Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
yargılamadan önce onu hazırlayan eğilimleri anlamaya çalışmak. Kitabın bana kazandırdığı en önemli şey de bu oldu. Bu neden-
‘İNSAN APLİKASYONLARI BİR DEĞİŞİM
İnsan kendi içinde hangi eğilimlerin hangi koşullarda ortaya le kitap boyunca okura yönelttiğim soruyu en çok kendime so-
REÇETESİ DEĞİL, BİR GÖZLEM MODELİ’
ruyorum: “Şu an bende hangi aplikasyon çalışıyor?”
çıktığını fark etmeye başladığında, yaşamına da farklı bir gözle
AKDEMİR- Aplikasyonlar ne sever, nasıl olgunlaşır, yer-
Bu soru benim için yalnızca kitabın temel sorusu değil, gün-
bakmaya başlıyor. Bu nedenle İnsan Aplikasyonları’nı bir deği-
leşir, kökleşir ve nasıl devreye girer?
lük yaşamımın da pusulası haline geldi.
şim reçetesi olarak değil, insanın kendini daha dikkatli okuya-
ÖZTARHAN - Ben aplikasyonları bağımsız yapılar olarak
Bugün, şu an bende merak aplikasyonu çalışıyor çünkü hâlâ aynı
bilmesi için geliştirilmiş bir gözlem modeli olarak görüyorum.
değil, insanın yaşam boyunca geliştirdiği davranış eğilimleri
sorunun peşindeyim: “İnsan kendini daha doğru okuyabilir mi?”
AKDEMİR- Aplikasyonlarla kimi sütliman ve/veya kimi
olarak görüyorum.
İnsan Aplikasyonları benim için tamamlanmış bir çalışma
kavga dövüş bizzat aranız nasıl, nasıl yönetiyorsunuz? Ve
İnsan yalnızca yaşadığı olayları hatırlamaz; o olaylar kar-
değil; yeni soruların başlangıcı oldu. Bundan sonraki kitaplarım
okura yönelttiğiniz soruyu size yöneltirsem; şu an sizde han-
şısında nasıl tepki vereceğini de öğrenir. Aile, çocukluk, çev-
da aynı arayışın devamı olacak. Çünkü insanı anlamaya çalış-
gi aplikasyon çalışıyor ve hangi yeni kitaplara hazırlıyor?
re, başarılar, hayal kırıklıkları ve tekrar eden deneyimler zaman
tıkça yanıtlardan çok yeni sorularla karşılaşıyorum.
ÖZTARHAN - Bu kitabı yazmış olmak, kendi iç dünyamı ta-
içinde bazı eğilimleri güçlendirebilir.
Belki de insanın en uzun yolculuğu, kendi iç dünyasını oku-
mamen çözdüğüm anlamına gelmiyor. Tam tersine, İnsan Apli-
Bir davranış tekrarlandıkça tanıdık hale gelir. Tanıdık olan
mayı öğrenmesidir. Ben yazmaya da bu yolculuğun içinde de-
kasyonları üzerinde çalıştıkça insanın kendini tanımasının ömür
ise çoğu zaman daha kolay devreye girer.
vam edeceğim.
n
boyu devam eden bir yolculuk olduğunu daha iyi anladım.
Bu yüzden aynı olay karşısında iki insanın verdiği tepki bir-
Ben de herkes gibi zaman zaman hata yapıyorum, acele ka-
birinden çok farklı olabilir. Çünkü yaşanan olay aynı olsa da o İnsan Aplikasyonları: İnsanın İçinde Çalışan
olaya yüklenen anlam aynı değildir. rarlar verebiliyor ya da duygularımla hareket edebiliyorum. Görünmez Sistemler / Murat Öztarhan / Mona
İnsan Aplikasyonları’nın odağı tam da burasıdır. İnsan davranışını Fark şu ki artık bunları daha erken fark etmeye çalışıyorum. Kitap / 464 s. / 2026.
( )
MARTIN HEIDEGGER VE HANNAH ARENDT’TEN ‘MEKTUPLAR 1925-1975
‘Mektuplar: 1925-1975’
larında zorlu yılların derin bir
AHMET ANTMEN
muhasebesi hissediliyor.
“Sonbahar” bölümünün giri-
BİR İNSANI YURT EDİNMEK
şinde Arendt’in Heidegger’e ya-
Hannah Arendt ile Martin Heidegger,
nıtı durumu özetliyor: “Baharın
1925 ile1975 yılları arasında yazdıkları,
kırdığı kalpleri ancak sonbahar
Melek Paşalı’nın yetkin çevirisiyle
avutabilir.”
VakıfBank Kültür Yayınları tarafından
dilimize kazandırılan Mektuplar’ında, bir
YAŞAMA KARIŞIP YO-
duyguyu yansıtmıyor, adım adım gelişen bir
RUMU AŞMAK!
hikâye yaratıyorlar.
Mektuplarda siyasetin bas-
Arendt, “Kendi göçerliğimin yurdunu bir
kın değilse bile hissedilir bir tı-
insanda buldum” derken iki büyük düşünü-
nısı var. Arendt, yorum yap-
rün yürekleri sözün kıvrımlarında buluşuyor.
maktan ibaret filozof algısını
Arendt’e göre, Heidegger daha
bütünüyle reddeder. Yaşamın
doçentliğini almadan akademide haklı bir
kalbinde, siyasi olarak etkin bir
şöhret kazanıyor.
duruşu salık verir.
İlk mektupta, öğrencisi Arendt’i henüz
Heidegger ise siyasete ilgi duymadığını,
ömrünün baharında, hangi yola gideceği
buna karşılık düşünme tutkusunu öne çıkar-
meçhul bir genç kadın olarak betimliyor.
dığını belirtir.
Sözün büyüsüyle başlayan aşkları akademi-
Ona kalırsa felsefenin esas meselesi bilgi
de yerleşik davranış kurallarını sarsıyor.
değil “varlık”tır. İnsan türsel bilgileri dur-
Mektuplar çoğunlukla Heidegger imzasını
maksızın keşfetmez, yaşamını sürdürmek
taşıyor. Arendt, belki de asılsız söylentiler-
için ön kabullere yaslanır. Kuşaktan kuşağa
den korunmak için Heidegger’in mektupları-
aktarım insanlara ezberin rahatlığını ve kit-
nı titizlikle saklıyor.
lelerle bağ kurabilmeyi sağlar.
Simon Gros’a göre, Heidegger’in
Hannah Arendt, düşünülmemiş
Arendt’e ait mektupları saklamaması,
hareketlerin topluma yansımasını çok farklı
dönemin toplumsal baskısından ya da eşi Elfride’ye yakalanma
san, kendisini aşka fırlatılmış olarak bulur.”
açıdan yorumlar. Irk, din gibi kategorilerle ezberi esas alan
korkusundan olabilir.
On ikinci mektupta Arendt’in kitabına atıfla “Gölgeler sadece grupları, “burjuvazinin maskesiz yansısı” ve “tüm sınıfların
güneşin olduğu yerdedir. Bu da senin ruhunun temelidir” diyor. artığı” olarak niteler.
YAŞAMA FIRTINA GİBİ GİREN ‘ÖTEKİ’...
Arendt’e, odasına ilk kez adım atıp ürkek yanıtlar veren o Arendt’e göre Nazilerin iktidarda kalmasını sağlayanlar işte
Kitap; “Bakış”, “Yeniden Bakış”, “Sonbahar” ve “Sonsöz”
“hayal” ile daha çok yakınlaşmanın yolu olarak ise yapıtların bu güruhtakilerdir. İşini, umudunu yitiren herhangi biri kendini
şeklinde dört bölüme ayrılmış. Hem ana metinde hem de dip-
bir anda güruhun içinde bulabilir.
kaynaşmasını gösteriyor.
notlarda Heidegger’in Varlık ve Zaman, Arendt’in Totalitariz-
Fail ve mağdur arasındaki sınırlar değişken ve belirsizdir. O ne-
min Kökenleri gibi yapıtlarının ve yaratım aşamasındaki düşün-
YAPAN DA YIKAN DA İNSAN!
denle suçu tek kişinin ya da ulusun üstüne atmak çözüm değildir.
sel evrimlerinin izini sürmek olanaklı.
Heidegger, insanı ve dünyayı birlikte varoluş penceresinden
Yirmi yıl aradan sonra Heidegger’e yazdığı mektubun gerek-
Örneğin, başlarda Husserl ile geçirdiği iki saatin mutluluğu-
değerlendiriyor. Arendt ise yeryüzünü kuran insanın, onu yok
çesi de belki budur. Arendt’e göre, Platon gibi Heidegger de
nu bile paylaşma gereği duyan Heidegger zamanla hocasının
etmeye yönelik edimlerini de sorguluyor.
bir dönem insani meselelere teslim olup tiranlara sığınmıştır.
görüşlerinden uzaklaşıyor.
Nazilerin iktidar yürüyüşüyle birlikte ikiliyi keskin bir ayrış-
Husserl’in insanı “özne”, dünyayı “nesne” olarak değerlen-
NE AFFI NE CEZASI OLAN SUÇLAR
ma bekliyor. Heidegger, rektörlüğe giden mesleki yükselişinde
dirdiği, bilinci ise “aşkın benlikle” açıkladığı yöntem ona artık
Heidegger’e kalırsa ölüm, bireyin kendine kavuşmasının tek
ırkçılık ile suçlanıyor.
yetersiz geliyor.
yoludur, düşüncenin gerektirdiği ıssızlıktır.
Arendt’e kendini savunmak için gönderdiği mektup da inan-
Sekizinci mektupta Husserl’in hızlıca yaşlandığını ve onunla
Hatta, ilk mektuplarında Arendt’i ölümünden sonra daha da
dırıcılıktan uzak. “Yahudilere selam vermediğim çirkin bir if-
geçirdiği birkaç günün hayal kırıklığı yarattığını yazıyor.
çok seveceğini söyler. Arendt ise duyduğu, gördüğü vahşetin
tira” deyip Arendt dahil yakın ilişkilerinden birkaç örnek ver-
Felsefesinin temelini oluşturan “dasein” kavramını
bu iddiayı temelden çürüttüğü kanısındadır.
mekle yetiniyor.
Husserl’den hareketle yine ona karşı geliştiriyor. Orada ol-
Toplama kamplarında, krematoryumlarda ölüm de bireyin
Ari ırktan olmadığı gerekçesiyle akademiden uzaklaştırılan
mak anlamındaki bu terim insana uyarlandığında dünyadaki
elinden alınmıştır. Auschwitz’ten sonra insan kendi ölümünün
Husserl’in koltuğuna oturmakta da hiçbir sakınca görmüyor.
“varlık”a karşılık geliyor.
sahibi kalabilir mi? “
İlerleyen süreçte, araya uzun bir sessizlik giriyor ve artık hiçbir
İnsanın kendini dünyadan ayrı düşünemeyeceğini, ona bir
Bazı suçlar ne affedilebilir ne de onlara uygun bir ceza bulu-
şey eskisi gibi olmuyor.
nesne gibi dışarıdan bakamayacağını ifade ediyor.
nabilir” diyor Arendt. “Kanar eski yaralar / Çoktan unutuldu
Yahudi kökeninden dolayı baskı gören Arendt, 1933’te
Heidegger tıpkı “varlık” gibi var oluşu da farklı bir açıdan
sanılanlar, / İçten içe parçalar” dizelerinde bahsettiği yara bel-
Almanya’yı terk etmek zorunda kalınca aralarındaki me-
tanımlama yoluna gidiyor. İnsanın bu dünyaya fırlatılmış bir öz
ki de yirminci yüzyılın kendisidir. Kim bilir?
n
safe iyice açılıyor. Kitapta, “Yeniden Bakış” bölümü 1950
olduğunu savlıyor.
Şubatı’nda, Heidegger’e Nazi geçmişinden dolayı verilen aka-
Varlık ve Zaman’ı yazdığı döneme denk düşen mektupların- Martin Heidegger, Hannah Arendt / Mektuplar:
da aşkı da benzer bir anlayışla betimliyor: demi yasağının son bulması ile açılıyor. 1915-1975 / Çeviren Melek Paşalı / VakıfBank
“Ötekinin mevcudiyeti hayatımıza bir fırtına gibi girer. İn- Kaleme ilk davranan ise Arendt oluyor. Mektupların satır ara- Kültür Yayınları / 448 s. / 2026.
20 Ağustos 2026 13

