Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
Düşlerin en güzeli!
David Almond; annesi mermi üreten, babası cephede savaşan John’un o küçük kasabada günden günden
büyüyen barış düşlerini büyük bir incelikle dünyanın dört bir yanına taşıyor. Desenleri, çevirisi, tasarımıyla
o bungun, karanlık savaş ortamına çocukların dünyasından bir direnç olarak yükseliyor Savaş Bitti.
çaba daha var ki onları da sözün burasına konuk ne ki John’un tedirgin çabaları, arkadaşı Jan’ın
Y. BEKİR YURDAKUL
etmeliyim: sessizliği bize her şeyi anlatıyor.
Almond’un sözcüklerle kurduğu dünyaya David Fabrika; John’un evinin yakınında, nehrin
avaş dediyse birileri ya da “başka yol kalma-
Litchfield, çizgi ve desenleriyle çok başarılı bir kıyısındadır. John büyürken o da büyür. Savaş
dı deliliği”ne doğru yelken açmışsa aklımın
başlayınca daha hızlanır büyümeleri.
boyut ekliyor.
S şiir çiçekleri ayaklanır ansızın. Nâzım’ın “...bir
İki kilometre boyunca uzar gider. John, kendi
Hikâyenin akışındaki yalınlık, lezzet, karakter
de harbe girmedim/ sığınaklara da inmedim gece
ve kahramanların duygularının sakince ne ki o küçüklüğü gibi fabrikanın “küçük” halini de bir
yarıları/ yollara da düşmedim pike yapan uçakların
oranda da etkili aktarımı görsellerde de benzer bir türlü anımsayamaz.
altında” dizeleriyle kalkarım ayağa.
Sabahın erken, akşamın geç saatlerinde, mavi
incelikle gösteriyor kendini.
O karabasandan uzak bir ömür sürmelerimi;
iş tulumlarıyla yüzlerce kadın işçi doldurmaktadır
dünyanın birçok kara parçasında sığınakları, pike
sokakları, fabrika kapısına ulaşan yolu.
yapan uçakları bilen, yaşayan insanları / çocukları
John’un annesi, arkadaşlarının anneleri hep bu
düşününce ne denli şans sayabileceğimi de
fabrikada günde on iki saat çalışırlar.
bilemem. Yetmez bana benim “şanslı” olmalarım.
Annesi saklamıştır ne ürettiklerini, “mermi”
Derken harbe yollanan, kendini bir anda savaşın
deyip geçiştirmiştir.
ortasında bulan çocukları anımsarım ki Orhan
Ama okul müdürü “ülkelerinin büyüklüğünü
Veli’nin o çocuklar için “Harbe giden sarı saçlı
ve zaferin pek yakında kendilerinin olacağını
çocuk!/ Gene böyle güzel dön;/ Dudaklarında
göstermek için” çocukları fabrikaya götürüp bir de
deniz kokusu,/ Kirpiklerinde tuz;/ Harbe giden sarı
savaş güzellemesi sergileyince olan olur.
saçlı çocuk!” seslenişinde bir teselli ararım.
İyi de John’un babası da savaştadır. Miğferi var
Ararım da nereye varır yolum, ne söyler bana
insanoğlunun binlerce yıldır bıkıp usanmadan mıdır onu koruyacak?
sürdürdüğü (nedeni, “kazanan”ı, “yitiren”i, Fabrika miğfer de üretmektedir ve onlardan biri
sonuçları belli ve hiç değişmeyen) bu dalaşmaları? John’un babası içindir.
Sonra çocuklar çıkar karşıcı, ellerinde Bertolt Okul müdürü çocukları da savaşa destek olmak
Brecht’in “Savaş İstiyoruz/ İlk önce vuruldu/ için “görev”e çağırır.
Bunu yazan” dizeleriyle ağırlaşmış, kocaman
ÇOCUK ONLAR, NE YAPABİLİR Kİ?
pankartlar... Bir koşu düşerim peşlerine.
Müdürün bağıra çağıra söyledikleri; savaşta
TEPEDEN TIRNAĞA BİR SORGU
arka cephenin hangi araç ve yollarla, nasıl da
Savaş Bitti’nin daha kapağını açtığımda aynı
savaşın içine sokulduğunu da Almond’un usta
derin yolculuğun orta yerinde buluverdim kendimi.
anlatımıyla inceden anımsatır.
Bir de Avrupa’nın karşı karşıya kaldığı son
Köyde bir de “vicdani retçi” vardır; savaşa karşı
mülteci akınından bir süre sonra kıtanın ortalık
çıkan, savaşmayı reddeden. Dorothy’nin Gordon
yerinde yapılan bir araştırmada, “Sınıfınızda
dayısıyla yakınları da ilişkiyi kesmiştir.
kaç mülteci var” sorusuna o Avrupalı çocuğun,
Ama çocuklara, cesaretle “savaşta olduklarını
“Burada mülteci yok! Biz hepimiz çocuğuz” yanıtı
söyleyenlere inanmamalarını, çocuk olduklarını”
ayrılmadı yanımdan.
söyler.
Bana sorarsanız David Almond’un muhteşem
Savaş çığırtkanları ne yapsalar o cepheye
hikâyesinin başkahramanı John’du araştırmacıya
katılmaz John; kendisi gibi çocuktur mermilere
o olağanüstü yanıtı veren ya da John’un yaşıtı
hedef olanlar. Krala, başpiskoposa mektuplar
Alman Jan’dı.
yazar arkadaşlarıyla ne ki yanıt alamaz.
Almond; sözcüklerle yolculuğun, çocukların
“İki çaba daha” dedim ya, o da kitabın
Bir de arkadaşlığını düşleyerek büyüttüğü Jan
dünyasından seslenişin, onlarla sahici arkadaş
tasarımında yakalanan incelik.
için bir mektup hazırlar. Mermiler arasında o da
olmanın da büyük ustası.
Savaşın, bombaların, acının yarattığı bungunluk,
çıksın yola ve ulaşsın ister Alman arkadaşına.
Savaşın acısını; taraflarının çıkarcı, empati
karanlık, sıkıntı, açmaz; tasarımdan yansıyan
John’un çabaları, düşleri, savaşa yandaş olma-
yoksunu, umarsız, ne yapacağını bilmez hallerini
havayla derinden duyumsatıyor kendini. Kısacası
yan direnişiyle büyüyen barış hayali ekmekle barış
öylesine ustalıkla ve derinden duyumsatıyor ki
metnin, kurgunun gücüne güç katıyor her görsel.
arasında umarsız kalmış yetişkinlere de güç verir.
kendinizi bir anda hem John’un yanı başında,
Onca silahı, savaş gerecini taşıyan gemilerin
NE ÜRETİLİYOR BU FABRİKADA?
onu koruyup kollarken buluveriyorsunuz hem
en kıymetli emaneti John’un mektubu ve barış
Kimileri söylenmese de farklı mekânlarda akıyor
de tepeden tırnağa bir sorgunun ortalık yerinde
hayalleridir.
hikâye. Ancak ağırlıklı olarak fabrikada (Evet, silah
yapayalnız kalıveriyorsunuz.
Gün gelir, dünyanın gördüğü o en büyük savaş
fabrikası!) buluyoruz kendimizi.
Hep söylerim: Başka dillerden bir yapıtı
da biter. Şimdi Alman toprağına mermilerin yerine
Ah o yemyeşil kırlar, oyun alanları, parklar,
sevmişsem burada başrolü hep dilimizde o yapıtı
kuşburnu tohumlarını serpmenin vaktidir.
n
korkusuzca koşulan okullar...
var eden dil işçisine veririm.
Azade Aslan, yine özenli, titiz bir çalışmayla Savaş, çatışmalar / çarpışmalar her nerede Savaş Bitti / David Almond / Resimleyen:
konuk oluyor okumalarımıza. olsa tedirginliği, sevinçleri boğmaları her yana David Litchfield / Çeviren: Azade Aslan /
Almond’un hikâyesini başka, farklı kılan iki uzanıyor. Belki çoğunu söylemiyor bize yazar; Günışığı Kitaplığı / 2026 / 128 s. / 9+
14 Mayıs 2026
16
Desen: DAVID LITCHFIELD

