Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
BİLİM DÜNYASINDAN HABERLER Yaslılar genclerle asık atamaz mı? eni araştırmalar, yeteneklı yaşlı insanların önemli ölçüde yaratıcı bir potansiyele sahip olduklarını, verimli şartlar altında bu potansiyelden yararlanabileceğinı gösteriyor Yaşlılık genellikle toplumda "yaşını başını almak, ömrünü tamamlamak, bir kenara çekilip varsa işte zaman geçirici işlerle uğraşmak" olarak algılanır. Bütün toplumlarda hemen hemen bu tutum hâkimdir. Toplum örgütlenmesi, yaşlıların yeteneklerini ortaya çıkartıcı özellik taşımıyor. Bilim, yaşlılığın, taşıdığımız genlerin yönetimindeki biyolojik programın bir sonucu olduğuna inanmıyor. Hatta evrimci biyoloji, yaşlılık niçin var ki sorusunu soruyor. Çünkü canlılar dünyasındaki doğal seleksiyon mekanizması sadece, canhların üremesinde, hayatın devamında ortaya çıkabilecek olumsuz durumlar üzerinde etkili olmakta. Yaşam beklentilerinin her geçen dönem giderek artması, kültürün, biyolojik yaşam süresi çerçevesini değiştirebileceğini gösteriyor. Y •Yapılan araştırmalar, yaşlı Insanlann yeteneklerinin yabana atılamayacak kadar çok olduğunu gösteriyor. Bir kitap ve araştırmaların şaşırtıcı sonuçları ların yaşlıların hiç te "boş" olmadıklarını gösteriyor. Yaşlı bir psikolog, araştırmada hatta en başarılı insan olarak birinci sırada yer aldı. Yaşlılıkta belleğin de rezerv depoları olduğu görülüyor. 70 yaşında sayısız insan belleğini tazeleyerek şaşırtıcı verimli çalışmalar yapabiliyor. Tabii ki, gençlerin kısa bir alıştırma ile ulaştıkları düzeye, yaslılar uzun süren alıştırmalar sonucu ancak varıyorlar veya çok az farkla vara •Toplum, yaşlıların sahip oidukları bilgi, zeka ve yeteneği selerber edecek, ve bunlardan yararlanacak örgütlenmelere sah|p değil.. * mıyorlar. Yaşlılık yüksek bir hızla düşünsel sonuçlara varacak tasarımlar oluşturma yeteneğini belli oranlarda azaltıyor Bu yetenek, yardımcı olarak daha çok belleği kullanıyor. Ancak yaşlıların bir çok durumda biriktirdikleri bilgileri pragmatik bir şekilde kullanarak ve uygulayarak, ögrenılmiş alışkanlıklarını devreye sokarak bu yetenek kayıplarını telafi edebildikleri belirtiliyor. Bütün bunlara rağmen yaşlılık gene de perspektifin daralması ve belli kapasitelerin azalması ile birlikte gidiyor. Toplumlarda, yaşamın sonbaharından en iyileri çekip alacak bir yaşlılık kültürüne sahip olunmaması, büyük kayıp. Burada yaşlıları en iyisini yapması için amansız bir savaşa sürmek değil mesele. Kitabın yazartarından Baltes, seçicilik, optimasyon ve kompensasyondan oluşan bir strateji öneriyor ve Arthur Rubinstein' örneğini veriyor. 80 yaşındaki usta piyanist bu yaşta bile olağanüstü başarısını nasıl sürdürdüğü sorusuna yanıt verirken kendi gizini şöyle açıklıyor: Repertuvarını belli parçalarla sınırlandırıyorum, alıştırmalara daha fazla zaman ayırıyorum ve hızlı bölümlerde çalma hızını düşürüyorum." Tırtıl veva kelebek kozası mı? Paul Baltes (MaxPlanck Berlin) vö gerontolog Margret Baltes'in (Freie Universiet Berlin) yeni yayınladıkları bir kitap bu konuyu araştırıyor ve bu tezi savunuyor. (De Gruyter yayınevi, Berlin, "Zukunft des Alterns und Geselschaftliche Entvvicklung"). Kitapta yaşlılığın kişisel olduğu ve insandan insana değiştiği, 60 80 yaşları arasında zekânın genellikle istikrarlı kaldığı veya kayıplara uğramaya başladığı, diğer bireylerde ise arttığı belirtiliyor. Bunun nedeni olarak da bireylerin içinde bulunduğu şartlar gösteriliyor. Kitapta, yaşlılığın dermansızlık ve hastalık demek olmadığı ve normal olarak insanların 90 yaşına kadar yaşayabilecekleri belirtiliyor. Ancak ölümcül hastalıklar90 yaşın önündeki en büyük engeller olarak ortaya çıkıyor Yaşlılık hastalıkları (Alzheimer vb) konusunda son yıllarda geliştirilen ve geliştirilmekte olan tedavi yöntemlerinin de ınsan ömrünü uzatma konusunda biyolojik sınırların ötesine taşılabileceğini gösteriyor. Yazarlar, yaşlı insanların oldukça büyük entelektüel rezervlere sahip olduklarını ve bu kapasitelerıyle düşünsel verimliliklerindeki kayıpları telafi edebileceklerini savunuyor. Psikoloji bilimine göre, yaşlılıkta en fazla zekânın akıcılığı yitiriliyor. Bu da soyutlamalar ve sonuç çıkarmalar için önemli. Bilgiye dayalı sorunların çözümünde etkili olan "kristal" zekâ ise genellikle durumunu koruyor. Bu nedenle yaslılar bir çok alanda düşünsel olarak verimli kalıyorlar. yıllar boyu topladıkları bilgileri, edindikleri tecrübeleri kullanıyorlar. Mental teknikler kullanmasını öğrenerek, yaslılar bellek randımanlarını da arttırabılirler. Bu bellekleri ortalamanın üzerindedir Ancak öğrenme başarıları, gençlerin ortalamasının altında kalmaktadır. Bilgelik "hayat üzerinde uzmanlaşma" olarak da tanımlanabilir Kitapta yayınlanan araştırmalar, günlük yaşamın karmaşık sorunlarına ilişkin verdikıeri yanıt2902 Hayır, Escherichia coli bakterisi.. Tek bir E.Coli bakterisi 1 saat içinde 4 milyar kadar çoğalabilir. Gayret etse, nerdeyse dunya nüfusu kadar çoğalabilecek, 11 saat içinde. Uygun şartlarda E Coli bakteri hücreleri 20 dakikada bir çoğalır. Fotoğrafta, tarama elektronlk mikroskop altında çubuk şeklindekı E. Coli bakterisi görülüyor. Gerçekte ise bakteri milimetrenin binde bir kaçı büyüklüğünde. Bu bakteriler her yerde bulunabilirler ve özellikle de balınbarsaklarımızın faydalı kiracıları sayılırlar Avusturyalı doktor Theodor Escherıch ilk kez 1885 yılında bu bakterileri tanımladı. E. Coli bakteri ailesinden bir kaç çeşidi laboratuvar şartlarına uyum sağladı ve insan bağırsağında yaşama yeteneğini kaybettiler. Biyoteknolojide ise bu bakteriler laboratuvar şartları dışında yaşayamayacak kadar "güvenlikl" bir hale getirildiler Gen teknolojisi, E. Colileri , düne kadar sadece insan vücudunun ürettiği proteinlerin üretiminde kullanmaya başladı. Protein üretiml için gerekli yapısal bilgiler E Coli'nin içine veriliyor, bunun için de proteini üretecek uygun gen bakteri içine yerleştiriliyor. E. Cdli bakterisi, bu genin genetik bilgisini çözümlüyor ve istenen proteini rekombinant protein üretmeye başlıyor. Rekombinant protein üretimi için E. Coli bakterileri fermantasyon tesislerinde çoğaltılıyor Bu fotoğrafı elde ettiğimız Roche şırketinde E Coli'den K12 rekombinant Interferon Alpha ve AİDS testi için proteinler elde ediliyor.

