Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
Hayallerimiz, vazgeçmezsek kırılmaz!
M. Banu Aksoy’un düşle gerçek, sabırla hayal kırıklığı sarmalında masalsı bir örgüyle sahnemize taşıdığı kararlılık
ve dayanışma öyküsü, yaşamın hayal ettikçe anlamlı, değerli ve renkli olduğu düşüncesinin altını, Ezgi Keleş’in
düşlerimizi çoğaltan harika desenleri eşliğinde inceden çiziyor.
düşlemimizde canlandırdıklarıyla Parlak Ejder Sirki’nde ilk gösterilerine
Y. BEKİR YURDAKUL
epeyce yoğun bir mekân duygusu çocukluk yıllarında çıkan, yıllarca Bay
kucaklıyor okuru ki kendi Patron’un hoyratlıklarına katlanan iki ar-
itaplar üstüne, onların yaşamımızdaki yerini,
kadaş, tüm yaşamlarını burada geçirmek
yaşantımızdakileri de katınca bu
her birimize yapıp ettiklerini açık eden ne çok
istemezler ve bir gün bavullarını kucakla-
yer yer fantastik öğelerle bezeli
K söz edilmiş / etmekteyiz yıllardır.
yıp kapıdan rahatlıkla çıkıp gideceklerini
yolculukta, her mekânı kendimiz
Buluştuğum her kitapta ilk düşündüğüm -neden
düşünürler.
yeniden bezemekten uzak
bilmem- hep her kitapta bir tuğla boyu yükselmek
Ne var ki Bay Patron’un “en gülünç pal-
duramıyoruz.
olur. Her kitabın bana armağanı işte o küçük ancak
yaçosundan, en heyecan verici akrobatın-
İşte bu noktada da Ezgi Keleş’in
dopdolu yükselmelerde saklıdır.
dan ve adını aldığı korkunç ejderhasından
-göz kırpanlardan başka- düşlediğimiz
Kitap bu; hep bildiğini söyler, üstelik her
yoksun” kalmaya hiç mi hiç niyeti yoktur.
renkleri de tutuveriyor ellerimizden.
konuşması / seslenişi (her okuyuşumuz) gö-
Hümpes, yerüstünden gidemiyorlarsa
nül-düşün tellerimizde başka tınıları da duyumsatır,
BAY PATRON’UN
yerin altından gitmeyi koyar aklına ve bu
ne ki hatır gönülle de işi olmaz.
PARLAK EJDER SİRKİ
sirk hapishanesinden kurtulmak için tünel
Kucaklayıp kocaman -bazen küçücük- bir ayna
Öncelikle bir sirke beklendiğimizi
kazmaya karar verir iki kafadar.
yerleştirir alanın ortalık yerine.
söylemeliyim: Parlak Ejder Sir-
Her şey yolunda gider de... Çıktıkları bu
Kendimizi buluruz orada düşlerimizi,
ki’ndeyiz. Palyaçolar, trapez-
ışıklı yer neresidir ve bu yoğun alkış da
heveslerimizi, yapıp ettiklerimizi, elden
ciler, gözbağcılar, akrobat-
neyin nesidir?
gelmeyenleri, vazgeçtiklerimizi, hayal
lar, ejderhalar...
kırıklarımızı...
YASAKLAR, YENİ ARAYIŞLAR...
Yok, doğadaki canlıların hiçbirine yer
Bir yandan da hayallerimiz çıkar
Bay Patron, başlarına o has adamlarını diker şimdi
vermiyor Banu Aksoy, bu sıradan görün-
orta yere arada bir yerlerde unuttu-
ve karavanlarını da ayırır. Dahası dostları ejderhayı
se de çok farklı sirkte.
ğumuz, sonra da bir merak çıkagelir
da zincire vurur.
Tam da bu noktada yalnızca bir sirk
kucaklar bizi içtenlikle.
O tekdüze, yorucu, karşılığı değersiz gösteriler bü-
gösterisine tanık olduğumu, bir yenisine
tünüyle eziyete dönüşmüştür şimdi ancak Hümpes’in
heves etmediğimi anımsıyorum.
DÜŞLERİMİZİN KAPISINI
vazgeçmeye hiç mi hiç niyeti yoktur.
O kocaman ne ki onlara dar gelen,
ÇALAN DESENLER...
Yerüstü, yerin altı olmadıysa havadan da mı kaçıla-
doğal ortamlarından uzak çadırda kırbaç
M. Banu Aksoy’un Büyük Firar’ını oku-
maz şu sirkten? Ama nasıl?
eşliğinde “gösteri”ye çıkan onca canlının
maya heves ettiğimde de sayfa sayfa geride
Bay Patron’un has “adamları” Nemrut’la Korkut, iki
varlığıydı bana uzak ve soğuk gelen.
bırakırken de hep bunları düşündüm yeniden.
inatçı arkadaşı adım adım izlemek bir yana, yan yana
Sirkin sahibi ve yöneticisi Bay Patron’un -asla
Bir kaçış mıydı şu Büyük Firar? Bir kararlılık
gelmelerini de engellemekle de görevlidir artık.
sözünden çıkmayan “adamları”yla- tek derdi, ka-
mıydı? Dirençti ve vazgeçmemekti belki de...
Buna karşın onlardan başka sirkte çalışan herkes
Ya da hepsi ve daha fazlası. zanmak, daha çok kazanmak...
şimdi büyük bir dayanışma içindedir.
İzleyenleri kahkahalara boğan, heyecanlandıran,
Aksoy’un hikâyesinden önce Ezgi Keleş’in
arada korkutan, onca gösterinin ardından çadırı
sıcak, canlı, gülümseyen, kendimi alamadığım
HAYALLER OLMAZSA...
dolduranların geçirdikleri eğlenceli saatleri akıllarına
desenlerinden, fırçasından yükselen tınılarından,
İşte o yer yer fantastik / masalsı anlatımla bezeli
yazıp evlerine dönmelerini sağlayan sirk çalışanla-
duyumsattığı düşsel varsıllıktan da söz etmeliyim.
telaşların, çabaların karşımıza çıkardığı sonuçlar da
rının duyguları, istekleri, beklentileri Bay Patron’un
Metin akıp giderken düşlerimizin kapısını
ara ara bu toprağın kimi kültürel değerlerine gönder-
yaşamında hiç yer bulmaz.
böylesine incelikle çalan desenlere pek sık
meler de içerir.
Varsa yoksa gişenin önünde uzun kuyruklar, çek-
rastlamadığımızı belirtmeliyim.
Örgü halatları ve sepeti, kırkyamayı anarak
meceye yığılan paracıklar...
Hikâyenin coşkulu akışının yanı sıra
hikâyemizin akışını daha fazla açık etmeden burada
bir nokta koymalıyım.
İSTEKLER, BEKLENTİLER, HAYALLER
Ne çok hayallerimiz vardır yaşam içinde beslediğimiz,
Büyük Kaçış, o büyülü gösterinin perde arkasını
büyüttüğümüz; derken bir kıyıda unuttuğumuz, terk
bizim için özenle sahneye çıkarıyor. Oradaki büyük
ettiğimiz ya da... Onları küçülttükçe, bir kıyıda bıraktıkça
emeği, o sanatçıların isteklerini, beklentilerini,
nasıl da çoraklaşır oysa yaşam dediğimiz şu armağan...
hayallerini düşünmeye çağırırken zorluklarını da
Oysa tüm varsıllığımız hayal etmeyi sürdür-
alttan alta sezdiriyor.
mekte, asla vazgeçmemektedir biraz da. Her
Dahası bu bir yanıyla neşeli kaçış öykü-
zorlukta yeni çıkış yolları aramaktadır, her
süyle bir vazgeçmeyiş, direnç ve daya-
engelde yeniden denemektedir yaşamın
nışma tavrıyla da buluşuyoruz.
rengi biraz da.
İki kahramanımızın, çocukluk
Hümpes ve çocukluk arka-
yıllarından arkadaş Lekstrong
daşı Lekstrong’un sevgili Banu
ve Hümpes’in, hayallerinin
Aksoy’un kaleminden ve Ezgi
peşinden ayrılmayışlarını adım
Keleş’in desenleriyle kol kola bize
adım izlerken aslında yakın-
fısıldadığı işte bu cesarettir.
n
manın yerini bir şey yapmanın,
umarsızlığın yerini arayışın, Büyük Firar / M. Banu Aksoy
“belki”nin yerini vazgeçmeyişin / Resimleyen: Ezgi Keleş / Can
aldığına da tanıklık ediyoruz. Çocuk / 132 s. / 8+ / 2026.
16
21 Mayıs 2026
Desen: EZGİ KELEŞ

