27 Haziran 2026 Cumartesi Türkçe Subscribe Login

Catalog

MERHABA lkenin, toplumun, bilimin, sanatın, kültürün, barışın başına bela iktidarla- ra karşı mücadelelerle dolu, daha iyi Ü bir yaşam mümkün inancıyla anlamlı bir yaşam sürmüş / süren usta gazeteci, yazar, insan hakları savunucusu, barış eylemcisi ‘Okur’ dediğimiz, kim o? Zeynep Oral, 80 Yaşım Merhaba (İnkılâp) adlı yeni kitabıyla kapağımızda. “Okur” nedir, peki her “okuryazar” bu nitelemeyi hak eder mi? Demek ki “okurluk” 80 Yaşım Merhaba, Zeynep Oral’dan hem olgusu sorgulanmadan iki terimi örtüştürmek doğru değil. O halde verimleyen- kendine hem ülkesine tanıklık etmiş bir alımlayan arasındaki estetik köprü yapıta değgin düşünsel alışverişte terazinin ömrün durup geriye bakma cesareti. Kitabında 80 yıllık yaşamının birikimini yalnızca kefelerinde bir denklik sağlamak zorunlu. anlatmıyor, onu yeniden yaşıyor Oral. Bir gazeteci olarak kendi belleğinde dolaşırken “Okur”, “okurluk” hemen her yazarın bir tarafından resleri tarifle veya konum üzerinden bulmakta ayak direr. Türkiye’nin yakın tarihine de dokunuyor: tutarak dert edindiği, kalem oynattığı olguların “Okur”, okuma kültürünü enikonu içselleştirmiş, Sokakların sesi, meydanların kalabalığı, başında geliyor. okuma eyleminde yerini almış kitlesel okunurluk seçimlerin gerilimi, kaygılar ve umutlar hepsi Geçmişte de okur veya okur-kitap-yazar üçgenine sergileyen kitapları izleyerek bu yanıyla okurluğunu bu sayfalarda yankılanıyor: yönelik konular hep içeriden bakışla tartışıldı, sürdüren kişidir. “15 Şubat benim yaş günüm. 2025’te o ortaya çıkan sorular, Tanzimat’tan Cumhuriyete geçti, Ancak okuduğu metnin artalanı konusunda bireysel bir gün tam da benim köşeyazımın çıkacağı güne 1928 Harf Devrimi’yle bugünlere taşındı. arayış, bekleyiş sergilemez yine de. rastlıyordu. O gün Cumhuriyet’teki yazımın Sorunsal bağlamında konunun Cumhuriyetin Toplumsal yönelişlerin etkisinde, alanda öne çıkan başlığını ‘80 Yaşım Merhaba’ koydum. Ve Aydınlanma kadrosu öncülüğünde, eşliğinde veya ardıl kanonik eğilimlerin yansımalarına uyumuyla dikkati bilinçaltımda kitabı yazmaya başladım. kuşaklarca gündeme alınışı sonrası, cepheden sert çeker. Bir yıl boyunca 80. yaşımda ilerlerken bir karşılaşma halinde yine de ilk kez bununla 1950’li “Alımlayıcı”, okuma eylemi içinden süzülerek bunun duygularıma ilişkin notlar tutmaya başladım. yıllarda yüz yüze gelindi. dışına çıkan; toplumu saran, kitleselleşmiş okuma Ama malum; burası Türkiye, o zaman şu bir Bunu Atatürk’ün aydınlanma kadrosu tetikledi elbette, eylemine sırt dönüp salt kendi okuma edimine bağlanan yıl içinde yaşadıklarımızı yaşayabileceğimiz ne ki arkasını Hasan Âli Yücel’le ivmelenen devrimci aklıyla karar verip okuyan kişidir. aklımın ucundan bile geçmiyordu. Aydınlanma getirdi. Bu nedenle bireysel okuma peşindedir; kendi Düşünsenize; henüz 19 Mart’ı İşlevsel katkısıyla 1940 toplumcu gerçekçi kuşağı şair ölçütleri doğrultusunda alımlayıcı kabul ettiği kişiler yaşamamıştık. Cumhurbaşkanlığına en yazarları da bu gelişimde önemli rol oynadı. dışında hiç kimseye kulak asmaz, metnin hep artalanına güçlü aday olan