Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
Notre-Dame’ın Anlamsızlık / Horacio
Kamburu / Victor Castellanos Moya /
Hugo / Çev. Mehmet Çev. Süleyman Doğru
Emin Özcan / İletişim / Jaguar Kitap / 120 s.
Yay. / 539 s.
“Sanki Kafka ilham ve
“Bu roman gerçek bir İl- malzeme kaynağı için
Latin Amerika’ya gitmiş
yada.” Théophile Gau-
gibi, ustaca kotarılmış
tier. “Victor Hugo, es- VİTRİNDEKİLER
bir ahlak öyküsü.” Rus-
ki katedralin yanına en
sel Banks. “Moya’yı oku-
az onun kadar sağlam
la mücadele etmeyi amaçlıyor. Antolojide Liberaki’nin yaz mevsimine özgü o pas-
yanlar, onu şehir mey-
ve onun kuleleri kadar yüksek kulelere sa-
ilk olarak Stirner, Proudhon, Bakunin ve toral ışığı ve sıcaklığı edebiyata kusursuz-
danında asmak için bastırılması zor bir ar-
hip bir şiirsel katedral inşa etti.” Jules Mic-
Kropotkin’in metinleri aracılığıyla 19. yüzyıl
ca yansıttığı, çoğu Avrupa diline “Üç Yaz”
zu duyarlar. Aslında, bir yazar için bundan
helet. Notre-Dame’ın Kamburu aşkı, tut-
anarşistlerinin teorik çalışmaları yer alıyor. başlığıyla çevrilen Hasır Şapkalar fantastik
daha büyük bir onur hayal edemiyorum.”
kuyu ve toplumsal adaletsizliği 15. yüz-
Guérin daha sonra 19. yüzyılın sonu ve 20. gerçekçi usta işi bir roman.
Roberto Bolaño. “Benim aklım yerinde de-
yıl Parisi’nin görkemli ve karanlık atmos-
yüzyılın başlarında hareketin önde gelen
ğil.” Böyle başlıyor Horacio Castellanos
Espriler ve
feri içinde anlatan bir Victor Hugo klasiği.
isimlerinin portrelerini sunuyor: Malatesta,
Moya’nın Anlamsızlık’ı. Fakat bu cümle ro-
Bilinçdışıyla İlişkileri /
Güzelliğiyle kalabalıkları büyüleyen Esme-
Henry, Pelloutier, Volin, Mahno ve Durruti.
manın anlatıcısına değil, onun düzeltmen-
Sigmund Freud / Çev.
ralda, toplumun dışına itilmiş kambur zan-
Son olarak da Rus Devrimi ve İspanya İç
liğini yaptığı rapordaki tanıklardan birine
Sinan Köseoğlu / Say
goç Quasimodo, arzularıyla inançları ara-
Savaşı sırasında anarşistlerin entelektüel
ait. İşsiz güçsüz, alkolik bir yazar olan an-
Yay. / 288 s.
sında sıkışan Claude Frollo ve tüm bu ya-
ve siyasi rolünü vurguluyor.
latıcı karakter, bir arkadaşının yardımıy-
şamları kuşatan Notre-Dame Katedrali ile
Psikanalizin kurucusu
la başpiskoposluk sarayında geçici bir iş
Bir Fili Vurmak /
Victor Hugo, 15. yüzyıl Parisi’ni insan ru-
Sigmund Freud, esprinin
bulur: 1100 sayfalık bir tanıklık dosyasının
George Orwell / Çev.
hunun karanlık ve kırılgan yanlarının sah-
insana neden haz verdi-
düzeltmenliği. Masanın başına geçip ilk
Celâl Üster / Can
nesi olarak kullanır. Romanın merkezin-
ğini ve bu zihinsel çaba- sayfayı önüne koyduğunda ise karşısına
Yay. / 280 s.
de neredeyse yaşayan bir varlığa dönü-
nın ardında neden psiko- işte bu cümle çıkar. Askerlerin yerli köyle-
şen Notre- Dame Katedrali, Paris’in belle-
“Yazıların çoğu, dönem
lojik bir mekanizmanın işlediğini açıklama- rinde yaptıkları katliamlardan kurtulanların
ğine, korkuları ve arzularına sessizce eş-
gereği faşizm, savaş ve
tanıklıkları, yaşadıkları korkunç olayları an-
ya yöneldiği öncelemesi Espriler ve Bilinç-
lik eden büyük bir tanık haline gelir. Güzel-
demokrasi üstüne; poli-
latış ve betimleyiş biçimleri zaten fazlasıy-
dışıyla İlişkileri’nde; sıkıştırma, çift anlamlı-
lik-çirkinlik, merhamet-zulüm, aşk-saplantı
tik kültür başlığı altında
la karamsar ve paranoyak yazarımızı de-
lık ve yineleme gibi espri tekniklerinin, ço-
arasındaki sınırları yoklayan; romanı dilimi-
toplanabilecek makale-
rinden etkiler. Bu arada bahsi geçen kat-
ğunlukla saldırgan veya bastırılmış cinsel
ze çeviren Mehmet Emin Özcan’ın önsö-
ler. Bu yazılarda, totalita-
liamların sorumluları da boş durmamakta-
nitelikli düşüncelerin sosyal bakımdan ka-
zü, G.K. Chesterton’ın sonsözü, yazar ve
rizmin her türlüsüne kar-
dır, raporun ortaya çıkmaması için çoktan
bul edilebilir şekilde dışa vurulmasına ola-
dönem kronolojisinin yanı sıra kitaba iliş-
şı, demokratik sosyalizmden yana, alışıl-
harekete geçmişlerdir. Katliamlar, örtbas-
nak verdiğini savunur. Espriyi komik ya da
kin görsellerle yayımlanan Notre-Dame’ın
mış, yerleşik düşüncelere ayak uydurma-
lar, çıldırtan düşler, şiir gibi delilik cüm-
gülünç olandan ayıran budur. İyi bir esp-
Kamburu, bugün de insanın insana bakışı-
yan, uy-gitsinci olmayan bir Orwell çıkıyor
leleri; Moya yine evinin kalbinden, Latin
rinin hem amacı hem de sonucu kahka-
nı sorgulatan bir klasik.
karşımıza. Öte yandan, en politik yazılarda
Amerika’dan bildiriyor.
hadır. Espri, normalde bu tür düşüncele-
bile yalın ve açık seçik bir üslup kullanıl-
İnsancıklar /
Türkçeyle Dile Gelen
ri bastırmak için harcanacak zihinsel ener-
maya özen gösterilmiş, ama bir edebiyatçı
Fyodor Mihayloviç
/ Ahmet Pekel / Dil
dokunuşunun ve mizah duyarlığının izleri jiyi serbest bırakır; kahkaha da bunun so-
Dostoyevski / Çev.
Derneği Yay. / 144 s.
de eksik değil. Orwell’in faşizmin gemi azı- nucunda ortaya çıkar.
Gülay Hüseynova /
ya aldığı yıllarda ‘Faşizm nedir?’ sorusu-
“Yarı Türkçe, yarı ya-
Hep Kitap / 212 s.
Kırk Yıl II. Cilt -
nu yanıtlarken söylediklerine bugün de ha-
bancı sözcüklerle olu-
Açıklamalı Orijinal
Petersburg’un rutubet-
fifçe gülümseyerek katılmamak olanaksız.
şan karma dilin kullanı-
Metin / Halid Ziya
li, loş bir odasından ha- Karşılaştığımız her zalim, her vicdansız,
mı günbegün artıyor. Bi-
Uşaklıgil / Can Yay. /
yatın kıyısına itilmiş, yok- her zorba ya da kızdığımız herkes faşist
lişim teknolojilerinin ge-
480 s.
sulluğun ve çaresizli- midir, yoksa faşizmin temellerinde poli-
lişmesi ve yaygınlaşma-
ğin pençesinde kıvranan
tik, ekonomik, toplumsal anlamlar mı yatı-
“Bugün, ta uzaklardan,
sı bu süreci hızlandırıyor.
iki küçük ruhun feryatlarının yükseldiği bu
yordur?” Celâl Üster. Bir Fili Vurmak, usta
uzun yılların türlü türlü
Bugünlerde yeni bir öğretici katıldı aramı-
yapıt Dostoyevksi’nin dünyaya sunduğu
yazar ve çevirmen Celâl Üster’in George
vukuatla dolu fasılasının
za... Yapay zekâ... Tartışmalı bir öğretici-
ilk klasiği. İnsancıklar, yaşlı bir kâtip olan Orwell’in yüzlerce yazısı içinden düşünsel
beri tarafından, bu he- dir... Öğrettikleri, beslendiği kaynaklarla
Makar Devuşkin ile kimsesiz Varvara’nın erimini büyük ölçüde yansıtan 30’unu der-
nüz genç, henüz hayatın ve o kaynaklardaki verilerle sınırlı... Bu du-
mektuplara sığınan kırılgan dünyasını an- lediği özgün bir seçki.
boğuşmalarından yıpranmamış, ancak kırk rum, başa çıkmaya çalıştığımız Türkçeye
latır. Onlar toplumsal düzenin acıma-
Hasır Şapkalar / ilişkin doğru bilinen yanlışların çoğalma-
yaşlarında, daha geçtiği yollarda ayakla-
sız çarkları arasında ezilirken ellerinde ka-
Margarita Liberaki sına neden olabilir.” Kitaptan... Türkçeyle
rı kendisini yere kapanacak kadar sarsan
lan son şeyi, insanlık onurlarını ve birbirle-
/ Çev. Harun Ömer Dile Gelen, Türkçenin öyküsünden yola çı-
taşlara ilişmemiş, henüz bir daha kalkıla-
rine duydukları saf sevgiyi korumaya çalı-
Tarhan / Yapı Kredi karak bilişim terimlerinin Türkçe olmasına,
mayacak sukutlarla sendeleyip baş aşağı
şırlar. Dostoyevski’nin hırpalanmış ruhların
Yay. / 272 s. günümüzdeki dil sorunlarının azalmasına
düşüp yuvarlanmamış adamı görüyorum.
anatomisini sarsıcı bir dille merceğe aldı-
emek veren bilgisayar mühendisi ve yazar
Yüreğinde azîm bir duygu izdihamının sık-
ğı ölümsüz yapıtı İnsancıklar, okuyucularla
“Bu kitap beni derin-
Ahmet Pekel’in dil duyarlılığı ve sevgisiyle
özel baskısıyla buluştu. leti, ciğerlerinde elastikiyetini kaybeden
den etkiledi. Gerçek
oluşturduğu yetkin bir inceleme.
bir nefes darlığı, uykusunun içinde yürü-
bir şiir...” Albert Ca-
Ne Tanrı Ne Efendi -
yen bir hasta halinde, beyni donuk, göz-
mus, Liberaki’ye yazdı- Aile Apartmanı /
Anarşizm Antolojisi /
ğı mektuptan... “Coşkulu leri görmeden bakar, diz bağlarında daki-
Deniz Akkaya /
Daniel Guérin / Çev.
ama aynı zamanda dü- kadan dakikaya daha ziyade çözülüp gev-
Destek Yay. / 352 s.
Fuat Orçun / Ayrıntı
şündürücü, hayalperest ama aynı zaman- şeyen bir istidatla onu ilk defa ateşe karşı
Yay. / 544 s.
Kirli sırlar, bastırılmış
da gerçekçi olan Hasır Şapkalar, bir yan-
yürüyen bir genç nefer gibi mihaniki bir ci-
hırslar, sakatlanmış ar-
Daniel Guérin, 1970’te-
dan bir kasaba hikâyesi, bir yandan çağ-
sim duygusuzluğunda buluyorum. Ve böy-
zular, edepsiz ilişkiler,
ki ilk baskısından bu ya-
daş bir peri masalı, bir yandan da kızla-
le uzaklardan ona bakarken, adım adım
ölümcül tutkular... Hep-
na klasikleşen yapı-
rın kendilerini serbest bırakmalarının, sı-
onu takip ederken sanki yanı başında ona
si bir apartmanın ar-
tı Ne Tanrı Ne Efendi -
nırlarını zorlamalarının ve kim oldukları-
refakat ediyormuşçasına kulaklarına fısıl-
ka bahçesine elbirliğiy-
Anarşizm Antolojisi’nde,
nı keşfetmelerinin verdiği baş döndürü-
dıyorum: ‘Çocuğum, bu karanlık, dara-
le gömülür ve çürümeye
anarşizmin önde ge-
cü hazzın neşeli bir tasviri.” Karen Van
cık yolun ifadesini anlıyor musun?..’” Ki-
terk edilir. Ne var ki bazı sırlar toprakta çü-
len isimlerinin siyasi ve teorik metinlerin-
Dyck (The Paris Review). Margarita Libe-
taptan... Kırk Yıl, 1865 doğumlu Halid Zi-
den özenle seçilmiş bir derleme sunu- rümez; köklenir, filizlenir ve bir baykuşun
raki, Hasır Şapkalar’da, Atina yakınlarında
ya Uşaklıgil’in yaşamının ilk dönemini an-
yor. Bu metinleri tarihsel bağlamına yer- belleğine yerleşir. Deniz Akkaya’nın Aile
bir çiftlikte yaşayan üç kız kardeşin büyü-
lattığı bir anı kitabı. Başta II. Abdülhamid
leştirerek 19. yüzyılda doğuşundan itiba- Apartmanı adlı romanındaki Mehmet Akif
me hikâyesini anlatıyor. Sürekli evlenip ai-
dönemi olmak üzere II. Meşrutiyet ve son-
ren protesto gücü hiç azalmamış bir si- Ersoy Apartmanı, tuğlalardan örülmüş bir
le kurmayı düşleyen Maria; kendini nakış
rasında yaşananları deneyim ve tanıklık-
yasi ve entelektüel hareketin tarihini izli-
bina değildir yalnızca. Kapıları içeriden ki-
işlemeye veren ve atını insanlardan çok
ları üzerinden anlatan Uşaklıgil, edebiyat-
yor. Anarşist düşüncenin iki yüzyılını kap-
litlenmiş, kokuşmuş bir geçmişin belleğidir
seven İnfanta; yazar olup dünyayı gez-
tan sanata, devrin İstanbul’undan kültü-
sayan genel bir bakış sunarak zenginli-
aynı zamanda. Arka bahçedeki çınar ağa-
me hayalleri kuran anlatıcı Katerina. Gele-
ğini ortaya koyuyor ve onu besleyen tar- rüne birçok konuya ilişkin düşüncelerini
cına tüneyen baykuşun bildikleri, bu kez
cek kaygıları, ilk aşkları, aile sırları ve tuhaf
tışmaları canlandırıyor. Böylece, anarşiz- açıksözlülükle dile getirir. Dönemin edebi-
komşularının davranışlarıyla bezeli çiftlik bilgeliğe değil, lanete dönüşecektir. Çün-
min, eleştirmenleri tarafından sıklıkla “her-
yat çevreleri ve saray erbabını da işin içine
yaşamında bu üç kız kardeş er ya da geç kü kötülük dışarıdan gelmeyecektir, eşik-
hangi bir örgütlenme biçimine dirençli” bi-
özgürleşmenin de, gitmenin de, kalma- dahil eden kitap, geç dönem Osmanlı’ya te ayakkabılarını çıkarıp kırk yıllık bir hatır-
reyselci bir ideolojiye indirgenmesi algısıy-
nın da bir bedeli olduğunu öğrenecektir. ilişkin sunduğu panoramayla dikkat çeker. la içeri girecektir.
12 30 Temmuz 2026

