20 Ağustos 2026 Perşembe Türkçe Subscribe Login

Catalog

Sürgün zamanların tanıklığında: Velibor Çoliç! BİR SÜRGÜN ZAMANI Velibor Çoliç’in Sürgün Rehberi: Sür- günde Hayatta Kalmak İçin Otuz Beş Ders (*) anlatısını okurken savaş sonra- sı Saraybosna’ya gittiğimde tanık olduk- larımı hatırladım bir anda. Mostar’a uzanan yolculuğumda ma- yınlı alanlardan geçerken hep şu soru- yu sormuştum kendime: “İç savaş böyle bir şey olmalı, gecenin karanlığı gibi gelir her şeye çöker, insanların yaşamlarını ve kentleri nasıl altüst eder?” Benimkisi de bir tanıklıktı aslında. Çan- tamda İvo Andriç’in Travnik Günlüğü, Me- şa Selimoviç’in Derviş ve Ölüm’ü vardı. Bir de Velibor Çoliç’in Bosnalılar: İnsan- lar, Kentler ve Dikenli Teller anlatısı. (**) hatırlayarak yazanların safındasın.” rakları arasında bir yer ola- Kanaması süren bu ülkenin savaş son- Evet, sık sık söylediğim buydu: Unutarak yaşar; hatırla- rak hayal ediyorum.” rası halinin seyircisi olmak için gelmemiş- yarak yazarız. Sürgün yaşamında iki şeyi bir arada yaşıyor Yaşamak için umut et- tim. Okuyup yazdıklarımla bir yüzleşme Çoliç: var olma direnci ve yazıyla yaşama tutunma bilinci... yolculuğuydu bu. Savaş çıktığında ise sı- meye ihtiyacımız var. En Onun içte ve dışta olma halini de anlatan bir durumdur bu. nır komşusu ülkenin başkenti Üsküp’ten dar zamanlarda bile içi- mizde bunu yeşertme- olup bitenlere tanıklık ettiğim bir zamanın BİR ÇAĞ YANGINI... liyiz. Bu da hayal gü- içinden çıkıp gelmiştim buraya. Savaşın yaşattığı yıkımın bir kurbanı olarak Fransa’da, cü istiyor. Ara ara düşle- Çoliç’in yazdıkları sürgün öncesi zaman- Rennes’deki mültecilik yaşamından söz ederken “Savaş- re dalmalı insan. Bazen larını anlatıyordu. Tito’nun Yugoslavya’sı tan önce insandım, şimdiyse rezaletim” diyerek “Neden onu yapıyorum. Bir kadı- artık çözülmüş, 1992’de Sırplar her şeyi mülteciliği seçtiniz?” sorusuna yanıtını böyle verir. yakıp yıkmaya başlamıştı. nın tenine dokunurcasına Her yerde yaşayabilen biridir. Onu sürgünlük zamanla- Çoliç işte tüm bunların tanıklığını geti- alev almak istiyorum. Bu rında ayakta tutan da budur. Her şeyden öte, bir “sürgün riyordu yazdıklarında. Bosnalılar’da, tutsaklık kampındaki da iyi geliyor bana. O an yaşadığımı hissediyorum. rehberi” edinmesi gerekiyor. Bunu da rastlaştığı Mehmet Zamansızlık diye bir şey var mı? Bunu, aynı anda iki in- günlerinin tanıklığının dramatik öyküsünü yansıtacaktır. Bayrami adlı bir Çingeneden öğreniyor. sanı düşünürken, arzularken hissediyorum. “İki ayrı uç- Ardından ise ülkesinden gitmek, sürgünde yaşamak Yaşadığınızı hissedebilmek için yüklerinizden arınmanız ta yaşamaktır zamansızlık” diyorum içimden. İşte o an bir zorunda kalır Çoliç. İşte kendi sürgünlük zamanının öykü- gerekir. Sürgün bir yaşam bunu iyi gösteren bir deneyim. sünü de Sürgün Rehberi’nde anlatacaktır. kuşa, ağaca, hatta karıncaya dönüşmek istiyorum. Çoliç’in sürgünlük deneyiminin neler içerdiğini merakla Zamansızdır orada her şey. Yalnızca sizin iç zamanınız Kadim Süryani Kilisesi’nin bahçesinde, yan yana duran okuyorum. Bir yerde şunu söylüyor: “Evraksız insanın yü- ve hatırlama akrep-yelkovanınız vardır. Bir ileri bir geri gi- bazalt taş duvarla gül ağacının ömrünü ve birbirine yakın zü de yoktur. Vatansız insan hiçtir; gövdesiz ağaçtan, ka- der gelirsiniz. Tutunma zamanı, zihninizin geçmişle kur- duruşunu düşünüyorum. Gülün rengi, her şeyi bir anda natsız kuştan farksızdır. Her yerli olmak, hiçbir yerli olma- duğu aparatınız. Sözsüz kaldığınız anlarda döndüğünüz bambaşkalaştırıyor. mak anlamına da gelebilir.” “yuva” ise gene sözcükleriniz. Bir ada gibisinizdir orada. Bir yazarın yazdıkları yaşamının da tanıklıklarını içerir SÜRGÜNDE BİR YAŞAM Onun sözcüklerine dönüyorsun, bir anda kendi sözcük- bir bakıma. Hele içinden geçilen zamanların ağrısını de- Çoliç’i okurken, zaman zaman kendime “Ait olduğum lerini bir süre bekleterek: rinden yaşayıp hissetmişse... Okuduklarımız adeta “bir yer neresi?” diye soruyorum. Sonunda böyle bir yazı ta- “Sözcüklerin hiçbir şeyi silemeyeceğini, dilimin artık çağ yangını”nı anlatır bize. sarlıyorum: Edebiyatın “kurtarıcı” rolü. hiçbir anlama gelmediğini, uzakta olduğumu; bu uzağın Bugün de dünyanın birçok yerinde yaşanan savaşla- İnsanın en darda kaldığı zamanlarda yüzünü dönüp sı- vatanım ve kaderim haline geldiğini pekala bilmeme rağ- rın, çatışmaların, yersiz yurtsuz kalışların ve sürgünlükle- ğınabileceği bir “ada”dır edebiyat. Evet, söze buradan men, aptalca ve çocukça şikâyet edip homurdanıyorum... rin öyküleri yazılarak kayda geçiriliyor. başlamayı düşünüyorum. Biliyorum ki yazmak, insanın Her işaretin, her hareketin ve her sözcüğün, insana hu- Belki de edebiyat bunu ilkten yakalayan bir anlatı yolu. yaşama cesaretini artırıyor; hatta umutlandırıyor da. zursuzluk veren bir sessizlik içinde boğulduğu bir su ale- Bir yanıyla tanıklıklar getirir, öte yanıyla da insanlığın sa- Bir sürgün yaşamı, bize veda ettiklerimizi de hatırlatı- mine dalmış gibiyim. Uyanamadığım bir düş gibi, iki dün- vaşa karşı barışı savunma bilincini insanlığa aktarır. yor. Geride kalanlarla birlikte unuttuklarımızı, hatta öfke- ya birbirine hiç değmeden tuhaf bir bale yapıyor. Eşyamı İşte Velibor Çoliç de yazıp ettikleriyle bunu bize taşıyan lerimizi de... Çoliç şunu yazıyordu: “Hepimiz kendi tarihi- alıp kendimi sokağa vuruyorum.” çağdaşımız bir anlatıcı. Eminim ki “Hıdırellez” romanını mizden ibaretiz. Elimizden gelse de bir an için bu tarihten (***) okurken onun bu yanını daha iyi göreceksiniz. DÜNÜN KORİDORLARINDA... sıyrılabilsek, işte o zaman ayrılık mümkün olabilirdi.” Balkan edebiyatında Çoliç’i bir İvo Andriç, Meşa Seli- Okurken ve yazarken bellek yolculuğuna çıkıyorum. Bu- Unutmayı bir hastalık olarak bize hatırlatan insanlarla he- moviç geleneğinin izlerini taşıyan anlatıcı olarak karşıladı- gündeki dünü bana hatırlatanların koridorundan geçiyorum. nüz karşılaşmamışken, bunun iyi olabileceğini düşünüyorum. ğımı söylemek isterim. Bir tür gezinti. Kalemim bunları düşünebilmem için işleyen “Hafıza körlüğü” dediğim bu şeyi adlandırmak da iste- n bir araç. Ve ben bu “araç”ı seviyorum. Onsuz düşüneme- miyorum. Gene de bir yıkım ve yok oluş karşısında buna (*) Sürgün Rehberi: Sürgünde Hayatta Kalmak İçin yeceğimi, hatta yazamayacağımı hissediyorum. başvurmaktan kendimi alamıyorum. “Neleri Unutur, Ne- Otuz Beş Ders, Velibor Çoliç, Çeviren: Suat Başar leri Hatırlarız” diye bir denemenin ilk notlarını düşüyorum Buradaki hiçbir “yeni” ile bağ kuramıyorum. Kentin es- Çağlan, Livera Yayınevi, 156 s., 2023. ki dokusu ilgimi çekiyor. Zira yaşam orada akıyor. Düzen- defterime, okumalarımda yol alırken. (**) Bosnalılar: İnsanlar, Kentler ve Dikenli Teller, li evler, geniş yollar, marketler, ışıklar, AVM’ler, siteler ne- Böylesine unutmak “silmek” anlamına mı geliyor? İlkten Velibor Çoliç, Çeviren: Esin Talû-Çelikkan, YKY, 88 s., den ilgimi çeksin ki! Hepsi birbirinin benzeri... bunu sorguluyorum. 1996. Duruyorum; burada araya söz giriyor: “Aniden her şey Yazarak, varageldiğim yerde defter ve kalemlerimin durur ve sonrası zifiri karanlıktır. Hafıza ortadan kalkar. Bu bana anlattığı: “Sesinde yalnız olmamayı seçtiğin için (***) Hıdırellez, Velibor Çoliç, Çeviren: Suat Başar hiçliği, gökyüzü ile esintinin belli belirsiz titrettiği çınar yap- yazıyorsun; oysa unutmak zamansız bir düş, sense Çağlan, Livera Yayınevi, 196 s., 2022. 30 Temmuz 2026 10 FRANCESCA MANTOVANİ
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear