Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
MEKTUPLARDAN Osman Senemoğlu Behçet Necatigil'den Salâh Birsel'e Behçet Necatigil liehçet Necatigil'in 191613 \ralık 1979 Mektupları 11000 Tane Yayınları, Ibrahim Ayral Ltd. Şti. Kultur yayını, 1989) büilığmdan da anlaşıldığı | gibi şairin, Tahir Alangu'ya, Oktay Akbal'a, Salâh Birsel'e, Kâmuran Şipa/'e, Yüksel Pazarkaya 'ya ve uleki tamdıklarma, genç şair ve yazarlara yolladığı mektupladan oluşan bir | kitap. Ancak bizim bu hafta kullandığımız mektup, \ecatigil'in hiç Miyımlanmamış bir ' mektubu... Adını andığımız kitapta Yüksel Püzarkaya'nın önsöz niteliğindeki Necatigıl'e "mektubu"ysa, hem bu sayfamn temel gerecini oluşturan yazışmatarın hem de Behçet Necatigil'in birçok özelliğini yansıtıyor: "(...) Şiirini, hüznün de, sevincin de en yaşanmışından imbiklemiştir, ta içinden, en derinden, hele mektupları, mektupları daha da, daha da... Yoksa, kuru kuruya, Türkçede mektup türünün en özgün, en üst duzeydeki temsilcilerinden... falan mı (...) Mektup, seninkiler gibi, gerçekten yazılmışsa, mürekkeple değil, insamn özsuyuyla yazıldığı için hiç amaçlanmamışken, bir bakıyorsun, edebiyat denen sanatın doruğuna kuruluvermiş, şiirden, oyundan, öykU ve romandan önce (...) Mektup, yayınlansın falan diye değil de, sanat yapmak, edebiyat yapmak, uslup döktürmek emeliyle falan değil de, büyük bir şairin kaleminden gerçekten bir kişiye yazılmışsa, şiirin de tistüne kuruluveriyor, dilinin canlılığı, deyişinin içtenliği, dizginlerin boşanmış biçimiyle. Orda her şey vardır. (...) Bensberg, 16 Temmuz 1988." Istanbul, 30 Ocak 1965 Salâh, 26 ocak günlü mektubunu aldıtn. Günter Eich'in evvelce gönderilmiş şiirlerini yırt, at! Kaç sene oldu. Hele Mektup Özel sayısında yayımlanan Rilke ve Nietzsche oMektupları, baktım da taa 1948'de gönderilmiş, 17 senelik mesele. Dilleri ne kadar eskimiştir kim bilir! 'Küveyt'e Gitme!' oyununu geri göndermeni rica edeceğim, tek kopye kalmıştı bende, Ankara'da da oynanmıştı zaten. Zahmet olacak, ama geri gönderiver! Sana bu defa Dürrenmatt'ın bir oyununu gönderiyorum. Bu, daha kısa, 17 sayfa ve seyrek satır. Yirmi sayfadan daha kısa oyun bulmak zor. Dürrenmatt'ın daktiloya çekilmiş bir başka oyunu var ki (Adam ve Benzeri) o da 18 sayfa; ama şimdilik onu göndermiyorum. Çevirdiğim öbür oyunlar hepsi 2030 daktilo sayfası. Artık siz bilirsiniz. Gelen bayramı sağesen, rahat karşılamanız dileğiyle selamlar, sevgiler. Salâh Birsel Salâh Birsel (1919) üstune bir kıtap: Salâh Bey'ln Yüzleri / Albüm (40 Ambar, Ekım 1987) ve bu kilahın başında yer alan Refik Durbaş'ın salırlan: "Bostana'da istasyon kahvesinde oturduğu zaman şıırler, yazılar düşünmüştur. Paris'te bulvar kahvelerinde de oturmuştur, işte bu sırada kımı fılmlere fotoğraf verdiği söylenir ki, dogrudur ve maceralarından biri de budur. Sözcukleri onun kadar kim sevebilir? Sevdiği sözcukler zıyan olmasm diye sıirde kullanmadığını denemede, denemede kullanmadığını gunlukte kııllunmısiır, ama mutlaka kullanmışlır. tlk gıınluğu o yazmıştır, şıırın ılkelerını de. llk duşunce romam da onundur. Bir deneme uslusı olarak unlenmıştır. Oysa kendı ınacerasını yazıya döken saır olmak daha yakışır $aııına. Çunku, denemesınde de, gunluğunde de daha başka yazüannda da one çıkan, sözcuklerin dıp sulanndan sızan şıırlerıdır aslında. (...) Kesmı yaşamından kıme ne? Nerede, nasıl doğdu, babası ne ış yapardı. kendısi hangı ışlerı becerdi, geçıminı nasıl sağtadı, kaç kıtabı var, meraklısı açsın sozluklerı, edebıyat tarıhlerını öğrensın. Ama kırk yıldır vazdıgı da bılınsın, allııııs kusur yıldır yaşadığı da. (..)" Not: Evet, bir çeviri daha var, ama Türkçeden Fransızcaya. Benim bir oyunum, sen de beğenmiştin: "Yıldızlara Bakmak" (Türk Dili, sayı 149) îstanbul Kadıköy Saint Joseph Fransız Lisesi Fizik Öğretmeni Frere Raymond ile Ibrahim Denker Fransızcaya çevirmişler bu oyunu. 1724 Ocak 1965 günleri oynandı da liselerinin sahnesinde. Çevirenlere, bu metni Tercüme dergisinde yayımlamak için müracaatta da bulunulabilir. Görüyorsun, nalıncı keseri gibi hep kendi tarafıma yontuyorum. Hoş gör! Bir hatırlatma sadece, işte aklınıa geldi de yazdım hani. A (*) Behçet Necatıgıl'ın sozunu ettıği Rllke ve Nietzsche mektupları, Tercume Dergisi Mektup Özel Sayısı'nda (M E.B Yayınları, 7780, 1964) yayımlanmıştır Gelecek sayımızda, Necatıgıl'ın Nıetzsche çevırısınden bir ornek vereceğız