28 Mayıs 2026 Perşembe English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

‘Yeni romanım ABD’de salgın üzerine kurulu bir destan’ sonra ise zenginlerden genetik olarak ay- n Geçtiğimiz aralık ayında yayımlanan rıştıklarını ve artık birbirleriyle çiftleşeme- yeni kitabınız O Fim Dos Estados Unidos diklerini anlatır. da America henüz Türkçeye çevrilmedi. Beni yoksulluk ve eşitsizlik meselesi il- Romanda her şey bir salgınla başlıyor… gilendiriyor. Aynı cümle içinde hem dilsel Bu romanım Amerika Birleşik Devletleri’nde hem politik-etik olarak tuhaf bir şey söyle- başlayan salgın üzerine kurulu bir destan. yebilirim: 2019-2020’de salgından önce yazdım. İm- Amerika Birleşik Devletleri dünyanın en gelemim aslında Oedipus ile bağlantılıdır. Ana karakter Bloom bir tür çağdaş zengin ülkesidir ve 40 milyon yoksulu var- Oedipus’tur. Klasik oyun tam şu noktadan dır. Bu bir absürtlük değil mi? Milyonlarca başlar: Oedipus şehri salgından kurtarma- yoksulu olan bir ülkeye “en zengin ülke” demek aslında mantıklı değildir. ya çalışır. Bu, çıkış noktalarından biridir. Elbette şunu eklemek gerekir: Kitapta Ardından, sağın ve solun, yoksulların ve tüketim üzerine açık bir eleştiri var. Aşırı zenginlerin nasıl tepki verdiğini, yoksul- tüketim, aşırı çöp üretimi ve bu fazlalığın ların nasıl dışlandığını, bir şekilde salgı- kendisi salgının ortaya çıkma ihtimallerin- nın kaynağının “yoksulluk” olarak görülüp yoksulların gettolara kapatıldığını; daha den biri olarak görülür. n GONÇALO M. TAVARES, AYŞENUR TANRIVERDİ Hikâyelerin ve karakterlerin gelişimi üzerinden kötülüğün edebilirlerdi. Öte yandan Amerikalılar bir tür “geri sayım” Formentor Ödülü gerçekten çok şaşırtıcı bir ödül oldu. nasıl ortaya çıktığını, hangi durumların onu tetiklediğini anla- mantığına sahiptir. 1, 2, 3 diye ilerlemezler; 9, 8, 7, 6, 5, 4, 3, 2, Olağanüstü bir geçmişi var; Jorge Luis Borges ve Samuel maya çalışıyorum. 1, 0… ve 0’da harekete geçerler. Beckett ile başlamış ve bazıları birkaç yıl sonra Nobel Edebiyat Belki de büyük farklardan biri budur, değil mi? Ödülü’ne değer görülmüş. Büyük prestije sahip bir ödül. ‘HİCİV, DİLE UYGULANMIŞ BİR JUDO Bu Amerikan geri sayımı Amerikalıları son derece eylemci Pascal Quignard, Roberto Calasso gibi benim hayranlık METODOLOJİSİDİR DİYEBİLİRİM!’ kılar, hem iyi hem kötü anlamda: Ay’a gitmek için de bir şeyi duyduğum birçok olağanüstü yazar bu liste içinde yer alıyor; n Yapıtlarınızda hiciv ve mizah önemli bir yer tutuyor. bombalamak için de. gerçekten etkileyici bir liste. Özellikle Beyefendiler kitabınızda, büyük düşünürleri absürt Benim için meslektaşlar tarafından görülmek çok önemli. Bir ‘EN YÜKSEK EDEBİ YOĞUNLUĞA SAHİP durumlar içinde görüyoruz. Çizim yoluyla düşünmek sizin yazarın başka bir yazar tarafından okunması, onun kitapların- OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜM YENİ ROMANIM için yazmanın bir başka biçimi mi? dan heyecan duyması benim için çok büyük bir değer taşıyor. UMARIM TÜRKÇEYE ÇEVRİLİR’ Evet, hiciv ve mizahla da yakından ilgiliyim. Aynı judoda Yazmanın ne kadar zor olduğunu en iyi yazarlar bildiği için olduğu gibi karşıdakinin gücünden, ivmesinden, coşkusundan n Yeni kitabınız sanki işitsel bir deneyim de sunuyor değil hayranlık duyduğum bir yazarın kitaplarımdan etkilenmesi bel- yararlanarak onu yere düşürürüz. Judoda biri büyük bir hızla mi? “Duyulan” bir metin… ki de en önemli şeydir. üzerimize geldiğinde çekiliriz ve aslında onun kendi hızı ve Kitabın başında onu düzyazı ile şiirsel yoğunluk arasında as- Bu tür ödüller bir bakıma neredeyse uzmanlarla, mesleğin gücü onu yere savurur. kıda duran bir metin olarak tanımlarım. Çünkü gerçekten de bu içinden gelen ve bir kitabı değerlendiren kişilerle ilgilidir; ar- Bence hiciv biraz buna benzer: Yıkmak istediğimiz şeyde kitap arada bir yerdedir: Ne tam düzyazıdır ne de tam şiir. dından okurlar da kitaplarla kendi yollarını kurar. güçlü görünen yanı, yani “düşman” dediğimizde öne çıkan şe- Bu kitabı gerçekten bir tür trans halinde yazdım. Benim aynı zamanda yaratıcı olan okurlarım var; kitabı oku- yi alıp onu gülünçleştirmek, aşırıya götürmek; bir niteliği ya da Özellikle ses düzeyinde, kelimelerin ses yoluyla birbirine yorlar ve ardından bu kitaplardan yola çıkarak besteler, müzik- bir kusuru alıp onu da uç noktaya götürmek. yaklaşması gibi ama aynı zamanda, nasıl yaptığımı bilmediğim ler, tiyatro oyunları üretiyorlar. Bu da olağanüstü bir şey. Dolayısıyla bu dile uygulanmış bir judo metodolojisidir bir trans haliydi bu. Dolayısıyla şunu söyleyebilirim: İster Formentor Ödülü ol- diyebilirim. Bunu çok spiritüel ya da metafizik bir şeye dönüştürmek is- sun ister benim kitaplarımdan yola çıkarak başka sanat alanla- Çizim de beni bir düşünme biçimi olarak ilgilendiriyor. temem ama gerçekten yazarken kendimi unuttuğum anlar olu- rında yeni yapıtlar üreten okurlar olsun isterse yalnızca bir kita- Şunu unutuyoruz: Çizgi, matematikte, çizimde ve yazıda or- yor ve bundan memnun oluyorum. bımdan heyecan duyan bir okur olsun; hepsi benim için önem- tak bir unsurdur. Kitap umarım Türkçeye çevrilir; çünkü bence bu yapıtlarım lidir ve memnuniyet duyarım. Çizgi, düşüncenin bir ifadesidir. Bir çizgi attığımda, harfler içinde merkezi bir kitap, belki de en sıradışı, en yüksek edebi çizdiğimde ve kelimeler oluşturduğumda aslında düşünüyorum. yoğunluğa sahip olanlardan. ‘TELEFONLARLA İLİŞKİMİZ BUGÜN Bir çizim yaptığımda da düşünüyorum. Ama şunu söylemek gerek: Gerçeklik, normalde bir tetikleyi- YAZININ EN BÜYÜK DÜŞMANI’ Örneğin Paul Valéry’de çizim bir illüstrasyon değil, bir yaz- ci olabilir fakat resimdeki gibi, bir dağın karşısına geçip o dağı n Son olarak teknoloji çağında hayal gücünü diri tutmak ve ma biçimidir. Bunlar iki yazma biçimidir: Yazmak ve çizmek. çizmek meselesi değildir. yaratma cesaretini korumak isteyen genç yazarlara ne önerirsiniz? Beyefendiler serisinde yapmaya çalıştığım şey dünyadaki ap- Benim için bir dağın ya da bir salgının karşısında ya da ger- Açıkçası bilmiyorum. Belki de disiplin meselesi, telefonu ka- tallığa karşı direnen bir mahalle kurmaktı. çeklikte olup biten herhangi bir şeyin karşısında yazmak, meta- patabilmek derim. Telefonlarla ilişkimiz bugün yazının en bü- Bu ütopyacı mahalle, bir şekilde -örneğin makine mesele- forlar, imgeler ve dil aracılığıyla olup biteni başkalaştırmaktır. yük düşmanı. sine, teknolojik çağın baskısına- hayal gücü aracılığıyla karşı Yani ben pencereden bakarak bir fotoğraf çekmek istemiyo- Yapay zekâyı bir kenara bırakmak gerekir; çünkü o yalnızca koymaya çalışıyor. rum; yeni bir şey yapmak istiyorum. vasat şeyler üretir. Gerçek icat insan zihnindedir. Bunlar fikir dünyasından, çizimden, mimariden, felsefeden Zira hem dil üzerine hem de salgın meselesi üzerine, aynı za- İnsanların zamansal ve fiziksel bir sığınak kurmaları gerekir; gelen karakterlerdir. Onlar, diyebilirim ki imgelem yaratıcısı- manda yoksulluk meselesi üzerine; yoksulluğun bugün en bü- yani günde en az iki üç saat boyunca tüm pencereleri kapattık- dır. Ve bence mesele bu. İçinde bulunduğumuz zamanda sanat yük tema oluşu ve bir bakıma insanları ayıran büyük ada hali- ları, interneti kestikleri ve tamamen yoğunlaştıkları bir “sığı- gereklidir, hayal gücü gereklidir, zekâ gereklidir. ne gelişi üzerine. nak” oluşturmak. Ve okumak, okumak, okumak. GREKO-YANKEE BİR TRAJEDİ! ÖDÜLLER... Bence asıl mesele hep okumaktır, çok okumak. Yazının gücü ve hatta yazma isteği okumadan doğar. Dolayısıyla tüm bu söy- n Yunan trajedisinin görkemli sistemini, tüketim odaklı Ame- n Geçtiğimiz mart ayında daha önce Jorge Luis Borges, lediklerimin ortasında vereceğim en büyük tavsiye şudur: bü- rikan kültürüyle yan yana getirme fikri nasıl ortaya çıktı? Samuel Beckett, Saul Bellow gibi önemli yazarların aldığı yük, gerçekten büyük kitaplar okumak. Evet, O Fim Dos Estados Unidos da America’yı bir tür Formentor Edebiyat Ödülü’ne değer görüldünüz. Eğer bir insan büyük yazarların büyük kitaplarını okursa yaz- Greko-Amerikan trajedisi olarak adlandırıyorum; Greko- Ödül ticari başarıdan çok entelektüel derinliği ve yapısal Yankee bir trajedi. Klasik Yunan dünyası ile McDonald’s, yeniliği öne çıkarıyor. Bu ödül sizin için ne ifade ediyor? ma isteği kendiliğinden ortaya çıkar. n Amerikan benzin istasyonları, büyük otoyollar arasındaki kesişim. Beni ilgilendiren şey şu karışımdır: düşünen Yunanlılar ile eyleyen Amerikalılar arasında- ki karışım. Elbette bu bir karikatürdür, bir basitleştir- medir ama yine de böyledir. Bir yanda düşün- meye dayalı klasik Yunan kültürü, diğer yanda eyleme dayalı çağdaş Amerikan kültürü. Kitapta şunu bir imge olarak kullanırım: Antik Yunanlılar, filozoflar herhangi bir problem karşısında 1’den sonsuza doğru giden bir tür düşünme süreci başlatırlardı: 1, 2, 3, 4, 5… ve bu bildiğimiz gibi asla bitmez, değil mi? Dolayısıyla herhangi bir meselede sonsuz biçimde düşünmeye devam 8 21 Mayıs 2026
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle