Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
- 2024
- 2023
- 2022
- 2021
- 2020
- 2019
- 2018
- 2017
- 2016
- 2015
- 2014
- 2013
- 2012
- 2011
- 2010
- 2009
- 2008
- 2007
- 2006
- 2005
- 2004
- 2003
- 2002
- 2001
- 2000
- 1999
- 1998
- 1997
- 1996
- 1995
- 1994
- 1993
- 1992
- 1991
- 1990
- 1989
- 1988
- 1987
- 1986
- 1985
- 1984
- 1983
- 1982
- 1981
- 1980
- 1979
- 1978
- 1977
- 1976
- 1975
- 1974
- 1973
- 1972
- 1971
- 1970
- 1969
- 1968
- 1967
- 1966
- 1965
- 1964
- 1963
- 1962
- 1961
- 1960
- 1959
- 1958
- 1957
- 1956
- 1955
- 1954
- 1953
- 1952
- 1951
- 1950
- 1949
- 1948
- 1947
- 1946
- 1945
- 1944
- 1943
- 1942
- 1941
- 1940
- 1939
- 1938
- 1937
- 1936
- 1935
- 1934
- 1933
- 1932
- 1931
- 1930
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
SAYFA CUMHURİYET 23 KASIM 2003 PAZAR
12 PAZAR KONUGU
Danıştay Başkanı NuriAlan9
Kamu Yönetimi Temel Yasa Tasansı 'nın anayasaya ayhrı olduğıınu söyledi
S Ö Y L E Ş İ : LEYLA TAVŞANOCLU
leyla.tavsanoglu(5 cumhuriyetcom.tr
Türkiye de, her alarıda olduğu gibi idariyargı da aliüst edilmek
isteniyor. Hükümet, Kamu Yönetimi Temel Yasası tasansı adı
altmda kamudaki bütün denetimleri ortadan kaldırmak isteyen
bir düzenleme yapıyor. Öte yandan terör üstüne terör olayları
yaşanıyor. Basında ve medyada uluslararası haberalma
örgütlerinin çok önceden hükümeti çok ciddi terör olayları
olacağı konusunda uyardıklan, ama bu konuda pek de bir önlem
ahnmadığı haberleri çıkıyor. Başbakan "elinin tersiyle itmek" ve
"ayaklar altına almak "la tepki veriyor. Ertesi gün bu sefer HSBC
Genel Müdürlüğü ve îngiliz Konsolosluğu vunıluyor. Acaba idare
bu durumda görevini hakkıyla yerine getirmiş midir? Yoksa
hizmette ihmalya da kusur var mıdır? Kamu Yönetimi Temel
Yasası 'nın altüst edilmek istenmesi ve teröre karşı önlemlerde
hizmette ihmal olup olmadığı hususlarım Ankara 'daki
makamında Danıştay Başkanı Nuri Alan la komıştuk.
'Kadrolasma tasansı'- Kamu Yönetimi Temel Yasası tasarısında
anayasaya aykırıpek çok hüküm olduğu yo-
lundu hııkuk uzmanlarımn görüşlerivar. Siz
bu konuda ne düşünüyorsunuz?
- Bu yasa tasansı, kamu hukuku alanında
anayasanın kabul ve belirlemiş olduğu Ida-
re'nin kuruluşu, merkezi idare, yetki genişliği,
mahalli idareler, idari vesayet, kamu hizmeti gi-
bi birçok hukuksal kurumda ve kavramda de-
ğişiklik öngören; Tûrk yönetim yapısını farklı
bir yapıya götürecek, hatta anayasada öngörü-
len idari yapıyı tamamıyla tersine çevirecek nı-
telikte bir düzenleme getiriyor. Yasalaşması ha-
linde sonraki senelere yansıması da çok etkili
olacak.
Bizim anayasamız kamu hizmetinin görülme-
sinde merkezi idareyi esas almıştır. Merkezi
idare taşradaki hizmetlerini taşra örgütleri eliy-
le yerine getirir. Mahalli ve müşterek nitelikte-
ki hizmetler ise mahalli idarelere bırakılmıştır.
Dikkat ederseniz, merkezi idarede bir görev ta-
mmlaması ve sınırlama yok. Mahalli idareler
ise ancak "mahalli ve müşterek" nitelikli hiz-
metleri yerine getirmekle görevlidir.
Dolayısıyla kamu yönetiminde esas unsur,
asli görevli olan merkezi idaredir. Mahalli ida-
reler ancak anayasada tanımlanan hizmetler
için vardır. Ama bu tasan bu felsefeyi tümüy-
le değiştiriyor; merkezi idarenin görevlerini sa-
yıyor; dolayısıyla sınırlıyor. Bunun dışındaka-
İan hizmetleri de mahalli idarelere veriyor. Bu,
anayasanın yönetim konusundaki felsefesine,
görüşüne tümüyle aykırı. Özel olarak da idare-
nin bütünlüğü, kamu hizmetini yerine getire-
cek idarenin kanunla kurulması ve düzenlen-
mesi, merkezi idare, yetki genişliği, idarenin bü-
tünlüğünü sağlamak için anayasanın 127. mad-
desinde kabul edihniş olan idari vesayet kav-
ram ve ilkelerine tümüyle, ya da belli noktalar-
da aykırıdır. Bunlar teknik konular olduğu için
bu söyleşi içinde aynntıya gümek istemiyo-
rum. 24 Aralık 2003 Çarşamba günü Danıştayda,
muhtemelen taslağı hazırlayanlardan birinin de
kahlacağı bir açıkoturumda konu her yönü ile
tartışılacaktır.
•Hufcukçulardan yararlanılmann;'
- Peki, böyle bir yasada bu kadar çok ana-
yasaya aykırı nokta nasıl olabilir? Ya da bu
nasılyapılmış olabilir?
- Bu kadar önemli olan bir düzenleme, tas-
laktaki açıklamaya göre bir çahşma grubu ta-
rafından hazırlanmış. Hazırlık aşamasında da
bazı kişi ve kuruluşlardan yararlanıldığı ifade
ediliyor. Ancak ben tasanyı okuduktan sonra
şu kanaate vardım ki, yararlarulan kişi ve ku-
rumlar arasında deneyimli bir anayasa ve ida-
re hukukçusu, faal idarede görev yapmış dene-
yimli bir kamu yöneticisi yer almamıştır.
Anayasaya bu kadar açık aykınlıklar taşıyan
bir tasanyı eğer deneyimli bir hukukçu hazır-
lamış olsaydı bunlar olmazdı, diye düşünüyo-
rum. Batı'da böylesine önemli konulara ilişkin
yasa taslaklan önce kamuoyuna sunulur; kamu-
oyunda yeterince, gerektiğinde senelerce tartı-
şıldıktan sonra yasama organına sunulur.
Benim karumca bu yasa belli bir süre daha
kamuoyunun gündeminde kalmalı: bilimsel
toplantılarda, sempozyumlarda, çeşitli forum-
larda tartışılarak ülkemizin özel şartlanna uy-
gun en doğru yol bulunmahdır. Böyle bir dü-
zenlemenin anayasada değişiklik yapılmadan
kanunlaşması halinde, birçok maddesinin yü-
rürlük şansı olmayacaktır. Çünkü anayasaya
aykınlık belli noktalarda çok barizdir. Tabii ki
bu benim kişisel kanaatımdir.
- Merkezi idare ve mahalli idarelerle ilgili
olan noktalardışında tasarıda, anayasaya ay-
kırılığı çok belirgin olan başka örnekler ve-
rebilir misiniz?
-Örneğinyönetmelikler... Yönetmelikler ana-
yasanın 124. maddesinde düzenlenmiştir ve ya-
sa ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üze-
re idare tarafindanyürürlüğe konulur. Oysa, bu
yasa, yönermeliklerin yürürlüğe konulması ko-
nusunda bir sınırlama getiriyor ve"Kanunda ön-
görülmeyen, emredilmeyen bir yönetmeBk dü-
zenlenemez" diyor. Ama anayasanın 124. mad-
desinde böyle bir sınırlama söz konusu değil.
Hukukilik, anayasaya uygunluk dışında, bu-
rada yerindelik yönünde de bir eleştiri yapmak
istiyorum. Bu yasayı okuduktan sonra ister is-
temez şu soru çok önem kazandı:
Yerel yönetimler böylesine giiçlü yetkileri
uygulamaya, daha doğrusu bu yetkilerin ge-
rektirdiği hizmetleri zamanında ve kamu yara-
rına uygun biçimde yerine getırmeye hazırlar
mı?
- Hazırlar mı?
- Bence hazır değiller. Şöyle anlatayım; sa-
dece bir konu ile ilgili örnek vereyim.
Yerel yönetimlere imar düzenlemesi yetkisi
verildi. Ama bugün Türkiye'nin kıyılanm, ta-
rihi ve kültürel zenginlikleriyle dolu yöreleri-
nin halıru gördüğümüzde, yerel yönetirnlerinbu
işi kamu yaranru ön planda tutarak yerine ge-
tiremediklerini, bu işe bilgi, beceri, teknik do-
nanım yönlerinden de kesinlikle hazır olmadık-
lanru anlıyoruz.
Yinelemekte yarargörüyorum: yerel yönetim-
lere verilen yetkilerin kamu hizmeti yaranna kul-
lanılabileceği konusunda şüphelerim var. Yerel
yönetimlerde yasal yetkilerin kullanılmasında
her türlü kayırmacılık yoluna başvurulduğu,
ideolojik yapılanmaya gidildiği ve büyük bo-
yutta yolsuzlukJar yapıldığı bilinen bir husus-
tur.
Kanunun geçici maddelerine göre birçokba-
kanlığın ve kuruluşun taşra örgütleri, görev ve
yetkileri, malvarlıklan, kadrolarıyla birlikte
personeli. alacak ve borçlan, bütçe ödenekleri
olduğu gibi mahalli idarelere venliyor. Bunu uy-
gun bir biçimde, kişilerin kazanılmış haklaruıı
koruyarak yapabümek içinkamu görevlilen ile
il özel idareleri ve belediyeler ile ilgili yasalar-
da ve diğer yasalarda da önemli ve büyük çap-
ta değişiklik yapmak gerekiyor.
Ben uzun süre Danıştay"ın kamu yönetimi ve
kamu görevlileri ile ilgili davalara bakan 5. Da-
iresi"nde çalıştım. Belediyelerin öylesine yol-
suzluklanna, kanunsuz eylem ve işlemlerine
şahit oldum ki, eğer bu tür uygulamalar ve alış-
kanlık haline gelen kayırmacılık devam eder-
se, bu düzenlemeden beklenen amacın gerçek-
leşmesi mümkün olamayacaktır.
Yetkllerln denetlenmesl
- Bir de yerel yönetimlere verilen bu dere-
ce büyükyetkileri kim denetleyecek?
•Yönetirnlerin denetlenmesinde sivıl toplum
örgütlerinin çok önemli görevleri olduğunu bi-
Hyoruz. Ancak bu demokratik yapılanmayla
mümkün olabiliyor. Yerel yönetim yasaya ay-
kın herhangi bir davramş, ya da uygulamada
bulunduğu zaman ona demokratik tepkı vere-
cek bir kamuoyu oluşması gerekir. Ama Tür-
kiye'de sivil toplum örgütleri özellikle yerel
planda çok güçlü değillerdir. Demokratik top-
lum, kolektif örgütlenme henüz tam anlamıy-
la oluşamamıştır.
Dolayısıyla toplumun bunlara karşı etkili ve
yol gösterici bir tepki göstermesi benim için şu
anda mümkün görünmüyor.
Sizin, "Kim denetleyecek" sorunuza gelin-
ce... Tasanda iki tür denetim öngörülmüş. Bi-
rincisi iç denetim. tç denetim. kurumun için-
deki yetkili kişiler, ya da bunlann görevlendi-
receği iç denetim elemanlan tarafından yapı-
NURİALAN
1939, Kahramanmaraş doğumlu.
A Ü Hukuk Fakültesi'nde
yükseköğrenimitti yaphktan sonra
Türkiye ve Ortadoğu Amme
Enstitüsü ile Paris Uluslararası
Kamu Yönetimi Enstitüsü'nü
bitirdi. 1963'te Danıştay Yardımcısı
olarak mesleğe başladu Sırasıyla
Danıştay Kanun sözcülüğü,
Anayasa Mahkemesi Raportörlüğü
yaptu 1978'de Danıştay üyeliğine
seçildi; 1986'da Danıştay 5. Daire
Başkanı oldıu 2000 yûında da
Danıştay Başkanlığı 'na seçildL
İdari yargıyla ilgili çeşitli
makaleleri ve eserleriyayımlandu
lacak. Tasanda teftiş kurullan ile ilgili herhan-
gi bir düzenleme yok. Anlaşılan idari yapımız-
da çok önemli bir yeri ve işlevi olan bu kurul-
lar kaldınhyor. Oysa. teftiş kurullan; kamu yö-
netiminde her türlü denetim işlevini ve hizme-
tini yüklenmiş olan. mensuplan sınavla göre-
ve alınan, belli yetişme döneminden sonra ken-
dilerine yetki verilen kurullardır. Denetim hiz-
meti özellikleri olan bir kamu hizmeti türüdür:
yerine getirilmesi özen, deneyim ve uzmanlığı
gerektirir. Herkese bu işi yaptıramazsıruz. Tef-
tiş kurullan kaldınhrsa etkili denetim yok olur.
Bu anayasal bir sorun olmayabilir: ama Türk
idaresinde denetim hizmetleri geleneksel ola-
rak teftiş kurullan tarafından yürütülür. Bu ku-
rullar siyasi müdahale olmadığı sürece çok ba-
şanlı hizmetler yapmışlardır. Bence teftiş ku-
rullan daha da güçlendirilerek ve mensuplan-
na sınırh bir teminat tanınarak varhklanru ko-
rumalıdırlar.
Bir de dış denetim görevi var. Tasan burada
Sayıştay"a görev veriyor. Sayıştay, yargı için-
de yer alan. 160. maddeye göre düzenlenmiş ana-
yasal bir kuruluş. Ama yüksek mahkeme de-
ğil. Kendine özgü bir kuruluş. Sayıştay, yasa-
da ıçeriği, çerçevesi, usulü. yetkiyi devralacak
kurum veya kuruluş belirtilmeden yetkilerini dev-
redemez. Tasanya göre ise Sayıştay, usul ve
esaslannı kendisi belirleyerek yetkisini devre-
debilecek. Denetim konusunda en önemli ay-
kınlıklardan bir tanesi budur.
•Keyffllğe Izln veren düzenleme'
- Hazırianan tasarımn asıl amacı sizce ne-
dir?
- Açıklanan amaç; kamu yönetiminde iyileş-
tirme; bunu sağlamak için de merkezi ıdareyi
ve mahalli idareleri yeniden yapılandırmak.
Bu amaç için merkezi idarenin yetkileri bü-
yük ölçüde sınırlanarak mahalli idarelere dev-
rediliyor: mahalli idarelenn de kendilerine ve-
rilen bu görevlen yerine getırebilmesi için ge-
rektiğinde bu hizmetleri özel sektöre yaptıra-
bilmesine olanak sağlanıyor.
Idarerun kanunla kurulacağına ve düzenlene-
ceğine dair anayasanın temel hükmü var. Ma-
halli idarenin, hatta merkezi idarenin: hizmet-
leri özel sektöre, üniversitelere ve sivil toplum
örgütlerine devrederkenkullanacağı ölçülerbe-
lirtilmemiş. Tasan, "Uygun gördüklerini," di-
yor. Yani iş, hizmetin sorumlusu kurumun tak-
dirine bırakılmış. Her türlü keyfiliğe izin ve-
ren bir düzenleme.
Oysa bu konunun kanunla çerçevesi çizilme-
li, içeriğı doldurulmalı. eğer bir kamu hizmeti
özel sektöre gördürülecekse. bundan sonra bu
gerçekleştirilmelidir. Görüldüğü üzere kamu
hizmetı, kamu gücü ka\Tamlan büyük ölçüde
degiştirilmek isteniyor. Kamu hizmetini özel sek-
töre verdiğiniz zaman zorunlu olarak, şirket-
müşteri ilişkisi başlayacaktır.
Bu tasan bir çerçeve kanun tasansı niteliğin-
de. Ondan sonra birçok kanunda buna işlerlik
kazandıracak düzenleme yapılması gerekiyor.
Tasannın asıl amacı, bu düzenlemeler yapıldık-
tan sonra açıklığa kavuşacak.
Son olarak bu konuda bir iki cümle daha söy-
lemek istiyorum:
Hükümetin görevi sona erdiğinde müsteşar-
lann ve kamu kurumlannın başındaki yöneti-
cilerin, yani başkan ve genel müdürlerin görev-
lerikendiliğinden sonaerecek. Bu. idarede kad-
rolaşmayı ve siyasallaşmayı getirir. Bundan
başka tasanda yer alan kamu hizmeti anlayışı-
nı "sosyal devİet" ilkesi ile bağdaştırmak da
mümkün görülmüyor. Bu tasan ile mahalli ida-
relere verilen yetkilerin, siyasal bir aynmcılık
için kullanılması tehlikesine de işaret etmek is-
terim.
LÜLEBURGAZ ASIİYE HUKUK MAHKEMESİ
Esas: 2003/55
Davacı Şekerbank A.Ş. vekilı tarafhdan davahlar Özkır Gıda San. Tic. Ltd. Şirketi.
Ismet Kırca, M. Kemal Yurtçu aleyhine açılan alacak davasının yapılan yargılaması
sırasında venlen ara karan uyannca: Davalı M. Kemal Yurtçu adına Edirne ili Uzun-
köprü ilçesi Karabayraktar Sokak No. 2'A adresine ve lstanbul Bahçeşehir 271 ada
B: 8, D. 5 adreslenne teblıgat çıkanlmış mahkememizce çjkanlan tum tebhgatlann
adresinde bulunmamasından dolayı iade edildiğinden ve mahkememizce yapılan ad-
res tahkikine rağmen adresi temin edılemediğınden Lüleburgaz Aslıye Hukuk Mah-
kemesi duruşma salonunda 15.01 2004 günü saat 9.00'da yapılacak duruşmaya bizzat
gelmesi, ya da kendıni bir vekılle temsıl ettirmesi, duruşmaya gelmemesi halinde
yokluSunda dunışmanın yürütülüp karar verileceği hususu davetiye yenne kaün ol-
mak üzere ilan olunur. 10.11.2003. Basın: 56891 "
SAKARYA 3. İCR\ DAİRESİ MENKULÜN AÇIK ARTTIRMA İLANI
DosyaNo: 2003,116 Tal.
Bir borçtan dolayı hacizli ve aşağıda cins. mıktar ve kı\-metlen yazılı mallar satışa çıkanlmıştır.
Birinci artırma 11 12.2003 günü saat 14.00-14.10'da Uğur Yedıemın Garajı Bosna Cad. Adapazan adresinde yapılacak
ve o günü kıymetlenn %60'ına isteklı bulunmadığı takdırde 16.12.2003 günü aynı yer ve saatte 2 artrırma yapılarak satıla-
cağı Şu kadar ki. arttırma bedelının malın tahmîn edılen kıymetmın
o
b40'ını bulrnasımn ve satış ısteyenin alacağına rüc-
hanı olan alacaklmın toplamından fazla olmasının ve bundan başka paraya çevirme ve paylann paylaştırma masraflannı
geçmesinm şart olduğu. mahcuzun satış bedelı üzennden %. oranında KDV'nın alıcıya ait olacağı ve satış şartnamesinin
ıcra dosvasında görülebıleceği. masrafı verildiği takdirde şartnamenin bir örneğınin isteyene gönderilebileceğı, fazla bılgi
almak isteyenlenn yukanda yazılı dosya numarasıyla Daıremize başvurmalan ılan olunur. 13.11 2003. Muhammen kıy-
metı. lira- 25.000.000.000.- TL Adedi: 1 Ad. Cınsi (Mahıyetı ve önemli nitelikleri): 34 VN 9507 plaka sayılı 2003 mod'el
hususi otomobıl cinsmde Accent Admire 1.5 CRDI KLM tipinde Atlantik mavi renkli Motor No. D3EÂ2028048, Şasi
No:NLHC641WVP32025379. Basın: 57339
'Terör
insanlık
sucu'
- Gündemimizin baş köşesinde
bulunan terör konusuna gelelim
isterseniz. Önce sinagoglara bombalı
saldın yapıldı, büyük birfelaket
yaşandu Ardından lstanbul'da
PKK'liler adliye önünde pankart
açtılar. Daha sonra da binayı basıp
yargıç rehin almak istediler. Bir kere
öyle anlaşılıyor ki çeşitli istihbarat
örgütleri daha önce hükümeti bombalı
saldınlar konusunda uyarmış.
Dolayısıyla terör olaylannda gerekli
önlemlerin almmamış olması, veya
önlem alınsa bile terörün
önlenememesigibi hallerde ortaya
çıkan sonuçlan Danıştay Başkanı
olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Öncelikle ifade etmek isterim ki terörü,
son günlerde ülkemizde cereyan eden
terörist eylemleri büyük üzüntü ile
karşılıyorum; nefretle kınıyorum; bu
eylemleri bir insanlık suçu olarak
değerlendiriyorum. Bu eylemlerden
zarar gören tüm insanlann acılannı
paylaşıyor, kendilerine sabır ve metanet
diliyorum. Bundan sonra da çok dikkatli
olmamız gerektiğini ve özellikle
ülkemizde yaşayan herkesüı bu konuda
güvenlik güçlerine, eylem öncesi ve
sonrası yardımcı olmalan gerekliliğini
vurguluyorum. Ülkemiz, maalesef uzun
zamandan beri, terör eylemlerinin
olumsuz sonuçlanndan etkilenen,
bunlardan çok büyük zarar gören
ülkelerin başında yer alıyor. Bu
eylemlerden ülke olarak gördüğümüz
zararların yanında, kişiler de can ve mal
kaybma uğruyorlar. Geleneksel olarak
devletimiz, kişilerin bu zararlanm,
olanaklan içinde telafi etmeye çahşıyor.
Terör eylemlerinden etkilenen
vatandaşlanmızın bir kısmı idari yargıda
dava da açıyorlar. Danıştay'm ilgili
dairesi, terör eylemlerinin önlenmesini
devletin- idarenin asli görevleri arasında
kabul ederek bu eylemler nedeniyle
zarara uğrayanlara tazminat
ödenebileceğini ilke olarak kabul etti.
Ancak bu içtihat her terör eylemi
sonunda mutlaka tazminat ödenmesi
gerekliliğini kabul etmiyor. Her terör
eylemi somut olarak ele alınıp
inceleniyor. Terörün cereyan ettiği yer ve
mekân; terörün beklenilir olup olmaması
ve diğer özellikleri.. idarenin bu eylem
nedeniyle davacıya herhangi bir ödeme
yapıp yapmadığı gibi hususlar göz
önünde bulundurularak bir sonuca
vanlıyor.
Tazminat sorunu
- Ama orada bir hizmet kusurundan
söz ediliyor. Bunlar gazetelere de
yansıdı...
ALAN - Tazminat ödenebilmesi için
hizmet kusurunun olması zorunlu değil.
Kusursuz sorumruluk ilkesi içinde de
tazminat verilebilir. Yani zarar gören
vatandaşın bu zarannın giderilmesi için
idarenin mutlaka kustırlu olması
gerekmez. Ya da öyle durumlar vardır ki
vatandaşın uğradığı zarann toplumca
paylaşıbnası gerekir.
Son terör eylemlerine gelince; sizin de
belirttiğiniz gibi, idare uyanldı, deniyor.
Ama öte yandan Hahambaşf nın da bir
sözü var. "Gû\"enlik güçleri yeterö önlemi
almamış obaydı ölü sayısı 24 değil, 700-
800 olurdu" dedi. Yani burada şu ortaya
çıkıyor. Güvenlik güçleri uyanldı ve
onlar da bu noktada boş durmadılar;
alabildikleri kadar önlem aldılar.
Tazminat ödenip ödenmemesi konusu ise
işin aynntılannın mahkeme önüne
getirilmesi ve değerlendirilmesiyle
mümkün olabilir.
BURDUR1. ASLhT HUKUK
MAHKEMESİ'NDEN
2002 642
Davacı SSK Başkanlığı vekıli tarafından davalılar
Yılmaz Mermer AŞ ve Yaşar Kaynak aleyhine "'rücu-
an tazminat" davastnda venlen ara karar gereğınce;
Davalı Yaşar Kaynak'ın adıesı meçhul olduğundan
dava dılekçesı ve duruşma gününün ilanen tebhğine
karar verihTiiş olup, duruşma günü olan 30 12.2003
günü saat 10.20'de mahkememızde hazır bulunması
aksı takdirde yoklugunda karar venleceği ılan olunur.
23.10.2003. ' Basm: 57217