Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
MERHABA
lkenin, toplumun, bilimin, sanatın,
kültürün, barışın başına bela iktidarla-
ra karşı mücadelelerle dolu, daha iyi
Ü
bir yaşam mümkün inancıyla anlamlı bir
yaşam sürmüş / süren usta gazeteci, yazar,
insan hakları savunucusu, barış eylemcisi
‘Okur’ dediğimiz, kim o?
Zeynep Oral, 80 Yaşım Merhaba (İnkılâp) adlı
yeni kitabıyla kapağımızda.
“Okur” nedir, peki her “okuryazar” bu nitelemeyi hak eder mi? Demek ki “okurluk”
80 Yaşım Merhaba, Zeynep Oral’dan hem
olgusu sorgulanmadan iki terimi örtüştürmek doğru değil. O halde verimleyen-
kendine hem ülkesine tanıklık etmiş bir
alımlayan arasındaki estetik köprü yapıta değgin düşünsel alışverişte terazinin ömrün durup geriye bakma cesareti.
Kitabında 80 yıllık yaşamının birikimini yalnızca
kefelerinde bir denklik sağlamak zorunlu.
anlatmıyor, onu yeniden yaşıyor Oral.
Bir gazeteci olarak kendi belleğinde dolaşırken
“Okur”, “okurluk” hemen her yazarın bir tarafından resleri tarifle veya konum üzerinden bulmakta ayak direr.
Türkiye’nin yakın tarihine de dokunuyor:
tutarak dert edindiği, kalem oynattığı olguların “Okur”, okuma kültürünü enikonu içselleştirmiş,
Sokakların sesi, meydanların kalabalığı,
başında geliyor.
okuma eyleminde yerini almış kitlesel okunurluk
seçimlerin gerilimi, kaygılar ve umutlar hepsi
Geçmişte de okur veya okur-kitap-yazar üçgenine
sergileyen kitapları izleyerek bu yanıyla okurluğunu
bu sayfalarda yankılanıyor:
yönelik konular hep içeriden bakışla tartışıldı,
sürdüren kişidir.
“15 Şubat benim yaş günüm. 2025’te o
ortaya çıkan sorular, Tanzimat’tan Cumhuriyete geçti,
Ancak okuduğu metnin artalanı konusunda bireysel bir
gün tam da benim köşeyazımın çıkacağı güne
1928 Harf Devrimi’yle bugünlere taşındı.
arayış, bekleyiş sergilemez yine de.
rastlıyordu. O gün Cumhuriyet’teki yazımın
Sorunsal bağlamında konunun Cumhuriyetin
Toplumsal yönelişlerin etkisinde, alanda öne çıkan
başlığını ‘80 Yaşım Merhaba’ koydum. Ve
Aydınlanma kadrosu öncülüğünde, eşliğinde veya ardıl
kanonik eğilimlerin yansımalarına uyumuyla dikkati
bilinçaltımda kitabı yazmaya başladım.
kuşaklarca gündeme alınışı sonrası, cepheden sert
çeker.
Bir yıl boyunca 80. yaşımda ilerlerken
bir karşılaşma halinde yine de ilk kez bununla 1950’li
“Alımlayıcı”, okuma eylemi içinden süzülerek bunun
duygularıma ilişkin notlar tutmaya başladım.
yıllarda yüz yüze gelindi.
dışına çıkan; toplumu saran, kitleselleşmiş okuma
Ama malum; burası Türkiye, o zaman şu bir
Bunu Atatürk’ün aydınlanma kadrosu tetikledi elbette,
eylemine sırt dönüp salt kendi okuma edimine bağlanan
yıl içinde yaşadıklarımızı yaşayabileceğimiz
ne ki arkasını Hasan Âli Yücel’le ivmelenen devrimci
aklıyla karar verip okuyan kişidir.
aklımın ucundan bile geçmiyordu.
Aydınlanma getirdi.
Bu nedenle bireysel okuma peşindedir; kendi
Düşünsenize; henüz 19 Mart’ı
İşlevsel katkısıyla 1940 toplumcu gerçekçi kuşağı şair
ölçütleri doğrultusunda alımlayıcı kabul ettiği kişiler
yaşamamıştık. Cumhurbaşkanlığına en
yazarları da bu gelişimde önemli rol oynadı.
dışında hiç kimseye kulak asmaz, metnin hep artalanına
güçlü aday olan Ekrem başkana ve tüm
Yazınsal “kitap”ların okurları kadar okumaya dönük
sızmak için çabalar.
çalışma arkadaşlarına bütün bu zulüm ve
sorunlar da ancak böylelikle düşünsel olgunlaşma
Özetle “okuryazar okur”, okuyan kişi değildir, “okur
haksızlık yapılmamıştı. Kayyımlar egemenliği
sürecini tamamlayıp yerini alabildi.
okur” da sistemin sürüklemesiyle kitlesel okuma eylemi
kurulmamıştı.
‘OKUR’DAN ‘OKUMA OLGUSU’NU SORGULAMAYA... içinde kalır hep.
CHP’ye karşı bu husumet, partiyi bölme
İkinci Dünya Savaşı süresince farklı ortamlarda Yukarıdaki üç okur arasından yalnızca “alımlayıcı
işlemleri dolu dizgin ele alınmamıştı. Şantaj,
ele alınıp işlenen sorunlarla bu yöndeki tartışmalar,
okur”, kendi okuma edimiyle seçerek okur. tehdit, zorbalık, mafya yöntemleriyle iyi
konuya yaklaşım, düşünme biçimi 1950’lerde dizgesel insanlar hapse atılmamıştı. “Yeni Türkiye”
“Okurluk”tan söz edildiğinde görünürlükle algılanırlık
anlamda artık bir patlama piminin çekilmesi aşamasına deyip duruyorlardı. Ama kimse bunca hak,
arasında ciddi bir bulanıklık yaşandığı için bu konuya
gelindiğini göstermişti. hukuk ve anayasa tanımazlık beklemiyordu
eğiliyorum:
Nitekim bugünden bakıldığında yazın, tiyatro, doğrusu!
Okur kim, belirsizlik sürüyor. Öyle ya, diyelim kitapla
sinemadan resme, müziğe, dansa vb. her sanat dalının Zaten son yıllarda eğitimden adalet
görünen kişi, “okur” olarak mı kabul edilecektir?
adeta akademik atölye haline geldiği, özellikle İkinci sistemimize, ekonomik rezilliklerden yaşam
Sözgelimi ilk kitaplarda yazarlar yaratıcı dile dönük
Yeni şairleriyle 1950 kuşağı öykücülerinin, tiyatromuzu biçimine müdahalelere usul usul, sinsi sinsi
hünerli, nakışlı çabalar yansıtabiliyor, ne ki bu tutumun
başta laiklik olmak üzere Cumhuriyet ilkeleri
dönüştüren metinleriyle şair-yazarların, okuru
genelde gerilerde kaldığı; evren, kişi, kurgu açısından
kemiriliyordu.
olağanüstü sarsıp silkelediği, adamakıllı düşündürdüğü
yazınsal anlatıyı bütünlemek için yazarın biçemi değil
bir döneme geçilmişti.
Açıkça bir karşıdevrim uygulanıyordu. İşte
biçimi öne çektiği gözleniyor daha çok.
Sanatlar, sanatçılar birlikte böyle yüksek bir çarkta
ben bunları kendi köşemde not ederken öyle
Veri, anlatıda ölçünlü dilin yeterli bulunduğu, bunun
kendi mayalanmasını yaşarken okur da buna ayak dolmuşum ki 79 artı bir yılda bu kitap ortaya
ardına geçilmesi, anlatının yaratıcı bir dille kurulması
uydurmalıydı ama. çıkıverdi. En çok şu son 20 küsur yılda neleri
gerektiğinin yazarlarca da henüz yeterince ayırdında
Öyle ya o da tahterevallide yazarın bu emeğine karşılık yitirdiğimizi dile getirmek istedim.”
olunmadığını ele veriyor.
vermek, denge kurarak korumak zorundaydı. Zeynep Oral ile yeni kitabını konuştuk.
Yayımlanan her ilk öykü, roman, yazarın kendi
Bunu ancak nitelikli bir okurluk düzeyine ulaşarak
Gamze Akdemir’in söyleşisi…
okumalarından kalkarak yazı başına geçiş aşamasının
yerine getirebilirdi.
ilk kaydı olarak alındığında, yazındaki kişisel
- M. Sadık Aslankara (“‘Okur’ dediğimiz,
Müdahale de gecikmedi; yazar, okuru “okuma”
yolculuğunun bu kısa süreye pek de yetmediği,
kim o?”),
ediminde görev başına çağırıyordu.
anadilindeki okuma ediminin zayıf kaldığı enikonu
- Ata Devrim (Öğretileri ışığında Kant’ın
Şair-yazar, sanat emeğinin karşılığını eksiksiz almak
gözler önüne seriliyor bu sonuçla.
yapıtlarına bir bakış!”),
istediğine göre sıra okurun emek vermesine gelmişti,
Olgu, yeni yazarlarda da bir “okuma” sorunu yaşandığı
- Mehmet Samsakçı (Yahya Kemal / Bütün
yoksa “Okur ne ki?” gibi onu hafifseyen bir karşılık
izlenimi bırakıyor böylece.
Şiirleri: Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin
yayılabilirdi yazın ortamlarında.
Yazıyı onlardan kalkarak kaleme alıyor değilim; sıra
Rüzgârıyle, Rubâîler ve Hayyam Rubâîlerini
İşte yapıtta yazar-okur buluşması üzerinden yaşanan
buna da gelecek, yıl sonunda karşılaştırmalı bir-iki
Türkçe Söyleyiş / VakıfBank),
bu bir araya geliş süreci, 12 Mart’a dek aynı hızla aktı
yazıda yer açacağım.
- Ahmet Antmen (François L’yvonnet
hep. Peki “okurluk” derken neyi nasıl anlamalıydık?
Cumhuriyet’te okuduğum Öztin Akgüç’ün “Okura
/ Dünyaya Baudrillard’ın Penceresinden
OKURYAZARLIK, OKURLUK, ALIMLAYICILIK...
ilişkin gözlemler” (13.05.026), Murat Ağırel’in “Çağımızın
Bakmak - Onu Bu Şekilde Düşünmeye İten
Herhangi özne halinde “okur” üzerine yapı kurmaya
vebası: Görünür olma hastalığı” (06.06.026), Deniz Sebepleri Anlamak / Çeviren: Oğuz Adanır /
girişilirken konuyla ilgili tanımlar, ölçütler getirmek
Ülkütekin’in Cumhuriyet Pazar’daki “Okumanın Doğu Batı),
zorunlu. Üç terimi şöyle bir havalandıralım o halde:
yeni vitrini” (24.05.026) başlıklı yazıları düşündürdü
- Y. Bekir Yurdakul (Liza Szabo / Marie Bot
“okuryazar”, “okur”, “alımlayıcı”.
bunları daha çok.
- Robot Dadı / Çeviren: Mine Kazmaoğlu /
“Okuryazar”, iteleye kekeleye de olsa o dilin
23 Temmuz’da yine bu sayfada aynı verilerle yeniden Günışığı),
abecesiyle bir yazıyı, harfi olarak yani ön yüzüyle
döneceğim konuya. - Dolu dolu Vitrindekiler, kısa tanıtımlar,
n
okuyabilen kişidir ama okur değildir kesinlikle.
Emek Yurdakul’un hazırladığı Güncel ve
Çünkü eylemsizdir, bu yüzdendir ki insanımız büyük Yazarın web sayfasına www.sadikaslankara.com
Mustafa Başaran’ın hazırladığı Bulmaca ile de
bir oranla okuma yazma bilse de okumaz, örneğin ad- adresinden ulaşılabilir.
düşün trafiği sürüyor!
lİmtiyaz Sahibi: Cumhuriyet Vakfı adına: Alev Coşkun l Yayın Yönetmeni: Gamze Akdemir İyi okumalar...
l Tasarım: Serhan Eren l Sorumlu Müdür: Betül Berişe l Yayımlayan: Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve
Yayıncılık AŞ l İdare Merkezi: Prof. Nurettin Mazhar Öktel Sok. No: 2, 34381 Şişli- İstanbul
l Tel: 0 (212) 343 72 74 (20 hat) Faks: 0 (212) 343 72 64 l Uets: 25999 - 15079 - 37611 l Reklam Genel
Müdürü: Evsun Sinem Alkan l Reklam Rezervasyon: Tel: 0 (212) 343 72 74 Mail: reklam@cumhuriyet.com.
tr l Baskı: İleri Basım Mat. Amb. Reklam Tanıtım Yayın ve Teknik Hiz. Tic. A.Ş. Yenibosna Merkez Mh. 29
KITAP Ekim Cd. A1 Apt. No: 5/902 Bahçelievler-İstanbul (Vizyonpark 2. Plaza B-1 Blok Kat: 9 No: 81-82)
Tel: 0 (212) 454 32 90 - 0 (212) 454 34 83 l Yerel süreli yayın l Cumhuriyet gazetesinin ücretsiz ekidir.

