08 Temmuz 2026 Çarşamba English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Sait Faik Abasıyanık! radan 88 yıl geçmesine karşın Sait Faik Kısa sürede de yazdıkları önemli yazın dergilerinde Abasıyanık’ın tüm hikâyeleri 2025 yılında Can görülmeye başlıyor. Sait Faik, bu koşullarda da faz- A Yayınları’nca yeniden basıldı: la yaşamadı, 1954’te genç yaşında İstanbul’da öldü. Sarnıç, Havuz Başı, Mahkeme Kapısı, Alemdağ’da YAZINSAL YAŞAM Var Bir Yılan, Seçme Hikâyeler, Semaver, Son Kuş- Babasının öğrenime Avrupa’lara gönderdiği Sa- lar, Havada Bulut, Çocuklar için Seçme Hikâyeler, it Faik, kendini geliştireceği okullarda okuyacağına Kayıp Aranıyor, Lüzumsuz Adam, Mahalle Kahvesi… bir an önce oralardan kurtulma yolları aramıştır. Bir kitabın böyle baskıdan baskıya varması, o ki- Oğlunu bu yönden de çok iyi tanıyan babası, tapların yazınsal değeriyle ölçülür. İstanbul’a dönmesini önermiştir. Oysa bizim yayın dünyasında öyküler basılır, çoğu Genç Sait Faik, orada da kendisini balıkçıların, o baskıyla kalır. Arada birkaçının basıldığı görülürse gününü sokaklarda geçirenlerin arasında bulmuş de onlarla da okurdan çok, edebiyat ilgilenir. olmalı ki öykülerinde geçen kişiler, iskambil oyna- Gençlik yaşlarımdan bu yana nice öykü kitabı oku- yanlardan, küçük esnaftan kişiler, çoğunlukla da dum, onların arasında Sait Faik’in birçok öyküsünü balıkçılardır. günlerce elimden bırakmadığımı anımsıyorum. Havuz Başı kitabının ilk öyküsünde, yazar izle- Yeniden basıldığını duyunca başta Sarnıç olmak nimlerini canlı örneklerle anlatıyor: üzere Havuz Başı, Mahkeme Kapısı’ndan başladım, “Beyazıt Havuzu’nun kenarındaki kanepelerden diğerlerini de sıraya koydum. birine oturmuş sizi bekliyorum. Yaşını almış bir ada- KONUŞMA ÜSLUBU mın yirmi yaşındaki çocuk kederlerini, sevinçlerini Bu baskıdaki öyküleri okuyunca öykülerdeki olay- yaşaması ne demektir, diye düşünüyorum: lardan çok, öykünün temelini oluşturan kurgusal ya- Belki, bir genç olma hadisesi. Belki de bir çe- pı, yazarın yarattığı anlatı yeniliği ilgimi çekti. şit hazları, kederleri, çocuklukları uzatma temayü- Oysa okumaya başlarken gençlik yıllarımın lü. Ama bu uzayan yaz, kışın gelmeyeceğine ala- sarsıntılarını içimde duymadım, yazarın yeni anlatı met değil. dili beni etkiledi. Kış müthiş olacak, kar yolları kapayacak, bembe- Bir de günümüzde benzerine az rastlanan gençler yaz ovada ölülük uzayıp gidecek…” açısından uyarıcı olacağını düşündüm. Yaşayanlar bilir; İstanbul’un göğünün, denizinin, Gençlerin bir kesimi, kolaylarına gelen internet ağ- kadınının, gencinin, yaşlısının kendine özgü mev- zıyla konuşuyor. Hele konuşurken sözcükleri eğip simleri vardır. Sait Faik, onların bir anlatı meleğidir. bükerek konuşan bir kesim var ki sanki sahnede YARATICI YAZARLIK çevresini alanlara oyun sunuyor. Sait Faik, öykülerinde ender yazarlarda rastlanan Yazma hevesi olanlar ise duyumsadıklarını yazıya bir anlatı düzeyi yaratıyor. geçirirken o üslubu kullanıyor. Annesi babasıyla an- Bunu da özellikle öyküyü canlı kılan, yerine otu- laşamayışının temelinde bu üslup yatıyor. ran betimlemelerle gerçekleştiriyor. Son yıllarda gazetelerin yazdığı olaylar Sait Faik gibi betimlemeci yazarlar; kişiyi, doğa- anlaşamayıştan doğuyor. yı daha çok bir ressam gibi biçimlendirirler, renk- lendirirler. Sanki kalemlerini oynatmıyorlar, fırçaları KENDİNE ÖZGÜ BİR YAŞAM renkler üzerinde dolaştırıyorlar: Sait Faik ile babası arasında bir uyumsuzluk var. “Adam ellisini aşmıştı. Toprak rengi yüzünde alı- Kişiliğine erken varmış olmalı ki genç yaşlarında da bir süreklilik görünmüyor. şılmamış çizgiler vardı. ‘Bunu getirdim köyden’ dedi, kendine özgü bir yaşam kurmuştur Sait Faik. 1928 yılında Bursa Erkek Lisesi’nden mezun oluyor, çarşaflı kadını gösterdi: Babasının yolunu çizdiği parlak yaşamın da tersine ardından öğrenimini İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Sütlaç gibi buruşuk, ufacık gözleri ile yanaklarının gidiyor. Edebiyatı Bölümü’nde sürdürse de ne yazık ki eğitimi- elmacık kemiklerine rastlayan yerleri pırıl pırıl, dişle- Eğer yaşamının, çocukluktan ilk gençliğe yönelik dö- ni tamamlayamıyor. ri bembeyaz, yüzüne bakınca bir süt kokusu duyar gi- nemin ayrıntılarını yazmış olsaydı, belki öyküleri gibi, Babası Mehmet Faik Bey, ekonomi eğitimi öğrenme- bi oldum. yazacağı romanlar doldururdu. si için onu Lozan’a gönderiyor. Bu yüz pembe mi pembe; içinde ne güzel bir kan Sait Faik’in yazılmaya değer bu evredeki olayla- Ama o, üniversite yaşamını Grenoble’da sürdürmek akıyordu kim bilir…” rı yazmamış olması yaşamının, Türk yazımının en bü- istese de kısa süre sonra orada da yapamıyor. Böyle bir betimlemeyle karşılaşanlar, tuvalden çok, yük eksikliğidir. Kararını duyan ve Türkiye’ye dönmesini öneren içindeki yaratıcı dünyanın gün ışığı vuran pencerelerin- Yazınsal yaşamında bu konunun da özüne dönmek babasının isteğine uyup döndükten sonra yazınsal de, odasının ak duvarlarında varsaymaz mı? gerekir. 1906 yılında Adapazarı’nda doğdu. Savaş yıllarıydı, babasının işi nedeniyle yaşamının türde çalışmalar yapsa da ilgisini hikâye yazmaya Anlatı sanatı dediğimiz yaratıcı sanat da bir bakım- erken evreleri farklı kentlerde geçti. Öğrenim yıllarında yoğunlaştırıyor. dan bu değil midir? n 12 2 Temmuz 2026
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle