13 Şubat 2026 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

MERHABA tatürkçü düşüncenin, örgütlenmenin ve eylemin adı Muammer Aksoy ve ölümsüz yapıtı Kökler A ile devrimci filozof Simone Weil kapağımızda. İnsan haklarının, hukukun, tam bağımsızlığın, yurt- severliğin, sosyal devletin, barışın, gerçek demokra- sinin çağdaş eğitimin, laik Cumhuriyetin yılmaz Ata- türkçüsü, öncü aydınıydı Muammer Aksoy. “Bağım- Bir semti yazmak... sız Türkiye” ülküsünün, “milli petrol” ve “milli maden” davasının kararlı bir savunucusuydu. 27 Mayıs 1960’tan sonra Kurucu Meclis’te sözcü- HAFIZA MEKÂNLARI... Bir sokakta başlayan lüğünü yaptığı Anayasa Komisyonu’nda anayasanın Bir semti ancak yaşadığınız gibi çocukluğun öyküsü sizi alıp bir Atatürk ilke ve devrimlerine sonuna kadar bağlı ol- yazabilirsiniz. Oranın gerçekliği semtin varoluş öyküsüne taşır. masını ve anayasaya “sosyal devlet” ilkesinin yerleş- sizden bunu ister, eğer yazmaya Yaşam hep aynı kalacak tirilmesini savundu. soyunuyorsanız. Bunu da birebir sanırken semtin renkleri kokuları Tüm sorunlarımızın “ulusal bağımsızlık ile sıkı sıkıya ve hatta sesleriyle birlikte yaşam yaşamın fotoğrafını çekmek olarak ilişkili” olduğunu, az gelişmiş ülkelerde “tam bağım- da çeşitlenip evrilir. almamalı. sızlık” sorununun yaşamsal önemini vurguladı. Kutal, bir büyüme öyküsüyle Kentler, semtler de insanlar 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinin sıkıyönetim mah- gibidir. Ömürleri vardır; renkleri, semtin gerçekliğini anlatır. kemelerinde birçok sanığın avukatı, Türk Hukuk Ku- kokuları, yaşanmışlıkları... O hafıza yolculuğunda bir rumu ve Ankara Barosu başkanıydı. Atatürkçü Dü- Üstelik mekânın hafızası denen dönemin yaşamsal dokusundan şünce Derneği’nin kurulmasına öncülük yaptı ve ku- şeyin de yaratıcısıdır her kent. söz eder. rucu genel başkanı seçildi. Hafıza mekânları dediğimizde Derinlikli bakışı, sezgisel Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nun dediği gibi “Hak ve ilk akla gelen işte o kentin kavrayışıyla o “küçük kız” hukukun yılmaz savaşçısı”ydı. Uğur Mumcu’nun de- semtleri, sokaklarıdır. Oraları çocuğunun hatıralarındaki diği gibi “Kalpaksız Kuvayı Milliyeciler’in son temsil- tüm renklerin ortaya çıkmasını biçimlendiren evler, simgesel cilerinden biriydi. İnançlı, dirençli, kararlı ve mangal sağlayan yetişkin yazarımız bir yapılar ve insan öyküleridir. gibi yürekli...”. gölge gibi onun belleğinin izlerinde İnsansız bir yeri anlamak, hatta 31 Ocak 1990’da Bahçelievler’deki evine girer- yürür. tanımlayabilmek mümkün müdür? ken gericilerin saldırısına uğrayarak üç kurşunla öl- Linda Anderson, otobiyografiden söz eden Yazıda yolun, yolculuğun da başlama noktası dürülen Muammer Aksoy’u bugünü de aydınlatan şu kitabında, Philippe Lejeune’un bu türe getirdiği mekânlardır bence. Bir yere bakarak, bir mekânı cümlesiyle de saygı ve özlemle anıyoruz: şu tanımı alıntılıyordu: hatırlayarak yazarız. “Atatürk laikliği, yalnız uygarlığın, demokrasinin ve “Gerçek bir kişi tarafından üretilmiş, bireyin Farabi’nin El-Medinetü’l Fâzıla’da anlattığı “fâzıl özgürlüğün değil, aynı zamanda iç barışın (mezhep- kendi yaşamına odaklandığı, kendi varlığına, şehir” bize kentlerin iyi zamanlarını hatırlattığı gibi ler ve inançlar arasındaki barışın) ve ulusal birliğin özellikle de kişiliğinin gelişimine ilişkin, geçmişe sakinlerinin de “saadet”li zamanlarının ne anlama de yolu ve güvencesidir. İnanç ve ibadet alanı dışın- dönük düzyazı anlatıları.” (***) geldiğini gösterir. da kalan şeriat kurallarının dahi toplumun yaşamında Bu nedenle Farabi der ki: “Onun içindir ki egemen olmasını isteyen dinsel devlet doğrultusun- İNSAN İLİŞKİLERİ VE SEMT GERÇEĞİ bütün şehirleri -saadete erişmek maksadıyla daki çabalar ise aynı zamanda kardeş kavgasının ve Yaşadığınız bir kenti / semti yazmak, ister el ele vererek- çalışan bir millet de fâzıl bir bölücülüğün tutumudur.” Öner Yağcı’nın yazısı... istemez kendi hikâyenizi de katarak anlatmayı millettir; bütün milletleri, saadete ulaşmak kaçınılmaz kılar. Albert Camus’nün “çağımızın tek büyük ruhu” di- maksadıyla elbirliğiyle çalışan bir dünya da Kutal’ın doğup büyüdüğü semti yazma öyküsü ye selamladığı Simone Weil, fabrikada ve tarım sek- fâzıl bir dünya olur.” (*) de tümüyle bir yaşamı içeriyor. töründe işçilik yapmış, İspanya Savaşı’na gönüllü ka- Yaşamsal tanıklığında semtinin katmanlı tılmış, totaliter rejimleri birçok aydından önce eleş- GÜLAY KUTAL’DAN KADİM BİR SEMTİN öyküsü okuru da bir bellek yolculuğuna çıkarıyor. tirmiş, devrimci ve ilerici çevrelerle her zaman yakın ÖYKÜSÜ: ‘BEŞİKTAŞ’IN SURLARI’ Bir bakıma Farabi’nin altını çizdiği, “fâzıl ilişkilerde bulunmuş militan karakterli bir filozoftu. Gülay Kutal’ın Beşiktaş’ın Surları (**) adlı şehir”de insanları birbirine bağlayanların neler Fransa’nın Nazilerce işgalinin ardından 1942’de kitabını okurken karşıma çıkan da biraz bu olduğunu gösterir bize Kutal. Londra’da Fransız Direniş Konseyi’ne katıldı. Dire- duyguydu. Dahası öylesi yaşanmışlıkların Bu yalnızca akrabalık ilişkilerinde değil; nişçilerin önerisiyle savaştan sonra yeniden yapı- hikâyesinde gelip sizi bulan bir semtin hafızasına komşuluk, dostluk, alışverişte bulunduklarımızla lanacak bir Fransa için entelektüel bir temel me- yolculuktakilerin anlamı... kurduğumuz bağlarla mümkün olur. tin, bir çeşit anayasa taslağı yazmaya başladı ve Evet, orada yaşanmışlıklar kadar bir yeri Bir yerin kültürel dokusunu var eden insan erken ölümü yüzünden yarım kalacak, sonradan var eden gerçekliğin dokusunu sinenlerin ilişkilerinin nereden nereye taşıdığını, semt L’Enracinement (dilimize Kökler adıyla çevrilen) adı taşıyıcılıklarını barındıran hakikate tanıklık... gerçeğini var etmede bunların taşıyıcı rolünü verilecek son kitabını yazmaya başladı. Bu, bir anlamda, yazının / yazarın tanıklığı yaşanmışlıklardan yola çıkarak anlatır Kutal. Yapıt adil bir toplumun hangi ahlaki temeller üzeri- kadar kentin de ayrılmaz parçası olan kadim bir Burada yalnızca Beşiktaş’ın dününü bugününü ne kurulması gerektiğini anlatan siyasal ve felsefi bir semtin, Beşiktaş’ın öyküsüdür. değil, bir anlatıcının hafızasında yer edenlerin manifestoydu. Weil, kitabında modern insanın ahla- Bir yeri, bir kenti yazarken kaçınılmaz olarak tanıklığını okuyoruz aynı zamanda. ki görevlerini unutmasının onu köklerinden kopardı- kendinizi de katarsınız. Gülay Kutal, bize, bir semti nasıl yazmak ğı tezi ile ideal bir toplumun yeniden inşası için insa- Hele arada yaşamış, büyümüşseniz kaçınılmaz gerektiğine dair de ipuçları verir: nın yeniden “kök salması” gerektiğini savundu. Kita- olarak yaşanmışlıklara dönersiniz. Adeta şunu söyler: Önce kendi hikâyenizden bını “İnsana karşı görevler bildirgesine giriş” diye ta- Gülay Kutal da öyle diyor: başlayın; tanık, tanıklığının bir parçasıdır, bunu nımladı. Ferda Fidan’ın yazısı... “Şehirleri şehir, semtleri semt, mahalleleri unutmadan yazın. mahalle yapan biraz da öyküleridir. - Feridun Andaç (Gülay Kutal, Beşiktaş’ın Surları: Beşiktaş’ın Surları’nı okudukça çoğaldığınızı; İşte bu kitap da merkezi ‘Mecit Ali Sokak, 30 1960-70’li Yılların Beşiktaş’ında Yaşam, YEM), kendi semtinizi, sokağınızı, yaşadığınız yeri daha numara’ olan bir Beşiktaş öyküsü. Surlardaki - Kemal Bek (Yusuf Çotuksöken, Türkçe Sözlük, çok düşüneceksiniz eminim sevgili okurum. n kapıları, kapılarının konumları, anlatılanların çoğu Almina), gerçek ama bazısı hayal de olabilir! (*) El-Medinetü’l Fâzıla, Farabi, Çeviren: - İbrahim Berksoy (Andreï Makine, Sibirya Bavu- Kitabın başkahramanı küçük kızın şimdi altmış Nafiz Danışman, MEB Yayınları, 124 s., 1990. lundaki Sır, Çeviren: Yasemin Çalıkır, Eriken), yaşına gelmiş hali, kitaptaki ‘gerçekliğe’ büyük (**) Beşiktaş’ın Surları: 1960-70’li Yılların - Gültekin Emre (Fatoş Asya Akbay, Evin Bütün katkıda bulunmuştur. Beşiktaş’ında Yaşam, Gülay Kutal, Desenler: Işıkları, Plüton), Hayallerdir ise her ikisi de aynı derecede Firuz Kutal; YEM Yayın, 244 s., 2025. - Yunus Bekir Yurdakul (Anne-Gaëlle Balpe, Benden sorumludur. Gerçek ya da hayal, önemli olan tüm (***) Otobiyografi, Linda Anderson, Çeviren: Yazar Olur mu?,Çeviren: Begüm Elif Aktaş, Carpe Di- bu öykülerin Beşiktaş’la ne kadar bütünleştiğidir Bülent Ayyıldız, VakıfBank Kültür Yayınları, em / Fuat Sevimay, Hayal Kurmak Bedava, Mundi), kuşkusuz.” 206 s., 2025. - Vitrindekiler, kısa tanıtımlar, Emek Yurdakul’dan Güncel ve Mustafa Başaran’dan Bulmaca ile de dü- şün trafiği sürüyor! İyi okumalar... lİmtiyaz Sahibi: Cumhuriyet Vakfı adına: Alev Coşkun l Yayın Yönetmeni: Gamze Akdemir l Tasarım: Serhan Eren- l Sorumlu Müdür: Betül Berişe l Yayımlayan: Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık AŞ l İdare Merkezi: Prof. Nurettin Mazhar Öktel Sok. No: 2, 34381 Şişli- İstanbul l Tel: 0 (212) 343 72 74 (20 hat) Faks: 0 (212) 343 72 64 l Uets: 25999 - 15079 - 37611 l Reklam Genel Müdürü: Evsun Sinem Alkan l Reklam Rezervasyon: Tel: 0 (212) 343 72 74 Mail: reklam@cumhuriyet.com.tr l Baskı: İleri Basım Mat. Amb. Reklam Tanıtım Yay. ve Teknik Hiz. Tic. AŞ, Yenibosna Mah. 29 Ekim Cad. No: KITAP 11A/41 Bahçelievler - İSTANBUL. l Yerel süreli yayın l Cumhuriyet gazetesinin ücretsiz ekidir.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle