Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
Arundhati Roy’un
anlattığı bir dünyadan!
ir romancı anılarını yazmalı mıdır? Bu Onun, “kendi koşullarımda yazma özgürlüğü”
soruyu Yaşar Kemal’e sorduğumda; dediği şey, her ne kadar Booker Ödülü getirse de
B “Bir romancı anılarını yazmamalıdır, kapana kısılmak tedirginliğini hep hisseder.
romanı yaşadıklarından bir parçadır, sonra Ünün bir “esaret” olduğunun bilincindedir. Bu da,
ne yazabilir ki!” gibisinden bir yanıt vermişti. yani o başarı, kendisi için bir ivme ve kabuk değiş-
Ardından romanın bir yaratım olduğu- tirmedir: “Benim nehrim tanınmayacak kadar değişti.
nu ama romancının beslendiği kaynakların Yüzmeyi sil baştan öğrenmem gerekiyordu.” (s. 195)
kendi yaşamından izler taşımasının kaçınıl- “Bütün ışıkların en keskini, en acımasızı” olan
mazlığını konuşmuştuk. “edebiyat ışığı” bundan sonraki yolunu belirleye-
Buna karşı birçok romancı anılarını yaz- cektir. Yol arkadaşı Pradip’le yollarını böylece ayı-
mıştır. Bunların içinde anıvari yazılan gün- rır. Onun iki kızıyla birlikte yaşadıkları evden, “zor-
lu ve güç” konumdan kopar.
lükler de vardır. Gabriel Garcia Marquez’in
Aradaki “uçurum” onu alıp başka bir kıyıya taşı-
Anlatmak İçin Yaşamak’ı yazılan anıların,
yacaktır. Böylece kendi başına yazı uğraşını sür-
bence, en gözdesi. Belki de “nasıl yazılma-
dürebileceği bir alan açar kendisine.
lı” konusuna da açıklık getiren bir tanıklık
Ötede isi, yaşadığı bir “gönül yarası” vardır. Ya-
onunkisi. Tıpkı şu anda okuduğum Arund-
hati Roy’un Sığınağım ve Fırtınam’ı (*) gibi. payalnızdır, yalnızca edebiyat vardır yaşamında:
aramadaki bir anlaşma olacaktı. Bir senaryonun tam ter-
“Olan bitenin hiçbirini Mrs Roy’la konuşmadım. Mrs Roy,
sini yazmaya çalışacaktım. İnatla görselliği olan ama filmi
AKTİVİST ROMANCININ KENDİ OLMA KOŞUSU...
aldığınız yaraları güvenle paylaşabileceğiniz biri değildi. Gü-
çekilemeyecek bir kitap. Böylece bir şey var olmasa bile
Onun protest bakışının filizlendiği çocukluk zamanına
venli bir uzaklıkta durmam gerektiğini biliyordum.” (s. 199)
ben var etmeyi denemek istiyordum.” (s. 169)
okurunu döndüren satırlarını okuduğunuzda duraklıyorsu-
Onca karmaşanın içindeki bir yaşam, iş-uğraş arasın-
KIŞKIRTICI, HAİN-YAZAR!
nuz bir anda. Roy, bir romancı değil, toplumun vicdanı ola-
da pek de sevmeden yaptığı sinema için senaryo yaz-
Bu yaşama girdabı, ülkenin sürüklendiği siyasi çalkantılar
bilen bir “aktivist” aynı zamanda. Her ne kadar bu benzet-
madan kendini alıkoyarak romanını yazmaya yönelir:
onu ister istemez siyasete yöneltir. Dahası, “aktivist” kılar.
meye itirazı olsa da yaşama karşı duruş eyleminde bu var.
“Yazdıkça, metin beni gitgide daha fazla hayretler için-
Duyduğu öfke kaçınılmaz olarak hem düşünce dünya-
O, bir parçası olmak istemediği dünyadan uzaklaşarak
de bırakıyordu. Kendine ait bir iradesi varmış gibi davra-
sına hem de yazdıklarına yansıyacaktır. Hindu milliyetçi-
var olmayı, yaşamayı, hatta ayaklarının üzerinde durma-
nıyordu. Belli bir ritmi vardı, arka planda bir tür ritim vu-
liği yükselmektedir. Ötede ise Pakistan’la Hindistan ara-
yı seçer. Bunun ivmesi de annesi Mrs. Roy ile olan çatış-
ruluyordu, hissedebildiğim ama uzun süre üstüne par-
sında savaş tamtamları çalmaktadır.
masıdır: “Huzursuz ve mutsuzdum. Bir kez daha, benim
mak basamadığım biçimsel bir mimarisi vardı.
Roy, göz önünde biridir artık. İlk siyasi denemesi “Ha-
için en güvenli yer, en tehlikeli yer haline gelmişti. Bir kez
Buna güvenmem gerekiyordu. Bazen metin kendini
yal Gücünün Sonu” iki önemli derginin kapak konusu
daha bunu ben böyle yaptım.” (s. 93)
yazıyor da ben de tesadüfen oralarda bulunuyormuşum
olarak yayımlanır.
Tekbaşınalığa karar verir, kendi yol ayrımını seçer:
gibi geliyordu.” (s. 177)
Yükselen milliyetçilik dalgası, savaş çığlıkları, her türlü
“Korkudan koşuyor değildim, onunla arama biraz mesafe
ayrımcılık saldırganlığı bu sürecin bir parçasıdır. Zira Roy
koymak için koşuyordum.” Aslında bu kendi olma koşu-
‘KÜÇÜK ŞEYLERİN TANRISI’
da bu saldırılardan payını alır. İşte onun asıl kabuk de-
sudur, bunun bir ucu da onu yazarlığa taşıyacaktır.
Zihninde bir imge olarak beliren roman, Rahel ile
ğiştirme süreci de bunlarla başlar:
Estha’nın öyküsüne tutundurur onu. “Kafamı tamamen
KAYIP BİR BABA, SİNİK BİR AĞABEY
“Bunlar içimi rahatlattı. Beni özgürleştirdi ve yolumu
bu yazıya takmış, saklı alemimi inşa ediyor, döşüyordum”
VE EGEMEN ANNE MRS. ROY!
açtı. O günden sonra yıllarca ormanlarda ve nehir yatak-
diyecektir bu yolculuğu için. İşte Küçük Şeylerin Tanrısı
Roy, kendini var etme yolculuğuna başlayabilmek için,
larında, köylerde ve sınır kasabalarında dolaştım, ülkemi
(**) böylece ortaya çıkacaktır.
doğduğu ortamdan, güvenli kanatlardan, özellikle an-
daha iyi anlamaya çalıştım.
Her şeye karşın dikenli bir yolu seçmiştir. Yazmak tut-
nesi Mary Roy’un baskıcı ve hırpalayıcı egemenliğinden
Yolculuk yaparken yazdım. Kışkırtıcı, hain-yazar olarak
kusu, ileride, onu bir yol ayrımına da taşıyacaktır.
uzaklaşmayı seçer. Henüz 17-18 yaşındadır. Kendi yolu-
huzursuz, asi hayatımın başlangıcıydı bu.
Her ne kadar annesi Mrs. Roy ile itiş kakış ilişkisi olsa
nu çizmekte kararlıdır.
Özgür kadın. Özgürce yazmak, Mary Ana’nın bana öğ-
da bir eğitim aktivisti olarak yaptığı işteki başarısına kayıt-
Kayıp bir baba, sinik bir ağabey, Kerala’da kendince
rettiği gibi. Altın varaklı kafesten kaçınmakla kalmamış-
sız kalamaz. Aralarında geçen bir diyalog önemlidir: “Mrs.
bir okul kurup “ideal bir ada” yaratarak kendini kanıtla-
tım. Onu tuzla buz etmiştim.” (s. 203)
Roy, benim önemli bir iş yapmadığımdan ve hayatımı boşa
maya çalışan bir anne... Onun deyimiyle, “Mrs Roy”.
harcadığımdan emindi. Ona, bir kitap yazmaya çalıştığımı ‘KÜÇÜK MUTLULUK BAKANLIĞI’,
21 yaşında mimarlık fakültesinden mezun olunca he-
söylediğimde ‘Öyleyse otur, dosdoğru yaz’ dedi.” (s. 179) ‘SIĞINAĞIM VE FIRTINAM’
nüz yolunu bulamamıştır Roy. Bir sürükleniş içindedir.
Bütün zorluklara, açmazlara karşın yaklaşık dört yılda Arundhati Roy’un yaşamının ikinci kırılma noktası bu-
Yaşamını bir süreliğine, karşılaşmalar yönlendirir.
Küçük Şeylerin Tanrısı’nı yazıp tamamlamıştır. “Kış güvem rada başlıyor. Yazılan anılara yazarın kendi yaşamına ol-
Anlatısının bir yerinde şunu diyordu:
kanatlarını açtı. Uçmayı mı, kanmayı mı hazırladığını kes- duğu kadar yaşadığı döneme de bir tanıklıktır.
“Kaçtığım her şey koşarak geri geldi. Ayamenem ve
tiremedim” diyecektir romana noktayı koyduktan sonra. Bu, aynı zamanda, yaratıcılığının kaynaklarına da oku-
içindeki bütün yaratıklar zihnimi doldurdular. Kozmopo-
Şunu da buruk biçimde dile getirir: “Bundan sonra ne ru taşımaktadır. Ayrıca ikinci romanı Küçük Mutluluk Ba-
litler, kimlik tespiti için sıraya girdiler.” (s. 168)
kanlığı için de bir “eşik-anlatı”dır demeliyim. (***)
yapacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu. Bir bomba sığı-
Onu asıl yazma kıyısına getiren de bu duygu halesini
Bundan sonrasını ise merakla okumanız için sizi Sığı-
nağından sürünerek çıkmışım da dünyayla yüz yüze kal-
yakalamasıdır. Bunu da şöyle anlatacaktır:
mam gerekmiş gibi hissediyordum.” (s. 182) nağım ve Fırtınam’a davet ediyorum sevgili okurum.
“Yıllardır bir çekmecede durup duran ve aniden kendi-
n
ni verimli toprakta bulan tohum gibi ilk filizlenme kıpırtıla-
(*) Sığınağım ve Fırtınam, Arundhati Roy,
‘BENİM NEHRİM TANINMAYACAK KADAR
rını hissettim. Bu hareketlenme nazlı nazlı olmadı. Tohum
Çeviren: Lâle Akalın, Yapı Kredi Yayınları (YKY),
DEĞİŞTİ. YÜZMEYİ SİL BAŞTAN ÖĞRENMEM
muhafaza kabımın kısıtlı sınırları içinde fırtına şiddetinde
287 s., 2026.
GEREKİYORDU!’
bir rüzgârın kabarmakta olduğunu hissediyordum. İşte o
(**) Küçük Şeylerin Tanrısı, Arundhati Roy,
Otuz altı yaşındadır. Roman dosyasını ilk okuyanlar
zaman dil-hayvanımı artık avlamış olduğumu anladım.”
Çeviren: İlknur Özdemir, Can Yayınları, 362 s.,
adeta çarpılmıştır! Bunlardan ilki İngiliz yayın temsilcisi
1998/ 22. Basım: 397 s., Can Yayınları.
İLK EDEBİYAT EYLEMİ! David Godwin’dir. Kitap ilgiyle karşılanır.
Yazar olabilme yolculuğunun başlangıcına adımıdır bu İlk kez Hindistan’da okurun karşısına çıkar. Roy’un (***) Küçük Mutluluk Bakanlığı, Arundhati Roy,
çekilen sancı: “İlk edebiyat eylemim, Meenachil Nehri’yle önünü aydınlatan yolculukları da böylece başlar. Çeviren: Suat Ertüzün, Can Yayınları, 480 s., 2017.
22 Ekim 2026
6

