Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
6 Son Araştırmalardan CBT 1447/12 Aralık 2014 Tartışmalı HIV ilacı ABD’deki sağlık kuruluşları ilkbahardan bu yana HIV risk grubundakilere her gün bir “Truvada” almalarını öneriyor. Truvada, cinsel ilişki sırasında HI virüsünün bulaşmasını önlüyor. Fakat bu hapa, daha yüksek risk yaratabileceği gerekçesiyle Avrupa’da izin verilmedi. Avrupalı AIDS uzmanlarına göre kondom ve kişinin kendi durumu hakkındaki bilgi sahibi olması (yani HIV pozitif veya negatif) en iyi AIDS önlemi. Önleyici hap sadece belli başlı gruplar için anlamlı diyorlar. Bu konuda İsviçre’de gerçekleştirilen bir araştırma örnek gösteriliyor. Bu araştırmada HIV pozitif olan bir erkeğin ve HIV negatif olan bir kadının sağlıklı bir çocuk dünyaya getirebilmeleri için erkekten kadına HI virüsünün bulaşmasını engelleyen bir tedavi yapılıyor. Bebek gerçekten de HIV negatif olarak dünyaya geliyor. Truvada, birçok durumda reçeteyle alınmıyor. Gerçi AB’de ilaç olarak kayıtlı fakat HIV enfeksiyonundan koruyan ilaç olarak değil. Truvada buna rağmen kondom kullanmadan daha fazla para kazanabilmek birçok seks işçisi tarafından kullanılıyor. İlaç ayda 1000 Avroya mal oluyor. Uzmanlar Truvada’nın mucize ilaç olmadığını ve özellikle de kondom yerine kullanılmamasını öneriyor. Üstelik söz konusu önleyici hapın düzenli olarak alınması gerekiyor. Ara sıra alındığında koruyucu etkisi yüzde elli zayıflıyor. Truvada’nın yan etkileri arasında ise baş ağrısı, baş dönmesi, diyare ve kusma var. Dünyamızı koruyan görünmez kalkan Dünyamızın 12.000 km üzerinde yer alan görünmez bir kalkan, uzaydan gelen yüksek enerji yüklü elektronları durduruyor diyor Colorado Üniversitesi’nden Daniel Baker (Nature). Fakat bu beklenmedik fenomen için henüz kesin bir açıklama yok. Sanki elektronlar bir mekandaki cama çarpar gibi oluyor: “Biz bu kalkanı az çok Star Trek dizinde dünya dışı silahları engellemek için güç alanlarıyla oluşturulan kalkanlara benzetiyoruz.” Koruyucu kalkanı araştırmacılar VanAllen kuşaklarını inceleyen uzay sondalarının verilerinde buldu. Dünyamızın çevresinde yer alan, otomobil lastiği biçimindeki bu iki kuşak dünyamızın manyetik alanı tarafından yakalanan kozmik parçacıklarla doludur. Dıştaki VanAllen kuşağı uzayın aşağı yukarı 40.000 km içine uzanır. Yakalanan kozmik elektronlar saatte 500 milyon kilometre hızla dünyanın etrafında vınlıyorlar. Bugüne kadarki tahmine göre hızlı elektronların yörüngeleri yavaş yavaş aşağı doğru “sarkıyor”, dünya atmosferine girdiklerinde ise parçacıklar soğuruluyordu. Fakat NASA’nın Van Allen ikiz sondaları dıştaki VanAllen kuşağının iç kısmında elektronların aşağı doğru hareketini engelleyen bir bariyer saptadılar. Bu bariyerin beklenmedik şekilde kesin ve sabit bir sınır olduğu anlaşıldı. Bilim insanları bu sınır bölgesini şimdi VanAllen sondalarıyla daha yakından inceleyerek, kalkanın örneğin kuvvetli bir güneş fırtınasının etkisiyle geçici olarak çöküp çökmediğini öğrenmeye çalışacak. Şeker ye güzel kok! Çocuklar uzun bir süre önce tüpten sıkılan çiklet, ya da sprey kutusundan çıkan şeker gibi ürünlerle karşılaştı. Bulgar bir şe ker üreticisi şimdi şekerlemede bambaşka bir yenilik getirdi. Venzislav Peychev dünyadaki şekerleme piyasasını fethetmek istiyor. “Deo Perfume Candy” bedenin kendi kokusunu nötrleştirip, bunu gül parfümüyle kapatıyor. Kullanıcının kilosuna ve yenilen şeker miktarına göre bu etki altı saat kadar kalıcı oluyor. Peychev yeni ürününü geliştirirken Japon bilim insanlarının çalışmalarından esinlenmiş. Japon araştırmacılar, gülyağının bir içeriği olan geraniolinin sindirimle çözünmediğini, bunun yerine ciltten atıldığını bulmuşlardı. Bulgar uzman bu maddenin bu yüzden sarımsağa benzer özelliklere sahip olduğunu ama sarımsağa karşın güzel koktuğunu söylüyor. Aslında fikir tamamen yeni sayılmaz. Aynı ilkeden bir Japon üretici çiklet üretiminde yararlanmıştı. Fakat satış başarılı olmayınca üretimi durdurmuştu. Buna karşın Peychev’in firması Alpi umutlu. Küçük fabrikada üç yıldır gülyağı şekeri üretiliyor. Firma şimdi şeker deodorantı ABD’ye satmaya başladı, daha sonra Avrupa ülkelerine de satacak. “Deo Perfume Candy” Cenevre’deki Uluslararası Buluşçu Fuarı’nda ve Paris’teki Uluslararası Gıda Ürünleri Fuarı’nda ödül aldı. Geriye sadece 900 kutup ayısı kaldı! Kutup ayısı küresel ısınmanın sembolü haline geldi. 2004 yılında Alaska ve Kanada’nın kuzeybatısında 1500 kutup ayısı sayılmıştı. Fakat son sayımlara göre geriye sadece 900 kutup ayısı kalmış. Yaz aylarında denizin üzerinde yer alan buz kütleleri yıldan yıla küçülüp, azalıyor. Ve buz platformları olmadan da kutup ayıları, ayıbalığı avlayamıyorlar. 2010 yılında Cancun’da (Meksika) gerçekleştirilen iklim konferansında küresel ısınmadaki artışın en fazla iki dereceyle sınırlı kalması gerektiğine karar verilmişti. Ne var ki alınan önlemler bu hedef için yeterli değil. Amerikan başkanı B.Obama’nın açıklamasına göre ABD 2015 yılına dek sera gazı salınımını 2005 yılına kıyasla %2628 oranında düşürecekmiş. Avrupa birliği ise 2030’a dek en az %40 daha az CO2 emisyonu üretmeye hazırlanıyor. (1999 yılına kıyasla). Çin ise ancak 2030’dan sonra CO2 emisyonunu düşüreceğini bildirmiş. Peki bu yeterli mi? Uzmanlar tüm ülkelerin eşit çaba göstermeleri konusunda uyarıyorlar, nitekim iki derecelik sınır artık üç dereceye çıkmış durumda. Ayrıca 2100’e kadar dört dereceye bile çıkabilir diyor araştırmacılar. Yeşil iklim fonuna şimdiden 9.3 milyar dolar akmış durumda. Bununla mesela sel felaketi yaşayan ülkelere yardım edilecek, ya da rüzgâr ve güneş enerjisi üretimi desteklenecek. Ebola aşısıyla alınan ilk başarılı sonuçlar Ebola’ya karşı mücadelede bir umut doğdu. ABD’de insanlar üzerinde test edilen yeni bir aşı maddesi iyi sonuçlar verdi. Ancak aşının yaygın olarak kullanılabilmesi için daha fazla araştırmanın yapılması Atalarımız resim sanatını Afrika’dan mı getirdi? Kısa bir süre önce Sulawesi’de bulunan dünyanın en eski el izleri büyük sansasyon yaratmıştı. Çünkü bu kadar eski (40.000 yıllık) kaya resimlerine daha önceleri sadece Avrupa’da rastlanmıştı. Asya’da bu kadar eski örnekler bulunmamıştı. Bu kaya resminin bir istisna mı olduğu yoksa insanların bu geleneği Afrika’dan mı getirdikleri açıklanamamıştı. Gruffith Üniversitesi’nden Paul Taçon ve ekibi, Güneybatı Çin’den, Endonezya’ya kadar uzanan bölgedeki duvar resimlerini yeniden tarihlendirip, analiz etti. Resimlerin yaşları hem kimyasal/fiziksel yöntemlerle hem de üst üste binen resim tabakalarının incelenmesiyle belirlendi. Çin, Tayland, Kamboçya ve Malezya’daki el izleri ve hayvan figürlerinin tahmin edilenden daha eski oldukları ortaya çıktı. İncelenen bölgede 35.00040.000 yıl öncesine ait kaya resimleri bulunuyor. En eski motifler geç Pleistosen döneme aitler ve bu nedenle de Avrupa’dakilerle aynı yaştalar diyor Taçon ve ekibi. Bu ilk Homo sapiens temsilcilerinin Afrika’dan zengin bir sanat geleneğiyle Avrupa’ya geldikleri anlamına geliyor. Tıpkı Avrupa’daki en eski sanat gibi, Güneydoğu Asya’daki en eski resimler de genelde kayalar üzerine yapılmış. Örneğin bir kaya boğaya benziyorsa, bu biçim boyalarla daha belirgin hale getirilmiş. Bu şekilde insanlar gittikleri her bölgenin görünüşünü değiştirmişler. Yani vahşi bölgeleri, kültürel bölgelere dönüştürmüşler. Bu günümüze kadar devam eden bir sürecin başlangıcı olmuştur diyor bilim insanları. Fakat kaya resimleri arasında bazı farklılıklar da söz konusu. Örneğin Avrupa’daki resimler mağaraların derinliklerinde gizlenirken, Güney Asya’da daha çok açıkta bulunan kayalıklar üzerine yapılmış. Bu insanlar için karanlık mağaralar pek ilham verici değildi ya da kültleri için daha az önemsiz bir rol oynuyordu. Bununla birlikte çizimlerin üslupları birbirlerine çok benziyor. Bu benzerlik de atalarımızın bu yeteneğini Afrika’da geliştirmiş olduğu anlamına geliyor. Afrika’dan çıkıp dünyaya yayılan atalarımız bu geleneği gittikleri yerlere taşıyarak, yeni iklimler ve yeni çevrelere uyumlu hale getirmişler. Taçon ve ekibi bundan sonra Avustralya’nın kuzeyindeki resim sanatını da incelemek istiyor.

