Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
(1927 / 1997)
Gazeteci deyince...
Mustafa Ekmekçi!
na domuz üzerine söylenmiş Alman deyimleriyle başladı.
ÖNER YAĞCI
Türkiye ve domuz konularındaki yazılarını koydu kitabına.
“Babıali’nin gün geçtikçe kirlenen ortamında
KÖY ENSTİTÜSÜ SEVDALISIYDI
karayağız Ekmekçi apaktır... Ekmekçi gibi
Köy Enstitüleri, Ekmekçi’nin “inat”larından biriydi. Bu
bir gazetecinin değerine ancak okurları
inat, özellikle laiklikle ilgili sorunların, siyasetin ve yaşamın
paha biçebilir.” İlhan Selçuk
dinle bütünleştirilmesinin; temel, kesintisiz, zorunlu eğitim
tartışmasının gündemde olduğu içinde yaşadığımız günlerde
ÖZLEMLERİN VE EYLEMLERİN BABASI, de çok gereksinim duyulan bir inattı.
SATIR ARALARININ USTASI! Bir Köy Enstitüsü sevdalısıydı ve bu gerçekliğin bilinciyle
1950’lerde Konya’da başladığı gazeteciliğini 12 Mart yaşadı hep. Köy Enstitülü gibi duyumsadı kendini.
döneminde Yeni Ortam’daki “Ankara Notları”yla doruğa Köy Enstitülü gazeteci denilince ilk akla gelen olmaya
çıkaran ve 1 Mayıs 1975’ten sonra Cumhuriyet gazetesinde başladı. Gazeteciliğinin ilk yıllarından beri Köy Enstitüleri
aydınlığını anlamaya ve anlatmaya çalışmıştı.
sürdüren Mustafa Ekmekçi (1927 / 1997), yaşamının son
Bıkmadan Köy Enstitüleriyle ilgili yazılar yazdı;
anına kadar kalemini haktan, hukuktan yana kullanan bir
kuruluşundan kapanışına kadarki serüvenini, kapanışından
gazeteciydi.
sonra yaşananları, kahramanlarını araştırdı, inceledi,
Çoğalan “özlem”lerin ve “eylem”lerin babası olarak
irdeledi, belgelerini ve tanıklıkları toplamaya uğraştı.
zor dönem gazeteciliğinin “satır araları” ustasıydı.
Uzun yıllar süren bu uğraşının yazıları, onu Köy
“Mustafa”sı unutuldu, genç ve gerçek gazetecilerin ağabeyi
Enstitülülerin gözbebeği yapan Öksüz Yamalığı: Köy
oldu ve “Ekmekçi” dendi ona.
Enstitüleri’nde (Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı,
Yazılarıyla 12 Mart’ın bunaltan günlerinde hüznü çocuk
2009) yer aldı.
sevinciyle yenerek gençlerin, yurdunu sevenlerin; özgürlük
Ekmekçi’nin yazılarını okumaya başladığım zaman, ben
ve aydınlık isteyenlerin umut dalı oldu.
de çoğu insan gibi onu Köy Enstitülü sandım.
‘UYANIN HEY’
Oysa Köy Enstitülü değildi ama önemini kavrayıp
Okurların yakın tarihimizin sofralarında doyurduğu o
içselleştirenlerin en önünde geliyordu.
günlerdeki yazılarının toplamına Gün Ola Harman Ola (2
O, yoksul köy çocuklarını kız, oğlan ayrımı yapılmadan
c., Çağdaş, 1998) adını verdi.
Köy Enstitülerinde eğitmenin, gerçekte bir kurtuluş savaşı
Kılçıklarıyla Kılçıklı Balıklar’ı (Boyut, 1986) kızdırdı.
vermek olduğuna inanırdı.
Aydınlık bayrağını taşımaya çalıştı hep ve taşıyanlar
Enstitülerde yetişen o çocukların çoğunu tanımış, onlarla
çoğalsın istediği için Uyanın Hey (Tekin, 1987) dedi
söyleşmiş, anlattıkları anıları köşesine taşımıştı.
yılmadan.
MAHMUT MAKAL: ‘KÖY ENSTİTÜLÜDEN
Tilkiyle Kuyruğu’nun (Ümit, 1995) dalaşından çağdaş
DAHA ENSTİTÜLÜ BİR YAZARIMIZDIR’
masallar getirdi.
Mahmut Makal kitaba yazdığı önsözde, “Ekmekçi, Köy
Çarıklılar’da (Ümit, 1996), “Ben de onlardan biriyim”
irdelemeden bırakmazdı. Aynı konularda ısrarla yeni yeni Enstitülüden daha Enstitülü bir yazarımızdır. Tonguç örneği
diyerek değişik kesimlerden kimi “çarıklılar”la buluştur-
bir halk adamıdır. Eğitim ve Köy Enstitüleriyle ilgili olarak
yazılar yazmakta inat ederdi.
du okurunu. Buluşturdukları arasında “çarıklı Erkânıharp’ı
Köy Enstitülüler hep onu ararlar. Mektuplar, yazılar,
Özellikle Köy Enstitüleri, Türkçe ezan, dilde özleşme,
anımsatanlar” ve “çarıklılar dünyasında yetişip kurnazlı-
telefonlar yağar ona. Yazıları da bu yüzden, ona ulaşanların
domuz eti konularındaki cesur yazılarıyla gerici kesimleri ve
ğıyla değil bilgisiyle, becerisiyle yükselenler” de vardı.
dikta heveslilerini rahatsız etti, tehditlere kulak asmadı. sorunlarıyla, ürettikleri düşüncelerle doludur” dedi.
Almanya’daki Türklerle, “Benim sadık yârim kara
Mustafa Ekmekçi, kitaptaki 1959 tarihli ilk yazısının
Ömrünün sonuna kadar ezilenlerin, haksızlığa
topraktır” diyen Âşık Veysel’le söyleşilerini yazdı. İyilerini
sonunda şöyle yazdı:
uğrayanların yanında yer aldı.
de kötülerini de tanıttı “Çarıklılar”ın.
“Anadolu’da lapa lapa yağan kara ‘öksüz yamalığı’
MUSTAFA EKMEKÇİ: ‘LAİK BİR ÜLKEDE
İSMET İNÖNÜ’DEN TURAN GÜNEŞ’E
derler. Bu, üşütücü karın büyüklüğünü olduğu kadar, evinde
YAŞAMANIN MUTLULUĞUNU HİÇ
PORTRELER VE SÖYLEŞİLER...
odunu, tezeği olmayanların acınacak durumunu da anlatır.
AMA HİÇBİR ŞEYE DEĞİŞEMEM!’
Fahri Korutürk’ün cumhurbaşkanı seçilmesiyle ilgili
On bin köyün okulsuzluğu, buna karşılık Köy Enstitüleri-
yaşananlara aynasını tutup İsmet İnönü’den Şevket Süreyya 1960’lı yıllardan beri domuz etinin yasak kılınmasına
nin, Halkevlerinin kapatılmış olması, ışık bekleyen kafalara,
Aydemir, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Cevdet Sunay, karşı yazılar yazdı. Domuzuna Yazılar’la (Gülgeç, 1996)
‘öksüz yamalığı’ büyüklüğünde karanlığın yağdığını, toplu-
inadın, kararlılığın, direnmenin, devrimlerin sürekliliğinin
Faruk Gürler, Ali Elverdi, Ahmet Yıldız, Semih Sancar, mumuzu dönülmez bir ortaçağ anlayışına hızla sürüklemek-
simgesi oldu.
Turgut Sunalp, Muhsin Batur, Kamil Kırıkoğlu, Turan te olduğunu gün gibi apaçık göstermektedir.”
Güneş’e portreler ve söyleşilerle “Yakın tarihimizde giz “Us ile sağduyu bizim en büyük, en değerli eleştirmeni- Köy Enstitülerinin kuruluşuyla ilgili 17 Nisan 1940 tari-
kalmasın” diyerek yırtmak istedi. mizdir. Laik bir ülkede yaşamanın mutluluğunu hiç ama hiç- hindeki Meclis oturumundan tutanaklarla başlayarak resmen
Yaşanmışlıkların bilinmeyen yönlerini cin sorularıyla bir şeye değişemem” dedi önsözünde. kapatıldığı 20 Ocak 1954 günkü Meclis oturumundan bö-
aralamaya çalıştı. Ele aldığı bir konuyu sonuna kadar Domuz üzerine yazdığı yazıları bir araya getirdiği kitabı-
lümleri aktardı ve tanıklıklarla, belgelerle, söyleşilerle
>>
10 21 Mayıs 2026
ERDOĞAN KÖSEOĞLU

