13 Şubat 2026 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

( ) 1917 / 31 OCAK 1990 Atatürkçü düşüncenin, örgütlenmenin, eylemin adı: Muammer Aksoy! Barosu başkanı olarak direnişçi ruhuyla insan hakları, ÖNER YAĞCI adalet mücadelesinin, hukuk arayışının, laikliğin öncü ay- dını, Atatürkçülüğün yılmaz bir savaşçısı oldu. YURDA ALEV OLARAK DÖNEN KIVILCIM! 68 kuşağının coştuğu günlerde “bağımsız Türkiye” ül- ‘DEVLET HUKUKLA YAŞAR’ küsünün, “milli petrol” ve “milli maden” davasının ka- “Uygarlıktan yana olanlar, gerilikten yana olanlar rarlı bir savunucusu olarak konferansların, panellerin, fo- kadar yürekli ve özverili olmadıkça Türkiye’nin aydın rumların ak saçlı profesörü, efsane hocasıydı Muammer ufuklara doğru gidişi sürdürülemez, dahası ortaçağ Aksoy (1917 / 31 Ocak 1990). karanlığına gömülmesi önlenemez” dediği Devlet Atatürk’ün “Sizleri bir kıvılcım olarak yolluyorum, Hukukla Yaşar’da (Cumhuriyet Kitapları, 2010) alevler olarak geri dönmelisiniz” diyerek yurtdışına gön- Atatürk’ü şöyle tanımladı: derdiği ve alev olarak dönen bir gençti. “O sadece mazlum ulusların kurtuluş savaşlarının Zürih Hukuk ve Devlet Bilimleri Fakültesi’ni birincilik- öncüsü değil, aynı zamanda askeri ve siyasal le bitirip “Evlilik Dışı Çocukların Hukuku ve Miras Hak- bağımsızlığın ekonomik bağımsızlığa dayanmadıkça kı” teziyle doktor olarak dönmüştü. fazla bir değer taşımayacağı gerçeğini de tarihteki 27 Mayıs 1960’tan sonra Kurucu Meclis’te sözcülüğü- acı deneyleri göz önünde bulundurarak ilk kez en açık nü yaptığı Anayasa Komisyonu’nda anayasanın Atatürk il- biçimde haykıran büyük devlet adamıdır.” ke ve devrimlerine sonuna kadar bağlı olmasını ve anaya- ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ’NİN saya “sosyal devlet” ilkesinin yerleştirilmesini savundu. KURUCU GENEL BAŞKANI ‘DEVRİMCİ ÖĞRETMENİN KIYIMI VE “Şeriatın ülkemizde neler yapabileceğini” çarpıcı MÜCADELESİ’ biçimde ortaya koyarak bu kaygısını topluma aktarma TÖS ve İLK-SEN’in 15-18 Aralık 1969’daki dört gün- düşüncesiyle Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kurulması- lük öğretmen boykotunu temel alarak öğretmenlerin ve na öncülük yaptı (19 Mayıs 1989) ve kurucu genel tüm kamu çalışanlarının örgütlenme savaşımına unutul- başkanı seçildi. maz bir destek verdi: Devrimci Öğretmenin Kıyımı ve Laikliğe Çağrı adlı kitabında, Atatürk ve Atatürkçülerin Mücadelesi (2 c., 1298 s., 1975): “dinin değil din bezirgânlarının, vicdan özgürlüğünün “Türk toplumunun aydın ufuklara doğru yol almasında değil, başkalarının vicdan özgürlüğünü tanımayan, Atatürkçü, devrimci öğretmenlerin büyük rolü olmuştur; vicdanı ve inancı tekellerine almak isteyen saldırganların daha da olacaktır. Amaca ulaştıkça yeniden doğan amaç- karşısında” olduğunu vurgulayarak uyardı: lara ulaşıncaya kadar… ‘TÜRKİYE CUMHURİYETİ BUGÜNE KADAR Evet Atatürk Cumhuriyeti ve bağımsızlığı Türk genç- liğine ve gençlerimizi de ülkücü, inançlı ve bilinçli öğ- GÖRÜLMEMİŞ ÖLÇÜDE CİDDİ BİR YOK retmenlerimize emanet etmişti. Her ikisinin gücünden ve OLMA TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYADIR!’ yardımından faydalanamayan hiçbir iktidar başarıya ula- “Uygarlıktan yana olanlar, gerilikten yana olanlar şamayacak ve Türk toplumuna yararlı olamayacaktır.” kadar yürekli ve özverili olmadıkça Türkiye’nin aydın ufuklara doğru gidişi sürdürülemez, dahası ortaçağ ‘ATATÜRK VE TAM BAĞIMSIZLIK’ Ekonomik bağımsızlık, petrolün ve madenlerin millileştiril- karanlığına gömülmesi önlenemez... Atatürkçülüğün, “onun sarı saçlarını, mavi gözlerini mesi konularında Cumhuriyet, Forum, Devrim’de yazdıkları- Şu gerçeği artık herkesin görmesi gerekir ki irticanın kitle övmek değil, ilkelerine sahip çıkmak olduğunu” belirterek nı, toplantılarda konuştuklarını kitaplaştırdı: Türkiye’nin Petrol halinde harekete geçmesi ve laiklik ilkesini yok etme olasılığı, tüm sorunlarımızın “ulusal bağımsızlık ile sıkı sıkıya ilişkili” Faciası ve Çıkar Yol (1965). hiçbir dönemde bu kadar yakın, yaygın ve somut olarak olduğunu savundu. Kitapta, “Yabancı petrol şirketlerinin ülkemizin yararına ha- kendini göstermemiştir... Az gelişmiş ülkelerde “tam bağımsızlık” sorununun yaşam- reket etmelerine ‘akli ve iktisadi’ bakımdan imkân bulunmadı- Türkiye Cumhuriyeti bugüne kadar görülmemiş ölçüde sal önemini ve Atatürk’ün ekonomik bağımsızlık politikası- ğını” söyleyerek petrolün millileştirilmesinin zorunlu olduğuna ciddi bir yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bunu nı açıkladığı Atatürk ve Tam Bağımsızlık (1989) adlı kitabında, dikkat çekiyor; “Bu dava, milletimizin iktisadi ve sosyal alanda görmemenin korkunç bir yanılgı, hatta gaflet olduğunu dile bağımsızlıktan uzaklaşmanın, insan onuruyla bağdaşmayan çe- kalkınmasını ve çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmasını gönül- getirmeyi görev sayıyoruz.” şitli eşitsizliklere neden olduğu uyarısında bulundu. den isteyen her Türkün ortak davasıdır” diyordu. Laikliğe Çağrı’daki son söyleşisinde Emin Çölaşan’ın ‘TÜRKİYE’NİN PETROL FACİASI VE Milli Petrol Davamız (Türk Hukuk Kurumu, 2012) kitabında “ADD’yi niçin kurdunuz, Atatürk devrim ve ilkeleri ÇIKAR YOL’, ‘MİLLİ PETROL DAVAMIZ’ da görüleceği gibi o, “milli petrol” sevdalısıydı. tehlikede mi” sorusuna karşılık, “Hiç şüphe yok. Tam bağımsızlık tutkusu onu, petrol ve yeraltı kaynaklarımı- 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinin sıkıyönetim mahkemele- Hele laiklik kesinkes tehlikededir… İlericiler! İlericiler! zı sahiplenme sevdasının öncüsü konumuna getirmişti. rinde birçok sanığın avukatı, Türk Hukuk Kurumu ve Ankara Onlar dahi bu tehlikeyi görememekte… >> 8 29 Ocak 2026
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle