Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
İNİSAN 2001. SAY1784 15 reisinın kendi esırlerinden biri olduğunu söyledi. Kral büsbütün ilgilendı ve olaylan daha büyük bir dıkkatle izlemeye başladı. Şiırbitmış fakat zencinın ıhtirası daha da artmıştı. Bedr'ı çekiyor, tokatlıyordu. Kadın son bir gayretle söylendi: "Efendin veziri kansıylaaldatıyorsun, şimdi de onu, sana bütün bağlılığını bildiğin halde ve sana verdiği servete rağmen aldatmayakalkışıyorsun. Seni hiç şüphesız büyük bir aşkla seviyor, oysa senın aklın başka kadınlarda." Vezirbu sözleri işitinceçılgına dönmüştü, yennde duramıyordu. Kral onu susturdu, Bedr yeni bir şiıre başlamıştı: Eyerkekler! Kadınlar hakkında söyleyeceklerimi dinleyin Birleşme ıhtirası onlann gözleri arasında yazıl ıdır Sultanın kızı da olsa yeminlerine aldanmayın Kadının fendı hudutsuzdur, hatta kral lar kralı bile Onu tatmine yetmez, iktidarı ne olursa olsun. Kadın esiri, efendisinin yatağına alır Hizmetkârlar şehvetlerini orada dinledirirler. Kalbi olan erkek kadına itimat etmemelidır. Vezir ağlıyordu. Nübyalı zenci Bedr'e cevaben birşıirokumaya başladı. Kendılerini aşağılık erkek saydıklan içın efendılerin kanlannı zencilere emanet ettiklerinı, oysa kadınlann ımanının şehvet olduğunu anlatıyordu. Şiirbitınce bütün hızıyla kadına saldırdı. Kral kıskançlıktan ölüyordu. Daha fazla dayanamadı, kılıcını çekti ve arkadaşlanylabirlikte salonagirdi. Kısabirçatışmadan sonra zencilerden ıkisini öldürdüler, diğerlerinı de bağladılar. Kral kadına sordu: "Bir kadın birleşmeden ne kadar durabilir?" Bedr utanmıştı, kral ısrar edince; "Asil bir kadın altı ay dayanabilir," dedi. Ali Bin Direme diğer kadınlann kimler olduğunu sordu. Ikıncı vezirin, kadının, hazinedarın kısaca şehrin hep ileri gelenlennin kanlarıydılar. "Yakızlar?"Onlar da yine tanınmış ailelere mensuptular. "Buraya nıçın geldiler?" "Nübyalı gece ve gündüz aşk yapmaktan başka bir şey bılmez." Kral meraklanmıştı, sordu: "Neyer.neiçer?" "Bol yağda pişirilmiş yumurta sansı, bal ve beyaz ekmek. tçki olarak da sadece Misketşarabı." "Peki bu kadınlan buraya kimgetirdi?" "Emrinde her eve, her hareme kolayca gırip çıkabılen bir ihtiyar kadın vardır. En güzel kızlan inciyle, elmasla, güzel elbiselerle kandınr." "Ya parayı nereden buluyor?" Bedrbuna cevap vermedi, sadece göz ucuyla veziri işaretetmekle yetindi. Nıhayet sıra en önemli soruyagelmışti: "Nübyalı benim şerefime dedokundumu?" "Kanlannız bakımından şerefinıze dokunmadı, ama günlcri yetseydi kim bilir? Çünkü gelenlerden bıktıkça onlan arkadaşlanna devrediyordu." Kral, güzel kadının ısran üzerine, şehirde büyük skandal koparacağını düşünerek kadınlann hepsini affetti ve evlerine yolladı. Yaptığının ahlaki olup olmadığı sorusuna "Bütün ihtiyar kadınlanntıcaretıbudur"cevabını veren aracı kadınla dört zencinın kafalannı vurdurttu. Vezirinekansınıboşamasını emretti. Bedr'i ıhmal eden kocasını da hapseattırdı. Nübyalıya iseözelbircezadüzenlenmiştı. Kulaklannı, dudaklannı, burnunu ve cinsıyet uzvunu kestiler. Bu sonuncusunu ağzına koydular ve bu şekildc darağacınaastılar.^ zevk,bızimıçınbirmusibetsebebıolmuştur. Allah onu vermez olaydı!.." Sekız yaşındayken geçirdiğı çiçek hastalı|ı yüzünden gözleri kör olan, yüzü çiçek çukurlanyladolu Abul Ala, içindeyaşadığı cemıyeti vc ortaçağlann kilise rezaletlenni en keskın bir dilte hicveden şairdi. "Paskalyasına, haçlannı taşıyarakgiden tnillet kimseden bir nasihat dinledi mi?.. Birtakımkilıseler,ıçlenndegcnçkadınları ve erkekleri toplamaktadır. Bak şu terütaze, gül goncası gibi kadına veya genç kıza!.. Iştepapaza gidiyor: Kcndisini Allah'a yaklaştırmak için yanına sokuluyor. Halbukı evınde otursaydı, bu haliyle Allah'ına daha yaklaşmış olurdu. Papazda hoşa gitmcyen hallergördü. Çoraplanndanisehoşkokularyayılıyor. O, papaza itaat göstermesiyle, Allah'ını, daha doğrusu kocasıru aldatmış oluyor. Manastıra öyle bir elbıse ve kıyafetle gidiyor ki, bu haliyle rahipleri baştan çıkarmışoluyor." «? • ;.f .,• Insanlarda görülmeye değer güzellîkler bulunmadığı ıçin körlüğüne şukreden Abul Ala, kadın düşmanlığım, mezar taşına yazılmasını vasiyet ettiği şu cümle ile ölümsüzleştirmiştir: "tştebabambanabucinayetiişledi(Dunyaya getirerek). Fakat ben kimseye cinayet ışlemedim." Sıradan insanlara özgü bu yaklaşımm karşısına, üstdüzcy yöneticıler hakkında Endülüs'te Kordoba'da yaşamış (9941063) Abu Muhammed Alı ıbni Ahmed ıbni Said Hazm (Kısaca Ibni Hazm diye ünlüdür). Güvercin Gerdanhğı isımlı eserindeki bir öyküyle çıkar. Sultan ve vezir saraylannın perde gerisini ondan öğreniyoruz: Vezirin kölesinin haremi Bırzamanlar Alı Hın Dıreme adında bir kral vardı. Uykusuz gecelerinden birinde yanına vezirini ve 23 adamını alıp sokaklarda dolaşırken, "Allahım burada adalet kalmadı mı? Memleketınde olanları krala duyuracak kimse yok mu?" diyerek ağlayan bir adama rastladı. B in Direme kendinı tanıtıp derdin i sordu. Adam, bir evi göstcrcrek kaçırılan karısının buraya kapatılmış olduğunu ağlayarak anlattı. Duvarlan öyle yüksekti ki içeriye girip kansını kurtaramıyordu. Kral ve adamları birbirlerinc sırt vererek duvan aştılar ve ağızlarını hayretten bir karış açık bıraktıran bir haremlc karşı karşıya geldiler. Büyük bir salonda 7 zenci erkek, 7 beyaz kadın ve 12gençkızçınlçıplakduruyorlardı. Zaman zaman zencilerden biri kadınlardan biriyle ortadaki yatağa giriyor ve açıkça sevişiyorlardı. Ama bütün erkeklerin de gözü daha kenarda duran ay parçası kadar güzel bir kadındaydı. Zencilerin şefi olduğu anlaşılan adam da zaten ona "Bedr el bedr=aylann ayı" diye hitap ediyordu. Kral bu güzellik karşısında kendinden geçmiş gibiydi, hele kadın zencinın tekliflerini reddettikçe büsbütün heyecanlanıyordu. Kadın bir ara sesini yükselterek bağırdı: "Asla razı değilim, bu bakirelere de dokundurtmam." trı yan zenci çok kızmıştı, çınlçıplak ve sarhoştu. Kadına vurmaya başladı. Bedr el Bedr bir ara yumuşamış gibi göründü, adamı yanına oturttu ve ona sevişmenın her safhasını bütün açıklığıyla anlatan bir şiir okumaya başladı. Ali Bin Direme birden şaşırdı, içinden bir iğrenme geldi. "Ne kadar bayağıymış," diye söylendi. "Herhalde kocası yok ki onun yerine zevkı şiirdenalıyor."Bunakarısıkaçınlmışolan adam cevap verdi: "Doğru, kocası bir yıldır ortada görünmüyor, ancak Bedr öyle namusludurkı kaç kişi onu baştan çıkarmaya çalıştıysa da o razı olmuyor." Osıradavezırın sesini işittiler. Zencilerin