13 Mayıs 2026 Çarşamba English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Hepsinin öfke nedeni kendlne göre değişlyor. Kimi annesinin kahvaltı hazırlamasına, kiml geç gelen çaya, akan çatıyai öfkeleniyor. Ama aynı Istekte blrleşlyorlar: Öfkeyl yaşamalarına Izln verilmesl. t Gülay Nevin Ozdemir Murat Aydın \ Duygu Topaloğlu Gunduz Fotoğraf: ESRA ACIKGOZ azeretîm var; âsabiyim ben y. • I çimi oyan bir köstebek... Bir balon... Kapandakihayvan... Bunlar gençlerin öfkeye dair tanımları. Uzmanlara göre ise öfke gunlük yaşamda engellenme, incinme, çaresizlik, güçsüzlük, yetersizlik ya da hoş olmayan durumlara maruz kalma gibi anlarda yaşanan bir duygu. . Öfkeye, hafif huzursuzluktan, şiddete kadar uzanan tedirginlik, hiddet, düşmanlık gibi duygular eşlik ediyor. Ama her insan öfkesini aynı şekilde yansıtmadığı gibi, aynı şeylere de sinirlenmiyor. Peki aynı duyguya verilen farklı tepkilerin, öfkenin nedeni ne? Marmara Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Seval îmamoğlu, Prof. Dr. Betül Aydın'ın tez danışmanlığını yaptığı "Üniversite Öğrencilerinin Öfke ve Öfke Ifade Tarzlarının Bağlanma Stilleri ve Bazı Sosyodemografik Değişkenler Açısından Incelenmesi" adlı araştırmasında bu soruya yanıt aradı Araştırmaya Marmara Üniversitesi'nde 10 farklı bolümde eğitim goren ve yaş ortalaması yaklaşık 21 olan 309'u kız, 156'sı erkek toplam 465 öğrenci katıldı. Araştırma sonuçlarına göre, kız öğrenciler erkeklerden daha fazla öfkelendiği halde, bu duygularını bastırıyorlar. Bunun altında, her iki cinsiyete yönelik toplumsal baskıların farklılığı ve öfke tepkilerinin genellikle erkeksi roller ile özdeşleşmesi yatıyor. Anneleri hayatta olmayan oğrenciler de, hayatta olanlara göre daha fazla sürekli öfke yaşıyor, ama öfke daha fazla içe atıkyor. Tıpkı anneleri üvey olanlar gibi... Babanın öz ya da üvey olması da, öfke kontrolünde farklılık yaratıyor. Öz olanlar, diğerlerine göre öfkelerini daha fazla kontrol edi Araştırma görevlisi Seval lmamoğlu... yor. Çünkü baba, otorite figürü, erkek çocuklar için özdeşim modeli, aileyi dı§ dünyaya karşı koruyan kişi olmasının yanı sıra iş, sorumluluk ve duygusal kontrol ile Ugili değerlerin şekillenmesinde de etkili. Dolayısıyla, babanın öz olması, özdeşleşme ve birey üzerindeki otorite etkisi çocukluktan itibaren tüm dönemlerde bireyin kontrollü olmasını destekliyor. Araştırma öfkeyi ifade ediş tarzının okunan bölümlere göre de değiştiğini gösteriyor. Yabancı dil bölümünde okuyan ya da yabancı dil ile eğitim alan oğrenciler, diğer bölümlerde okuyanlara göre öfkelerini daha fazla dışa vuruyor. Bunun nedeni, bu bölümdeki öğrencilerin üçte birinin yurtdışında yetişmesi. Araştırmayı yürütenler bunu öğrencilerin yaşadıklan uyum sorunu ve çatışmanın bir yansıması olarak görüyor. Bir diğer neden ise, öfke ve öfke ifa de biçimlerinin belirlenmesinde kültür ve çevrenin etkili olması. Bu sonucu yaşamlarının çoğunu küçükyerleşim merkezlerinde, örneğin ilçelerde geçiren öğrencilerin, kentlerde yaşayanlara göre daha fazla "sürekli öfke" yaşıyor olması destekliyor. Üniversite eğitimi için kente gelen öğrenci, büyük ve karmaşık bir metropolde yaşamaya başlayınca kendini birtakım sorunların ve çatışmaların ortasında buluyor. Araştırma Görevlisi Seval lmamoğlu, her ne kadar istenmeyen, kişiye zarar veren bir duygu olarak değerlendirilse de öfkenin aslında insani, doğal ve sağlıklı bir duygu olduğunu söylüyor, "Sağlıksız olan, öfkenin uygun şekilde ifade edilememesi, çevre, kültür gibi etkiler nedeniyle saldırganlık olarak yansıtılması. Bunlar toplumda öfkenin problem olarak yaşanmasına neden oluyor." Psikiyatr Dr. Ayhan Akcan En önemli neden, yalnızlık Giderek daha öfkeli kuşaklarla mı karşılaşıyoruz? Evet, çünkü gençlere gelecek sunamıyoruz. Belirsizlik ve "dolar dışında her şey saçma" düşüncesi, insanların ilkel dürtülerini serbesdeştiriyor. Bu yüzden internet, reklamlar, diziler hep cinsellik ve şiddet dolu. Sadece dolara sahip olmak ve hementüketmek, geçerli olan davranış modeli. Duygular yok, ihtiyaçlar var. Gerekirse diğerini yok etmek, kendisine zarar vermek veya intihar etmek doğal. Sadece bencüce hayatta kalmaya çabalıyor. Yani gençlerin öfkelenmesi "asileşmelerinden" değil... Evet, asileşmek değil, hedefsizlik, belirsizlik, en önemlisi yalnızlık zaman zaman öfke padamalarına neden olabüiyor. Buna sosyal destek alamama, diğer insanlarla empati kuramama, ekonomik sebepler de eklenince şiddet doğuyor Dövme, farklı giyinme de öfkeyi göstermenin bir yolu mu? Bunlar, genel anlamda aidiyet duygusu veya özel biri olma, kişiliğini, tercihlerini dışa yansıtma gibi düşünülse de özünde şiddet ve acı var. Gençler öfkelerini dışa yansıtmaktan çok, kendi yaşamlarını ciddi etkileyen geri dönüşü zor, hatta imkânsız olan alkol, uyuşturucu kullanma, fuhuş ve şiddet içeren akımlara kapılıyorlar. Gençlik öfkeli, çünkü... Nevin Ozdemir (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi24): Öfkeyi içimi durmadan oyan bir köstebeke benzetirim. En çok da, insanın insana karşı kullandığı zora öfkelenirim, savaşa, cezaevlerine, cinayetlere... Bir de ikinci üniversiteyi okumama karşın hayatta tutunamamam öfkelendirir. Çaresizlik de bunu derinleştirir. Kişilere olan öfkem anlıktır, olur ve biter. Öfkelenince "öff"lenirim. Önce kendime dönerim, içimekusarım. Bilmediğim yollarda bir yere yetişir gibi hızlı ve kararh yürürüm, kaç saat dolandığımı bilmeden. Bir yandan da kafamdaki anlamsızhklara mana bulmak için kendime "neden"li sorular sorarım. Kendimle dünya arasına ses, ışık geçirmeyen yalıtılmış bir duvar koyarım ve bütün iletişim araçlarıyla bağlantımı keserim. Duygu Topaloğlu (Marmara Üniversitesi21): Beni en çok, anlaşılamamak, kendimi ve kişiliğimi anlatma zorunluluğunda olmak öfkelendiriyor. Anlaşdmak için ille de en yakın çevreme bile kendimi kanıtlama çabasına girmek anlamsız gelıyor. Benim için diğer bir öfke nedeni ise, gençlere "yaşken eğelim" mantığıyla yaklaşılması. Bu yüzden öfkemi açığa çıkarmaktan çekinmiyorum. Yeri geldiğinde bağırmaktan, içimden ne geliyorsa söyleyip tartışmaktan geri kalmıyorum. Hele bir de iyi niyetimin suiistimal edildiği durumlarda gözüm hiçbir §ey görmüyor. Bu durumdan da rahatsız değilim. ;v < Meral Gündüz (Trakya Üniversitesi24): Her şeye öfkeliyim, en çok da hayata. Kötü bir bakış, bir ses, gazetelerdeki haberler, televizyondaki medyatik maymunlar... Bazen de annemin erken kalkıp kahvaltı hazırlaması ya da arkadaşımın "iyi misin" demesi bile öfkelendiriyor beni. Öfkeyi, şişirilmiş bir balon ya da kapandaki vahşi bir hayvana benzetiyorum. Ya o hayvanı sahp başkalannı parçalıyor ya da balonu patlatıp kendimi paralıyorum. Ama daha çok birinci yolu seçiyorum. Çabuk ofkeleniyorum, ama kontrolsüz değilim. Bazen bağırıp çağınyor, küfurlü konuşuyor, bazen de sadece ağlıyorum. Ama öfkem büyükse susmayı tercih ediyorum. Çünkü konuştuğumda ne söylediğimi bilmez halde oluyorum.. Murat Aydın (Marmara Üniversitesi23): öfke bazen akan bir çatı, bazen geç ge len bir bardak çay ya da otobüs. Sabırsız biri olduğum için öfkemi kontrol etmekte zorlaruyorum. Bu yüzden arkadaşlarımı da kırdığım oluyor. Böyle anlarda yalnız kalmayı tercih ediyorum. Mesela, Cihangir Camii'nin avlusu benim öfkemi attığım en güzel yer. Bir de evde tek kalmam beni rahatlatıyor. Kendi kendime konuşarak öfkemden uzaklaşıyorum. Gümüşhane'den geldiğimde Istanbul beni çok öfkelendirmişti. Kafayı otobüslerin numaralanna takmıştım. Bana göre içinden çıkılmaz bir haldi. Memlekette her yere yürüyerek giderdik. Burada hayatımın yarısı yollarda geçiyor. Istanbul'a kızmanız ya da sevmeniz paranızın olmasına bağlı. Paran varsa Istanbul senin, yoksa sen îstanbul'un oluyorsun. En çok öfkelendiğim zamanlar ise, bu kalabahk şehirde güvenebilecek kimsemin olmadığını düşündüğüm ve yalnız kalmaktan korktuğum anlar. Insanlann içinde yalnız yürümek çok acı, ölseniz kimsenin umurunda olmazsınız. Hakan Alp (tstanbul Üniversitesi24): Beni öfkelendiren çok şey var, başta sistemin kendisi. Sonra ABD'nin çoğu çocuk on binlerce Iraklı'yı katletmesini ya da 3 yıldır olüm oruçlarında 120 insanın ölümünü bir macera filmi gibi seyretmeye alışır duruma gelmemiz. Bu yüzden öfkenin bas tınlması gereken bir duygu olduğunu düşünmüyorum. Sadece hayatın daha iyi olabilmcsini sağlamak için bilinçle yoğrulması gerekiyor. Kişisel olaylarda ise, öfkemi, herkesin hata yapabileceği gerçeğini unutmadan, ona neden olan kişiye gösteririm. önemli olan karşımdaki insanın hatasını çözmeye çalışması. Giilay Özgür (Marmara Üniversitesi24): Beni en çok insan ilişkilerinin laçkalığı, gençlerin vurdumduymazlığı sinirlendiriyor. Son zamanlarda ise, en çok kızdığım ev sahipleri. Kendilerini adeta kral zannediyorlar. Bir de eğitim ve sağlık... Öfkemi bağırıp çağırarak bir de ağlayarak yatıştınyorum. Dozunu genelde ayarlayamam. Öfkemin nedeni bir insan ise, içimi boşaltana kadar ona her şeyi söylerim. Ama iyi niyetli bir arkadaşımsa, kırdığım için pişmanlık duyanm. Beni Istanbul'da en çok insanlar öfkelendirdi. Ilk geldiğimde bir şey bilmiyormuşum gibi davranmalarına, özellikle de "Doğulusun, kazanmayı nasıl başardın?", "Ailen nasıl yalnız yolladı?" sözlerine öfkelenirdim. Çünkü burada yaşayan insanların kafasında Doğulular tutucu düşüncesi var. Zamanla Istanbul'u da insanlarını da kanıksadım. Ama donem dönem bıktığımı hissediyorum. En azmdan yılda bir ay memleketimde kalıp kendime geliyorum.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle