28 Mayıs 2026 Perşembe English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Latin Amerika’ya dair okurken... EDEBİYAT VE POPÜLERLİK enim ilgi duraklarımdandır Latin Amerika. Aramızdaki o uzaklığı yakın kılan, edebi- Edebiyatı dolaşımda kılmak; belki de ilk aşa- B yatın zenginliği kadar, oranın tarihidir de mada yazılası konular. Galeano size bu anlam- beni kendine çeken. da kapılar açabilen bir anlatıcıdır. Amerika’nın keşfiyle başlayan yerleşik tarihi, E hele vicdan duygusuyla yazmanın ne anla- İspanya’nın oralara açılımı, sonrasında da bütün ma gelebildiğini görebilmek için çıkış noktanız dünyanın taşındığı yerin Kuzey-Güney diye ke- bile olabilir onun bakışı / bilinci. sin ayrışması... Diller, ülkeler... Yazılan yeni ta- Yine onunla okuma adımlarınızı sakince atar- rih, yeni edebiyat... ken şu yazı uçları çıkıyor karşınıza: Eduardo Galeano (1940 Uruguay doğumlu) Tapınma totemi: Televizyon. bunun bir kıyısında duran yazarlardan. Muhalif Kitle kültürü> s. 39 kimliği, gazeteciliği, dünyayı okuma biçimi be- Tüketim > alternatif. nim ilgi odağımda. Suç > kahramanlık. Sürgünlüğü yaşamış biri üstelik. Önüme aldı- > erdem. Vicdan ğım derlemedeki Biz Hayır Diyoruz (*) yazıları Egoizm > doğal gereksinim. onu anlatıyor yeterince. Yaşam modelleri. Şimdi onun yansılarından / izlerinden giderek Yarış... o kıtaya bakmak istiyorum. Sessiz yığınlar > öfkesi ve yalnızlığı... Onun yazıyı keşif yolculuğu da ilgimi çekiyor “Edebiyat gümrükçüleri” > s. 47 ki çoktandır benim yazarlarım arasında olma- Avrasya/Avrasyacılık. sı da bundan. Latin Amerika edebiyatına onun Yerlicilik. yansılarından bakacağım. Hayatı anlatmak > s. 55 Sorgulayıcı bilinç > s. 55 SÖZ Kİ BARINAK ARAR (Kaçırılma öyküleri) İnsan niçin yazar düşüncesine götürüyor sizi terörün ortasında… yaşamak > “Narin olayı”, Galeano yazdıklarıyla. Oradan baktırıyor yaşa- bir çürüme ve yozlaşma örneğidir; Galeano bu- ma, yaşananlara. nu nasıl yazardı diye düşünüyorum onu okur- Yazı, budur biraz da; baktırıp ve gördüren, ken. Ya da “Gülistan Doku olayı”... yani iç gözünüzü açtıran... Günlerdir dönedu- ruyorum onun şu sözleri ekseninde: GALEANO’YU ANLAMAK “Biz, sesi olmayanların sesinin ortaya çıkma- Gösteren biridir Galeano. Zamanın diliyle ko- sına yardımcı olan bir edebiyat için çalışmak is- nuşur. Ama yerin anlamı onun sözünün çadırı- teyenler, bu gerçeklik çerçevesinde nasıl hare- dır. Öyle ki ülkesine bakarken Latin anakarası- ket edebiliriz?” (s. 18) nı, o anakaranın uluslararası tekellerin “sömü- İşte bu noktada edebiyatın ne’liğini de sor- rü” arenasına dönüştürüldüğünü anlatırken de guluyor insan. Bugün Amerika, öteden be- dünyanın seyrini gösterir bizlere. ri “arka bahçe”si gördüğü Latin Amerika’yı bı- Tanıklığın diliyle konuşur bir de Galeano. rakarak veya unutarak Ortadoğu’yu “arka Yazarın bunu görmesi kaçınılmaz. Bilinçlilik alanı / Muhalif kimliğini var eden gerçekleri, kavrayıcı bahçe”si olarak görme çabasında. duruşları. Eylem/sizlik. Değişim / değiştirim.” bilincin aydınlığında dillendirir. “11 Eylül” bunun ilk işaretiydi. Afganistan... Irak’ın işgali Kuşkusuz bir misyon üstlenmek adına yola çıkmamış- BU DEĞİŞKEN ZAMANIN DİLİ ve ardından gelecekler, gelenler... tır. Ama gittiği bütün kıyılar, vardığı bütün iklimler karşı- Uzakta kalınca çoğu şeyden bunu ayrıntılıca düşünü- Türkiye bu dönemeçte. İslam-Kürt sorunu, Ermeni me- sında edeceği sözlerin insanlık durumlarına dönük olabi- yorsunuz. Bir başınıza yol alınca yaşam sarmalının dille- selesinin bunca gündemde tutulmasını başka türlü yo- leceğini anlatmıştır ona. rine bakıyorsunuz. Ötede yaşananlara, dilde ve düşte bi- rumlamak mümkün değil. Gören, bakan, anlayan, kavrayan; itaatsiz duran, göste- çimlenenlere... Sanırım ABD daha da saldırganlaşacak, Türkiye de ren, sesini yükselten bir ses olmak için yola çıkar. Galeano, kalıp yaşadığı uzaklığı, sürgünlüğünü anlatı- bundan payını alacak. Örneğin, her gün benzer olaylar bir - Gezindiği dil coğrafyasında kendini keşfi erken yaşlar yor bir yanıyla da yazdıklarında. Bunların her birinin öbek- biçimde “prova” niteliğinde yaşamımızı yokluyor. da başlar. Çizgilere gönül indirir. Yaşamın sırlı yanlarına lendiği iki anlatı kitabı da yanı başımda: Kullan-At: Geze- Ve toplumun vicdanı olabilecek tek bir edebiyatçı bile oradan bakmayı dener. genimiz, Yegâne Evimiz (**), Sevmenin Kitabı (***) çıkıp bunlara ilişkin yazmıyor, yazamıyor. Ne yazık ki bir Çıkış noktasındaki kavrayıcı dil, onu gezindirir bir süre. Sürüklenişin dili orada, tüm bu yazdıklarında… Gitmek, Eduardo Galeanovari yazarımız yok! Onunki muhalif bir ses arayışıdır. Çünkü içine doğduğu uzaklaşmak, bir yerde zorunlu yaşamakla öğrenebiliyor Siyasal iktidarı “dini kimlik”te tutmak, bu yeni strateji- ortam, yaşanılanlar hiç de iç açıcı değildir. insan bunun dilini. nin bir parçası... Kaynakları yağmalanan Latin Amerika’ya Bir sömürü ağında debelenen Latin Amerika, Uruguay’ı “Sürgündeki dil, dildeki sürgün”, “kendi kendinin sür- dönüşüyor Türkiye... İşte sözün ve edebiyatın gücünü bu- da cenderesine almış, doğduğu kent Montevideo’da bu- günü olmak”, “sürgün / karşı sürgün”, “sürgün deneyimi”, rada sorgulamak gerekiyor. nun seyrine çıkmıştır. “geçiş çizgileri”... Günümüzde yazmak, yazının ve edebiyatın anlamı- Daha ilk gençlik çağında sokaktaki dilin ötesindeki dil- Bakıyorum da bir Galeano okuması tümden bu yazı ko- nı buralarda aramak gerek. Galeano’yu okurken şu söz leri keşfederek yol alır. Çizgiden geçer, yazıda durur: nularını getirip önünüze koyabiliyor. Ona bu anlamda, ya- öbekleri çıkıyordu karşıma: “On sekiz yaşında bembeyaz bir sayfa önünde ilk pani- zarların yazarı da diyebiliyorum. “Yazı ve kibir. İnsanlık durumları. Yazmak, kutsamak de- ğimi yaşadım” diyordu o günlerini hatırlarken. ğildir. Paylaşma yolu olarak yazmak. “Buluşma girişimi” SINIRLARDA EDEBİYAT Bundan sonrası ona yüzünüzü dönmeniz kaçınılmaz sevgili (s. 26). Yazının tanıklığında… Yazı, bellek sunar. Kendi ol- Roman, edebiyatın yegâne / tek “üst-tür”ü olalı beri, di- okurum, hele ötede bekleyen Latin Amerika’nın Kesik Damar- mayı öğretir edebiyat.” ğer türlerin ne’liğine kimsenin pek aldırdığı yok. ları ve Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri dururken... n Galeano’yu okurken böyle bir yazı yazmayı düşündüm. Burada bir şey daha var ki göz ardı edilmemeli; bu da (*) Biz Hayır Diyoruz, Eduardo Galeano, Çev. Sonra, şu söz başlarına döndüm: romanı çekip kendi kıyılarına alan, bir tür “malzeme” ola- Bülent Kale, Metis, 2008. “Yazarın aşınan dili. Yeni söylemler, bulmak yaratmak rak kullanan “medya” yönlendiricidir. Bu da edebiyata za- (**) Kullan-At: Gezegenimiz, Yegâne Evimiz, Eduardo gerek yazmak için... Kitle bilinci. Kitle kültürü. Kolektif rar veren sınırları sıklıkla hatırlatan bir güç. Galeano, Çev. Süleyman Doğru, Sel, 156 s., 2024. Edebiyatın dolaşım alan(lar)ına bakmalı ilkten. Yaratıcı- bilinç. Kimlik işgali. Yaratıcı / yaratıcılık. Toplumu tanıma. sı ve alımlayıcısı kimdir, nedir, nasıldır sorup sorgulamalı- (***) Sevmenin Kitabı, Eduardo Galeano, Çev. “Yaralı bilinç”. Yaratma eylemi. Yaratma cesareti. dır da yazan kişi. Süleyman Doğru, Sel, 344 s., 2025. Tamamlanmamış bilinç. Sınırlarda olmak ve yaşamak. 12 21 Mayıs 2026
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle