Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Günler
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
Dilin ‘flanör’ anlatıcısı!
şehir tamamen yok olana, tüm Akaş. Anlatıcının metin kurma bilgisi kadar sözünü, söz-
canlılar eriyip kül olana dek ge- cüklerini tasarlama bilinci başat ögedir.
çen birkaç saniye -donmuş za- Anlamı anlamlandırmaktır onun anlatı yolculuğunun tö-
man, öleceğini bilenlerin ölme- zünü var eden. O nedenle minör bakışla, majör anlatıların
den önceki hali, sona ereceği- silüetini kaldırır kurmacalarında.
ni bilen dünyanın sona ermeden Kurduğu dil evrenini olay / insan odaklı değil, durum /
önceki hali. atmosfer tekil insan / birey odaklı kurar. Dil kaygısını ön-
Ama bir yandan da o ölüm de tutmasını buna verebiliriz.
ölünmüş, o dünya sona ermiş, “Dil yordamı” dediğimiz bakışın yansımasını kitaba se-
sonrası- boş bir ev, dev böcekler, çilen adda da buluruz: Sözcüklerin Anlamı.
yosunlarla kaplı yıkık şehirler.
HİPER METİN KURMAK...
Kaydedilmiş bir konuşmanın
Yaratıcı hiper metin kurma düşüncesi bir anlatıcı için
her nasılsa hala yankılanan sesi.
öncelikle dil yordamı üzerine düşünmekle başlar.
Boşa akan su. Mekanik tekrarlar.
Öyle ki Akaş’ın anlatısının açılış paragrafı neredeyse
Martısızlık ve ona eklenen Aya-
metnin “anahtarı” niteliğindedir. Okurken işte bu iz / izlek
sofya yokluğu. Haydarpaşa’da-
ve söz yordamıyla ilerleriz.
ki kazılarda ortaya çıkan uygarlık
“Dyson öleli birkaç ay, elektrikler geleli birkaç gün ol-
kalıntıları. Mavi Tren’in gece va-
muştu. Çürümüş et kokusunun burna yerleşmesi gibi, üç
gonlarındaki inanılmaz sıcaklığı hatırlatan gölgeler.” (s. 23)
günlük kesintinin temmuz sıcağında yarattığı kesif koku
şehrin boşluklarına sinmişti.
POSTYAPISALCI BAKIŞ!
Şehrin kabuğu -binalar, yollar, makineler, insanlar, hay-
Görüldüğü üzere zamanın yerdeş bileşkeleri metnin iç
vanlar, tek tük bitki, tepeler ve sular- bu boşluğu zapt et-
sırrı gibi sözcüklerin tınısına yüklenmiştir.
mekte zorlanıyor, zonklama frekansına ayak uyduramıyordu.
Okurun ilk anda anlamsız / bağsız görebilecekleri, bir
Bu belki de iyi bir şeydi, uyum sağlasa ve birlikte titreş-
adım sonrasında ön ve art metinlerle bağ kurabileceği
seler her şey bir anda kırılırdı belki de.
imgelerle karşılaşınca anlamsal bütünlük kazanır. Bunun
Şimdiyse boşluk ve kabuk birbirine çarpıyor ama en
için anlatı, devinik bakışı olan okuru/nu beklemektedir.
azından yıkıcı bir biçimde aşmıyorlardı sınırlarını.” (s.15)
Anlatıcının dili kurma biçimi, söylemini yansıtma yorda-
Akaş, içerik düzenini bozan bir anlatıcıdır. Burada da
mı bu anlamda postyapısalcı bakışı içerir.
minör anlatıcı olarak karşımıza çıkar. Bunu hem dilin mi-
Öyle ki “dil her şeyden önce, dünyayı betimlemede kul-
nör kullanımında hem de içeriğin yapıbozucu biçimde dü-
lanılan bir araç olmaktan çok, dünyanın betimlenebilirliği-
zenlenmesinde yeni bir ifade yolu seçer.
ni mümkün kılan şey” olarak karşımıza çıkar burada. (***)
Bireyselleştirdiği dünyaların gerçeğindeki “parçalan-
Yine Mustafa Demirtaş’ın imleyişiyle, “(Dil) İnsanların
mışlığı” ortak bilinç ışığında aydınlatır adeta.
dünyayı anlamalarını sağlayacak biricik çerçevedir.
Zira burada kurulan hikayelerdeki alegori ise anlatıcının
Bu çerçeve içerisinde dünya yapılandırılmaktadır ve bu
ana söyleminin “minör politika”sı olarak karşımıza çıkar.
yapılandırmada dil anlamın asli unsurunu oluşturur.
Sözcüklerin Anlamı, bir yanıyla çağımızın huzursuzluğu-
Dilin dışında kendimizi ve dünyayı anlamamızın yolu
nun metni olarak okunabileceği gibi; yapıtta sürüklenişin,
yoktur. İnsan ve dünyaya dair bilgi yalnızca dil vasıtasıyla
parçalanmışlığın ve tutunamama hallerinin anlatı olarak
mümkün olabilir.”
da bizi karşıladığını söyleyebilirim.
METİNLERARASI GEZİNTİ…
Evet, bir “hiper anlatı”yla karşı karşıyayız. Okurunu yoran,
Akaş’ın metin kurmadaki postyapısalcı tutumun edebi-
bükümlenen dilinin dağılıp buluştuğu yerlerdeki parça-bü-
yatımızda en yeğin örneği Sevim Burak ile Leyla Erbil an-
BİR BELLEK KİTABI: ‘SÖZCÜKLERİN ANLAMI’
tün anlatının şifreleri biraz da “iyi okur”un algısına kalmış.
latılarında karşımıza çıkar.
Sözcüklerin Anlamı (*) başlangıçta bir bellek kitabı ola-
Bu anlamda Cem Akaş, hiper kapitalizmin günümüz an-
Yazar-anlatıcı’yı gölgede tutan, anlatı sesini öne çıka-
rak karşımıza çıkar. Bugünden düne dönen, geleceğe de
latısını nereye süreklediğinin kurgusuyla karşımızda.
ran bir tutumla yol alır. Burada metin / okur / yazar anlatı
göndermeler yapan bir anlatı. Duru’nun hikâyesinin ardın-
DENEYSEL BİR METİN!
düzleminde buluşur.
dan giderken karşımızda “kolaj-anlatı”nın ne/lerden söz
Okurun arz-talebine bir diyeceğimiz olamaz elbette ama
Metin>konu>izlek bağlanımlı bir öze sahip değildir.
ettiğine kapılırsınız.
anlatıcının “yeni”yi karşımıza çıkarması şaşırtıcı gelebilir si-
Parçalıdır anlatı. Değişim içindedir anlatılan. Adeta metin-
İlk anda postmodern bir anlatıyla karşı karşıya olduğu-
ze. Zira okurken birkaç metni bir arada okuduğunuzun far-
lerarası gezinti...
nuzu ama bunun değişken gerçekçilik diyebileceğimiz bir
kına varmanız gerektiğini de burada hatırlatmak isterim.
Burada, dipte ise “yeni yazar / anlatıcı” tutumunun se-
yansıtma biçimini benimseyen anlatıcının, dil / imge gez-
Bölünmüşlük üzerine ne yazılabilirliğin göstergesi diye-
sini buluruz. Artık o “tanrı anlatıcı” kalkmıştır.
ginliği yaparken kurduğu dünya minimal anlatının ayrışık
bileceğim anlatının Cem Akaş’ta bir ileri aşama olduğunu
Yaşamın içinde olanla oldurulanların karşılaşması anla-
düzlemde nasıl kurulabildiğini göstermesi açısından okur-
söylemek isterim. Yaşadığımız dünyanın bize taşıdığı bir
tıya yepyeni bir ses katar. Ve o akış içinde dönüşenlerin
da bambaşka bir algı yaratır.
gerçeklik üstelik bu.
seyri (kahramanlar) bize anlatılır.
Akaş, anlatısında görme / hissetme / gösterme bilinci-
Sanırım bu bakışın / kurgunun üzerinde daha çok konu-
ni önde tutar. Anlatmak istediği “şey” katmansal söylemi
ANLATI YOLCULUĞUNUN TÖZÜ:
şacağız. Benim “melez anlatı” dediğim tanımın “minör ede-
içerdiği gibi aktarımsal bakışını yeni bir söyleyiş yaratma
ANLAMI ANLAMLANDIRMAK!
biyat” ve “postyapısalcı edebiyat”la nasıl kesişip ayrıştığını
istemine göre biçimlendirir.
Yeni bir yazı/anlatı deneyimiyle edebiyata bir alan açar
görebilmek için de bir deneysel metin Sözcüklerin Anlamı.
n
Kurduğu, aslında ritmi yoğun hiper metindir. Bir bakıma
Akaş. Gerçeğin boyutlandığı durumlar o akıştaki insan-
(*) Sözcüklerin Anlamı, Cem Akaş, Can Yayınları, 184
“minör edebiyat”ın kanonik yapısına yerleştirebileceğimiz
ların tekillik öyküsüyle anlatılır. Anlatı(lan)lar verilidir, belli
s., 2025.
anlatılarındaki (**) kopuş ve duraklar konudansa biçimi,
bir düşünce eksenine dayalıdır.
olaydansa ritmik geçişleri önceleyen bir anlatıcının dün- (**) Cem Akaş’ın kurmaca anlatıları: 19, 2009 / Suç
Okur “karmaşık” yapıda neyin anlatıldığını anlama-
yaya nasıl baktığının optik yansımalarını içerir. ve Ceza, 2008 / Gitmeyecekler İçin Urbino, 2007 /
ya çalışırken neden / nasıl anlatıldığına da yönelir. Bu da
Deleuze’ün edebiyata getirdiği tanımla içerlek, hatta iç- 7, 2020 / Olgunluk Çağı Üçlemesi, 2021 / Zamanın En
“yeni okur” profilini çıkarır öne!
kin bir anlam taşır Akaş’ın anlatıları. Kısa Hali, 2020 / Sincaplı Gece, 2025.
Bu anlamda “hiper metin” olma özelliğidir bunu sağla-
Burada şöyle bir örnekleme verebilirim: yan da. Diğer bir yan ise yaratılan “yeni dil”le kurulup ge- (***) Postyapısalcı Edebiyat Kuramı: Sevim Burak,
“Yazıyı okuyunca Duru’nun zihninde bir görüntü canlan- liştirilen Akaş’ın edebi söylemidir. Edebiyatta Bir Tekillik Düşünürü, Mustafa Demirtaş,
dı –şehrin üzerine bomba atılmış; yere çarpıp patlayana, Anlatılarında sezgiselliğe, rastlantıya pek fırsat vermez Otonom Yayıncılık, 191 s., 2015.
2 Temmuz 2026 13

