27 Haziran 2026 Cumartesi Türkçe Subscribe Login

Catalog

Aganta Burina dik bir şekilde derin bir iç hesaplaşmaya Burinata / dönüşüyor. Ruhsal dinginlik arayışı ile zi- Halikarnas Balıkçısı / hinsel çöküşün eşiği arasında gidip gelen Bilgi Yay. / 192 s. Carrère, okuru kendi iç dünyasının en sa- vunmasız haliyle baş başa bırakıyor. Yoga, Türk edebiyatının kilo- yoga hakkında bir rehber değil; daha çok metre taşlarından sayı- insan olmanın ağırlığına, zihnin karmaşa- lan ve ilk kez 1946’da sına ve iyileşmenin kırılgan doğasına iliş- VİTRİNDEKİLER yayımlanan Aganta Bu- kin dürüst bir anlatı. Carrère, kendi dene- rina Burinata, 80. yılın- yimlerini saklamadan, süslemeden ve ba- da sert kapak ciltli bas- Prometheus’un Titanik’in batması gibi dünya gündemine zen de rahatsız edici bir açıklıkla aktarır- kısı ve Buket Uzuner’in İzinde Günümüzde damgasını vurmuş pek çok olayın o gün- ken okura şu soruyu fısıldıyor: “Kendin- önsözüyle okuyucularla buluştu. Halikar- Devlet ve Sınıflar kü tazeliğiyle anlatıldığı romanda okur, le yüzleşmeye ne kadar hazırsın?” Yoga, nas Balıkçısı’nın ilk romanı olan Aganta / Kolektif / Der. insan tabiatı ve olanaksız aşk üzerine in- modern hayatın gürültüsünde kaybolanlar Burina Burinata, özgün üslubuyla büyük celikli bir anlatı eşliğinde geçmişe uzanı- Mehmet Yetiş, için sessiz bir çağrı. yankı uyandırmış, çağdaşı yazarlara ve ar- yor. Söderberg’in benzersiz Stockholm Tijen Demir / İmge dından gelen kuşaklara esin veren bir ya- Kuşatılmış Kent / betimlemeleri, şehri de romandaki unu- Kitabevi / 432 s. pıt olmuştur. Doğanın, denizin tüm can- Clarice Lispector / tulmaz başkarakterlerden biri kılıyor. Seçkin bir akademisyen lılığı ve coşkusuyla edebiyatımıza girme- Çev. İpek Gürsoy 61 Şiir - Doldururuz aydın için hazırlanan bir sinin kapısını açmıştır. Bu nedenle Ya- Manavbaşı / Can En Geniş Geceleri / armağan kitabı, yalnız- şar Kemal, Halikarnas Balıkçısı’nı “Doğa- Yay. / 208 s. Tarjei Vesaas / Çev. ca geçmişe yönelik bir ya ilk başlayan büyük ustamız” diye anar “Dâhiyane ve tanımla- Orhan Tekelioğlu değerlendirmeyle yaşam boyu süren en- ve “Bizim genç romanımız bu büyük usta- namaz... Göz kamaştı- / Yapı Kredi Yay. / telektüel çabanın onurlandırılmasını değil, dan çok şey öğrenmiştir. (...) Bizim edebi- rıcı, kültürlü, zaman za- 96 s. gelecek kuşaklar için esin kaynağı olaca- yatımıza sağlıklı, gördüğümüz, güzel olan man melankolik Lispec- ğı düşünülen bir örnek modelin somutlaş- doğayı getirdi” tespitinde bulunur ve “Biz “Yatar içinde kuşlar tor, Kafka ve Joyce’la tırılmasını simgeler. Tülin Öngen’e arma- toprağı denizci Halikarnas Balıkçısı’ndan kamışların/ sıcak, ko- aynı panteonda yer al- ğan olarak derlenen Prometheus’un İzin- öğrendik” der. Halikarnas Balıkçısı bu ro- caman kalplerle/ ar- ması gereken, 20. yüzyılın en ikonik yazar- de Günümüzde Devlet ve Sınıflar, modern manında insan doğasının kadim çelişkile- dında bir gece tümse- larından biri.” Edmund White. Bu inşa et- kapitalist toplumların çözümlenmesinde rini de günlük yaşamın doğal akışı içinde ğin,/ sığda, sazlıktaki me, yıkma ve yeniden inşa etme sabrıydı merkezi bir öneme sahip olan devlet ve sı- derinlemesine işler. İnsanları “deniz insa- buzlu suda./ Yatar bir yılan geceler bo- ve bir gün tam yıkmışken ve yeniden inşa nıf kavramlarını tarihsel materyalist yakla- nı” ve “toprak insanı” diye ikiye ayırır. De- yu, bekler/ ve alır ödülünü./ Küçük ba- etmeye koyulmuşken ölebileceğini bilme- şım çerçevesinde ele alarak klasik ve gün- niz insanı olmak ile toprak insanı olmak lık görmüştür ama bilmez ki kimse./ Yat- nin sabrı. Lucrécia Neves, S. Geraldo’nun cel başlıklar etrafında yürütülen tartışmala- arasında dalgalanan Mahmut’un duygula- maktadır şimdi belki kan içinde ve sus- büyüyüp gelişmekte olan banliyösünde ra kuramsal ve analitik bir katkı sağlamayı rında, yaşamının bir döneminde “gitmek- kun/ tezgâhında balıkçının” Kitaptan... yaşar. Şehir modernleşirken viyadükler amaçlıyor. Kitapta yer alan makaleler özel- kalmak” çelişkisini yaşayan herkes mutla- Tarjei Vesaas edebiyatında şiirsel sem- yükselir, yabani atlar uzaklaştırılır, insanlar likle devlet ve sınıf konularına ilgi duyan; ka kendinden bir şeyler bulur. Aganta Bu- bollerin yoğunluğu ve lirik anlatım öne ve mekânlar yeniden şekillenir. Lucrécia siyasal, toplumsal sorunları eleştirel bir rina Burinata aynı zamanda özgürlük tut- çıkar. Medidatif özellikler taşıyan poeti- ise tüm bunları sessizce gözlemler ve iç- bakış açısıyla yorumlamak isteyen okurlar kusunun romanıdır. Romanda deniz, sa- kası ve etik sorgulamalardan oluşan dü- sel dönüşümle kentsel dönüşümün kol için ufuk açıcı çözümlemeler sunuyor. dece denizi değil özgürlüğü de simge- şünsel boyutu ise edebiyatının gerçeklik kola ilerlediği, psikolojik ve toplumsal ler. Mahmut’un deniz ve özgürlük tutkusu düzeyini belirler. Ülkemizde Melih Cev- Üzümler ve İnsanlar bir kuşatma altında olduğunu fark eder. üzerinden doğayı, insanı, tutkuyu coşkun det Anday’ın çevirdiği Buz Sarayı roma- - Toprak Ana, Lispector’un geleneksel anlatı kalıplarını bir dille anlatan bu başyapıt, yazıldıktan 80 nıyla bilinen Vesaas’un 32 dile çevrilmiş Bağban Baba / Elvan yıkarak Lucrécia’nın bakışı üzerinden şeh- yıl sonra insanlara yine aynı coşkuyla ses- şiirleri dilimizde ilk kez bu seçkiyle kitap- Uysal Bottoni / Yapı rin katmanlı ve değişken yapısını incelediği lenmeye devam ediyor. laşıyor; üstelik kendi dilinden ve günü- Kredi Yay. / 496 s. Kuşatılmış Kent, bireyin ve mekânın içsel müz şairlerinden Orhan Tekelioğlu’nun sınırlarını sorgulayan özgün bir roman. Ciddi Oyun / Hjalmar “Üzümün şaraplaşma söyleyişiyle. Seçkide yer alan şiirler Kjel- Söderberg / Çev. macerası, insanın doğa- Alman Sofrası: dene (1946), Leiken og lynet (1947), Berkan Başören / sına karşı verdiği müca- Bir Ölü, Mayıs Lykka for ferdesmenn (1949), Loynde Everest Yay. / 248 s. delenin ve medeniyetin, Ayini, Maç, Beraat, eldars land (1953), Ver ny, vår draum insanın dünyada varo- “...ancak doğa insa- Dondurma, Alman (1956), Liv ved straumen (1970) adlı ki- luşunun bir metaforu gi- na unutma yetisi gi- Sofrası, Hepsi ya taplardan derlenmiş. bi. En az insan kadar yaşama hırsıyla do- bi büyük bir lütuf bah- da Hiç / Thomas Sarı Ev / Mieko lu üzüm. Her türlü şarta uyum sağlayıp ka- şetmiştir. Aksi takdir- Bernhard / Çev. Arif Kawakami / Çev. ya, kum, verimli, verimsiz toprak demeden de yaşam katlanılmaz Çağlar / Kırmızı Kedi Hülya Balcı / Doğan olurdu.” (...) ‘Mutlu- mücadele ediyor var olabilmek için. İş ki Yay. / 128 s. Kitap / 472 s. luk nedir?’ diye fısılda- bir sorunu olsun, taşı çatlatıp hayatta ka- Thomas Bernhard’ın Al- dı Lydia. ‘Bunu kimse bilmiyor’ dedi Ar- lıyor. Bizler gibi.” Kitaptan... Mamma Mia- “Üçümüz kıvrana kıv- man Sofrası dikkati trajik bir güncelliğe İtalyan Mutfağı Hakkında Çok Şey kitabıy- vid, ‘Belki de mutluluk dediğimiz şey yal- rana güldükçe o cap- yönelten, aydınlatıcı bir başoyundur. Bu la büyük ilgi gören Elvan Uysal Bottoni bu nızca hayalini kurduğumuz, gerçekte var canlı sarı ton, bir ora- kitapta bu çerçevede tek perdelik, yedi kı- kez İtalya’nın güneyinden kuzeyine birçok olmayan bir şeydir. Gerçi bunun hayali- ya bir buraya saçılıyor- sa oyunu bir araya getiriliyor. Başlangıçta yere giderek ve pek çok kişiyle görüşerek ni kurmak bile mümkün müdür bilmiyo- du. Sarı, canlıymış gi- çizilen “cennet dünya” giderek kötülükler- insanların, toprağın, bağın, üzümün ve şa- rum. Mutluluk ebedi olmalı ki bir gün so- bi uzuyor, küçülüyor, den uyanışa dönüşüyor, insanlar mutluy- rabın hikâyesini kaleme alıyor. Kimi gele- na ereceği düşüncesi onu zehirlemesin, sıçrıyor, bir kuşak misali dalgalanıyor ken sahneledikleri hikâye geliştikçe ken- neksel yöntemlerle kimi modern teknolo- oysa kalıcı, ebedi bir mutluluğun hayali- ve yuvarlak çiziyordu. Kayan yıldız mi- dilerini bir korkunçluğun içinde buluyor. jiyle çalışan; kimi ekolojik kimi çevre dos- ni kurabilir mi insan?’” Kitaptan... İsveç sali parıldayarak bana doğru geliyordu. Oyunların canlandırdığı sıradan vatandaş- tu bağcılık yapan insanların deneyimlerine edebiyatında hâlâ en çok okunan, “bü- Göğsümü ardına kadar açıp onu kabul lar asla büyük laflar etmeden, neşe için- yük bir aşk romanı” olarak nitelenen Cid- de yer verdiği kitabında, çektiği fotoğraflar ettim.” Kitaptan... 15 yaşındaki Hana, de demokrasinin sınırlarının ne kadar ko- di Oyun, üniversiteden yeni mezun olmuş eşliğinde “ne yenir, ne içilir”in bilgilerini de barda çalışan annesiyle Tokyo’nun dış lay ortadan kalkacağını, saflıkla saldır- Arvid Stjärnblom’ün bir yaz günü Lydia paylaşıyor. Üzümler ve İnsanlar - Toprak mahallelerinden birinde, ufak bir dairede ganlık, sokak gevezeliğiyle faşizm, tehdit- Stille’yle tanışması ve iki gencin birbirine Ana, Bağban Baba sıcak insanları ve güzel yaşar. Ne paraları ne de herhangi bir gü- le saldırı arasındaki ayrımın ne denli kolay âşık olmasıyla başlar. Yaz sona erip de doğasıyla İtalya’ya da bir güzelleme. venceleri vardır. Bir gün annenin arka- aşılabileceğini dile getiriyor. Siyasi zihni- şehre döndüklerinde yaşam onları farklı daşı Kimiko çıkagelir ve Hana’nın dün- yet yapılarının ve taşıyıcılarının sürekliliği- Yoga / Emmanuel kıyılara savurur. Yıllar sonra yollar tekrar yasını aydınlatır. Kimiko’yla Hana, Limon ne dikkati çeken yanıyla bu yedi kısa oyun Carrère / Çev. Canan kesiştiğindeyse artık ikisi de bambaşka adını verdikleri bir bar açarlar. Bu küçük Almanya’nın ve Avusturya gibi benzeri ül- Özatalay / Can Yay. insanlardır. Söderberg’in apaçık üslubu, izbe bar, Hana’nın sığınağı olur. Artık kelerin olduğu kadar dünyanın birçok ül- / 272 s. bedenin arzuları karşısında ruhun yalnız- sevdiği bir işi, eğlendiği kız arkadaşla- kesinin de çok temel bir sorununu tartışa- Emmanuel Carrère, lığı teması, karakterlerini ve onların yaşa- rı ve geçinecek parası vardır. Ama hiçbir bilmesi için birçok ipucu sunuyor. Bu ye- Yoga’da hem bir prati- mını hem mizahi hem de melankolik bir şey göründüğü gibi değildir. Hana’nın di oyunda sergilenen zihniyet ve tipler yaklaşımla işleyişi Ciddi Oyun’da da zen- umutları, iyimserliği ve dayanma gücü ğin hem de bir insanın Türkiye’de de kendi yerli renkleriyle var- gin bir “motifler bütünü” olarak karşımı- son haddine kadar sınanacaktır. Mieko kırılganlığının, arayışının dır. Oyunların dilimize çevirisi Almanya’da- za çıkıyor. 1897 Stokholm Fuarı, Dreyfus Kawakami, Sarı Ev’de kalıcı bir dostluk- ve yeniden ayağa kalk- ki prototipler üzerinden bu ülkenin çok ya- olayı, İsveç-Norveç Birliği’nin dağılması, la ihanetin hikâyesini, ergenlik düşleriyle ma çabasının izini sü- kın tarihteki ve hâlâ güncelliğini sürdüren Rus-Japon savaşı, İsveç Kralı II. Oscar’ın yetişkin dünyasının acımasızlıklarını us- rüyor. Meditasyon inzi- sorunlarını tanıtırken Türkiye’deki benzer- ölümü, II. Abdülhamit’in tahttan indirilişi, talıkla anlatıyor. vasında başlayan bu yolculuk, beklenme- lerini de düşünmeye çağırıyor. 25 Haziran 2026 15
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear