Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
MUTLUHAN İZMİR’DEN ‘FREUD, PSİKANALİZ VE VEBA’
Benlik akışkan mıdır?...
hametinde hep varlığı- bilinçdışısı nasıl?
ERENDİZ ATASÜ
nı koruyacak, onayla-
Kitabın çok ilginç bir
yacak bir “büyük öte-
yanı kanımca “postmo-
oman yazmaya hevesli arkadaşlara, insan “ruhunun” (söz-
ki” arıyor.
dern”, “post endüstri-
cüğün tıbbi çağrışımıyla) karmaşasıyla ilgili biraz çetre-
yel” ve hatta “gerçek
R fil ama yararlı bir kitap önereceğim; değerli psikiyatrist
KAPİTALİZM VE
sonrası” (post truth) di-
Dr. Mutluhan İzmir’in kaleminden Freud, Psikanaliz ve Veba*.
ÖZGÜR BİREY!
ye adlandırılan günü-
Psikiyatri, hele de psikanaliz ortamının dışında ama insan ru-
Yani insan teki için mü-
müz ileri teknoloji dün-
hunun karanlık koridorlarına meraklı bir yazar olarak sürç-ü li-
kemmel şeklini bulmuş
yasında bireyin konu-
san edersem affola!
değişmez ve yetkin bir bi-
munu irdelemesidir.
Mutluhan İzmir bu yapıtında, Lacan’ın Freud yorumuna da-
reysellik ya da ego tanımı
Günümüzde şehir-
yanarak psikanalizi ve benlik gelişimi ile değişimini irdeliyor.
pek olanaklı değil. Oysa
li birey “somut ihtiyaç-
“Veba” sözcüğünün hikâyesi şöyle: Psikanalizin mucidi Fre-
bu sevimsiz gerçek, ka-
lar” üretiminin tama-
ud mesai arkadaşlarıyla 1909’da ABD’de bu konuda konfe-
pitalizmin “özgür birey”
men dışına itilmiştir.
ranslar vermek üzere Atlantik Okyanusu’nu aşarken “insan”
ideolojisine taban tabana
Üretim bir anlamda do-
ruhunun karmaşalarına dikkat çekerek kesin bir tedavi bekle-
zıt. Dolayısıyla kapitalist
ğaya ve koşullara egemen
yenleri hayal kırıklığına uğratmaktan öte adeta “veba illetiyle”,
düzende Freud’un muci-
olmak demektir.
yani insanlık durumuyla yüz yüze bırakacaklarını söyler.
di olduğu psikanaliz ya-
Postmodern birey ise karnını doyurmak için sü-
ni analistin kaptanlığın-
FREUD’UN “BİLİNÇDIŞI”SI!
permarket zincirlerine bağımlıdır. Megakentte bir
da hastanın “bilinçdışı-
İnsanın uçurumu derindir. Dr. İzmir, Lacan’a dayandırdı-
bebek kadar çaresizdir: “Yaşadığımız şehirde ara-
na” yapılan yolculuk tı-
ğı açıklamasında da vurguladığı gibi Freud’u dünya tıbbına ve
balara mahkûm duruma gelmiş olmayı, yürüye-
kanmaya, olanaksızlaş-
kültürüne mâl eden, eserlerinin İngilizceye çevrilmesidir; aksi
rek ya da toplu taşıma kullanarak işlerimizi yapa-
maya yargılı.
halde ana dili Almancanın daha sınırlı evreninde kalacaktır.
maz duruma gelmiş olmayı esaret olarak görme-
Çünkü bu tür psika-
Ancak çeviri riskli iştir. Almanca gibi aşırı nüanslı bir dilden İn-
yip araba kullanmayı özgürlük olarak görüyorsak,
naliz hasta bireyin der-
gilizceye çeviri sırasında kimi terimler anlam kaymasına uğramıştır.
aklımızı kullanabildiğimizi iddia etmek zordur!”
dini kendi dışındaki fi-
Freud psijik yapıyı tanımlarken “id, ego, süper ego” diye hi-
(s. 212) diyecektir Mutluhan İzmir.
ziksel, toplumsal, kül-
yerarşik bir isimlendirme yapmadığı gibi asla her birey için ke-
Sanayileşmiş ve tamamen ticarileşmiş tarım bu
türel vs. ortamla olan sürtüşmelerde, çıkmazlarda yani “büyük
sinleşmiş bir “ego”dan bahsetmemiş, asla “bilinçaltı” diye bir
bebeğe dönüşmüş bireyler için dev bir ana gibidir. Somut üre-
öteki” ile ilişkisinde aramak yerine, son şeklini almış farz edi-
terim kullanmamış, tersine hiyerarşik olmayan “bilinçdışı” te-
timden uzak bir hayatta “somut doğrular” da bulanıklaşacaktır.
len bir egonun temelinde yani cinsel yapısının bodrum katında
rimini yeğlemiştir:
Her şey göreli ve muallak bir hal almıştır.
araştırmayı seçerek tedaviyi olanaksızlaştırmaktadır.
“Benim gözümde uçsuz bucaksız bilinçdışı okyanusunda yü-
Bu durum, kendini güvende hissetmeye muhtaç bizler yani
Hasta bireyin sağaltımı ise varlığıyla dış dünya arasına sıkışmış
zen küçük bir volkanik bir ada canlanıyor ‘ego’ deyince! Bi-
insan tekleri için korkutucudur ve tartışılmaz doğrular dayatan
benliğin ne gibi değişimler geçirebileceğini kavrayabilmesine bağlı.
linçdışındaki fırtınalar bireyin ömrü boyunca ,onun bilinçli
otoriter rejimlere özlem başlayacaktır.
benliğini yani egoyu değiştirmekte dönüştürmektedir.” TEKNOLOJİ DÜNYASINDA BİREYİN KONUMU!
Zavallı bireyin karşısında faşist otorite ise koruyucu baba ro-
Öyle anlaşılıyor ki insan yavrusunun aciz bir varlık olarak Burada bir sorum var: “Bireylerin”, “büyük öteki”ne göre
lündedir. Postmodern birey ise ilelebet bebek rolüne mahkûm
dünyaya gelmesinin, kendi bedenini ancak parçalar halinde gö- kimlik, karakter, sosyal konum değiştirmelerinin ülkemizde o
edilmiştir! Bu fiilen bebekleşmiş bireyin akli ve ruhi sorunla-
rüp tanımaya çalışan yenidoğanın varlığının bütünlüğünü ve kadar çok örneğini gördük ki, -tövbekâr Marksistlerden başla-
rının köklerini sadece cinsel yapısının oluşumunda aramak bir
korunduğunu hissedebilmek için bir diğer varlığın, annenin ya yarak son zamanlardaki siyasal parti değiştirmelere kadar-, sa-
tür oyun oynamak değil midir?
n
da anne rolündeki kimsenin özenine, dikkatine, sevgisine muh-
nırım düşünen yurttaşlarımızın bu konuda zihni berraktır.
taç olmasının biz insanlardaki izleri yaşam boyu sürüyor. Freud, Psikanaliz ve Veba / Mutluhan İzmir /
Peki “hayır” diyebilen birey nasıl ortaya çıkıyor? “Büyük öte-
Ve insan bilinci onu çevreleyen değişken bilinçdışının mer- ki” ile çatışmayı göze alanın ya da onu umursamayanın bilinci ve İmge Kitabevi / 442 s.
Sibirya sürgününden çocuk kalbine sığdırdığı ağır bir yalnızlık organ olarak nitelendirilen rahimden
sonra yazdığı vardır. 2019, Arizona. Anne babasından kadınlara vurulan “histerik” yaftasına;
romanlarla tekrar koparılan ve ABD sınırındaki bir kampta antikçağ hicivlerinden günümüzün
eski ününe kavuştu. tek başına kalan yedi yaşındaki Anita
kadın cinayetlerine yüzyıllardır kılıktan
Daha önce Türkçeye Díaz, hayal gücünün güvenli limanına
kılığa bürünen mizojini yani kadın
sığınmıştır. Sosyal hizmetler uzmanı
Delikanlı adıyla da
düşmanlığı, toplumsal zihniyette yer
VİTRİNDEKİLER
Selena ve avukat Frank, küçük kızı
çevrilmiş olan ve
etmiş köklü bir hor görme eğiliminin
kurtarmak için çabalarken yolları
Türkiye İş Bankası
adıdır. Adeline Gargam ve Bertrand
Yeniyetme / Kültür Yayınları’nın seksen yıl önce aynı kaderi paylaşmış
Lançon, Mizojini’de; mitolojiden
Fyodor Mihayloviç Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi’nden Samuel’le kesişecektir. Rüzgâr
tıbba, hukuktan edebiyata uzanan
Dostoyevski / Çev. Adımı Biliyor, köklerinden koparılan
yayımlanan Yeniyetme, ilk olarak
zengin kanıtlarla bu sistematik
Mustafa Kemal çocukların, savaşın ve göçün ortasında
1875 yılında tefrika edilmeye başlandı.
aşağılamanın Batı dünyasındaki
kaybolan yaşamların ama en çok da
Yılmaz / Türkiye İş İnsanın kendini gerçekleştirme çabası,
tarihini gözler önüne seriyor.
her şeye rağmen sönmeyen o aidiyet
Bankası Kültür Yay. büyük fikirlerle kurduğu ilişkiler, buna
Kitap, Havva figürünün “günahın
arzusunun hikâyesi. Isabel Allende,
/ 640 s. karşılık kendinden kaçma arzusu
kaynağı” olarak çarpıtılmasından
Viyana’dan El Salvador’a, Arizona
üzerine çarpıcı betimlemelerle örülü
kadını bedensel ve zihinsel açıdan
Fyodor Mihayloviç
çöllerinden günümüz ABD’sinin göç
roman, Dostoyevski’nin en çok
“zayıf” ilan eden tıp teorilerine eril
Dostoyevski’nin
politikalarına uzandığı romanında,
tartışma yaratan yapıtlarındandır.
(1821 / 1881) ilk tahakkümün entelektüel cephanesini
yerinden edilmenin, belleğin ve aidiyet
Rüzgâr Adımı Biliyor ifşa ediyor. Kadını kırılgan, çocuksu,
romanı İnsancıklar
arayışının kuşaklar boyunca bıraktığı
/ Isabel Allende /
1846’da yayımlandı. Ünlü eleştirmen değişken, geveze, sinirli veya
izleri anlatıyor.
Çev. İnci Kut / Can
hastalıklı gören; onu eğitimden ve iş
V. Byelinski bu yapıt üzerine
Mizojini:
Yay. / 296 s.
yaşamından dışlayan bu anlayışın,
Dostoyevski’den geleceğin büyük
Antikçağdan
son üç yüzyılda oy hakkı
yazarı olarak söz etti. Ancak daha
1938, Viyana. Kırık
Günümüze Kadın
mücadelesinden MeToo hareketine
sonra yayımlanan yapıtları çağımızda
Camlar Gecesi’nin
Düşmanlığının Tarihi
edebiyat klasikleri arasında yer alsa kadar çeşitli karşı çıkışlarla bir ölçüde
dehşeti Avrupa’yı
/ Adeline Gargam,
geriletildiğine de dikkat çekiyor. Bu
da o dönemde fazla ilgi görmedi.
sararken altı yaşındaki
Bertrand Lançon
Yazar 1849’da, I. Nikolay’ın baskıcı sarsıcı inceleme, birçok muharebe
Samuel Adler, bir daha
/ Çev. Ecenur
kazanılmış olsa da kadınlığa
rejimine muhalif Petraşevski grubunun asla göremeyeceği
Değirmenci / Say
üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. annesi tarafından son yönelik o kadim ve dirençli korku
Yay. / 296 s.
Kurşuna dizilmek üzereyken cezası bir umutla İngiltere’ye giden bir trene sönümlenmedikçe asıl savaşın henüz
bindirilir. Yanında sadece kemanı ve
sürgün ve zorunlu askerliğe çevrildi. “Kirli” ve “zehirli” bir bitmediğinin altını çiziyor.
13
17 Eylül 2026

