Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Günler
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
NİHAT BEHRAM:
“Halkı halk, aydını aydın yapan
yanlışa ikazıdır, haksızlığa itirazı,
zulme isyanıdır!”
EMRE - Peki, halkın kendi öz haykırmayan, yumruğunu sıkmayan,
değerlerine yabancılaşmasını nasıl Aydınlanmacı olmayan, isterse
açıklıyorsun? on okul bitirmiş profesör olsun,
“aydın” değildir.
BEHRAM - Çünkü halk değil. Halkı
Halkı halk yapan kulluğu değil,
halk yapan şey yanlışa ikazıdır,
haksızlığa diklenmesidir.
haksızlığa itirazı, zulme isyanıdır.
“Sevdaya anlamını veren sarışıdır/
Nasıl ki dereyi dere yapan akışı,
Yüreğe anlamını veren vuruşu/
rüzgârı rüzgâr yapan esişiyse halkı
Hayata anlamını veren sürüşüdür/
halk yapan da kötülüklere karşı
Halka anlamını veren dövüşü”
dövüşüdür.
demem ondan.
Bu niteliği taşımayan kitle, isterse
yoksulun yoksulu olsun, sistem Üstelik, atalarına arkasını
kuluysa ahalidir, evet vatandaştır dönmenin bir de ihanet boyutu var.
ama halk değil. Atalarına ihanet eden kalabalığa
Bu özellik halk kavramı kadar halk denir mi? Güruhtur!
İnsanı insan yapan değerlere ihanet insanlığa ihanettir. İnsan- Günlük siyaset dalaşması
aydın kavramı için de geçerli. Hele ki bilim, uygarlık düşmanı
lığa ihanette sadece kötülük çoğalır, karanlık ve çürüme! kudurmuş afet halinde
Haksızlık hukuksuzluk karşısında dinci kesim!
n
ve herkes günlük siyasi
EMRE - Ömrü direnmekle geçmiş, uzun yıllar cezaevinde
gündemle boğuşuyor. Topluca
ve sürgünde yaşamış bir şairin yüreğinden kopup gelen bağır-
mayan dizelerde, yurdunda da sürgünde olma duygusu taşıdı- ve toplumca bu kudurmuş haldeki günlük sorunların kuşatması
yüzde biri bile değil. Şiir kitabı basımı ve satışında tarihinin en
altındayız. Bu hengâmede bir yıkım da sanat-kültür alanında.
ğını hissettim, öyle mi? kötü dönemi bu. Kaç kişinin kitaplığında Metin Eloğlu kitabı
BEHRAM - Çünkü sanatçının ruh yurdu sevdadır, sevgidir, var? Büyük bir şairdir ve Can Yücel şiirinin de kaynağıdır.
‘ŞİİR YAZMANIN KENDİSİ BİZATİHİ
iyiliktir. Doğup kültürüyle büyüdüğü anayurdunda da o düşleri- 1970 yılında çıkardığımız kültür sanat dergisi Halkın
DİRENİŞ HALİNE GELDİ!’
nin tütmesini ister. Nerede olursa olsun, sanatçı haksızlığı, acı- Dostları’nın abone listesinde Deniz’in de adı vardı Mahir’in
Uzağa gitmeden kendimden örnek vereyim: Bırak şiir yaza-
masızlığı, sevgisizliği, kötülüğü soluyamaz; boğulur. de. Hüseyin Cevahir zaten sanat dergilerinde kültür sanat yazı-
rak direnişe omuz vermeyi, şiir yazmanın kendisi bizatihi dire-
ları yazardı. Dergi binlerce basılırdı. Şiir kitaplarımız en az 3
Bu kötülükler anayurdunu kuşatmışsa sanatçının boğuntusu
niş haline geldi.
bin, 5 bin basılır ve yeni basımlar yapardı.
katmerlidir. Özgürlük özlemi, kuyusu en derin ve en koyu olan
Maddi hiçbir karşılığı olmayan, gecesiyle gündüzüyle yoğun
özlemdir.
‘DEVRİMCİ GERÇEKÇİ SANATI SÖZDE DEĞİL ÖZDE
bir emek. Tek karşılığı, bir yerde yayımlanması.
Şahsen geldiğim şu 80 yaşıma dek özgürlük özlemi biriktir-
Şiir kitabı basmaya istekli yayıncı da yoka yakın, şiir kitabı SAHİPLENMEK DEVRİMCİ BİR GÖREVDİR!’
dim, yani yurdumda özgürlük soluduğum tek günüm yok.
alan okur sayısı da. Devrimci gerçekçi sanatı sözde değil özde sahiplenmenin,
Yurdumun yönetimine ve yönetenlere nefret biriktirdim, nef-
Şiir bütün sanatların anasıdır. Müzik, edebiyat, tiyatro, sine-
devrimci sanatçıya sahip çıkmanın devrimci görev olduğunu
retin uzmanı oldum. Yurdun yönetiminden ve yönetenlerden
ma, heykel, resim, hangisi olursa olsun, şiir ruhuyla oyalı ol-
söylüyorum. Tersi çölleşmedir ki bugün olan o. Halk güçleri bu
gurur duymak nasıl bir duygu bilmem, çünkü bu duyguyu solu-
mayan ürün sanat derinliğine ulaşamaz.
çölleşmeye kafa yormalı. İnsanın ufku sanatla kültürle açılır.
mak nasip olmadı.
Şiirsiz toplum anasızdır, öksüzdür. Anadolu tarihi şiirin yüce
Devrimcileşmeye giden yolun ilk temel basamağı kültür sa-
Hani Mahzuni, “Yurdunda anasız kuzu Mahzuni/ Memleke-
atalarıyla doluydu. Bu coğrafya şair, şiir zenginiydi. Toplumcu
nat yapıtlarıdır. Kültür sanat alanında çölleşme insan ufkunun
tim diye melemiş gider/ Gözlerimin yaşı bana gizlidir/ Dertliyi
gerçekçi sanat zenginiydi. Yakın geçmişe dek de öyle geldi.
kararması anlamındadır.
dertsizi sulamış gider” diyor ya, işte o misal.
Liseli olduğum yıllarda bu toplumun Aziz Nesinleri,
Toplum güncel siyasi dalaşmanın tutsağı halinde. Şiir konu-
‘HALK ŞİİRİNİ DERYA BİLİRİM. ANADOLU HALK Yaşar Kemal’leri, Orhan Kemal’leri, Metin Eloğlu’ları,
sunda geçmişteki mirasımızla avunuyoruz.
ŞİİRİ, DERYALARIN EN DERİNİDİR.’
Oktay Rıfat’ları, Melih Cevdet’leri, Attilâ İlhan’ları, Enver
Sanat kültür alanında sekteye uğramak, gelişmenin sekteye
Gökçe’leri, Ahmed Arif’leri vardı. Ben yirmili yaşlardaydım,
EMRE - Bu şiirlerinde halk şiirinden beslenme daha fazla uğramasıdır, toplumun gerilemesidir.
onlar da otuzlu falan yaşlarda.
gibi geldi bana. Yanılıyor muyum?
‘ŞİİR KONUSUNDA BİR YOZLAŞMA,
O gencecik yaşlarda toplumun nabzıydılar. Ünlüydüler, top-
BEHRAM - Yurdunun kültür ataları, şairin / sanatçının te-
MAGAZİNLEŞME KÖRÜĞÜ DE SOSYAL MEDYA!’
lumcuydular ve yapıtlarıyla, öğütleriyle toplumda yüce etkileri
mel besin kaynağıdır. O yerellikten beslenmeyenin evrenselliği
vardı. Yüreğimizi, ruhumuzu onların izinde biledik. O günlerde Şiir konusunda bir yozlaşma, magazinleşme körüğü de sos-
laftadır, temelsizdir, altı boştur.
devrimci mücadele safları bugünün katbekat fazlasıydı. yal medya. Şairi ölüm doğum dönümlerinde dizeleriyle ananla-
Sevda diyorsan, onun sadece Anadolu’da değil dünyadaki en
rın yüzde doksanı, internetten indirdiği dizelerle (ki o dizelerin
yüce atalarından biri Karacaoğlan’dır. Bilgelikte Yunus, cesa-
‘DEVRİMCİ GERÇEKÇİ SANAT-KÜLTÜR ALANI
de yüzde doksanı yanlış-deforme dizeler) anıyor.
rette Dadal, dirençte Nesimi insanlığın atalarıdır. Bu anlamıyla
BOŞALDI. BU KORKUNÇ BİR BOŞLUKTUR.
Şiir kitabı alan, şairi kitabından, aslından alıntılayan nere-
halk şiirini derya bilirim. Anadolu halk şiiri, deryaların en de-
KURUMADIR, ÇÖLLEŞMEDİR!’
deyse bir avuç insan.
rinidir.
Şimdi 80 yaşındayım, o yüce insanların, toplumun o manevi
Şimdi bir de yapay zekâ çıktı ki kolayına kaçmanın (daha doğ-
Bedri Rahmi’nin “Ne zaman bir köy türküsü duysam/ şairli-
önderlerinin bugün hiçbiri yok, tek tek eksildiler ve ne yazık ki
rusu yanlışa saplanmanın) üstüne tüy dikti. Ciddi ciddi adamların
ğimden utanırım” demesi boşuna değil. Kültürü halkın bileği-
yenileri gelmedi.
“Yapay zekâ şiir yazabilir mi” konulu tartışmalarını bile gördük!
taşıdır, ruhunu onda biler. Bilemezse körelir.
Devrimci gerçekçi sanat-kültür alanı boşaldı. Ruhsuzluk, ya-
Robotun rüzgârdan gebe kalma olasılığı ne kadarsa şiir yaz-
Ne acı ki o da kötülüğün, yozlaştırmanın, soysuzlaştır-
paylık, postmodernizm, sistem kürekçiliği, magazin, şaklaban-
ma olasılığı da o kadardır. Hadi, robot gidip çağlayanla köpük
manın pençesinde. Toplumda ne Karacaoğlan’ın inceliğin-
lık, teslimiyetçilik yaygınlaştı.
dilinde çağlasın, çakıl taşlarının uğultusuyla dertleşip dere bo-
den ne Yunus’un bilgeliğinden ne Dadal’ın coşkusundan ne
Ortalığı, çok dile çevrilmeyi, uluslararası düzeyde fonlanma-
yunca ağlasın, kırağıya direnen tomurcuğa gönül bağlasın!
Nesimi’nin direncinden eser kaldı!
yı, ödüllenmeyi “evrensellik” diye kakalayan ruh ve zekâ özür-
“Ne Dadal’a sadık halk ne Karacaoğlan’a/ Herkes her şeyin
‘DÜŞ BİTMEZ, BEN BİTERİM, DÜŞ BİTMEZ’
lü yapay tipler kapladı.
sahtesine alışkın/ Sokakta sabrın tiryakisi ruhsuz bir kalabalık”
EMRE - DüşlüYorum düşlerinin tümünü mü kapsıyor?
Devrimci gerçekçi sanat-kültür konusunda geçmişle avunu-
demem ondan!
yoruz, bu alan genç kuşak olarak bugün boş.
BEHRAM - Düşlemenin ucu bucağı, sonu sınırı yok ki! Düş
‘GÜNLÜK SİYASET DALAŞMASI Bu, uğultusu sağır eden, karanlığı insanı körleştiren korkunç
bitimsizdir. Sen kıvılcım düşlersin, kıvılcımın düşü yangınlar-
bir boşluktur. Kurumadır, çölleşmedir. Peki bunun farkında mı-
dır. Önemli olan, düşlerin yaşam gerçekliğiyle mayalanması,
KUDURMUŞ AFET HALİNDE! EĞİTİMDEN
yız, farkındaysak ne yapıyoruz?
bir temele dayanması, gerçekleşmesi uğrunda mücadele.
EKONOMİYE, SANATA HER ALAN ÇÜRÜMENİN
Çölleşmenin, çürümenin nedeni sadece gerici sistem mi?
“Bitmez değil, gün biter/ Günü gelir hasret biter, güz biter/
PENÇESİNDE.’
Devrimci gerçekçi sanata sözde ilginin özde ilgiye dönüşmesi
Kabuklansın, acı biter yarada// Bitmezlik gökteki ayın huyu/
EMRE - Genel olarak sanatın günümüzdeki durumu, özel
yolunda adımlar atılmalıdır.
Geceden geceye siner de siner// Bitmez değil, yol biter/ İniş
olarak da günümüz Türk şiiri hakkında düşüncelerin neler?
Genç kuşaklardan yeni Tevfik Fikret’ler, Nâzım Hikmet’ler,
biter, yokuş biter, düşüş biter/ Yorulur ömür biter/ İsterse
Şiirinin geldiği yer hakkında ne söylemek istersin?
Sabahattin Ali’ler, Ruhi Su’lar, Aziz Nesin’ler, Ahmed Arif’ler
ateşle örülmüş olsun, öpüş biter// Bitmezlik rüzgâra özgü/ Kimi
BEHRAM - Toplum sahte demokrat, sahte aydın, sahte öz-
gelmesinin yolundaki engeller aşılmalı.
nazlı kimi hızlı eser de eser// Sabır biter, sınır biter, ah biter/
gürlükçü, sahte eşya, sahte gıda gibi sahte sanatçıyla dolu.
Işıyınca tasa, çınlayınca yas biter// Düş bitmez, ben biterim,
‘ŞİİR KİTABI BASIMI VE SATIŞINDA TARİHİNİN
Eğitimden ekonomiye her alanda olduğu gibi sanat ve sanat-
düş bitmez”
n
EN KÖTÜ DÖNEMİ BU’
çılık da çürümenin pençesinde.
Yazık ki devrimci demokrat yapıların da bu konuda etkin Evet, sahnede şiir okunduğunda on binler alkışlıyor. Peki ki- DüşlüYorum/ Nihat Behram/ Everest Yayınları/
yaklaşımları yok. taptan okuyan kaç kişi? Mitinglerde şiiri alkışlayan kitlenin 96 s./ 2026.
8 2 Temmuz 2026
VEDAT ARIK

