20 Ağustos 2026 Perşembe Türkçe Subscribe Login

Catalog

ONUR BİLGE KULA’DAN GÜNCEL YANSIMALARIYLA ‘Anadolu’da Çoğulculuk ve Tolerans’ farklılıkları dışlamak yerine onları anla- PROF. DR. NEVİDE AKPINAR maya ve insanı ortak bir değer olarak ka- DELLAL bul etmeye yöneldiği vurgulanır. Bu yaklaşımın, Anadolu toplumunda yüzyıllar boyunca etkili olan birlikte ya- EŞSİZ KÜLTÜR HAVZASI ANADOLU! şama kültürünün önemli dayanaklarından Çağdaş Türk düşünce dünyasında kültür tarihi, felsefe, bilim biri olduğu ifade edilir. tarihi, dilbilim ve eğitim alanlarını bütüncül bir düşünsel ze- minde buluşturabilen aydınlarımızdan Onur Bilge Kula, kitap- ‘KUTADGU BİLİG’ VE larında Aydınlanma düşüncesi, hümanizm, eleştirel akıl ve öz- ‘DİVAN-I HİKMET’ gürleşme kavramlarını, Batı düşünce tarihinin soyut kuramsal Onur Bilge Kula’nın değerlendirmele- çerçevesi içinde değil, Anadolu’nun tarihsel ve kültürel deneyi- rinde Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig’i miyle ilişkilendirilerek yeniden yorumlar. ile Ahmet Yesevi’nin Divan-ı Hikmet’i Türk Özellikle kültür tarihine ilişkin çalışmaları, Türk düşünce düşünce geleneğinin kurucu metinleri ara- dünyasında uzun yıllar ihmal edilmiş çoğulculuk, birlikte yaşa- sında özel bir yere sahiptir. ma kültürü ve kültürlerarası etkileşim konularını bilimsel bir te- Bu eserlerde yer alan akıl, bilgi, adalet, melde ele alması bakımından ayrı bir önem taşır. özgürlük, hakikat ve dayanışma anlayışla- Anadolu’yu insanlığın ortak kültürel mirasının şekillendiği rı, Anadolu’nun düşünsel ve ahlaki temel- lerini oluşturan ilkeler olarak kapsamlı bi- büyük bir uygarlık alanı olarak değerlendiren Kula, Anadolu’da çimde çözümlenir. Çoğulculuk ve Tolerans (BilgeSu Yayıncılık) adlı incelemesin- Yazar, Kutadgu Bilig’i akıl, adalet ve erdem ekseninde insanı ve de de tarih boyunca farklı inançların, etnik kimliklerin, dillerin toplumu temellendiren evrensel bir düşünce metni olarak yorumlar. ve kültürlerin kesişme noktası olan Anadolu’nun, insanlık tari- Benzer biçimde Divan-ı Hikmet’i de insan sevgisini, ahlaki ol- hine sunduğu birlikte yaşama deneyimini felsefi ve kültürel bir gunlaşmayı ve toplumsal dayanışmayı merkeze alan hümanist bir bakış açısıyla incelemektedir. düşünce geleneğinin güçlü kaynaklarından biri olarak değerlendirir. İnceleme tarihsel çözümlemenin ötesine geçerek günümüz Böylece Türk düşünce tarihinin bu iki temel eserini, toplumlarının karşı karşıya bulunduğu kimlik, farklılık, demok- Anadolu’da gelişen çoğulculuk ve insan merkezli düşünce anla- rasi ve toplumsal uyum sorunlarına da ışık tutan düşünsel bir yışının tarihsel kökleri içinde yeniden konumlandırır. vurgulayan etik bir yaşam anlayışını ifade ederken Pir Sultan değerlendirme niteliği taşımaktadır. Abdal’ın şiirlerinde görülen adalet ve hakikat arayışı, toplumsal Temel çıkış noktası, Anadolu’nun binlerce yıllık uygarlıkla- YUNUS EMRE, KAYGUSUZ ABDAL, ŞEYH vicdanın sesi olarak yorumlanmaktadır. rın bir araya geldiği, birbirini etkilediği ve dönüştürdüğü eşsiz BEDREDDİN, HACI BEKTAŞ VELİ, PİR SULTAN Ahi Evran’ın geliştirdiği Ahilik sistemi ise ekonomik yaşam bir kültür havzası olduğudur. ABDAL, AHİ EVRAN... ile ahlaki değerleri bir araya getiren, dayanışmayı ve toplumsal Hititlerden Friglere, Antik Yunan’dan Roma’ya, Bizans’tan Kula’nın kitabında Yunus Emre de Anadolu’da hoşgörü ve insan sorumluluğu temel alan özgün bir toplumsal örgütlenme mode- Selçuklu ve Osmanlı’ya birçok medeniyet bu topraklarda yaşa- sevgisinin en güçlü temsilcilerinden biri olarak ele alınmaktadır. li sunmaktadır. mış ve kendi kültürel mirasını sonraki kuşaklara aktarmıştır. Yunus Emre insanı etnik kökeni, dili, dini veya toplumsal ko- Kula, bu isimleri Anadolu kültürünün insancıl ve çoğulcu karak- numu üzerinden değil, yalnızca insan olması bakımından değer- GERÇEK ÇOĞULCULUK! terini biçimlendiren düşünsel kaynaklar olarak değerlendirmektedir. li kabul eden evrensel bir anlayış geliştirmiştir. Bu tarihsel süreç, Anadolu’nun kültürel çeşitliliğinin temelini Yazara göre Anadolu’nun kültürel tarihi, farklı kültürlerin Yunus’un şiirlerinde dile gelen sevgi, kardeşlik ve birlik dü- oluşturmuş; farklı toplulukların bir arada yaşama deneyimleri, za- karşılaşmaları, etkileşimleri ve ortak üretimleriyle biçimlenmiş şüncesi, Kula’nın yorumunda modern anlamdaki insan hakla- manla ortak bir kültürel belleğin ortaya çıkmasına katkı sağlamıştır. çok katmanlı bir uygarlık birikimidir. rı ve çoğulculuk düşüncesinin tarihsel öncüllerinden biri olarak Kula’nın değerlendirmelerine göre gerçek çoğulculuk, fark- ANADOLU HÜMANİZMİNİN TEMELİNİ değerlendirilir. lılıkların tanınması, korunması ve karşılıklı saygı temelinde bir OLUŞTURAN KURUCU DEĞERLER BÜTÜNÜ Yunus’un dili de bu açıdan önemlidir; çünkü o, dönemin seç- arada yaşayabilmesidir. kin çevrelerinin kullandığı dilden farklı olarak halkın anlaya- Kitapta ele alınan tüm düşünürlerin, ozanların ve gelenek- Bu nedenle kitap, toplumsal yaşamın demokratikleşmesinde bileceği bir Türkçe ile konuşmuş, böylece düşünsel ve manevi sel yaklaşımların ortak özelliği, insan sevgisini, adaleti, eleşti- çoğulculuğun neden vazgeçilmez olduğunu ortaya koyar. rel aklı ve birlikte yaşama kültürünü Anadolu’nun düşünsel mi- değerleri geniş toplumsal kesimlere ulaştırmıştır. Yazar, tarihsel örneklerden hareketle kültürel çeşitliliğin bir rasının temel değerleri haline getirmeleridir. Yazarın dikkat çektiği üzere bu yaklaşım, edebi bir tercih ka- tehdit değil, toplumların gelişimini destekleyen önemli bir zen- Kula, bu birikimi Anadolu hümanizminin temelini oluşturan dar kültürel demokratikleşmenin de önemli bir göstergesidir. ginlik kaynağı olduğunu vurgular. kurucu değerler bütünü olarak değerlendirmektedir. Benzer biçimde Kaygusuz Abdal da Anadolu’nun eleştirel düşün- TOPLUMSAL BARIŞIN VE DEMOKRATİK Bu nedenle Anadolu’da Çoğulculuk ve Tolerans, geçmişte ce geleneğinin önemli temsilcilerinden biri olarak ele alınmaktadır. KÜLTÜRÜN TEMEL KOŞULLARINDAN yaşamış önemli kişiliklerin düşüncelerini günümüzün demokra- Kaygusuz’un eserlerinde görülen mizah, ironi ve sorgulayıcı yaklaşım, dogmatik düşünceye karşı insan aklını ve özgür dü- si, insan hakları, kültürel çoğulculuk ve toplumsal barış arayış- TOLERANS (HOŞGÖRÜ)! larıyla ilişkilendirerek yeniden yorumlayan kapsamlı bir kültür şünceyi savunan bir tavrın yansımasıdır. Öne çıkan ve çoğulculuk yaklaşımını destekleyen bir diğer tarihsel felsefi çalışmasıdır. Kula’nın değerlendirmelerinde tasavvufi şair Kaygusuz Ab- kavram ise tolerans, yani hoşgörüdür. Kula, hoşgörüyü fark- Okuyucuya Anadolu’nun gerçek zenginliğinin tarihsel mirası dal, aynı zamanda bireyin düşünsel özgürlüğünü savunan ve lı olanı anlamaya çalışma, onun varlığını kabul etme ve birlikte kadar, farklılıkları bir arada yaşatabilen insancıl düşünce gele- yaşama iradesi geliştirme süreci olarak değerlendirir. yerleşik otoritelere karşı eleştirel bir duruş geliştiren bir halk fi- neğinde saklı olduğunu da göstermektedir. Bu bakımdan hoşgörü, bireysel bir erdem olmasının yanı sı- lozofu olarak karşımıza çıkar. Kula, kitabında geçmiş ile günümüz arasında bağlantılar kurar, ra toplumsal barışın ve demokratik kültürün de temel koşulla- Bu yönüyle onun düşünceleri, Anadolu’da çoğulculuğun farklılıkları kabul etmek kadar farklı düşüncelerin özgürce ifa- çağdaş dünyada artan kutuplaşma, ayrımcılık, yabancı düşmanlığı rından biridir. Anadolu’nun tarihsel deneyimi de bu yaklaşımı de edilmesini de içerdiğini göstermektedir. ve kültürel çatışmalar gibi sorunları değerlendirirken Anadolu’nun destekleyen çok sayıda örnek sunmaktadır. tarihsel birikiminden çıkarılabilecek derslere dikkat çeker. Üzerinde durulan bir diğer önemli isim Şeyh Bedreddin’dir. Yazar, incelemesinde Anadolu’nun çoğulculuk ve hoşgörü Yazarın kullandığı dil akademik olmakla birlikte anlaşılır ve geleneğini yalnızca tarihsel olaylar ya da siyasal kurumlar üze- Bedreddin, Anadolu ve Rumeli coğrafyasında toplumsal eşitlik, akıcıdır. Kavramlar ayrıntılı biçimde açıklanırken okuyucunun rinden açıklamakla yetinmeyip bu geleneğin düşünsel ve kültü- adalet ve ortak yaşam fikrini savunan düşünceleriyle dikkat çe- tarihsel ve kültürel bağlamı kavraması kolaylaştırılmaktadır. rel kaynaklarını Anadolu’da yetişmiş ya da Anadolu kültürün- ken tarihsel bir figürdür. Bu özellik, kitabın yalnızca akademisyenlere değil; kültür ta- den etkilenmiş büyük düşünürler, ozanlar ve halk bilginleri ve Kula’nın yorumuna göre Bedreddin’in önemi, farklı dinler- den ve toplumsal kesimlerden insanların ortak bir yaşam düzeni rihi, sosyoloji, felsefe ve siyaset bilimi alanlarına ilgi duyan ge- eserleri aracılığıyla ortaya koymaktadır. içinde bir araya gelebileceğini savunmuş olmasında yatmaktadır. niş bir okur kitlesine hitap etmesini sağlamaktadır. Kula’ya göre Anadolu’nun yüzyıllar boyunca farklı inançla- rın, kültürlerin ve toplumsal kesimlerin bir arada yaşayabilme- Onun düşüncelerinde görülen eşitlikçi yaklaşım, yalnızca Onur Bilge Kula’nın Anadolu’da Çoğulculuk ve Tolerans ki- tabı farklılıkların bir arada yaşamasının olanaklı olduğunu ta- sini sağlayan temel unsur, yalnızca devletlerin uyguladığı siya- ekonomik paylaşımı değil, insanların inançları ve kimlikleri ne rihsel örneklerle ortaya koyarken günümüz toplumlarına da de- sal düzenlemeler değil; halkın içinde filizlenen ve kuşaktan ku- olursa olsun eşit değere sahip olduğu fikrini de içermektedir. mokratik yaşam ve toplumsal barış konusunda önemli mesaj- şağa aktarılan güçlü bir insan merkezli düşünce geleneğidir. Bu nedenle Şeyh Bedreddin, Anadolu’nun çoğulculuk tarihinin lar vermektedir. Bu gelenek, Anadolu’nun tasavvuf, Alevi-Bektaşi kültürü, Ab- önemli kilometre taşlarından biri olarak değerlendirilmektedir. Anadolu’nun kültürel çeşitliliğini anlamak, hoşgörü gele- dallık kültürü, Babai devinimi, Ahilik anlayışı ve halk edebiya- Onur Bilge Kula’nın Anadolu’da Çoğulculuk ve Tolerans ad- lı incelemesinde yer bulan Hacı Bektaş Veli, Pir Sultan Abdal neğinin kökenlerini keşfetmek ve çoğulcu bir toplum anlayı- tı içinde şekillenmiş; insanı, sevgiyi, eşitliği ve adaleti merkeze alan bir dünya görüşü üretmiştir. ve Ahi Evran gibi isimler de aynı düşünsel çizginin farklı tem- şı üzerine düşünmek isteyen herkes için değerli bir kaynak nite- liği taşımaktadır. Böylece okuyucuyu daha aydınlanmış ve de- Yazar, özellikle Anadolu’da gelişen tasavvuf geleneğinin silcileri olarak öne çıkar. mokratik bir toplumun nasıl inşa edilebileceği sorusuna da yön- hoşgörü kültürünün oluşmasındaki rolüne dikkat çeker. Hacı Bektaş Veli’nin “Eline, beline, diline sahip ol” ilke- İnsan merkezli anlayışıyla öne çıkan tasavvuf düşüncesinin, si, insanın hem kendisine hem de topluma karşı sorumluluğunu lendirmektedir. n 4 20 Ağustos 2026
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear