28 Mayıs 2026 Perşembe English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

(1927 / 1997) Gazeteci deyince... Mustafa Ekmekçi! na domuz üzerine söylenmiş Alman deyimleriyle başladı. ÖNER YAĞCI Türkiye ve domuz konularındaki yazılarını koydu kitabına. “Babıali’nin gün geçtikçe kirlenen ortamında KÖY ENSTİTÜSÜ SEVDALISIYDI karayağız Ekmekçi apaktır... Ekmekçi gibi Köy Enstitüleri, Ekmekçi’nin “inat”larından biriydi. Bu bir gazetecinin değerine ancak okurları inat, özellikle laiklikle ilgili sorunların, siyasetin ve yaşamın paha biçebilir.” İlhan Selçuk dinle bütünleştirilmesinin; temel, kesintisiz, zorunlu eğitim tartışmasının gündemde olduğu içinde yaşadığımız günlerde ÖZLEMLERİN VE EYLEMLERİN BABASI, de çok gereksinim duyulan bir inattı. SATIR ARALARININ USTASI! Bir Köy Enstitüsü sevdalısıydı ve bu gerçekliğin bilinciyle 1950’lerde Konya’da başladığı gazeteciliğini 12 Mart yaşadı hep. Köy Enstitülü gibi duyumsadı kendini. döneminde Yeni Ortam’daki “Ankara Notları”yla doruğa Köy Enstitülü gazeteci denilince ilk akla gelen olmaya çıkaran ve 1 Mayıs 1975’ten sonra Cumhuriyet gazetesinde başladı. Gazeteciliğinin ilk yıllarından beri Köy Enstitüleri aydınlığını anlamaya ve anlatmaya çalışmıştı. sürdüren Mustafa Ekmekçi (1927 / 1997), yaşamının son Bıkmadan Köy Enstitüleriyle ilgili yazılar yazdı; anına kadar kalemini haktan, hukuktan yana kullanan bir kuruluşundan kapanışına kadarki serüvenini, kapanışından gazeteciydi. sonra yaşananları, kahramanlarını araştırdı, inceledi, Çoğalan “özlem”lerin ve “eylem”lerin babası olarak irdeledi, belgelerini ve tanıklıkları toplamaya uğraştı. zor dönem gazeteciliğinin “satır araları” ustasıydı. Uzun yıllar süren bu uğraşının yazıları, onu Köy “Mustafa”sı unutuldu, genç ve gerçek gazetecilerin ağabeyi Enstitülülerin gözbebeği yapan Öksüz Yamalığı: Köy oldu ve “Ekmekçi” dendi ona. Enstitüleri’nde (Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı, Yazılarıyla 12 Mart’ın bunaltan günlerinde hüznü çocuk 2009) yer aldı. sevinciyle yenerek gençlerin, yurdunu sevenlerin; özgürlük Ekmekçi’nin yazılarını okumaya başladığım zaman, ben ve aydınlık isteyenlerin umut dalı oldu. de çoğu insan gibi onu Köy Enstitülü sandım. ‘UYANIN HEY’ Oysa Köy Enstitülü değildi ama önemini kavrayıp Okurların yakın tarihimizin sofralarında doyurduğu o içselleştirenlerin en önünde geliyordu. günlerdeki yazılarının toplamına Gün Ola Harman Ola (2 O, yoksul köy çocuklarını kız, oğlan ayrımı yapılmadan c., Çağdaş, 1998) adını verdi. Köy Enstitülerinde eğitmenin, gerçekte bir kurtuluş savaşı Kılçıklarıyla Kılçıklı Balıklar’ı (Boyut, 1986) kızdırdı. vermek olduğuna inanırdı. Aydınlık bayrağını taşımaya çalıştı hep ve taşıyanlar Enstitülerde yetişen o çocukların çoğunu tanımış, onlarla çoğalsın istediği için Uyanın Hey (Tekin, 1987) dedi söyleşmiş, anlattıkları anıları köşesine taşımıştı. yılmadan. MAHMUT MAKAL: ‘KÖY ENSTİTÜLÜDEN Tilkiyle Kuyruğu’nun (Ümit, 1995) dalaşından çağdaş DAHA ENSTİTÜLÜ BİR YAZARIMIZDIR’ masallar getirdi. Mahmut Makal kitaba yazdığı önsözde, “Ekmekçi, Köy Çarıklılar’da (Ümit, 1996), “Ben de onlardan biriyim” irdelemeden bırakmazdı. Aynı konularda ısrarla yeni yeni Enstitülüden daha Enstitülü bir yazarımızdır. Tonguç örneği diyerek değişik kesimlerden kimi “çarıklılar”la buluştur- bir halk adamıdır. Eğitim ve Köy Enstitüleriyle ilgili olarak yazılar yazmakta inat ederdi. du okurunu. Buluşturdukları arasında “çarıklı Erkânıharp’ı Köy Enstitülüler hep onu ararlar. Mektuplar, yazılar, Özellikle Köy Enstitüleri, Türkçe ezan, dilde özleşme, anımsatanlar” ve “çarıklılar dünyasında yetişip kurnazlı- telefonlar yağar ona. Yazıları da bu yüzden, ona ulaşanların domuz eti konularındaki cesur yazılarıyla gerici kesimleri ve ğıyla değil bilgisiyle, becerisiyle yükselenler” de vardı. dikta heveslilerini rahatsız etti, tehditlere kulak asmadı. sorunlarıyla, ürettikleri düşüncelerle doludur” dedi. Almanya’daki Türklerle, “Benim sadık yârim kara Mustafa Ekmekçi, kitaptaki 1959 tarihli ilk yazısının Ömrünün sonuna kadar ezilenlerin, haksızlığa topraktır” diyen Âşık Veysel’le söyleşilerini yazdı. İyilerini sonunda şöyle yazdı: uğrayanların yanında yer aldı. de kötülerini de tanıttı “Çarıklılar”ın. “Anadolu’da lapa lapa yağan kara ‘öksüz yamalığı’ MUSTAFA EKMEKÇİ: ‘LAİK BİR ÜLKEDE İSMET İNÖNÜ’DEN TURAN GÜNEŞ’E derler. Bu, üşütücü karın büyüklüğünü olduğu kadar, evinde YAŞAMANIN MUTLULUĞUNU HİÇ PORTRELER VE SÖYLEŞİLER... odunu, tezeği olmayanların acınacak durumunu da anlatır. AMA HİÇBİR ŞEYE DEĞİŞEMEM!’ Fahri Korutürk’ün cumhurbaşkanı seçilmesiyle ilgili On bin köyün okulsuzluğu, buna karşılık Köy Enstitüleri- yaşananlara aynasını tutup İsmet İnönü’den Şevket Süreyya 1960’lı yıllardan beri domuz etinin yasak kılınmasına nin, Halkevlerinin kapatılmış olması, ışık bekleyen kafalara, Aydemir, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Cevdet Sunay, karşı yazılar yazdı. Domuzuna Yazılar’la (Gülgeç, 1996) ‘öksüz yamalığı’ büyüklüğünde karanlığın yağdığını, toplu- inadın, kararlılığın, direnmenin, devrimlerin sürekliliğinin Faruk Gürler, Ali Elverdi, Ahmet Yıldız, Semih Sancar, mumuzu dönülmez bir ortaçağ anlayışına hızla sürüklemek- simgesi oldu. Turgut Sunalp, Muhsin Batur, Kamil Kırıkoğlu, Turan te olduğunu gün gibi apaçık göstermektedir.” Güneş’e portreler ve söyleşilerle “Yakın tarihimizde giz “Us ile sağduyu bizim en büyük, en değerli eleştirmeni- Köy Enstitülerinin kuruluşuyla ilgili 17 Nisan 1940 tari- kalmasın” diyerek yırtmak istedi. mizdir. Laik bir ülkede yaşamanın mutluluğunu hiç ama hiç- hindeki Meclis oturumundan tutanaklarla başlayarak resmen Yaşanmışlıkların bilinmeyen yönlerini cin sorularıyla bir şeye değişemem” dedi önsözünde. kapatıldığı 20 Ocak 1954 günkü Meclis oturumundan bö- aralamaya çalıştı. Ele aldığı bir konuyu sonuna kadar Domuz üzerine yazdığı yazıları bir araya getirdiği kitabı- lümleri aktardı ve tanıklıklarla, belgelerle, söyleşilerle >> 10 21 Mayıs 2026 ERDOĞAN KÖSEOĞLU
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle