09 Ağustos 2022 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
Perşembe 7 Eylül 2017 14 haber/yorum EDİTÖR: NAZAN ÖZCAN TASARIM: MÜGE KAYGUSUZ On yıl sonraki manzaralar Meclisin yeni yasama yılına başlaması nedeniyle bir tören yapıldı. Ardından genel kurul, meclis başkanı Mwami Musandara Yuhi’nin başkanlığında toplandı. Aslında RwandaBurundili olan Musandara Yuhi, on yıl önce Türkiye’ye gelmiş ve Brezilyalı futbolcu Mehmet Aurelio, Çinli pingpongcular Melek Hu, Zhang Xiaoyu, sonra Etiyopyalı Elvan Abeylegesse gibi Türk vatandaşlığına alınarak milli takımımızda forma giymiş, olimpiyatlarda bize güllede altın ve çekiç atmada gümüş madalya kazanmanın şerefini tattırmıştı.  Zamanla kendini çok sevdiren bu yakışıklı zenci, seçimlerde iktidar partisince aday gösterilmiş, sonuçta meclis başkanlığına kadar yükselmişti.  Yuhi, açılış konuşmasını, Türkçeyi Svahili aksanıyla konuşarak yaptı;  vekiller konuşmanın çoğunu anlamadıkları halde dakikalarca alkışladılar.  Başkan, meclis dağıldığında etrafını alan basın mensuplarıyla çevirmen aracılığıyla görüştü: Spora devam edecek misiniz? Hem de nasıl? Tokyo olimpiyatlarında iddialıyım. Ninahitaji Mercedes hutta? Şimdi ne dedi? “Bana eski başkanlar gibi tuvaletli, buzdolaplı Mercedes verilmeyecek mi” diye soruyor.  Biraz sonra başkanın yanına bu yıl meclise giren Özgürlükler Partisi’nin vekilleri geldi. Suriye’deki savaş sırasında sığınmış ve  vatandaş yapılmış beş milyon göçmenin kurdukları bu partinin mecliste 12 vekili var. Swahili, Arapçayı andırdığından Rwandalı başkan Araplarla çevirmensiz görüşebiliyordu: Al Hizbi Walhuriyat? (Özgürlükler Partisi mi?) Ayva! (Evet)  Partinin başkanı ve Hatay milletvekili Halid Arsuzi ile Mersin milletvekili  Haşim al Ghanim, meclis başkanını kutladıktan sonra yakında mecliste isteyenin Arapça yemin edebilmesi için girişimde bulunacaklarını söylediler, destek istediler. Yanıtladı: Şartım var: Ben de zencilere Arap denmesini yasaklayan bir yasa tasarısı hazırlıyorum; siz de onu desteklemelisiniz! Geçen gün yağmur yağdığında kızlarımdan biri evden dışarı bakıyormuş, “Yağmur yağıyor/ Seller akıyor/ Arap kızı camdan bakıyor!” demişler. O da “Ben Arap değilim!” deyince gülmüşler. Kız çok üzüldüydü. Suriyeliler bu sözlere  alındılar: Arap denilmek  kötü bir şey mi? Neden yasaklansın? Sadece “Yağmur yağıyor” tekerlemesini yasaklatalım!  O sırada  yanlarına gelen Türkiyeli  bir vekil yaptığı açıklamayla durumu kurtarmaya çalıştı: Bu, yıllarca önce kentleri betonla, yüksek binalarla doldurup  yeşil alan bırakmayan bir iktidarın başbakanının yağmur yağıp sokaklar nehre döndüğünde perişan olan yurttaşlarına sevecen bir ifadeyle söylediği bir tekerlemedir; kendisini vatandaşı için feda eden ve karşılığında hiçbir şey beklemeyen iktidarları anımsatır. Ondan, gelin kızmayın.  Türkiye kökenli vekil uzaklaşırken Rwandalı başkanla Suriyeliler alçak sesle söyleştiler: Budala yedik sanıyor! Yemedik ama şimdilik idare et. 7 EYLÜL 2017 SAYI: 33573 İmtiyaz Sahibi: CUMHURİYET VAKFI adına Orhan Erİnç İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay Genel Yayın Yönetmeni MURAT SABUNCU Yazıişleri Müdürü Yazıişleri Müdürü (Sorumlu) Haber Koordinatörü Bülent Özdoğan Faruk Eren Aykut Küçükkaya Yayın Danışmanı Kadri Gürsel Reklam ve Pazarlama Danışmanı Ayşe Cemal Reklam Grup Koordinatörü Deniz Tufan Rezervasyon ve Planlama Koordinatörü Bülent Gürel l Görsel Yönetmen: Hakan Akarsu l Ekonomi: Olcay Büyüktaş l Dış Haberler: Mine Esen l Spor: Arif Kızılyalın l Gece: Ayça Bilgin Demir l Yurt Haberler: Selin Görgüner l Fotoğraf: Uğur Demir l Düzeltme: Mustafa Çolak Web Koordinatörü: Oğuz Güven [email protected] Ankara Temsilcisi: Erdem Gül Güvenevler Mah. Güneş Cad. No: 8/1 Çankaya 06690 Ankara Tel: (0312) 442 30 50 İzmir Reklam Tel: (0232) 441 12 20 0530 430 74 17 Okur Temsilcisi: Güray Öz [email protected] Yayın Kurulu: Orhan Erinç (Başkan), Güray Öz (Bşk. Yrd.), Ali Sirmen, Hikmet Çetinkaya, Emre Kongar, Şükran Soner, Hakan Kara. l Muhasebe Müdürü: Günseli Özaltay l Satış Dağıtım: Tunca Çinkaya Yayımlayan ve Yönetim Yeri: Yenigün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık AŞ. Prof. Nurettin Mazhar Öktel Sk. No: 2 34381 Şişli/İstanbul Tel: (0212) 343 72 74 (20 hat) Faks: (0212) 343 72 64 eposta: [email protected] Reklam Yönetimi: Yenigün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık AŞ. Prof. Nurettin Mazhar Öktel Sk. No: 2 34381 Şişli/İstanbul Tel: (0212) 343 72 74 (20 hat) Faks: (0212) 251 98 68 eposta: [email protected] Yaygın süreli yayın Baskı: DPC Doğan Medya Tesisleri Hoşdere Yolu 34850 Esenyurt/İstanbul Dağıtım: Doğan Dağıtım Satış Pazarlama Matbaacılık Ödeme Aracılık ve Tahsilat Sistemleri AŞ Esenyurt/İstanbul Cumhuriyet’te yer alan haber, yazı ve fotoğrafların yeniden yayım hakkı saklı tutulmuştur. İzin alınmadan ve kaynak göstermeksizin yayımlamak Basın Kanunu gereğince hukuki ve cezai yaptırıma tabidir. İstanbul Ankara İzmir İmsak 05.00 04.47 05.14 NAMAZ VAKİTLERİ Güneş Öğle İkindi 06.30 13.09 16.44 06.15 12.54 16.28 06.39 13.17 16.50 Akşam 19.36 19.19 19.41 Yatsı 20.58 20.40 21.00 Yıl 1858. Abraham Lincoln ile senatör Stephen Douglas karşı karşıya geliyor. 19. yüzyıl, elbette o tarihlerde televizyon henüz icat edilmediği için büyük olasılıkla halkın karşısına çıkıyor ve tartışıyorlar. Üstelik bunu altı kez daha tekrarlıyorlar. Televizyonun icadından sonra yani 20. yüzyılda bu tartışmalar televizyon ekranlarında da sürüyor ABD’de. Ancak 1960’lı yıllardan sonra düzenli hale geliyor. Her seçim öncesi adaylar televizyon ekranlarında “saygın” gazetecilerin karşısına çıkıyor. İç ve dış politikaya dair tüm sorulara açıkça yanıt veriyor. Üstelik sadece başkan adayları da değil vali ve senatörler de televizyon ekranlarında karşılıklı düelloya çıkıyor. Amaç belli; kararsız seçmeni etkilemek ki ABD’de bu oranın yüzde 25’lerde olduğu tahmin ediliyor. Sadece ABD’de değil elbette İngiltere, Fransa, Kanada, İtalya, Danimarka, Avustralya, Güney Kore, Tayvan, Afganistan, İran... Batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine dünyanın pek çok ülkesinde bu tartışmalar seçim süreçlerinin vazgeçilmezidir. Sadece bu yıl Fransa’da seçim öncesi 9 aday tam 4 saat tele Kısa bir bilgi notu; Merkel ve Schulz’un düellosunu Almanya’da 20 milyon kişi izledi. Düello öncesi yapılan kamuoyu araştırma larına göre seçmenin yüzde 22’si düello sonrası oyunun rengi ni değiştirebileceğini Erdoğan söyledi (Yaklaşık 6.8 milyon seçmen). Kararsız seçmenlerin yüzde neden kaçıyor? 43’ü de bu düellonun sonucuna göre eğilimini belirleyebileceğini vizyonda tartıştı. 2009’da Mongolya ve İran, 2012’de Mısır ilk televizyon tartışmasını yaptı. 21. yüzyıla ayak uyduran İspanya 2015 yılında internet ortamına taşıdı bu tartışmaları. Dünyada artık siyasi bir kültür haline gelen bu tartışma ya da düello Türkiye’de ne yazık ki unutuldu. “Hazır yapılmışı var onun üzerinden tartışalım hem de kötüleriz” siyaseti son birkaç gündür AKP yöneticilerinin ve medyasının gündeminde. Merkel ve Schulz’un düellosuna da bu gözle bakıldı. belirtti. Yani Merkel ve Schulz için çok önemli bir tartışma programıydı bu. Türkiye’deki son lider düellosu 2002 yılında Recep Tayyip Erdoğan ile dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal arasında yaşanmıştı. O tarihten beri de ekranlarda böyle bir tartışmaya şahit olamadık. Kabaca bir hesap yaparsak bugünün 20’li yaş gençleri böyle bir programı Türkiye’de hiç izlemedi. Öyle ki AKP’nin seçilme yaşını 18’e düşürdüğü o gençlerden biri yarın öbür gün Meclis’e bu demokrasi kültürünü hiç bilmeden girecek. Şu anda cezaevinde bulunan HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş da, CHP lideri Kılıçdaroğlu da her fırsatta Erdoğan’ı “hodri meydan” diyerek ekranlarda tartışmaya çağırdı. Aldıkları yanıtı biliyoruz. “Ne tartışacağım ben onlarla” diye başlayan ve “terör”le suçlamaya kadar varan cümleler... Ee tabii ortada prompter olmayacak. Tartışma programının temel kuralları olacak. Oturumu gerçekten “saygın” bir gazeteci yönetecek. Soruları sandalyenin ucunda el pençe divan oturarak “eyvah ağzımdan yanlış bir şey kaçırırsam yandım” telaşında olmayan gazeteciler soracak. Konuşma süreleri eşit verilecek. Öyle bal mı yediniz, torununuz nasıl oldu gibi siyasi magazin ve “çanak” sorular sorulmayacak... Hakaret etmeden, bağırıp çağırmadan, soyut suçlamalar olmadan yüz yüze yapılacak bir tartışma programından niye kaçıyor Erdoğan? Üstelik Kılıçdaroğlu, “Senin söylediğin bir televizyonda olsun. Havuz medyasının dünya kadar televizyonu var. Senin televizyonların. Gel karşıma. Bir marj daha veriyorum. Sen yarım saat konuş, ben 10 dakika konuşacağım” demesine rağmen Erdoğan, böyle bir düellonun sonuçlarından mı korkuyor? Tarihin kara lekesi: 67 Eylül 67 Eylül 1955’te İstanbul’da yaşayan Rum azınlığa karşı girişilen lincin 62. yılında İHD, “Hıristiyan ve Yahudi düşmanlığını bir nefret suçu olarak lanetliyoruz” dedi 67 Eylül 1955’te İstanbul’da bir grup Rum nüfusun dükkânlarını yağmaladı, 37 kişiyi öldürdü. İHD İstanbul Şubesi, Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon, 1955’te İstanbul’da kalabalık bir grubun özellikle Rum azınlığa ve gayrimüslimlere organize bir biçimde saldırdığı 67 Eylül olaylarına ilişkin yazılı basın açıklaması yaptı. Komisyon yaptığı açıklamada 67 Eylül olaylarının bir devlet operasyonu olduğunu belirterek, “Titizlikle örgütlenmiş bir özel harp faaliyetiydi. Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından planlandı, devlet dersini iyi ezberlemiş, faşist ittihatçı zihniyetin şovenizm ile zehirlediği halkın bir kesimi tarafından şevkle uygulandı” ifadelerini kullandı. Resmi ölü sayısı 37 Tarihe bir kara leke olarak geçen 67 Eylül olaylarının 62. yıldönümünde İHD İstanbul Şubesi, Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon’un yayımladığı açıklamada kayıtlara geçen ölü sayısının 37 olduğu belirtildi. Kayıtlara 60 olarak geçen tecavüz vakasının gerçek sayısının ise 400 civarında olduğuna değinilen açıklamada, “90 yaşındaki rahip Hrisantos Mantas diri diri yakıldı. En az birkaç rahip bıçakla ve zorla sünnet edildi. Onlarca kişi linç edildi. Yalnızca İstanbul’da değil, İzmir ve Ankara’da da benzer olaylar yaşandı, üstelik Urfa, Mardin, Midyat’ta da Süryanile re saldırıldı. 4 bin 214 ev, 73 kilise, 26 okul, 1 sinagog, işyeri ve dükkân benzeri toplam 5 bin 317 mekân yakıldı, yıkıldı, yağmalandı. Bu veriler uluslararası literatürde 67 Eylül hakkındaki en kapsamlı kitabın yazarı olarak tanınan Speros Vryonis’in verdiği rakamlar” ifadeleri yer aldı. Halkın katılımı vardı Açıklamada devletin suç işlediği, üzerini örttüğü ve Rum toplumunun ağır kayıplarının tazmin edilmediğine değinilerek şu ifadeler kullanıldı: “Altı yeterince çizilmeyen bir gerçek, halkın katılımıdır. Suçun bir avuç yönetici tarafından işlendiği söylemek içimizi rahatlatır, halkın katılımını konuşmak rahatsız edicidir. Hıristiyan ve Yahudi düşmanlığını bir nefret suçu olarak bir kez daha lanetliyoruz.” l İSTANBUL/Cumhuriyet KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK [email protected] ÇİZGİLİK KAMİL MASARACI [email protected] Mahkemenin gerekçeli kararı Atatürk’e hakaret alenen tahrik etmektir Yaptığı konuşmalarla Atatürk’e hakaret eden Hasan Akar hakkında mahkeme gerekçeli kararını açıkladı. Kararda Türk milletinin var oluşunu sağlayan Atatürk aleyhine hakarette bulunduğu, bunu da İslam adına yaptığını belirterek milleti birbirine düşürmek amacı güttüğünün aşikâr olduğu vurgulandı. İslam adına yapmış Atatürk’ün hatırasına alenen haka ret etmek ve halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek suçlarından Ha san Akar’ı 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptıran mahkeme, gerekçeli kararı nı açıkladı. Kararda, sanığın Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı milli de ğerlerimiz den olan ve Türk milleti nin var oluşu nu sağlayan Atatürk aley hine hakaret te bulunduğu, bunu da İslam adına yaptığı nı belirterek Atatürk’e hakaret eden milleti birbiri Hasan Akar. ne düşürmek amacı güttüğünün aşikâr olduğu vur gulandı. Sanığın savunmasına itibar edilmediği belirtilen gerekçeli karar da, sanığın bir daha bu suçu işleme yeceği kanaatine varılamadığından sanık hakkında verilen cezanın da ertelenmediği belirtildi. Beyanları hakaret Bakırköy 18. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından hazırlanan gerekçeli kararda, sanığın kendisinin kitaplara göre beyanda bulunduğunu iddia ettiği, kitapları hakarete delil gösterdiği, hakaret için gösterdiği kitapların Nutuk dahil olmak üzere delil teşkil etmeyeceği ve hakareti geçerli kılmayacağının açık olduğu belirtildi. Gerekçeli kararda sanığın beyanlarının hakaret kapsamında olduğunun altı çizilerek “Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı ve bekasının devamı için sanığın inançları yok ederek, halkın inandığı din ve mezhep ayrımına yönelterek bir kesim aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiği” ifadelerine yer verildi. Ceza ertelemesi yok Kararda sanığın halen duruşmada, sözlerinin yanlış olduğunu beyan etmeyerek üslubunun yanlış olduğunu belirttiğinin altı çizilerek, dosyada mevcut tutanakların ve CD içeriğinin yine sanığın, Cumhuriyetin kurucusu Atatürk ile ilgili beyanlarının hakaret kapsamında olduğu vurgulandı. Kararda, sanığın bir daha bu suçu işlemeyeceği kanaatine varılamadığından hakkında erteleme ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasına yer olmadığı belirtildi. l İSTANBUL/Cumhuriyet C MY B
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle