Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
FATOŞ ASYA AKBAY’DAN ÖZGÜN ŞİİRLER: ‘EVİN BÜTÜN IŞIKLARI’
İçten gelen sesin buyrukları!
toplum içindeki konumunu, yaşamını da ustaca sezdirme bu niden düğümlenir.
dizeler.“Yanılgılara” düşe kalka yol alıyor.
GÜLTEKİN EMRE Işık gerekir karanlığı, karam-
“Can sıkıntılarına” gire çıka yaşamaya devam ediliyor. Geç- sarlığı yenmek için. Zamanla her
“belki ısrar. belki cesaret. evden çıktım. çoğunluğun mişi unuta anımsaya çalışma hiç eksik olmuyor gece gündüz. şey yine aynılaşır. Yaşam zaten
görmek / istediği bir yüz. çizdiği / martılara yaklaştıkça de- Yaşlanmaya doğru alınan yolun verdiği iç sıkıntılarıyla baş bir devinimler, toparlanmalar,
ede ede yaşamaya devam! Rüyalara sığına sığına, hayaller kura
ğişti. tutacak oldum en haylazını. / bakıştık aptal aptal. / yenilmeler, yeniden direnmeler,
kura günlük yaşamın örgüsünü örmeye devam.
konuşacakmış gibi sustuk. // bizimki gözlerini kaldırmış ayaklanmalar, ayakta kalma sa-
Toplumsal yaşamdan da sezdirmeler “dikenli tel örgüler”le,
satırlardan. Uzun uzun baktım. / bulanık suya. Durulana vaşımları değil midir? İşte Fatoş
kadar. / iki yaz geçti aradan. Kış gibi heybetli. Akşam da “seçim zamanı sular”ın durulmasıyla, “düşünce / sistemi”nin
Asya Akbay da bunu harf harf,
geldi geçiyor. / vakti yok” (“akşam”) değişmesiyle “herkes”in tehlikede oluşu sezdiriliyor kırılan
sözcük sözcük yaşama geçiriyor dizelerinde.
testilerle, hayal kırıklıklarıyla. Yalnızlığın yarattığı iç huzur-
EV İÇİ, SOKAK İÇİ DİZELERLE YAŞAM
‘ŞİİRE KUŞ’ KONDURAN BİR ŞAİR
suzluğun etkileri de düşündürücü.
Fatoş Asya Akbay’ın Evin Bütün Işıkları (Plüton Yayınları)
Bilinen pencereleri, kapıları bir kez daha açıyor sıkıntıları,
kitabındaki şiirler evi, evin içindeki yaşamı, sokağı, kısa özlü VE ‘SUS DEVRİMİ’ BİTER!
sıkışmışlığı, çaresizliği, düş kırıklıklarını, günlük yaşamın tek
Evin Bütün Işıkları evin tüm odalarını aydınlatsa da yetmi-
dizelerle ele alıyor. Öykü anlatmıyor. Akıl vermiyor. Çare üret-
düzeliğini havalandırmak için.
yor kuşkuları, tedirginlikleri, belirsizlikleri, korkuları, hayal kı-
miyor. Yol göstermiyor. Ama imgeler ve metaforlarla içe işli-
Yaşamdaki öyküler çoğu zaman yarım kalıyor. Zaten “hava-
yor, düşündürüyor sezdirilenleri. rıklıklarını gidermeye. “kızımın saçlarını taradım. oğlumu ter-
da kalan elin / bir hikâyesi” yok mudur? Başka bir dil oluşmaz
Ev halkının günlük yaşamı, içe kapanıklık, düşünceler, ilişki- temiz giydirdim. ne / güzel büyüdüler. gövdemden ayrı. / beyaz
mı her anlatımda? Maskeler çıkmaz mı? Ağıtlara sığınılmaz
ler zincirindeki tıkanmalar, açılmalar, sevgi gösterileri... Doğa- bir ışık yüzüme vuruyor. kendi bahçemde. delilleri / kara göm-
mı? Yaşam “dünya gibi / ağır” olsa da çekilmez mi?
nın doğurttuğu düşünceler, imgeler... düm. korktum mu / anlamıyorum. başka şeyler var kapıda. ai-
Herkes bulunduğu yeri, konumu “inkâr” etse ne olacak? Ne
“sıcaklık gün geçtikçe artıyor. çakıl taşları cayır cayır. deni- le meselesi. satılık / ilanı. gizlediğim elbise. ucuz / bilet. sıra-
değişecek? Göç de yüze, göze, yaşama yansımaz mı? Sondan
ya koysam da her şey hemen olup bitiyor” (“yoksa paltosuz
zin / sesi tatlı bir ısrar. uzaktan. Öyle / sessiz durduğuna bak-
başlayarak başa gidilip gelinmez mir ara sıra geçmişin kapıları-
ma. içine çek. Sarhoş kalbim. seni en / yükseğe çıkardım.” gezgin kalmaya zorlanıyor mu”)
nı bir bir aça aça? “bilmediği yol uzun” gelmez mi insana?
(“kendi göğünde uçan”) İnsan çoğu zaman en acı zulmü kendine yapar. Hırpalar ken-
Evin Bütün Işıkları’ndaki şiirler “karanlığın aydınlığa
Hiç büyük harf kullanılmadan, kısa, çok kısa dizeler ve ken- disini hatalarını, yanlışlıklarını, eksikliklerini düşünerek.
kavuşma”sının göstergeleri, “ağzına kadar dolu sessizliğin”
dine özgü söylemi, biçimi bulmuş bir dil. Elleri, ruhu, gövdesi nasıl yorgun düşer insanın günlerin, yıl-
sese dönüşmesi, “birbirine benzeyen günlerin” yol ayrımları,
Annesinden her türlü ev işini öğrenen bir kızın, günü gelince ların ağır aksak geçişiyle!
“çekilmemiş fotoğrafların” arka yüzü.
“kızım, bilmeden öğrettiklerim için özür dilerim” diyen de bir İnsan, kimi zaman kendini bir başkası gibi de duyumsar çare-
“şiire kuş” konduran bir şair Fatoş Asya Akbay! Şiiri, şiirle-
annenin yaşama, ailesine, çevresine, geçmişine ve geleceğine sizliğine sığınıp. Susup kalınır çoğu zaman, çok şey sessizliğe
ri “içten gelen sesin buyrukları”.
n
bakışları da şiirlerin can damarını oluşturuyor. büründürür yorgun elleri, gövdeyi.
Evin Bütün Işıkları / Fatoş Asya Akbay /
“...hayatta / yaşayan mıydım? bana yer yok. ayıplar. korku- Sonra bir direnme, bir canlanma başlar “sus devrimi” biter.
lar arasında” diyen de bir kadının sesi oluyor. Kadının aile ve Sözcükler avuç avuç ateşe atılır. Düğümler bir çözülür, bir ye- Plüton Yayınları / 64 s. / 2025.
Aşırılar Apartmanı / Öznur
Duyum / Uçan Fil Yayınları /
40 s. / 4+ / 2025.
Yeni, başka, şaşırtıcı bir apart-
man burası. Oraya mı taşındı-
nız? Çekeceğiniz var demekten
çok epeyce eğleneceksiniz deme-
yi yeğliyorum. Çocuklar için resim-
lediği kitaplar, illüstrasyon çalış-
malarıyla tanıdığımız Öznur Duyum
Bir Soru Bin Cevap / Mavisel Yener / Resimleyen: Murat
bu kez yazıp resimlediği bir öyküy-
Sayın / Bilgi Çocuk / 136 s. / 9+ / 2025.
le çıkageldi. Tembel, Şimşek, Ge-
veze, Sakar, Hayalperest, Gürültü,
Çocuk yazınına; denemeden öyküye, şiirden romana,
Sinirli... Hepsi de tanış olduğumuz
oyundan atölye çalışmalarına her türde birbirinden değerli
kişiler. Nasıl olmuşsa aynı apart-
yapıtlar armağan eden Mavisel Yener’den Bir Soru Bin Cevap.
manın sakinleri olmuşlar. Kimse de huyundan vazgeçmiyor. Yönetici
Aslında soru sormaktan çok bizim sorularımıza sahip çıkmamızı
mi? O da tembel mi tembel, üstelik uykucu. Sorunlara çözümler üre-
bekliyor, umuyor. Dokuz “komik öykü”süyle gündelik yaşamın,
tirken yardımcı olacak doğru tutumlar, empatik tavırlar, özellikle ken-
insan ilişkilerinin, alışılagelmişe takılıp kalmalarımızın inceden
dimizi değiştirmenin değeri üzerine eğlenceli bir yolculuk.
eleştirisini yaparken alabildiğine eğlenceli de bir okuma
yolculuğu armağan ediyor bize. Öykülerine ustaca yerleştirdiği
sürprizler; tatlı, hoş gülümsemelerin ötesinde başka ve farklı
olanı düşünmeye de çağırıyor. Merakla, eğlenerek okurken En Büyük Gölge Kimin? / Ebru
aranan yanıtlarla kol kola sorular da çalıyor kapıları. Köfter / Resimleyen: Merve
Ergenoğlu / Meraklı Tilki / 36
s. / 3+ / 2025.
Yapay Zekâ / Ayşegül İldeniz / Resimleyen: Murat
Uzun Kuyruk’la Uzun Kulak, ah
Kalkavan / Doğan Çocuk / 60 s. / 8+ / 2025.
ne güzel yaşarlarken ormanın kı-
yısında kıyıcılar gelmesin mi or-
Kitabın adının aklımıza getirebileceği hemen her şeyi, ilginç
mana! Ne ağaç kalacak çevrede
başlıklar altında ve akıcı bir dille ele alıyor Ayşegül İldeniz.
Teknolojinin gelişim hızına bağlı olarak yeni buluşların geniş ne ekilecek toprak. Ne havuç ne
kitlelere ulaşması da büyük hız kazandı. Buradan bakınca kısa lahana! Düştüler yola iki kafadar.
sürede ve belki biraz da ansızın yaşamımıza giren yapay zekâ Biri fındıkkıran biri lahana kurdu.
gerçeği ilgi, merak ve sanırım biraz da korkuttu çoğumuzu. Kucak açtı onlara Ahmet Dede,
“Yapay zekâ nedir” sorusuyla çıktığımız yolculukta; makineler sözlerini dinleyince… El ele verince çoğaldı ürün, paylaşı-
düşünebilir mi, gelecekte bizi ne bekliyor, geleceğe nasıl
verdiler hakça. Çevreyi dikkate almayan, doğal yaşama ölçüsüz mü-
hazırlanalım, evrenin en karmaşık bilgisayarı nedir, yapay zekâ
dahale eden tutumlara dikkat çeken neşeli öyküyü Ebru Köfter şiirsel
düşüncelerimizi okuyabilir mi türünden meraklarımıza da açıklık
bir dille kaleme almış. Merve Ergenoğlu’nun resimleriyle bir kez daha
getiriyor İldeniz, bu titiz çalışmasında. Dahası da var! Kısacası
dile gelmiş iki arkadaşın dayanışması. Bize de bu öyküye ve onların
öğrenme isteğimizi, sevgimizi besleyen bir çalışma.
dayanışmasına katılmak kalmış!
14 29 Ocak 2026

