19 Ağustos 2022 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
Perşembe 7 Eylül 2017 EDİTÖR: SERKAN OZAN TASARIM: ZARİFE SELÇUK haber 11 TUTUKLU GAZETECİLERİN AİHM’DEKİ 10 DAVASI İÇİN MÜDAHİLLİK başvurUSUNDA BULUNDULAR Özgürlük cephesine BM ve 12 örgütten katılım BM Düşünce ve İfade Özgürlüğü Özel Raportörü David Kaye ile aralarında Uluslararası PEN, Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) ve İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) de yer aldığı 12 uluslararası örgüt, Türkiye’de tutuklu bulunan gazetecilerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki (AİHM) davalarına müdahil olabilmek için başvuruda bulundu. AİHM, daha önce Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Nils Muiznieks’in Cumhuriyet’in gazetecileri ve Alman gazeteci Deniz Yücel’in aralarında bulunduğu toplam 10 davaya müdahil olma talebini kabul etmişti. Bağımsızlık Gazetecilik Platformu P24, AİHM’ye gönderilip birer kopyası AhmetMehmet Altan kardeşlerin avukatlarına iletilen mektupları aktardı. Buna göre BM Özel Raportörü Kaye, Ahmet Şık, Murat Sabuncu ve diğer Cumhuriyet gazetecileri, Yücel, Altanlar, Atilla Taş, Şahin Alpay, Murat Aksoy, Nazlı Ilıcak, Ali Bulaç davalarına 30 Ağustos tarihinde toplu müdahillik başvurusunda bulundu. AİHM’ye, kasımdaki Türkiye ziyaretinde Altan kardeşlerle cezaevinde görüşme talebine izin verilmediğini hatırlatan BM Özel Raportörü Kaye, AİHM’nin bu 10 davada vereceği kararların Türkiye’de pek çok davaya ve ifade özgürlüğüyle ilgili insan hakları standartlarının dünya genelinde uygulanmasına etkileri olabileceğini belirtti. PEN International, CPJ, HRW, Article 19, Avrupa Gazeteciler Birliği, Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi, Avrupa Gazeteciler Federasyonuu, Sansür Endeksi, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu, Uluslararası Basın Enstitüsü, Sınır Tanımayan Gazeteciler gibi 12 örgüt de ayrı başvuruda bulundu. ‘Türkiye daha iyiye layık’ Büyükada’da düzenlenen dijital güvenlik ve stresle baş etme top Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Shetty’ye, örgütün tutuklu lantısı sırasında gözaltına alınan hak savunucuları yaklaşık 2 aydır tu Türkiye direktörü İdil Eser’le görüşme izin verilmedi. Shetty, “Siyasi tuklu. Tutuklu 8 hak savunucusundan biri olan Uluslararası Af Örgütü Türki amaç ne olursa olsun bu insanların tutuklu olması kabul edilemez” dedi ye Direktörü İdil Eser, birinci derece den akrabası bulunmadığı için haftada 1 gün 1 saat avukatlarından başka kimseyi göremiyor. Talep etmelerine karşın diğer tutuklu hak savunucuları Özlem Dalkıran ve Nalan Erkem ile birlikte kalmalarına izin verilmiyor. Uluslararası Af Örgütü’nün Genel Sekreteri Salil Shetty’nin, Eser’le görüşme girişimi AFUCLÖUUSRKMSEGOKLHÜARNUTREURÜTAŞİEYRGTREAUEİTSN’EIEL de sonuçsuz kaldı. Shetty, cezaevi için deki savcılıktan izin almak istedi ancak muhatap bulamadı. Sorularımızı yanıt layan Shetty, Eser’e yüz yüze vermek is tediği mesajı Cumhuriyet’e anlattı. n Tutuklu hak savunucularına iletmek is tediğiniz bir mesaj var mı? Tutuklanma sebebi yaptıkları insan hakları çalışmalarıdır. Bütün dünyada çok sayıda insan onları destekliyor ve CANAN COŞKUN onların arkasında. İdil özelinde konuşmak gerekirse, Af Örgütü’nde çalıştığı için kendini birdenbire çapraz ateşin ortasında buldu. İdil gibi birini terörle suçlamak akıl alacak şey değil. Saçma. n Batı, Türkiye’nin geriye gidişini daha ne kadar gözardı edecek? Aslında Türkiye’nin mülteciler ko 60 YILDIR İLK KEZ n Uluslararası Af Örgütü’nün 2 yöneticisinin tutuklu olduğu Türkiye’ye gelirken ‘tutuklanır mıyım’ diye düşündünüz mü? lu başkanı aynı anda tutuklu. Ben risk altında olduğumu düşünmüyorum. Olursa olur. Af Örgütü’nde çalışmanın getirdiği lar altında yaşıyorlar. Af Örgütü için çalışan insanlardan ziyade daha küçük kuruluş ve derneklerde çalışan, hatta bireyler nusunda tutumu da biraz inişli çıkış Af Örgütü’nün yaklaşık 60 yıllık tarihin durumlardan birisi. Burada çalışan başka daha fazla risk altında. Çünkü arkalarında lı. Dünya bu kadar mülteciye kucak aç de ilk defa bir direktör ve yönetim kuru iş arkadaşlarımız var. Onlar da bu koşul durabilecek uluslararası bir destek yok. tığı için Türkiye’ye minnettar olmalı. Ama hükümet insanları eskisi gibi kabul etmiyor, hatta geri çevirmeye başla Çapraz ateş arasında kaldıkdı.“Türkiyebunukozolarakkullanıyor mu” diye sorarsanız. Bunu bilemiyo rum. Ama şurası kesin; Avrupalı hükü metler bu konuda endişeliler. Türkiye n İlk defa Silivri’ye geldiniz. Kampus sınırlarını istediği zaman açıp kapayabi içindeki savcılığa gittiniz ancak muha liyor. Son birkaç ayda Ege Denizi’nden tap bulamadınız. O kısa süredeki gözlemi yola çıkarak Avrupa’ya ulaşan mülteci niz nedir? sayısında artış görüldü. Dolayısıyla has Böyle bir yere her gittiğimde nasıl his sas bir denge olduğunu söyleyebilirim. setiysem öyle hissettim. Türkiye gibi, ül n Dünyanın Türkiye’ye minnettar olma kenin nasıl olması gerektiğiyle ilgili birbi sı gerektiğini söylediniz ama sığınmacıla rinden zıt görüşlerin olduğu her toplum rın karşılığında Türkiye’ye bir ödeme yapıl da, bu zıt görüşlerin arasında diyalog sağl dı. Hatta bizzat Erdoğan, vaat edilen öde manması için bir yol bulunması gerekiyor. menin hepsinin yapılmadığı dile getirdi. “Sı Çünkü eğer bu bulunmazsa daha fazla ça nırları açarız” tehdidinde bulundu. “Hassas dengeyi” biraz daha açabilir miyiz? Af Örgütü için insan hakları konu tışma çıkıyor, daha fazla kişi cezaevlerine giriyor. Farklılıklar hakkında konuşmak çok kolay ama ortak noktalarımıza da za su mutlaktır. Herhangi bir dengeye tabi man ayırmak gerekiyor. Türk hükümetinin olamaz. Türkiye insan hakları konusun mülteciler, Arakan, İslamofobi, Filistinlile da hiçbir şeyi sebep gösteremez. İnsan re yapılanlar, Guantanamo ve hatta Katar haklarına uyması gerekir. n Bu tutuklamaları yurtdışında anlatmakta zorlanıyor musunuz? Elbette. Türkiye insan hakları konusunda daha iyisini hak ediyor ve etmeli. Ama bunun yanı sıra Türkiye’nin yurt dışındaki algısı ile ilgili geriye gidiş olduğu aşikâr. Yapılan hak ihlalleri soru işareti yaratıyor. Belirli ölçüde kaygı olduğu kesin. Bu güvensizlik ve belirsiz krizi gibi konularda Af Örgütü’nün duruşuyla çok sayıda ortak noktası var. Kimse bunlardan bahsetmiyor. n Yabancı tutuklular darbe girişiminin ardından casusluk suçlaması ile karşı karşıya kalıp siyasi bir koz haline getirildiler. Deniz Yücel örneğinde olduğu gibi. Büyükada dosyasında da 2 yabancı tutuklu var ve aynı türden suçlamalar onlara karşı da yapıldı. Gidişatın hukuki zeminde olmaması karşısında bundan sonraki lik yaratıyor. Türkiye’nin iyiye doğru öngörünüz ne? gitmediği yönünde bir algı var. Af Örgütü kendini bir çapraz ateş orta sında buldu. Çünkü bu insanların gözaltına alınıp tutuklandığı çalıştay aslında son derece basit bir konusu vardı: Stresle baş etme ve dijital güvenlik. Son derece temel bir eğitimdi. Dolayısıyla bu insanları suçlamak için ellerinde hiçbir şey olduğunu düşünmüyorum. Şu ana kadar henüz somut bir delil de göstermiş değiller. Aslında buradan elde edecekleri siyasi amaç ne olursa olsun bu yaptıkları kabul edilemez. Temel olarak beni endişelendiren masum insanların suçlanması ve şu an tutuklu olmaları. Bu insanların özgürlüklerinden mahrum olması kabul edilemez. Erdoğan’ı yine savunuruz n Af Örgütü 1998’de okuduğu şiir nedeniyle cezaevine giren Erdoğan’ı savunmuştu. Hâlâ ‘Erdoğan’ı iyi ki savunmuşuz’ diyor musunuz? Uluslararası Af Örgütü daima ifade özgürlüğünü savunacak. Bu savunduğumuz bir kişinin iktidara geldiğinde yapacağı politikalarla ilgili değil. Bugün Erdoğan böyle bir politika yürütüyor ama başka birisi de olabilirdi. Bizim için ifade özgürlüğü, ifade özgürlüğüdür. Bunun tek sınırı içinde şiddet söylemi olmasıdır. Bunun dışında daha önce savunduk, tekrar da savunuruz. n Bildiğiniz üzere İdil Eser birinci dere ceden akrabası olmadığı için arkadaşları ile görüştürülmüyor. Yasaların ve dolayısıyla yasa koyucuların insanı önceleyen bakış açısına sahip olmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz? İdil’in arkadaşlarıyla görüşebilmesi için biz elimizinden gelen çabayı gösteriyoruz. Ancak İdil’in durumundan daha geniş bir sorunla karşı karşıyayız. Şu an yanlış hatırlamıyorsam yaklaşık 50 bin kişi tutuklu. 50 bin kişi tarafından bir bedel ödeniyor. Sadece Silivri 9 No’lu Cezaevi’nde binlerce kişi olduğunu öğrendim. Bu siyasi tutukluların kaldığı cezaevinde koşullar ile ilgili çok ciddi problemler var. Bu durumun darbe girişimiyle başladığını görüyoruz. Önemli olan böyle bir duruma hukuk çerçevesinde mi bir cevap verileceği, yoksa uluslararası standartların hepsinin bir kenara mı bırakılacağı? Hak savunucularının durumunda bunu görüyoruz. Bu hükümetin inandırıcılığını ortadan kaldıran bir durum. Hükümetin darbe girişimini muhalif görüşleri susturmak için kullandığına dair bir görüş var. Bu yaptıkları aslında muhalefetin dile getirdiği bu şüpheyi güçlendiriyor. CHP’nin Adalet Kurultayı’nda düzenlenen İnsan Hakları Çalıştayı’na ilişkin rapor tamamlandı ‘Kürt fobisinden kurtulmak gerek’ KEMAL GÖKTAŞ CHP’nin Çanakkale’de düzenlediği Adalet Kurultayı’ndaki İnsan Hakları Çalıştayı raporu tamamlandı. TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanvekili Şenal Sarıhan’ın hazırladığı raporda katılımcıların Kürt sorunu, feminizm, sivil itaatsizlik gibi konularda 12 öneriye yer verildi. Öneriler şöyle: 1. Yaşanan gözaltı ve tutuklamalar korku iklimi yaratmaya yöneliktir. Bu iklimin panzehiri ise umuttur. Umudu hangi partinin nasıl sırtlanacağı geleceğin siyasetini belirleyecektir. Umut mücadelesi ana eksen olmalı. 2. Siyasiler, insan hakları ve güvenlik çatışmasının “ özgürlükler artıkça güvenliğin tehlikeye girdiği” söyleminin karşısında net bir tutum alarak insan hakları çalışmalarının kriminalize edilmesine engel olmalılar. 3. Hak taşıyıcısı olarak vatandaşlık tanımının yeniden yaşama geçirilmesi için mücadele edilmeli. 4. Adalet, özgürlük, eşitlik gibi demokrasinin temeli olan kavramlar, soyut kavramlar olarak algılanmaktan vazgeçilmeli. 5. Hukuk tanımayan bir iktidar ile mücadele konusunda, Meclis’in dışına çıkılmalı. CHP, en az oyu aldığı köylere giderek “Neden bize oy vermiyorsunuz” diye sormalı. 6. OHAL’in kaldırılması için güçlü bir kampanya başlatılmalı. 7. Kürt meselesinin çözümü için cesur adımlar atılmalı. Barış yüksek sesle ısrarla talep edilmeli. 8. Kürt fobisinden kurtulmalı ve HDP ile güçlü bir ittifak kurmalı. Demokratik bir ittifak ile seçime girilmeli. Bir seçimlik bile olsa kırmızı çizgilerden vazgeçilmeli. 9. MHP ile kurulacak bir ittifakın adaletsizlik sisteminin değirmenine su taşıyacağı ve sağ popülist siyaset üzerinden yol alınamayacağı kavranmalı. 10. Gençlerin siyasete katılımı ve siyasette belirleyici olması için politikalar geliştirilmeli. 11. Adalet yürüyüşü fikrinde olduğu gibi de facto durumlar yaratarak AKP, baş edemediği duruma rıza göstermek pozisyonuna itilmeli. Sivil itaatsizlik eylemlerinin sayısı ve çeşidini artırmalı. 12. Feminizmle barışılmalı. CHP’li her belediyenin bir kadın sığınma evi açması için genelge yayımlanmalı. l ANKARA DOĞAN Yurdakul uğurlandı Muğla’nın Datça ilçesinde geçen pazar günü yaşamını yitiren gazeteciyazar Doğan Yurdakul, Ankara’da toprağa verildi. 71 yaşında yaşamını yitiren Yurdakul için Ahmet Hamdi Akseki Camisi’nde tören düzenlendi. Cenaze törenine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eski CHP Genel Başkanı Hikmet Çetin; CHP’li milletvekileri Utku Çakırözer, İlhan Cihaner, Necati Yılmaz, Murat Emir, Şenal Sarıhan; bağımsız milletvekili Aylin Nazlıaka; eski milletvekilleri Oğaz Oyan ve Yılmaz Ateş, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Tevfik Kızgınkaya ve çok sayıda gazeteciyazar katıldı. Törenin ardından Kılıçdaroğlu ve gazeteciler, Yurdakul cenazesini birlikte omuzladı. Yurdakul, Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedildi. Piyasa demokrasiyi iplemiyor İlginç bir durum var. Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 5 büyümesi bekleniyor. Bu, Türkiye gibi pek çok sorunu olan bir ülke için, çok büyük bir şahlanış sayılmasa da, hiç de fena bir rakam değil. Peki neden “ilginç” bu durum? Türkiye çok daha büyük büyüme oranlarını görmedi mi geçmişte? Gördü tabii. Ama o dönemlerde her yıl reform yapan bir Türkiye vardı. Şimdi geriye giden, daha otoriter bir Türkiye var. Ona rağmen büyüyor. Son bir yıldır memleket, ‘kanun hükmünde kararnamelerle’ yönetiliyor; bürokrasiden yüz elli bine yakın çalışan atıldı; Türkiye’nin Avrupa’yla ilişkileri koptu kopacak; dibimizde bir iç savaş devam ediyor; global imajımız yerle bir; en fazla gazeteciyi hapse atan ülkeyiz; dünyanın en baskıcı rejimleri arasında parmakla gösterilen bir yer olduk. İşte bunları alt alta sıraladığınızda yüzde 5 sahiden bize mesajlar içeren bir rakam. Ben ve benim gibi demokrat insanlar, yıllardır sağlıklı bir ekonomik kalkınma için sağlıklı bir demokrasi olması gerektiğini söylüyordu. Darbe sonrası hükümet reform değil otoriterleşmeyi seçince, herkes ‘piyasa sopası’ denilen bir kavramdan konuşmaya başladı. Eğitim sistemimiz yerde, demokrasimiz çöpte, kurumlar namına bir şey kalmamış. “Bu kafayla gidersek çok yakında duvara toslarız” diye konuşuldu her köşede. Ama öyle olmadı. Demek ki liberal demokrasi olmadan da pekâlâ neoliberal bir ekonomiyi pazarlamak mümkünmüş... ‘Piyasa sopası’ diye bir şey varsa, bu sopa sadece hükümeti Merkez Bankası’nın faizleri yukarı çekmesine izin verme konusunda ikna etti. Gerçekten de Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası’nın, Saray’daki danışmanların uçuk teorileri yerine daha klasik ekonomik reflekslerle hazırladığı bir dizi adım, etkili oldu. Kredi Garanti Fonu, beklenen can simidi işlevini üstlendi. Dolar 3.5 TL’ye mıhlandı. (Hatta son günlerde 3.5’in bile altında.) Bütün bunlar olurken, iç ve dış piyasalardan ‘daha demokrat ol’ baskısı falan da gelmedi. Böylece Türkiye’yi yönetenler, siyaseten daha demokrat ve ılımlı davranmak zorunda kalmadan, yüzde 5 büyümeyi yakaladı. Avrupa’da ikinci bir İspanya olma yolundayken, Avrupa rotasından çıktık; Çin gibi antidemokratik ve nevi şahsına münhasır bir konuma yöneldik. Yabancı yatırımcıya, “Sen takılma insan haklarına, Batı karşıtlığına falan. Gel koy paranı” diyor, piyasadaki cazip seçenekleri pazarlamaya çalışıyoruz. Ve tuttu. Dünya ekonomisi, en azından şu an için, Türkiye’yi Batı dışında antidemokratik bir rejim olarak kabullenmiş gibi. Memlekete para giriyor. Diyeceksiniz ki “Gelen sadece sıcak para”, “Yatırım yok” vs. Bütün bunlar doğru. Gelen sıcak para. Kuşkusuz hukuk devleti olmayan bir yere kimse gelip fabrika açmaz, ama parasını faize koyar. Nedeni de memleketin meziyetleri ya da Mehmet Şimşek’in kara kaşı değil. ABD’de Donald Trump beklenen ekonomik sıçramayı yapamadı; FED faizleri sert yükseltmeyecek; uluslararası sermaye yeniden gelişen ekonomilerde yüksek faiz arayışına girdi. Batı ülkelerinde faiz negatifken, Türkiye’de bankalar yüzde 14 veriyor. Ve herkesin iştahı kabarıyor. Peki bu durum ‘sürdürülebilir’ mi? Kimse bilmiyor. Ekonomiyle ilgili söylenen her şey, şu zamana kadar yanlış çıktı. Ama ülke ciddi bütçe açığı veriyor. Cari açık zaten malum. Doğayı mahvediyor. Demokrasi namına bir şey yok. Üç kuruşa işçi çalıştıran, vergi vermeyen kalitesiz sermaye geliyor. Gazeteciler hapiste, üniversiteler dökülüyor. Özgürlük olmayınca, bize sunulan yüzde 5 büyüme, böyle oluyor. İstediğimiz bu muydu? Cezaevindeki iddialar vahşet boyutunda İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Başkanı Ali Tanrıverdi, Tarsus Kapalı Kadın Cezaevi’nde yaşanan hak ihlalleriyle ilgili basın toplantısı düzenledi. “Geçen yıla göre hak ihlali başvurusunda yüzde 300 artış var” diyen Tanrıverdi, hak ihlalleri iddialarında başı Tarsus Kadın Cezaevi’nin çektiğini ifade etti. Hemen her gün mahpuslardan, mahpus yakınlarından, avukatlardan şikâyetler geldiğini söyleyen Tanrıverdi, “İddialar, hak ihlalleri boyutunu da aşan vahşet uygulamaları olarak görülmektedir” diye konuştu. Tanrıverdi, Gaziantep Cezaevi’nden sevkle gelen 13 kadın tutuklunun, disiplin cezaları olmamasına rağmen 20 gündür tek kişilik hücrede tutulduğunu, sözlü hakarete ve ölüm tehditlerine maruz kaldıklarını, tutukluların askeri tekmil vererek sayıma zorlandığını, hücrede kalan Ö.Y adlı kadının bayramın son gününde gardiyanlarca öldüresiye dövüldüğünü kaydetti. Tanrıverdi, “Baskılar ve hak ihlalleri nedeniyle 20 kadın 24 gündür, 9 kadın 11 gündür açlık grevi yapıyor” dedi. l ABİDİN YAĞMUR / MERSİN C MY B
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle