Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
ikinci deniz çıkışının büyük oranda sınırlandırılması ve şu anda Karadeniz’de sahip olduğu askeri nüfuzun kaybedilmesi anlamına gelecektir. Rusya’nın doğal gaz konusunda yoğunlaşan baskılarına rağmen, “turuncu devrimden” sonra benimsenen dış politika çizgisini devam ettiren Ukrayna 6 Aralık 2005’de, ABD’nin GüneyDoğu Avrupa ve dolayısıyla Karadeniz’deki çıkarları doğrultusunda 1996’da kurulan GüneyDoğu Avrupa Savunma Bakanları Konseyi’ne (SEDM) dahil olmuştur. Ukrayna’nın SEDM üyeliği, Ukrayna’nın ABD’nin Karadeniz planlarına dahil edildiğini açıkça gösterirken, 6 Aralık 2005’de Romanya’nın dört ABD üssünün kurulmasına izin vermesi, Karadeniz’de dengeleri önemli ölçüde değiştirmektedir. Ukrayna’nın hedeflediği NATO üyeliğinin gerçekleşmesi halinde Karadeniz’in bir NATO gölüne dönüşme ihtimali, Rusya’nın tedirginliğini açıklamaktadır. Bölgesel yapılanmalar DT içinde Ukrayna’nın başını çektiği GUAM’ın (Gürcistan, Ukrayna, Azerbaycan, Moldova) faaliyetlerinin canlanması, BDT dışına taşan yeni bir örgütlenmenin Demokratik Seçim Topluluğu’nun (DST) yine Ukrayna’nın öncülüğünde kurulması, bölgede ABD’nin etkinliğini artıran gelişmelerdir. 2 Aralık 2005’de Ukrayna’nın başkenti Kiev’de Ukrayna, Moldova, Baltık ülkeleri, Romanya, Makedonya, Slovenya ve Gürcistan tarafından kurulan DST ile HazarKaradenizBaltık hattı çizilmiştir. Şu anda amaçları son derece muğlak olan söz konusu teşkilatın stratejik önemi, Batı Avrupa ve Rusya, ayrıca Türkiye ve Rusya arasına giren bir hat olmasından ileri gelmektedir. Buna ek olarak GUAM’ın etkinliğini artırmaya çalışması ve 6 Aralık 2005’de yapılan AGİT Dışişleri Bakanları toplantısında Rusya karşısında GUAM’ın tek vücut olarak hareket etmesi, Rusya’nın son dönemdeki Karadeniz havzası politikasının şimdilik bir sonuç vermediğini göstermektedir. Yukarıda sıralanan bütün faktörler, bölgenin büyük devleti olarak kalmaya kararlı olan bir Rusya’nın, Ukrayna’dan vazgeçmesinin mümkün olmadığını göstermektedir. Eski Sovyet alanı giderek Soğuk Savaş dönemindeki SSCB ve ABD arasındaki bölgesel mücadeleye benzer bir çekişme C S BD Karadeniz’i bir NATO gölü haline getirmek yolunda ciddi adımlar attı. Bulgaristan ve Romanya ile üs konusunda anlaşma sağlayan ABD’nin bölgesel varlığı Rusya’yı rahatsız ediyor. Bağımsız bir güç olarak ele alındığında Türkiye’nin bölgede dengeleyebileceği güçleri tercih etmesi gerekiyor. Ağırlığın bir taraf lehine bozulması, dengeleri Türkiye aleyhine değiştirebilir. TRATEJİ ÇİZGİLİ DÜNYA 15 A B ye sahne olurken, Karadeniz havzasında ABD oldukça önde gitmektedir. Geçmiş dönemden farklı olarak bugün DST çatısı altında toplanan ülkeler, Rusya’nın değil, ABD’nin nüfuzu altında bulunmaktadır. Ukrayna ise, bu hattın en önemli parçalarından birisi, ancak aynı zamanda Rusya açısından “en zayıf halkasıdır”. Dolayısıyla havzadaki mücadele Ukrayna’da yoğunlaşmaktadır. Karadeniz’de ortaya çıkmaya başlayan yeni durum Türkiye’yi de yakından ilgilendirmektedir. Bölge dışından olan ve üstelik bütün bölgesel aktörlerden daha güçlü olan bir süper gücün Karadeniz’de kurmaya başladığı yeni denge, Türkiye’nin bölgedeki gücünü zayıflatmaktadır. Bugün Türkiye NATO bağlamında değil de, Karadeniz’de bağımsız bir güç olarak ele alındığı zaman, Türk milli çıkarları açısından Türkiye’nin Karadeniz’de dengeleyebileceği aktörleri tercih etmesi söz konusudur. Karadeniz’de tek bir aktörün (bugün ABD, yarın başka bir aktör) baskın hale gelmesi, Türkiye’nin çıkarına değildir. Bugün Türkiye’nin hem SEDM, hem Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü içerisinde, özellikle bu örgütlerin askeri yapılanmalarında yer alması iyi bir fırsat yaratmaktadır. Türkiye’nin havzadaki jeopolitik önemi, enerji kaynaklarının transit ülkesi olma potansiyeli, Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra hem Rusya hem Ukrayna ile geliştirilen iyi ilişkiler bu fırsatı güçlendirmektedir. Ancak esas sorun, fırsatları değerlendirebilecek bir vizyona sahip olmaktır. The Independentn 17 Aralık Financial Times 19 Aralık The Economist 17 Aralık Liderlerden bir gün önce iki ülkenin ekonomi bakanları enerji için sıkı fiyat pazarlığı yaptılar.