Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
MUSTAFA ZİYALAN’DAN
‘Antakya Mon Amour’
Pencerelerden sarkanlar, tünellerden geçmeye çalış- Mustafa Ziyalan’ın fo-
GÜLTEKİN EMRE
malar, oyun olsa diye düşünülen ama oynanacak bir şe- toğrafları konuşuyor. Şair
yin olmadığı istekler... bu konuşmaları dizelerine
DEPREMİN ACILARI...
Elbette, gün gelir, günü gelir “Yaşam git gide bir/ uy- geçirmiş, imgeleri kucak-
2014 Antakya’sında 9 yıl sonra, yani 2023’te olup bi-
kuya dönüşür” dönüşebilirse. Uyan uyanabilirsen! lıyor. Kapılar, pencere-
tenlerin acılı fotoğrafları ve o fotoğraflara eşlik eden
Elbette fotoğraflara da yansır kentin, köprülerin, ırma-
ler kapalı mı açık mı belli
farklı şiirler, dizeler... Unutulmaz anıları unutturmaya
ğın “gitgide kararması”. Gece köprüleri başkadır, kur-
değil. Duvarlar yıkılmış.
çalışan depremin yarattığı dehşetin acı fotoğraflarına eş-
durduğu düşler de ışıkları da gelip geçenleri de...
Ağaçlar sökülmüş, dallar
lik eden imgeler...
Düşlerine sımsıkı sarılmış insanlardan oluşan köprüle-
kırılmış. Yaşam varken
Mustafa Ziyalan, Antakya Mon Amour (Sözcükler Ya-
rin acı acı inlemeleri de bir başkadır.
yok olmuş.
yınevi) adlı kitabında; yüzü, içi, çehresi, dünyası, doğası
“Köprü kentten geceye damla”yan bir imgeye dönüşü-
Ölüm gelmiş buralara, taht kurmuş, salıncak kurmuş,
deprem nedeniyle değişen Antakya’ya ağıt yakmış bu fo-
verir şairin gözünün önünde. Yıkımların kapısına yakla-
sofra kurmuş. Yaşamın ayak izleri silinip gitmiş. Türkü-
toğraflarla ve şiirlerle.
şılır. Kapının arkası ne acıları göğüslemiştir kim bilir!
ler ağıta dönüşmüş. Asi Nehri, direncini, gücünü yitir-
Farklı, yürek yakan, göz yaşartan, düşündüren acı mı
Yaşananların varlığı, huzursuzluğu korkutur ister iste-
miş, suspus. Gözlerini yummuş. Düşlere mi dalmış, geç-
acı betimlemelerle. Depremden önce ve depremden son-
mez herkesi. Gecenin bir parçasıdır ön düşler, düşünen-
mişi mi sayıklıyor, belli değil.
raki durumlar... Altından çok su akan ve yıkılan köprü-
ler, yaşananlar. Sonra bir görüntü başka bir anlam yük-
Çamur deryası sokaklar. Giysilerinden soyunmuş kent.
ler... Hele o yapılar, bozulan düzenler... Giderilemeyen
ler göze, yüreğe, güne: “İki karanlık pencerenin arasın-
Kafası, kolu, bacağı, kaburgaları kırılmış; kalbi yaralı bir
kaygılar, hiç tükenmeyen acıların gözyaşları...
da iki çocuğun bayrağı./ Üstünde kurumuş ya da kurudu
kent Antakya. Mustafa Ziyalan depremin iç yüzünü fo-
“Kent ancak soyut, odak dışı; odak ötesi,/ kent ancak
kuruyacak bir güneş.”
toğraflarına ve dizelerine ağdırmış.
düşlerimde”... Hele o gerçekleşmeyen ama umut bağla-
Dapdaracıktır gökyüzünün o engin yüreği. Yakında
nan düşler, gündemden hiç düşmeyen düşünceler... Çare- TÜRKÇE VE İNGİLİZCE İKİ DİLDE ŞİİRLER
hiç ağaç yoktur durumunu gözler önüne seren, uzaklar-
sizlik, yıkılmışlık, geleceksizlik kaygıları, günlük yaşa- Bir de şiirlerin İngilizceleri de var, dünya deprem ger-
da vardır ne varsa.
mın acılara boğulması... çeğini öğrensin diye yazılan.
Her şey sarkmıştır aşağıya, aşağılara: “Taş, toprak,
Mustafa Ziyalan şunları da dile getiriyor yanık yüreği-
beton.” Işık ise kıyıları yalayıp duruyordur tat duygusu-
BELGELER VE FOTOĞRAFLARLA ANTAKYA!
nin olanca sesiyle “mon Amour” dediği ve kendi çektiği
nu yitirmiş bir halde.
İçinde dışında ne var ne yoksa yansıtabilen, tükenmiş,
kentin fotoğraflarını bizimle paylaşırken:
yıpranmış, üzüntülere boğulmuş, acılarına hiç mi hiç alı-
YIKIMIN SURETİ... DEPREMİN İÇ YÜZÜ...
“Antakya/ artık öncelikle geçmişe, düşlerime ilişkin. Kal-
şamamış ama yaşanmak zorunda kalınan Antakya; ken- Bu bir öyküdür, yaşanmış, yaşatılmış, ortalığa saçıl-
dığım yerde/ seçerek, yeğleyerek kaldığıma inanabilmek
tin yeni haline alışma ve onu onarma çabalarının henüz mış: doğanın kıvrandırdığı, insanlığın yanıp yakıldığı.
isterdim./ Antakya öyleydi, seçerek, yeğleyerek yaşayabi-
görülmediği belgeler, yani fotoğraflar!
Düzelir mi? Neden olmasın!
leceğim bir/ yerdi gibi geliyor bana. Artık olmayan.”
n
O fotoğraflardan yansıyan çığlıklar, hıçkırıklar, din-
Ama gel de acıları temize çek. Gel de gözyaşlarını ge-
meyen gözyaşları... Kentin fotoğrafına yerleşen ve kolay Antakya Mon Amour / Mustafa Ziyalan /
ri al. Çığlıkları kahkahaya çevir. Sevgiyi gözyaşlarına tu-
kolay unutulmayacak olan hüzün, üzüntü... tuna tutuna yaşa! Sözcükler Yayınevi / 96 s. / 2026.
Borges’le Yarım Asır
sı, her şiiri zorluğun ve acının tanınmasını
/ Mario Vargas Llosa
içeren dönüştürücü bir bilinç eylemi haline
/ Çev. Süleyman
getirmesidir. Vallejo’nun Kara Haberciler’i,
Doğru / Can Yay. /
Octavio Paz’ın deyişiyle “mucizeleri ve va-
96 s.
hiyleri olan bir varlığın” evrensel kalıtından
kitap olarak dilimize aktarılmış geniş bir
Borges’le Yarım
seçki: Neruda’ya göre; “Olağanüstü güce
Asır, Nobel Ödüllü
sahip, görkemli bir şiir!”.
Perulu usta Mario
VİTRİNDEKİLER
Vargas Llosa’nın,
Karşıt Fikirlerden
bir diğer usta Jorge
Korkmak:
Luis Borges’le yarım
hale getirmek istemesi ve Birleşik Kara Haberciler -
Allodoksafobi
yüzyılı aşan edebiyat, okurluk ve dostluk
Seçilmiş Şiirler /
Eyaletler’dekiler başta olmak üzere
- Haklı Olma
maceralarının izlerini taşıyor. Denemeler,
César Vallejo / Çev.
bizzat yaşadığı bin bir musibet, ona
İhtiyacından Açık
söyleşiler ve anılar eşliğinde Borges’in
Selahattin Yıldırım,
öfkelenmesi hiç olmazsa midesinin Fikirliliğe / Lammert
edebiyatı, düşünce tarzı, alışkanlıkları
Emirhan Oğuz /
yanması için gereken asgari ‘fizyolojik’ Kamphuis / Çev.
ve dünyaya bakış açısı samimiyetle
Ayrıntı Yay. / 320 s.
gerekçeleri sunsa da öfkesinin menzili, Gül Özlen / Say
aktarılıyor. Kaplanlardan labirentlere,
önünde oturup balmumunun eriyişini Yay. / 128 s.
Peru’da, sömürge yok-
siyasi tartışmalardan edebiyatın keskin
izlediği sobasından çıkan küllerin
sulluğunun tüm izlerini
Neden farklı bir görüş-
sınırlarına dek uzanan sayfalar, hem
döküldüğü sokağa kadar ulaşmamıştır.”
taşıyan bir dağ köyünde
le karşılaştığımız an-
Arjantinli yazar Borges’in hem de
Kitaptan... 17. yüzyıl filozoflarından
doğan, 20. yüzyıl mo-
da savunmaya geçeriz? Neden karşıt fikir-
okuyucuların zihinlerinde açılan yolları
René Descartes’ı “Düşünüyorum,
dernizminin öncü şair-
ler yalnızca düşüncelerimizi değil, kimliği-
ve labirentleri ortaya koyuyor.
öyleyse varım” sözüyle ve felsefesinde
lerinden César Vallejo
mizi de tehdit ediyormuş gibi gelir? İnsan
Kartezyen Prens:
şüphenin önemli bir yer tutmasıyla
(1892 / 1938), Kızılderili sözel mirasını, Av-
zihni belirsizlikten hoşlanmaz; tutarlılık, ai-
Descartes ve Siyaset
biliyoruz. Peki onu düşünsel patikasında
rupa yazınsal geleneklerini ve Peru mes-
diyet ve haklı olma duygusu güven ve-
/ Utku Özmakas /
takip ederek siyaset felsefesi
tizo kültürünün birikimlerini tümüyle ken-
rir. Oysa tam da bu ihtiyaç, bizi farklı ba-
İletişim Yay. / 119 s.
alanında nasıl konumlandırabiliriz /
dine özgü bir şiir dilinde yeniden yapılan-
kış açılarına ve keşfedilmeyi bekleyen ye-
konumlandırabilir miyiz? Utku Özmakas,
“Nihayetinde dırmıştır. Gerçeküstücülüğün yazınsal or- ni olasılıklara kapatır. “Allodoksafobi”, ya-
Kartezyen Prens: Descartes ve
tamları sarstığı yıllarda yerleşik dilbilim-
kuşkulanmak, ni karşıt fikirlerden duyulan korku, bizi ço-
Siyaset’te, Ulus Baker’in Descartes’ta
sel kuralların sınırlarını aşarak somut, çar-
Descartes’ın icadı ğu zaman grinin hiçbir tonunun olmadığı,
işitilemeyen bir tını, okunamayan bir
pık, dili şiddetiyle bozan bir sözdizimi ge-
değildi; keza siyah-beyaz bir dünyaya hapseder. Filo-
nota olabileceği “şüphesinden” el
öfkelenmek de. Ne liştirmiştir. Biçime de yansıyan “alışılmadık zof Lammert Kamphuis, Karşıt Fikirlerden
alıyor. Descartes felsefesinin önemli
var ki ilkini sistematik gürültü” Vallejo şiirini saldırgan ve “güzel Korkmak: Allodoksafobi adlı incelemesin-
uğraklarını kat ediyor, Prenses
hale getirmeyi olmayan” bir düzeye taşımış, birçok say- de, refleksin hem psikolojik hem felsefi
Elizabeth’le mektuplaşmalarından
gın eleştirmenin işaret ettiği “benzeri
başardıysa da ikincisinde başarısız köklerini araştırıyor. Bu kutuplaşma çağın-
adalet anlayışına, ahlak kavrayışına, görülmemiş, ham bir dil”i ortaya çıkarmış-
olduğunu veyahut en azından da birbirimizin sesini nasıl duyabileceğimi-
mimarlığına, matematiğine uzanıyor.
öfkesinin alazının otokratik yönetimlere tır. Varoluşun doğasında içerili hazin hayal zi sorguluyor. Zihinsel katılıktan özgürleş-
uzanmadığını söyleyebiliriz. Aklın ‘doğal Okuru, Descartes’ın siyasal öğretisi ile kırıklığını ve insanlık durumunun umutla menin yalnızca düşünme biçimimizi değil,
ışığı’nı karanlığa bulayan bir savaş, epistemolojisi arasındaki gerilime ilişkin umutsuzluk arasında salınan karmaşasını dünyayla kurduğumuz ilişkiyi de nasıl de-
prenslerin adaleti sözlerinden ibaret öğretici bir tartışmaya davet ediyor. ifade eden bu eşsiz dilin en büyük başarı- ğiştirebileceğini gösteriyor.
12 17 Eylül 2026

