Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
‘GIOTTO’NUN SANATI’
Bedrettin Cömert,
Giotto’ya bakıyor!
yaşamı üzerine
anlatılanları
kitabına almıştır.
Satır aralarında
dönem yöneticile-
rinin sanata ve sanatçıya bakışlarını okuyunca zaman
içinde bir şeylerin değiştiğine inanmak güçleşiyor.
Her şeyden anlayan (!) yöneticiler karşısında sanatçının dik
duruşunu görmek bu kanımızda yanılgıya yer olmadığını gös-
termesi bakımından anlamlı.
Hiç kuşkusuz Bedrettin Cömert bu saydığımız kaynakların
tümünü birinci elden bilmez olur mu?
Bildiği bir şey daha var. Sanki yıllar sonrasında bile kendisi-
nin böyle bir çalışmaya girme nedenlerini sorgulayacak birile-
rinin kafasındaki sorulara yanıt verir gibidir.
BEDRETTİN CÖMERT: ‘HİÇBİR ZAMAN
ANADOLULU OLUŞUMUZU UNUTMADIK!’
Kitabının önsözünde açıklıyor: “Ne Aziz Francesco’ya ne
Meryem Ana’ya ne de İsa’ya o kiliseleri her gün dolaşan bir-
çok Hıristiyan’ın yaptığı gibi eleştirisiz bir hayranlıkla veya
gözü kapalı bir yadsıyıcılıkla baktık.
İlkin eylemlerinin anlamlarını kavramaya çalıştık; sonra on-
ları ‘ekonomik ve toplumsal insanın dışında insan olamaz’ il-
kesiyle şu yeryüzüne indirgedik; daha sonra da bu kutsal kişile-
rin Giotto’nun sanatında nasıl yansıdıklarını, her şeyden önce
‘biçim’, ‘üslup’ merceğinden bakarak kurgulamaya çalıştık.
Ama hiçbir zaman Anadolulu oluşumuzu unutmadık. Balıkçı
(Halikarnas Balıkçısı), Sabahattin Eyuboğlu ve Azra Erhat us-
taların uygarlık yorumlarını hep baş ilke yaptık ve şöyle dedik:
‘Nasıl olur da bu Anadolu’nun, bunca yüzyıllık bir geçmişin
tarihsel ve sanatsal bir ürünü olan bizler, Batı’yı kendi gözü-
müzle göremeyiz?’”
Kolayca anlaşılacağı gibi Cömert’in soruna bakışı çok nettir.
ve sanatsal güce dayalı köklü bir duygudur.
A. CELAL BİNZET
O, tek bir konu üzerinden insanlığın evrensel düşünce sistemi
Çünkü Giotto di Bondone (1266 / 76-1337) Batı sanatında
içindeki yerini saptamaya çalışan bir izleğin peşindedir.
büyük bir dönüşümün öncülüğünü yapmıştır. Assisi, Padova ve
BEDRETTİN CÖMERT, BİR SANAT YAPITININ
Benzer oluşumların dünyanın birçok yerinde dönem dönem
Floransa’daki kiliselerde yaptığı devrim niteliğindeki resimler
ÖZÜNÜ KAVRAMAMIZIN YOLUNU AÇTI!
saldırganlaşması sonucu insanlığın büyük acılara yuvarlanması
onun öncülük sanını yeterince hak ettiğini gösterir.
Bedrettin Cömert adı erken yitirilmiş bir aydın kişiliğe ağıt-
bilinen bir öykü. Özellikle Giotto’nun yaşadığı zaman aralığın-
Kutsal Kitap’tan alınma belirli konularda yer alan figürler
la eşdeğerdir. 11 Temmuz 1978 günü bir saldırı sonucu 37’sin-
da yaşananların öyküsü tarih kitaplarında duruyor.
önceki dönemin kuru ve şematik anlayışından çok uzaktır.
de yaşamdan koparılmasına karşın arkasında bıraktığı inceleme
Sanat, böyle durumlarda yaşananların çelişkilerini inceden
Ondaki figürler soluk alan ve yaşamın içinden tanıdık birer
ve çevirileriyle sanat dünyamız için yeri doldurulmaz bir ka-
inceye tuvaline aktarma yoluyla sorunu kalıcı kılar. Doğrudan
kimliktir. Bu yönüyle dinsel kimliklerinden sıyrılıp gündelik
yıp olmuştur.
söylenmese de anlatının derinliklerine inildiğinde ne demek is-
kaygılarla hareket eden insanlar olarak betimlenmiştir.
Kısa ama oldukça yoğun bir süreç. Bize kalanlara bakılırsa
tendiği kolaylıkla anlaşılacaktır.
Sanatsal gücüne ilişkin ilk bilgilerden biri onunla yaklaşık
üzerinde çok az durulmuş sanat incelemeleriyle görülenin öte-
aynı tarihlerde yaşamış Giovanni Boccacio’nun (1313 / 1375)
sine geçerek konuya derinlemesine bir bakış açar. Onu önemli ‘ÖLÜ İSA’YA AĞIT’...
Decameron’unda okunuyor:
Sorunu daha iyi anlatabilmek adına Cömert’in üzerinde dur-
ve değerli kılan yön tam da bu.
“(Giotto), öyle güçlü bir yeteneğe sahipti ki, her şeyi doğu-
duğu bir noktaya dikkatleri çekmek istiyorum:
Sanat tarihi yazımında görülen özellikler çoğunlukla yüzey-
ran, yıldızları hareket ettiren doğayı kalemiyle, fırçasıyla oldu-
Giotto’nun “Ölü İsa’ya Ağıt” freskine değinirken 13. yüzyılda
sel değerlendirmelerden oluşur. Bağlamından koparılmış ta-
ğu gibi resme dökebilirdi. Yaptığı resimler tıpatıp aslına ben-
yapılmış aynı adlı bir başka çalışmayla arasındaki ayrımı irdeler.
nımlamalar, çok zaman kalıplaşmış anlatımlarla dolu bir sanat
zer, insan gözü çoğu kez yanılıp, resmi gerçekle karıştırırdı.”
Aynı konunun ilk örneğinde sanatçının figür-mekân ilişkisini
tarihi sunulur ilgilisine. Öyle ki birçok farklı kaynakta benzer
zorlama pahasına uyguladığı teknik anlamdaki biçimsel endişe-
anlatımlar bulmak hiç de sürpriz sayılmaz.
GIOTTO’NUN ‘KUTSAL’A BAKIŞI!
leri Giotto, sanatsal kaygılar ve yukarıda değinilen dünya görü-
Aslında kanıksanmış bir durum var ortada. Bu tanımı yıkan
Boccacio’nun kitabındaki öykülerinden birini sanatçımıza
şü nedeniyle daha plastik bir dille anlatmıştır.
Cömert oldu. Yazdıklarının tümünde görülmeyen / gösterilme-
ayırması ona verdiği değer bakımından kayda değer.
Eski dönemlerde resmi kutsal sözleri açıklayıcı bir araç ko-
yen yönleriyle bir sanat yapıtının özünü kavramamızın yolunu
Kitap okunurken yine benzer bir düşüncenin etkisi altında
numuna indirgeyen anlayış bizim sanatçımızda yok sayılır.
açtı. Düşünce dünyasının geniş penceresinden bakarak insanlı-
yazıldığını anlamak zor değil.
Figürler, konuyla bağlantılı bir şekilde doğrudan resimsel bir
ğın ışımasına neden olan yolları işaretledi bizler için.
İnsanın birey olma yolunda tutkuları, davranışlarıyla ele alın-
Dokunduğu konular onun bu düşüncesini besleyen kaynaklar anlatı olarak düşünülmüştür.
ması Giotto’nun kutsal kişilere bakışıyla örtüşür.
olmuştu. Ortaçağ karanlığında skolastik anlayışın baskıcı Tabloda yer alan insanların hareketiyle olay arasındaki anla-
İlginç zamanlar dedik. Boşuna söylenmiş sözler değil onlar.
yapısı içinde kutsal figürleri “insan” olarak betimleyen bir mı bütünleyen bir bağlantı dikkatlerimizi üzerinde toplar.
Din adına sürdürülen kara propagandaların etkisiyle sokak-
sanatçıyı ele aldı. Önceki dönemlerin donuk figürleri yerine şimdi soluk alan,
larda avlanan kediler ve kadınların öldürüldüğü dönemler. Ke-
Hacettepe Üniversitesi’nde Prof. Dr. Suut Kemal Yetkin’in içinde yer aldıkları olayın içselleştirildiği bir hareket ve duygu
diler öldürülünce çoğalan farelerden yayılan veba salgını bin-
gözetiminde doktora tezi olarak hazırladığı bu kitap; bütünlüğü göze çarpar.
lerce insanı yok eder.
Giotto’nun Sanatı (Yapı Kredi Yayınları).
Böyle kör inançlarla beslenmiş insanların yaşadığı dönem- SOYUT KONULARI GERÇEK DÜNYAYLA
BATI SANATINDA BİR DÖNÜŞÜMÜN ÖNCÜSÜ: de Giotto o kutsal diye söylenenleri çevirerek ayakları üstüne
BİRLEŞTİRMENİN USTASI!
oturtmaya çalışacaktı.
GIOTTO DI BONDONE! Elbette figürlerdeki şematik anlatımın gerisinde yatan neden-
Yazarın Giotto sevgisini anlamak kolay. Bir anlamda 16. yüzyılın sanat yazarı Giorgio Vasari, Sanatçıların ler bellidir. Panofsky, ikonolojik yorumlamalar için geliştirdi-
kendi dünya görüşüyle çağlar öncesi sanatçısınınkinin Hayat Hikâyeleri’nde* (Sel Yayınları, Çeviren: Elif Gökteke / ği sistemde imgelerle öykü ve alegorilerin arasındaki ilişkinin
örtüştüğünü sezinler gibiyiz. Burada söz edilen sevgi, akla 2013 / Say Yayınları, Çeviren: Simge Ököz, 2025), sanatçının doğru çözümlenmesini zorunlu sayar.
>>
10 9 Temmuz 2026

