Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
Fotoğraf: UĞUR DEMİR Uğur Yücel'ln llk uzun metrajlı fllml Yazı Tura gösterimde. Yıl 1999, yer Türkiye. Konu: Hasarı uzun zaman kapanmayacak savaş ve deprem. Klşller: Şeytan Rıdvan ve Hayalet, Cevher, Ikl asker. 1 ' LİL BU FİLMDE KAZANAN YOK Özlem Altunok nutuşun beslendiği, yolun unutarak alındığı topraklarda yaşıyoruz. Çünkü önemli olan yaşamaya devam etmek. Ama nasıl? Hatırlamadan, hafızayı yoklamadan devam edilebilir mi? Uğur Yücel ilk uzun metrajll filmi Yazı Tura'yla bu soruya "hayır" diyor. Savaş da, deprem de üzerinde konuşulmadan, tartışılmadan geçilemez. Yazı Tura işte bunu anlatıyor. Çünkü Şeytan Rıdvan ve Hayalet Cevher'in ruhlarına güneydoğudaki savaşta sinenler, gündelik hayatlarına da taşınıyor, huzur vermiyor. Kenan îmirzahoğlu ve Olgun Şimşek'in başrollerini paylaştığı Yazı Tura'yı yönetmeni ve bu iki oyuncusuyla konuştuk. U tuluyor bilmiyorum, ama unutuluyor. Kenan tmirzalıoğlu: Bence de hafızalarımız terbiye edilmeye çalışılıyor. Içinde bulunduğumuz dünya, düzen unutulması gerekenleri bir şekilde öğretti. Ve insanlar kolay yaşamak, bu sistemin içinde hayata adapte olmak için unutmak zorunda kaldılar. BİR İŞARET... Oyunculuk yapmış, sonra oynamaktan sıkıltnış ve sonunda kendi filmini çeken bir yönetmenle çalıştınız Yazı Tura'da. Bu durum, deneyim kazandırdığı kadar, zorladı mı sizi? Kenan İmirzalıoğlu: O kafanızın nerede olduğuna bağlı. Konservatuvarlı değilim ama sette dura dura oyunculuğun kolay kurnazlıklarını öğreniyor, bunu yapanlan görüyorsunuz. Böyle bir kafadaysanız Uğur Yücel'le çalışmak çok zor. Çünkü hiç sinemaya gitmemiş bir insanla aynı filmin içerisinde oyunculuğunuzu birbirinize yaklaştırmanız zor iş. Bu ciddi bir oyuncu yönetimi gerektiriyor. Siz hem oyunculuktan gelmiyorsunuz, Yazı Tura, aslında unutmanın mümkün oltnadığını, hasarın ortadan kolay kolay kalkmayacağını gösteren bir fılm. Karakterleri yarattnaya çalışırken güneydoğuda neler gözlemlediniz? Olgun Şimşek: Orada, o süreci birebir yaşayanların unutması mümkün değil zaten. Unutma kısmı daha toplumsal bir mesele. Insanların 20 sene savaştıkları ve 3540 bin kişinin öldüğü bir gerçek nasıl unu hem de kısa bir siirede bu piyasanın içinde ilgi çeken, popülerleşen bir oyuncu oldunuz. Uğur Yücel'le çalışmak istemenizin gerisinde nasıl bir oyunculuk merakı var? K. İmirzalıoğlu: îçgüdusel. "Deli Yürek" bitti, bir süru teklif, senaryo geldi. Hiçbirini hissedemedim... Aradan 1,5 yıl geçti, bir yandan da çalışmak zorundayım. Tam bu noktada ısrarla teklifte bulunan ama benim içime sinmeyen bir projeyi kabul etmek uzereydim. O toplantıdan çıktığım gün Uğur Yücel'den görüşme talebi geldi. Bir işaret gibiydi. Tiyatro kökenlisiniz, Uğur Yücel gibi kotnik adam olma durumunu siz de uzun süre yaşadınız. tbo Show'un Güçlü'sünden bugüne nasıl bir Olgun Şimşek taşındı? O. Şimşek: Konservatuvarlı olmak bir oyuncuya başka özellikler yüklemiyor. Kalıpların içine girmemeye çalıştım. Orada net olarak anladığım tek §ey Yıldız Hoca'nın, "Oyunculuk, olmayan bir şeyi varmış gibi göstermek" sözü oldu. Bu kadar saf hareket etmeyi becerebildiğiniz noktada oyunculukla ilgili arayışlar da başlıyor. "Başka bir insan olmayı nasıl becerebili rim? " derken, tbo Show gibi bir şey de çar pabıliyor size. Oyunculuk biraz da ortalı ğa çıkarılması gereken ve hayat geçindireı bir iş. Açıkçası bu çelişkileri çok yaşadım Ibo Show, kim ne derse desin benim içiı önemli bir işti. Oradan da bir şeyler birik tirdim ve zamanı gelince rafa kaldırdım. ARIZANIN NEDENİ Uçünüzü bir araya getiren biraz da asıl suratlı olmanız, kendinizle derdinizin ol ması olabilir mi? Uğur Yücel: Tabii, buradaki kimse hu zurlu değil, herkes arızalı. Kimi insanla da hisler anlammda hayvansal güdülere sa hip. Algılamaları, hayatla ilişkileri, duruş ları, duydukları sesler... Bütün bunlan al gılayıp sağüklı kalabilmek güç. K. tmirzalıoğlu: Arızanın nedeni kendi mizi konforun içine bırakmamak olabilir O. Şimşek: Filmi çekerken de zamanı mız güzel geçti, hazırlık süreci güzeldi, a ma hep aportta bekleyen arızalı, konforı olmayan bir duygu da peşimizden geliyor du. Bence Türk sineması... f' Filmi bitirmek beni hafifletti, ama geride öğrenilmesi gereken şeyler bıraktı.Üretkenlik anlamındaysa sadece sinema yapmak istemenin kederi var. Tek başına sinema yapamayacağım, yine dizi yapmam, oradan alacaklanmı filme yatırmam gerek .. Ama duygu olarak iyi bir ilk filmdi ve mesleki bir tatmin duydum. f/ Yazı Tura için anlatım dili, oyunculuk biçimi, montaj tekniği açısından yeni ve genç bir sinema diyebilirim. • Istemediğim tek şey filmin politik yanını konuşmak, yola da o niyetle çıkmadım. Film bir şeyin yanında değil, bu topraklarda yaşanmı§ bir dramı anlatıyor. ^ "Bence Türk Sineması..." diye başlayan cümleler kurmak yerine bunun işimden çıkmasını istiyorum. Politik sinema, melodram ya da ticari sinema yapmak, yaptığım işin adını koymak bana uzak. Muhalif halim her zaman sürecek ama aşk da anlatacağım. t/ Sinema alanındaki hareketsizlik, memlekete doğru dürüst bakamamaktan kaynaklanıyor. tranlı, Hintli, Japon kendi memleketine daha iyi bakıyor. Biz biraz Batı'da biraz Doğu'da, ya çok Batılı, ya çok Doğulu bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Özgün bir sinemamız olmalı, bir şeylere benzememeli. \/ Beni Kenan'a oğlum yöneltti. Once dizi için düşünmüştüm, ama tanıdıkça filmdeki Cevher'i de oynayabıleceğinı gördüm. İyi olduklarından emin, oyunculuk adına alabilecekleri her şeyi aldıklarını düşünen genç oyuncu kalabalığının içinde çok saf ve aç bir adam. • Olgun'la benzer şeyler yaşadık, aynı tanımlamalar benim için de yapıldı. Tiyatrocular "O tiyatrocu değil, komedyen" dedi, sınemacılarise "O şovmen, oyuncu değil" dediler. Oyunculann ruhlannın uçarı, içlerinin serseri olması lazım. Olgun, oktavı ve renkleri geniş, duyarlı bir adam. i/ Eleştiriye açığım ve bunlardan her türlü dersi almak isterim. "Neden böyle yaptmız?" sorusunu ise açıklamak istemem. Ben de filmdeki yoğunluğun farkındayım ama anlatamam. Bunu filmin anlatması lazım. Bu eleştiride doğruluk payı görüyor muyum? Evet, biraz yoğun; çünkü 1999 yılı yoğundu. Bunların hepsi sahiden o yılın içinde oldu. Deprem oldu, ilk defa birbirine düşman iki ulusun insan lan sarılıp kucaklaştı. 67 Eylül olaylarını bu ülkenin insanları yaptı, Atatürk'ün evini de biz yaktık. Bu affedilemez Rumlann tarihlerinde de bize karşı affedümeyecek şeyler var. Biz Rumları kovduk, Cevher'in babası da oğlunu ve Rum karısını kovdu, ama onlar depremde geri döndü. Ama bır çatışma noktasıyla beraber döndü, eğer Rum ve herhangi bir üvey kardeş gelseydi, bu Cevher için problem olmazdı. Bir maço, bir savaş kahramanı olan Cevher, düşman ülkeden gelen bu eşcinsel abi için kendine çok benzer, belki de aynı masada içki içeceği birinı, yani tragedyalaştırırsak kendi askerini öldürdü. Orada insan öldürmenin yarattığı travma devreye giriyor, Cevher'deki bu gücü insan öldürebilmenin kiri yaratıyor. Dolayısıyla eşcinsel abisini reddedişiıiin altında da bu var, buna rağmen sokakta dayak yediğini görünce tereddütsüz gırtlak kesiyor, çünkü "O benim abim" diyor. Meseleyi buradan okumayıp eleştiriyorlarsa ben neye yanıt vereyim. Filmi yanlış okumak eleştiri midir değil midir, bunu bulmamız lazım.

