20 Ağustos 2026 Perşembe Türkçe Subscribe Login

Catalog

Okyanusların ölümcül cazibesi: ‘Moby Dick’ ve Herman Melville izini sürmeye çalışmak bile başlı FERDA FİDAN başına bir çılgınlık emaresi olduğu halde otuz kişiden oluşan mürettebatı İLK YAYIMLANDIĞINDA HİÇ İLGİ hiç tereddüt etmeden ardından gider. GÖRMEDİ! Zira Kaptan Ahab aynı zamanda Bugün bütün dünyada ölümsüz bir umudunu yitirmiş, bir kenara yapıt olarak tanınmasına karşın, 1851’de itilmiş, kaderin oyuncağı olmuş yayımlandığında hiç ilgi görmeyen bütün dışlanmışların da kendilerini ve Herman Melville’in (1819 / 1891) özdeşleştirebileceği bir kahramandır. edebiyattan elini ayağını çekerek “yok Bu noktada, bu çok boyutlu romanın olup gitmeyi” kabullenmesine neden olan bir özelliği de aylar yıllar boyu engin uzun soluklu romanı Moby Dick, görünüşte denizlerde her şeyden uzak, çok mistik hatta metafizik bir atmosferde geçen tehlikeli koşullarda çalışarak ömür kıyametvari bir deniz yolculuğunu anlatır. tüketen ve bu yüzden adeta kendi Melville kitabını o dönemde Amerika’nın aralarında bir aile oluşturan deniz en büyük yazarı kabul edilen ve insan işçilerine bir övgü şeklinde yazılmış ruhunun gizemli yönlerini irdeleme olması. yeteneğine hayran olduğu, yakın dostu ve AHAB’IN YOLUNU GÖZLEYEN sırdaşı Nathaniel Hawthorne’a ithaf etmiş. MOBY DICK! KÖTÜLÜK TİMSALİ BİR ADAM, Romanda kader kavramı hep ön planda: Hikâyenin HAYSİYETLİ BİR AZGIN VE MÜTHİŞ BİR sondan başlıyor olması da bu fikri vurguluyor. KAPTAN: AHAB! Öyle ki anlatılanlar, aslında yaşanmış, bitmiş, mazide Pequod adlı balina avcı gemisinin kaptanı Ahab, Moby kalmış olaylar silsilesi; yani romana gerçek kimliğini Dick adlı beyaz bir balina yüzünden bir bacağını kaybetmiş saklar gibi “Bana Ismail deyin” cümlesiyle şaşırtıcı bir ve intikam almaya and içmiştir. giriş yapan anlatıcının tanıklığı. Gemisinin bütün mürettebatını kâh tehdit ederek Okur romanı bitirdiğinde, okuduklarının aslında kâh maddi ödüller vaat ederek kendi saçma intikam anlatıcının son bölümde yazmaya başladığı kitap duygusunu tatmin etmek için kullanmakta beis görmeyen, olduğunu daha iyi idrak ediyor. ani öfke nöbetlerine maruz, gerektiğinde ne denli gaddar Zaten daha ilk sayfalarda dünya “geri dönüşü olabileceğini göstermekten çekinmeyen, asık suratlı, olmayan bir yolculuğa çıkmış bir gemi” olarak korkunç görünümlü bir karakterdir. nitelendirilmiş. O kadar ki “Bana hakaret etse güneşe bile vururum!” Belli ki geminin enginlere açıldığı ilk bölümlerde diyecek kadar kibrine ve beyaz balinaya olan nefretine bile aslında her şey önceden yazılmış, kader ağlarını yenik, herkesi azarlayan bir azgın, bir kötülük timsali gibi örmüş ve Moby Dick dünyanın öbür ucunda, karanlık davranır. Hemen fark etmesek de sayfalar boyunca karşımıza çıkan okyanusların derinliklerinde Ahab’ın yolunu gözlüyor. Ancak Melville, insan ruhunu tek bir açıdan çözümlemeye çeşitli nesneler ya da unsurlar da aynı işlevi görüyor: meyilli bir yazar değildir: Ahab aynı zamanda sakat KADERLERİ BELİRLEYEN İSİMLER, İlk sayfada hüzne gark olmuş anlatıcının vitrinlerde kalmış, bahtı kapanmış, umutsuz, acı çeken ama bu acıyı NESNELER VE UNSURLAR… seyrettiği tabutların, son sayfadaki yaşam ve ölüm dimdik durarak, başkaldırarak yaşayan bir insan olarak da Bu noktada isim seçimlerinin de ne kadar anlamlı olduğu kavramlarının iç içe geçtiğini gösteren tuhaf tabutun betimlenmiştir romanda: “Onların önünde, bir çarmıha çok açık: Yapıtta başkarakterlerin hatta adı geçen gemilerin habercisi olması gibi. gerilmişin yüzünü sergiliyordu ve o yüzde, tarifsiz, dahi çoğu Tevrat ve İncil’e gönderme yapan isimleri Bu bakımdan Kaptan Ahab, kendisine dayatılan kaderi asil, karşı konulmaz ve muazzam bir ıstırabın haysiyeti kaderlerini belirliyor ya da önceden haber veriyor. kabul etmeyen ve değiştirmek için kendini yok etme okunuyordu.” pahasına antik trajedilerdeki gibi Bu yüzden de saygıyla karışık mücadele eden kahraman olarak bir endişe uyandırdığı gibi, bir öne çıkıyor. nevi sempati duygusu da hissettirir Ve elbette tıpkı antik tiyatro karşısındakilere. oyunlarında kibre yenik düşen Ancak bu müthiş kaptan, yeminli trajik kahramanlar gibi, akıbeti de düşmanı Moby Dick’i sadece önceden belli. okyanusun ıssız derinliklerinde ROMANIN EN KORKUTUCU yakalayıp öldürmek istediği bir RENGİ: IRKÇI, KÖLECİ hayvan olarak görmez. BEYAZ! TANRI’YLA DA AMANSIZ Çok ender rastlanan bir tür BİR SAVAŞ! olduğu halde, Moby Dick’in beyaz Beyaz balinanın soğuk bir balina olması da özel anlam çehresinin aslında bir maske taşıyor: olduğunu söyleyerek bu maskenin Genelde düşünülenin tam aksine ardında saklandığına kani yani siyah ya da kırmızıdan çok, olduğu Tanrı’yla da sonuna dek beyaz rengin en korkutucu renk var gücüyle savaşmaya kararlı olduğu vurgulanıyor romanda. olduğunu haykırır. Beyaz her zaman ve çeşitli Çünkü hırsından gözünü kültürlerde samimiyet, iyilik, kan bürümüş olan Ahab’ın masumiyet, asalet gibi pozitif düşüncesinde, aslında adaletsiz kavramları simgelemek için bir varlık olan Tanrı, Moby Dick kullanılmış olsa da aslında beyaz aracılığıyla bacağını kopararak rengin ardında anlatıcının ısrarla onunla alay etmiştir. tam olarak açıklamaktan kaçındığı Ancak yeryüzünü kaplayan uçsuz ve bu yüzden son derece gizemli, bucaksız okyanuslarda bir gün insan ruhunu derinden sarsan, mutlaka bulacağından hiç kuşku dehşetli bir duygunun saklandığı, duymaksızın beyaz bir balinanın uzun uzun, sayısız örnekler >> 6 30 Temmuz 2026 Grafik: ETSY
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear