Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Günler
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
Sait Faik Abasıyanık!
radan 88 yıl geçmesine karşın Sait Faik Kısa sürede de yazdıkları önemli yazın dergilerinde
Abasıyanık’ın tüm hikâyeleri 2025 yılında Can görülmeye başlıyor. Sait Faik, bu koşullarda da faz-
A Yayınları’nca yeniden basıldı: la yaşamadı, 1954’te genç yaşında İstanbul’da öldü.
Sarnıç, Havuz Başı, Mahkeme Kapısı, Alemdağ’da
YAZINSAL YAŞAM
Var Bir Yılan, Seçme Hikâyeler, Semaver, Son Kuş-
Babasının öğrenime Avrupa’lara gönderdiği Sa-
lar, Havada Bulut, Çocuklar için Seçme Hikâyeler,
it Faik, kendini geliştireceği okullarda okuyacağına
Kayıp Aranıyor, Lüzumsuz Adam, Mahalle Kahvesi…
bir an önce oralardan kurtulma yolları aramıştır.
Bir kitabın böyle baskıdan baskıya varması, o ki-
Oğlunu bu yönden de çok iyi tanıyan babası,
tapların yazınsal değeriyle ölçülür.
İstanbul’a dönmesini önermiştir.
Oysa bizim yayın dünyasında öyküler basılır, çoğu
Genç Sait Faik, orada da kendisini balıkçıların,
o baskıyla kalır. Arada birkaçının basıldığı görülürse
gününü sokaklarda geçirenlerin arasında bulmuş
de onlarla da okurdan çok, edebiyat ilgilenir.
olmalı ki öykülerinde geçen kişiler, iskambil oyna-
Gençlik yaşlarımdan bu yana nice öykü kitabı oku-
yanlardan, küçük esnaftan kişiler, çoğunlukla da
dum, onların arasında Sait Faik’in birçok öyküsünü
balıkçılardır.
günlerce elimden bırakmadığımı anımsıyorum.
Havuz Başı kitabının ilk öyküsünde, yazar izle-
Yeniden basıldığını duyunca başta Sarnıç olmak
nimlerini canlı örneklerle anlatıyor:
üzere Havuz Başı, Mahkeme Kapısı’ndan başladım,
“Beyazıt Havuzu’nun kenarındaki kanepelerden
diğerlerini de sıraya koydum.
birine oturmuş sizi bekliyorum. Yaşını almış bir ada-
KONUŞMA ÜSLUBU mın yirmi yaşındaki çocuk kederlerini, sevinçlerini
Bu baskıdaki öyküleri okuyunca öykülerdeki olay- yaşaması ne demektir, diye düşünüyorum:
lardan çok, öykünün temelini oluşturan kurgusal ya- Belki, bir genç olma hadisesi. Belki de bir çe-
pı, yazarın yarattığı anlatı yeniliği ilgimi çekti. şit hazları, kederleri, çocuklukları uzatma temayü-
Oysa okumaya başlarken gençlik yıllarımın lü. Ama bu uzayan yaz, kışın gelmeyeceğine ala-
sarsıntılarını içimde duymadım, yazarın yeni anlatı met değil.
dili beni etkiledi. Kış müthiş olacak, kar yolları kapayacak, bembe-
Bir de günümüzde benzerine az rastlanan gençler yaz ovada ölülük uzayıp gidecek…”
açısından uyarıcı olacağını düşündüm. Yaşayanlar bilir; İstanbul’un göğünün, denizinin,
Gençlerin bir kesimi, kolaylarına gelen internet ağ- kadınının, gencinin, yaşlısının kendine özgü mev-
zıyla konuşuyor. Hele konuşurken sözcükleri eğip simleri vardır. Sait Faik, onların bir anlatı meleğidir.
bükerek konuşan bir kesim var ki sanki sahnede
YARATICI YAZARLIK
çevresini alanlara oyun sunuyor.
Sait Faik, öykülerinde ender yazarlarda rastlanan
Yazma hevesi olanlar ise duyumsadıklarını yazıya
bir anlatı düzeyi yaratıyor.
geçirirken o üslubu kullanıyor. Annesi babasıyla an-
Bunu da özellikle öyküyü canlı kılan, yerine otu-
laşamayışının temelinde bu üslup yatıyor.
ran betimlemelerle gerçekleştiriyor.
Son yıllarda gazetelerin yazdığı olaylar
Sait Faik gibi betimlemeci yazarlar; kişiyi, doğa-
anlaşamayıştan doğuyor.
yı daha çok bir ressam gibi biçimlendirirler, renk-
lendirirler. Sanki kalemlerini oynatmıyorlar, fırçaları
KENDİNE ÖZGÜ BİR YAŞAM
renkler üzerinde dolaştırıyorlar:
Sait Faik ile babası arasında bir uyumsuzluk var.
“Adam ellisini aşmıştı. Toprak rengi yüzünde alı-
Kişiliğine erken varmış olmalı ki genç yaşlarında
da bir süreklilik görünmüyor.
şılmamış çizgiler vardı. ‘Bunu getirdim köyden’ dedi,
kendine özgü bir yaşam kurmuştur Sait Faik.
1928 yılında Bursa Erkek Lisesi’nden mezun oluyor,
çarşaflı kadını gösterdi:
Babasının yolunu çizdiği parlak yaşamın da tersine
ardından öğrenimini İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve
Sütlaç gibi buruşuk, ufacık gözleri ile yanaklarının
gidiyor.
Edebiyatı Bölümü’nde sürdürse de ne yazık ki eğitimi-
elmacık kemiklerine rastlayan yerleri pırıl pırıl, dişle-
Eğer yaşamının, çocukluktan ilk gençliğe yönelik dö-
ni tamamlayamıyor.
ri bembeyaz, yüzüne bakınca bir süt kokusu duyar gi-
nemin ayrıntılarını yazmış olsaydı, belki öyküleri gibi,
Babası Mehmet Faik Bey, ekonomi eğitimi öğrenme-
bi oldum.
yazacağı romanlar doldururdu.
si için onu Lozan’a gönderiyor.
Bu yüz pembe mi pembe; içinde ne güzel bir kan
Sait Faik’in yazılmaya değer bu evredeki olayla-
Ama o, üniversite yaşamını Grenoble’da sürdürmek
akıyordu kim bilir…”
rı yazmamış olması yaşamının, Türk yazımının en bü-
istese de kısa süre sonra orada da yapamıyor.
Böyle bir betimlemeyle karşılaşanlar, tuvalden çok,
yük eksikliğidir.
Kararını duyan ve Türkiye’ye dönmesini öneren içindeki yaratıcı dünyanın gün ışığı vuran pencerelerin-
Yazınsal yaşamında bu konunun da özüne dönmek
babasının isteğine uyup döndükten sonra yazınsal de, odasının ak duvarlarında varsaymaz mı?
gerekir. 1906 yılında Adapazarı’nda doğdu.
Savaş yıllarıydı, babasının işi nedeniyle yaşamının türde çalışmalar yapsa da ilgisini hikâye yazmaya Anlatı sanatı dediğimiz yaratıcı sanat da bir bakım-
erken evreleri farklı kentlerde geçti. Öğrenim yıllarında yoğunlaştırıyor. dan bu değil midir?
n
12 2 Temmuz 2026