Ekrem başkana ve tüm Yazınsal “kitap”ların okurları kadar okumaya dönük sızmak için çabalar. çalışma arkadaşlarına bütün bu zulüm ve sorunlar da ancak böylelikle düşünsel olgunlaşma Özetle “okuryazar okur”, okuyan kişi değildir, “okur haksızlık yapılmamıştı. Kayyımlar egemenliği sürecini tamamlayıp yerini alabildi. okur” da sistemin sürüklemesiyle kitlesel okuma eylemi kurulmamıştı. ‘OKUR’DAN ‘OKUMA OLGUSU’NU SORGULAMAYA... içinde kalır hep. CHP’ye karşı bu husumet, partiyi bölme İkinci Dünya Savaşı süresince farklı ortamlarda Yukarıdaki üç okur arasından yalnızca “alımlayıcı işlemleri dolu dizgin ele alınmamıştı. Şantaj, ele alınıp işlenen sorunlarla bu yöndeki tartışmalar, okur”, kendi okuma edimiyle seçerek okur. tehdit, zorbalık, mafya yöntemleriyle iyi konuya yaklaşım, düşünme biçimi 1950’lerde dizgesel insanlar hapse atılmamıştı. “Yeni Türkiye” “Okurluk”tan söz edildiğinde görünürlükle algılanırlık anlamda artık bir patlama piminin çekilmesi aşamasına deyip duruyorlardı. Ama kimse bunca hak, arasında ciddi bir bulanıklık yaşandığı için bu konuya gelindiğini göstermişti. hukuk ve anayasa tanımazlık beklemiyordu eğiliyorum: Nitekim bugünden bakıldığında yazın, tiyatro, doğrusu! Okur kim, belirsizlik sürüyor. Öyle ya, diyelim kitapla sinemadan resme, müziğe, dansa vb. her sanat dalının Zaten son yıllarda eğitimden adalet görünen kişi, “okur” olarak mı kabul edilecektir? adeta akademik atölye haline geldiği, özellikle İkinci sistemimize, ekonomik rezilliklerden yaşam Sözgelimi ilk kitaplarda yazarlar yaratıcı dile dönük Yeni şairleriyle 1950 kuşağı öykücülerinin, tiyatromuzu biçimine müdahalelere usul usul, sinsi sinsi hünerli, nakışlı çabalar yansıtabiliyor, ne ki bu tutumun başta laiklik olmak üzere Cumhuriyet ilkeleri dönüştüren metinleriyle şair-yazarların, okuru genelde gerilerde kaldığı; evren, kişi, kurgu açısından kemiriliyordu. olağanüstü sarsıp silkelediği, adamakıllı düşündürdüğü yazınsal anlatıyı bütünlemek için yazarın biçemi değil bir döneme geçilmişti. Açıkça bir karşıdevrim uygulanıyordu. İşte biçimi öne çektiği gözleniyor daha çok. Sanatlar, sanatçılar birlikte böyle yüksek bir çarkta ben bunları kendi köşemde not ederken öyle Veri, anlatıda ölçünlü dilin yeterli bulunduğu, bunun kendi mayalanmasını yaşarken okur da buna ayak dolmuşum ki 79 artı bir yılda bu kitap ortaya ardına geçilmesi, anlatının yaratıcı bir dille kurulması uydurmalıydı ama. çıkıverdi. En çok şu son 20 küsur yılda neleri gerektiğinin yazarlarca da henüz yeterince ayırdında Öyle ya o da tahterevallide yazarın bu emeğine karşılık yitirdiğimizi dile getirmek istedim.” olunmadığını ele veriyor. vermek, denge kurarak korumak zorundaydı. Zeynep Oral ile yeni kitabını konuştuk. Yayımlanan her ilk öykü, roman, yazarın kendi Bunu ancak nitelikli bir okurluk düzeyine ulaşarak Gamze Akdemir’in söyleşisi… okumalarından kalkarak yazı başına geçiş aşamasının yerine getirebilirdi. ilk kaydı olarak alındığında, yazındaki kişisel - M. Sadık Aslankara (“‘Okur’ dediğimiz, Müdahale de gecikmedi; yazar, okuru “okuma” yolculuğunun bu kısa süreye pek de yetmediği, kim o?”), ediminde görev başına çağırıyordu. anadilindeki okuma ediminin zayıf kaldığı enikonu - Ata Devrim (Öğretileri ışığında Kant’ın Şair-yazar, sanat emeğinin karşılığını eksiksiz almak gözler önüne seriliyor bu sonuçla. yapıtlarına bir bakış!”), istediğine göre sıra okurun emek vermesine gelmişti, Olgu, yeni yazarlarda da bir “okuma” sorunu yaşandığı - Mehmet Samsakçı (Yahya Kemal / Bütün yoksa “Okur ne ki?” gibi onu hafifseyen bir karşılık izlenimi bırakıyor böylece. Şiirleri: Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin yayılabilirdi yazın ortamlarında. Yazıyı onlardan kalkarak kaleme alıyor değilim; sıra Rüzgârıyle, Rubâîler ve Hayyam Rubâîlerini İşte yapıtta yazar-okur buluşması üzerinden yaşanan buna da gelecek, yıl sonunda karşılaştırmalı bir-iki Türkçe Söyleyiş / VakıfBank), bu bir araya geliş süreci, 12 Mart’a dek aynı hızla aktı yazıda yer açacağım. - Ahmet Antmen (François L’yvonnet hep. Peki “okurluk” derken neyi nasıl anlamalıydık? Cumhuriyet’te okuduğum Öztin Akgüç’ün “Okura / Dünyaya Baudrillard’ın Penceresinden OKURYAZARLIK, OKURLUK, ALIMLAYICILIK... ilişkin gözlemler” (13.05.026), Murat Ağırel’in “Çağımızın Bakmak - Onu Bu Şekilde Düşünmeye İten Herhangi özne halinde “okur” üzerine yapı kurmaya vebası: Görünür olma hastalığı” (06.06.026), Deniz Sebepleri Anlamak / Çeviren: Oğuz Adanır / girişilirken konuyla ilgili tanımlar, ölçütler getirmek Ülkütekin’in Cumhuriyet Pazar’daki “Okumanın Doğu Batı), zorunlu. Üç terimi şöyle bir havalandıralım o halde: yeni vitrini” (24.05.026) başlıklı yazıları düşündürdü - Y. Bekir Yurdakul (Liza Szabo / Marie Bot “okuryazar”, “okur”, “alımlayıcı”. bunları daha çok. - Robot Dadı / Çeviren: Mine Kazmaoğlu / “Okuryazar”, iteleye kekeleye de olsa o dilin 23 Temmuz’da yine bu sayfada aynı verilerle yeniden Günışığı), abecesiyle bir yazıyı, harfi olarak yani ön yüzüyle döneceğim konuya. - Dolu dolu Vitrindekiler, kısa tanıtımlar, n okuyabilen kişidir ama okur değildir kesinlikle. Emek Yurdakul’un hazırladığı Güncel ve Çünkü eylemsizdir, bu yüzdendir ki insanımız büyük Yazarın web sayfasına www.sadikaslankara.com Mustafa Başaran’ın hazırladığı Bulmaca ile de bir oranla okuma yazma bilse de okumaz, örneğin ad- adresinden ulaşılabilir. düşün trafiği sürüyor! lİmtiyaz Sahibi: Cumhuriyet Vakfı adına: Alev Coşkun l Yayın Yönetmeni: Gamze Akdemir İyi okumalar... l Tasarım: Serhan Eren l Sorumlu Müdür: Betül Berişe l Yayımlayan: Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık AŞ l İdare Merkezi: Prof. Nurettin Mazhar Öktel Sok. No: 2, 34381 Şişli- İstanbul l Tel: 0 (212) 343 72 74 (20 hat) Faks: 0 (212) 343 72 64 l Uets: 25999 - 15079 - 37611 l Reklam Genel Müdürü: Evsun Sinem Alkan l Reklam Rezervasyon: Tel: 0 (212) 343 72 74 Mail: reklam@cumhuriyet.com. tr l Baskı: İleri Basım Mat. Amb. Reklam Tanıtım Yayın ve Teknik Hiz. Tic. A.Ş. Yenibosna Merkez Mh. 29 KITAP Ekim Cd. A1 Apt. No: 5/902 Bahçelievler-İstanbul (Vizyonpark 2. Plaza B-1 Blok Kat: 9 No: 81-82) Tel: 0 (212) 454 32 90 - 0 (212) 454 34 83 l Yerel süreli yayın l Cumhuriyet gazetesinin ücretsiz ekidir.
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear