ışığı düşleyenler için...
İşimiz Var? / Furkan sesini rüzgâra verendir. “Sözün kanatların- gibiydi... Yaşamımın ta kendisiydi İstan-
Karabay / Tekin Sandima Tableti / da uçan”dır. Fırtınaları üretime dönüştüren bul limonatam!” Yasemin Özek. İstanbul
Cem Kozlu / Remzi sakin görünümlü çılgın ağabeyimiz, sen Limonatası adlı romanında. kendisini, içi-
Yay. / 152 s.
Kitabevi / 176 s. çok yaşa, emi! Sevgiyle, saygıyla…” Ner- ni duymaya başlayan Dario’nun öyküsü-
“Furkan bir yandan
min Küçükceylan. Yazında altmış yıla va- nü anlatıyor Yasemin Özek.
Genç arkeolog Elâ, ça-
yaşadığı ağır koşulla-
ran usta şair ve yazar, Türkçe ve edebiyat
lıştığı müzenin ses- Hevesi Kirpiğinde
ra yazarak katlanırken
öğretmeni Ahmet Özer’e adanmış bu ar-
/ Polat Özlüoğlu /
bir yandan da tarihsel siz koridorlarında do-
mağan kitap adı gibi “emekle yoğrulan bir
İthaki Yay. / 112 s.
laşan görünmez teh-
bir tanıklığı yerine geti-
yaşam”ın, ve yetkin bir verimin ifadesi.
likeyi ilk fark eden ki-
riyor. Bunu şahane bir
“Yollar biz yürüdük-
Karanlıkta Furuğ
şi olur. MÖ 2. bin yı-
şekilde yapıyor, tıpkı
çe uzadı, uzadıkça ca-
Olmak / Meriç
kendisinden önceki yazarlarımızın yaptığı lın ortalarına tarihlenen
navarlar çoğaldı, ço-
Renkver / Telos
ve Anadolu’nun kadim
gibi. Ve kitabın son satırlarını bitirip öylece
ğaldıkça korkularımız
Yay. / 96 s.
halklarından Luvilerin henüz tam çözüle-
kaldığımızda aklımızdan şunlar geçiyor: İn-
hortladı, hortladıkça
memiş dilinde yazılmış olan Sandima Tab-
san bu hale düşürülmemeli. İnsan bu ha-
“Ben bu kitabı Furuğ çaldı içimizden birka-
le düşürülmüşse insan insanlığından utan- leti, artık güvende değildir. Birileri onu çal-
ile ‘konuşarak’ yaz- çını. Eksile eksile her
malı.” Ahmet Ümit. “Bu kitap, yargı sopa- mak üzeredir. Sandima Tableti sıradan bir
dım! Kalbimde yer adımda, döküle saçıla
arkeolojik buluntu değildir. Deşifre edilir-
sıyla tutsak edildiği sanılan bir gazeteci-
eden itiraf etme ar- serçeler gibi yollara, biz hep yürüdük.” Ki-
se insanlık tarihinin en köklü kabullerin-
nin ne olursa olsun yazmaya, tanıklık et-
zusunu bastırıp ‘Se- taptan... Bir meydanda dağılan yaşamlar,
meye devam ettiğinin göstergesi. Ve en den birini geçersiz kılabilecek sarsıcı bir
ni seviyorum’ yeri- yollara düşen çocuklar, adı silinen insan-
önemlisi, Furkan’ın öykülerinde sık sık tek- gerçeğin kapısını aralayacaktır. Elâ’nın yo-
ne ‘Sesin olmak isti- lar... Polat Özlüoğlu, Heves Kirpiğinde adlı
rar ettiği sözü -her zaman olduğu gibi- tut- lu, gerçeğin peşinden gitme uğruna kari-
yorum’ dedim kitaptan söz açıldığında. Bir kitabında tanıdık mekânlarda, anlarda kırıl-
yerini kaybetmiş ünlü bir gazeteciyle kesi-
tuğunun da kanıtı: ‘Sizi unutmadım; ölüm- süre aynaya baktıktan sonra elini yanağı- malarla ilerliyor; olanı anlatmaktan çok ge-
süzleştirdim.’” Ilgaz Gökırmaklı. Gazete- şir. Güçlerini birleştirip olayın üzerine git- na koydu: ‘Herkes bir yerden alır ilhamı- ride kalanı izliyor, belleğin kolayca kapata-
ci Furkan Karabay, farklı gerekçelerle tu- tiklerinde, karanlık bir planın içine çekildik- nı. Sen de şiirlerimi al ve çık yola, bir eba- madığı yerlerden konuşuyor.
10 7 Mayıs 2026

